Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nda Manavgat Müftülüğü’nde konferans

  1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası kapsamında Manavgat Müftülüğü’nde konferans düzenlendi. Din görevlileri ve vatandaşların katıldığı konferansta Manavgat Müftü Vekili Saffet Sevim Peygamber Efendimizin hayatından kesitler sunarak, çeşitli bilgiler aktardı. Ayrıca hafta kapsamında bugün kılınacak Cuma namazında da vefat eden din görevlileri ile camilerin yapımında katkıda bulunan vefat etmiş hayırseverler için okunan hatmi şerifin duası okunacak. Külliye Camii’nde de Muharrem ayı nedeniyle Cuma namazı çıkışı aşure dağıtılacağı bildirildi. 1986 yılından bu yana Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanan ve 2003 yılından bu yana da Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanan hafta kapsamında Manavgat Müftülüğü’nde konferans düzenlendi. Manavgat’ta çalışan din görevlileri ve vatandaşların katıldığı konferansın konuşmacısı Manavgat Müftü Vekili Saffet Sevim oldu. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve çeşitli ilahilerin okunması ile başlayan konferansta Peygamber Efendimizin hayatından kesitler sunarak, İslami konularda birçok bilgi aktaran Manavgat Müftü Vekili Saffet Sevim, “Her baktığımızı gördüğümüzü sanıyoruz. Bakmakla görmek arasında fark var. Baktığımızı gördüğümüz ve gördüğümüzü anladığımız zaman, işte o zaman doğru işleri yapabileceğiz demektir” dedi. Bu yıl kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın temasının ‘Cami, Şehir ve Medeniyet’ olarak belirlendiğini ifade eden Manavgat Müftü Vekili Saffet Sevim, Manavgat Müftülüğü’nde görevli 258 personelin, 29’u merkez olmak üzere 246 camide görev yaparak, halka doğru ve yalın bir şekilde İslam’ı anlattığını, din görevlilerinin sadece namaz kıldıran kişiler olarak görülmemesi gerektiğini, din görevlilerinin insanların hayatları boyunca her zaman yanında olduğunu söyledi. Hafta kapsamında vefat etmiş olan din görevlileri ve Manavgat’ta camilerin yapımına ve bakımlarına katkıda bulunmuş ve vefat etmiş hayırseverler için hatmi şerif okunduğunu belirten Müftü Vekili Saffet Sevim, Cuma namazında okunan bu hatmi şerif için halkın da katılımı ile hatim duasının okunacağını bildirdi. Camiler ve Din Görevlileri Haftası ile ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın yaptığı konuşma ise şöyle: “Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (SAV) ile beraber kısa sürede bütün dünyayı etkileyen. Medine'den medeniyete uzanan İslam düşüncesinin anlaşılması için, cami, şehir ve medeniyet kavramlarının doğru anlaşılması oldukça önemlidir. İslam'da hayatın, şehrin ve medeniyetin merkezinde cami vardır. Cami bireyin inanç dünyasından 'toplumsal ilişkilere, kulluk, sorumluluk ve güzel ahlak bilincinin oluşmasından hukukun inşasına, eğitimden iktisada, aileden çevreyle ilişkilere, hayatın bütün alanlarına yönelik değerlerin köklerinin birleştiği mekândır. Peygamber efendimiz henüz hicret yolundayken, ilk fırsatta Küba'da yapımında bizzat kendisi de çalışarak bir mescid inşa etmiş- Medine'ye hicretle birlikte. Mescid-i nebinin temelini atmıştır. Mescid-i nebinin fonksiyonlarına baktığımızda: eğilimden iktisada kadar, bireysel, toplumsal ve idari bütün işlerin mescid içinden yürütüldüğünü görmekteyiz. Nitekim İslam'ın en güzide topluluğu olan sahabe nesli bu mescitten yetişmiştir. "Camiler bir İslam beldesinin en somut şiarıdır..." Kubbesiyle Müslüman yürekleri "tevhid" eden; Minberi ve kürsüsüyle ilmi, hikmeti haykıran; Mihrabıyla yüzleri ve gönülleri Allah'a döndüren; Minareleriyle şehirlerin şehadet parmağı olan camiler bir İslam beldesinin en somut şiarıdır. Cami hem fiziki yapış ve varlığı, hem de fonksiyonlar ve temsil ettiği değerler açısından İslam toplumunun ve düşüncesinin merkezidir. Fiziki yapı, olarak baktığımızda camiler; sanatın sadelikle huzur veren bir insicam içinde buluştuğu, maddenin manayla bütünleştiği, İslam inancının temel ilkelerini hatırlatan öğeleriyle özgün mimari yapılardır. Caminin bu merkezi konumunun önemi aslında sadece fiziki varlığı da değildir. Caminin temsil ettiği değerlerdir. Kubbe, kürsü, minber, mihrap ve minaresiyle camiye ait her mekânın özel anlamları vardır. İslam'ın temeli olan tevhid ve insanın ana gayesi kulluk, en somut şekliyle camilerde yaşanmaktadır. Kıyam, rükû, secde bir duruşun, bilincin ve hayat tarzının ifadesidir. Kürsü ve minber İslami bilginin ve bilincin membaıdır. Camide, omuz omuza saf tutularak kılınan her namazda, statülerin ve farklılıkların; eşitlik ve kardeşlik çizgisinde buluştuğu bir mana yaşanmaktadır. Dolayısıyla camilerin fiziki varlığı ve işlevleri kadar, bireyi ve toplumu inşa eden yönü de göz ardı edilmemelidir. Camiler inşa etmek, onlara sahip çıkmak ve camileri onarmak ve camileri imar etmek Müslümanların bir görevidir. Aynı zamanda Müslümanlar, camilerin temsil ettiği, tevhid. kulluk, özgürlük, kardeşlik, eşitlik, beraberlik, yardımlaşma, dayanışma gibi değerleri koruma, yaşama, onarma ve yaşatma sorumluluğunu da taşımaktadır. Allah Rasulü'nün "yeryüzü bana mescit ve temiz kılınmıştır" hadis-i şerifi aynı zamanda bütün yeryüzünde İslam'ın hayat veren ilkeleriyle yaşamak ve bu ilkeleri tanıtmak mesajını da ihtiva eder. Allah Teâlâ'nın, kıyamet günü arşın gölgesinde gölgelendireceğini müjdelediği, "kalbi mescitlere bağlı olan kimseler'", caminin ve cemaatin müdavimi olmaları yanında, kalbi İslam'ın değerlerine bağlı kimselerdir. Tarih boyunca Müslümanların, evinden önce mescidini inşa ederken, yaptığı sadece fiziki bir mekân değildir. Tevhid, kulluk, kardeşlik gibi değerler üzerinde yükselen bir hayatın ve medeniyetin de inşasıdır. İslam tarihi boyunca şehirler cami merkezli planlanmıştır, Dolayısıyla, cami şehrin merkezini belirler, şehir planının kurucu öğesidir ve şehir caminin etrafında şekillenir. Çevresinde yaşanan şehir hayatı, caminin bir devamı olarak camideki tevazu iş hayatına, merhamet, aile hayatına, şefkat insan ilişkilerine yansır Caminin bireye kazandırdığı; adalet, merhamet, yardımlaşma gibi ahlaki değerler şehrin huzurunu ve güvenini sağlar. İslam tasavvurunda şehir: hukukun uygulandığı, insanların haklarının ve ö/gürlüklerinin teminat altına alındığı, güvenin ve huzurun yaşandığı verdir. İnsanların, çevreyle ve toplumla ilişkilerini, sorumluluk ve duyarlılık bilinciyle kurduklar, yerdir. İnsanın ve insana ait değerlerin ön planda olduğu yerdir. Hicretle birlikte şehir. Mescid-i Nebi'nin etrafında kurulmuş. Yesrib, mescidin inşa ettiği değerler ile Medine'ye dönüşmüştür. Efendimizin kurduğu bu cami merkezli şehir. Müslümanların kurdukları şehirlere model olmuştur. İslam düşüncesinde şehirlerin ruhu vardır ve şehir o ruh ile anlam kazanır. Çünkü şehri anlamlı kılan; şehrin, üzerine imar edildiği manevi değerlerdir, Eğer insanın değerleriyle, içerisinde nefes aldığı şehir arasında bir bağ yoksa o insan, yaşadığı şehirde hep gariptir, garip kalır. İslam şehirlerinin ruhunu cami merkezli değerler oluşturmaktadır. Cami. insanın kendisiyle, rabbiyle. toplumla, çevreyle, sorumluluk ve duyarlılık bilinciyle olumlu ilişkiler kurması için onu eğitir. Bu ilişki biçimi şehirle, yaşanan bir ahlaka ve yerleşik bir hayata dönüşür. Böylece erdemli bireylerin kurduğu şehirler, medeniyeti inşa eder. Camiler şehrin kalbidir. Nasıl ki kalp. kanın temizlenmesi için hayati bir görev icra ederek insanın hayatta kalmasını sağlıyorsa, mabedlerde şehri ayakta tutan değerlerle gönülleri imar eden mukaddes mekânlardır. Bu sebeple çocuklarımızı, genç yaşlı bütün kardeşlerimizi, mabedlerin huzur ikliminde buluşmaya davet ediyorum. İslam tarihi boyunca Müslümanlar, caminin temsil ettiği değerleri kuşanarak, güvenli şehirler kurmuşlar, refahın ve huzurun yaşandığı şehirlerle, insani değerlerin ön planda olduğu, mazlumların umudu ve sığınağı olan medeniyetler inşa etmişlerdir. Bugün en önemli meselelerimizden birisi, cami tasavvurumuzu ve planlamamızı, acil olarak, yeniden ele almamız gerektiğidir. Camilerimiz, mutlaka, şehirlerin dokusuna ve nüfus yoğunluğuna uygun, sosyal din hizmetleri, kadın, çocuk, engelli, yaşlı bireyler göz önüne alınarak planlanmalıdır. Camiler artık bir kültür merkezi olarak da düşünülmeli ve bu işlevi serine getirecek mekânlarla beraber inşa edilmelidir. Diğer yandan, camilerin, bireyi ve toplumu güzelleştiren işlevselliğini yeniden güçlendirmeliyiz. Caminin temsil ettiği, tevhid, birlik, beraberlik, samimiyet, kardeşlik, paylaşma, tevazu gibi değerlerin, bireysel ve toplumsal hayatımızda daha etkin olması için gayret sarf etmeliyiz. Bizler caminin değerleriyle kurulan bir medeniyetin varisleriyiz. Sadece ibadetlerimiz değil, tarihimiz, edebiyatımız, örf ve adetlerimiz camiyle iç içedir. Nitekim İstiklal mücadelemizin en önemli merkezlerinden biri camilerimiz olmuştur. Aynı şekilde 15 Temmuz hain darbe girişiminde, minarelerinden yükselen salalarıyla, camilerimizin ne kadar önemli olduğu açıkça görülmüştür. Şehirlerimizin huzuru ve güveni için bütün sorumluluklarımız, özveriyle yerine getirmeliyiz. Bugün, bireysel bunalımlar ve küresel krizlerin girdabında tarihinin en zor zamanlarından birini yaşayan insanlığın huzuru, barış, ve güvenliği için, İslam medeniyetinin mensupları olarak, en büyük sorumluluğun üzerimizde olduğu bilinciyle her zamankinden daha çok çalışmalıyız. Bütün teşkilat mensuplarımızın Camiler ve Din Görevlileri haftasını tebrik ediyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, milletimize din hizmeti sunmak için, büyük bir heyecan ve özveri ile çalışacaklarına inanıyor ve her birine ayrı ayrı başarılar diliyorum. "Camiler ve Din Görevlileri Haftası" teması olarak ele aldığımız. Cami, Şehir ve Medeniyet konusunun önemli bir tefekküre, bir bilince ve bütün boyutlarıyla bir inşaya vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum”