Mustafa Özen: “Tarımın geleceği toprak ile suyun korunmasında”

Türkiye’nin ve bir çok ülkenin gıda deposu konumunda olan Antalya’nın, 2 milyon 238 bin dönüm yüzölçümü ile ikinci büyük, 225 bin nüfusu ile de beşinci büyük ilçesi olan Manavgat’ta 358 bin 855 dönüm tarım arazisi olduğunu ifade eden Antalya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mustafa Özen, halkın yaklaşık yüzde 35-40’ının tarım ile uğraştığını söyledi. Tarım gündemi ile toplanan 7. Manavgat Buluşması’nda Manavgat tarımı ile ilgili bilgiler aktaran Antalya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mustafa Özen, Manavgat’ta tarım arazilerinin 179 bin 190 dönüm ile tahıl ve bitkisel ürünlerin ekiminde, 45 bin 228 dönümün sebze bahçeleri olarak, 53 bin 920 dönümün meyve, içecek ve baharat bitkilerinin ekiminde, 555 dönümün ise süs bitkileri ekiminde kullanıldığını, toplam tarım alanının yaklaşık yüzde 15’ine tekabül eden 77 bin 962 dönüm arazinin ise nadasa bırakıldığını söyledi. Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü olarak, merkez ve 19 ilçede bin 250 personel ve yaklaşık 150 araçlık araç parkı ile tarım sektörüne hizmet verdiklerini belirten Özen, “Usulsüzlük yolsuzluk yapacak olan işletmelerin başına bir polis gibi bir asker gibi dikilemeyiz, dolayısıyla bizim hedefimiz tüketiciyi bilgilendirmek. Bundan dolayı 19 ilçemizde haftada bir gün olacak şekilde AVM olan ilçelerde AVM’lerde, olmayan ilçelerde de şehrin en kalabalık caddesinde stant kuruyoruz” dedi. Manavgat’ta turizm ve tarım gibi iki büyük sektörün iç içe olduğunu ifade eden Özen, “İki tane dev sektörün faaliyet yapması gereken bir pozisyondayız. Burada planlamanın çok iyi yapılması lazım” dedi. Tarımın bir geleceğinin olması için toprağın ve suyun korunmasının önemli olduğuna dikkat çeken Özen, “Nerede olursa olsun eğer tarımla ilgili bir gelecek düşünüyorsanız iki tane değeri korumanız gerekiyor bunlardan bir tanesi toprak bir tanesi de sudur. Bu ikisi olmadan siz tarımla ilgili herhangi bir yatırım herhangi bir hayal kuramazsınız böyle bir şey mümkün değil. Dolayısıyla eğer biz Türkiye’nin tarımda başkenti olduğunu iddia ediyorsak, il olarak bu iki tane şeye sahip çıkmak zorundayız. Bizim 1 metre bile tarım arazisini kaybetme lüksümüz yok. Hem çok güzel tarım yapalım hem çok güzel turizm, bu ikisi bir arada olabilir tabi ki ama aynı arazi üzerinde olmasının imkanı yoktur. Dolayısıyla bizim başkent olmamızın yakın coğrafyada ki ülkelerin üretim deposu olmamın getirmiş olduğu sorumluluğumuz var. Dolayısıyla bizim bu sorumluluğu yerine getirebilmemiz için öncelikli olarak tarım arazimizi korumak zorundayız” diye konuştu. Manavgat’ın sahip olduğu toprak zenginliğinden yeterince faydalanmadığını burgulayan Antalya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mustafa Özen, “360- 356 bin dönüm bir tarım arazisi olan Manavgat’ımızda maalesef, Kumluca ilçesine baktığımızda sera havuzu gibi görünür ama bizim haritamıza baktığımız zaman bir açık alan seraların çok olmadığı tarım arazisinin bol olduğu bir alan bir ova olarak görüyoruz. Dolayısıyla örtü altı yetiştiriciliğimizde serada yaklaşık 13 bin dönüm civarında bir alanımız var Manavgat’ta. Mesela Elmalı ilçesinde 20 bin dönümdür Demre’de 19 bin dönümdür yaklaşık, dolayısıyla biz Elmalı’nın, Demre’nin, Korkurteli’nin bile gerisindeyiz örtü alı yetiştiriciliğinde, Kumluca’nın çok çok gerisindeyiz zaten. Dolayısıyla ben bunu niye söylüyorum çok güzel bir potansiyelin üzerinde oturduğumuzu ifade etmek için söylüyorum. Toroslardan denize kadar olan 356 bin dönüm tarım arazisinin yaklaşık  yüzde 80’e yakın bir kısmını Torosların beri tarafında olan bir coğrafyadan bahsediyorum. Evet bunu daha önce 2050 yılının stratejik kitabını hazırlayan hocamız bunu keşfetmiş tespit etmiş çok güzel ifade etmiş. Toroslar, bir tarafında Alaraçayı 64 km geliyorsunuz Aspendos ve çok güzel bir ova tarımsal bir ova. Bana göre gerçekten Antalya’nın en şanslı ilçelerinden bir tanesi. İki sınırı suyla belirlenmiş ve ortasından da su akan bir coğrafya, bugün su kıtlığından dolayı acil eylem toplantıları yapılan ilimizde gerçekten o noktadayız bugün Döşemealtındaki içme suyu kaynaklarımız bile 1960-1970’li yıllardaki kuraklığın 6’da 1’in dahi altına inmiş durumdayız. Öyle bir konu konuşulurken, Manavgat adeta su değmeyecek sulanamayacak bir arazisinin olmadığı bir coğrafya. Bir potansiyel, tabi sevindirici kısımları da var, yok değil” diye konuştu. Manavgat’ta tercih edilen ürünler hakkında bilgi veren Özen, çiftçileri yaşanabilecek doğal afetlerden dolayı TARSİM sigortası yapmaya çağırdı. Özen, “İlçemizin potansiyeli anlatmak için söylüyorum. Tarla bitkilerinde; birinci ürün olarak kullanılan mısır ve daha sonrasında pamuk ve susam, örtü altı sebze yetiştiriciliğinde Manavgat için karpuz vazgeçilmezdir. Maalesef çok sıcak gitmesinden dolayı arazide hiç hasat elde edememiş çiftçilerimiz vardı. Bu noktada ben çiftçilerimize duyarlı olmalarını ürünlerini ve arazilerini sigortalatmalarını özellikle istirham ediyorum. Çünkü TARSİM’le sigortalatan hiçbir çiftçimiz bu olumsuzluklardan etkilenmediler. Ürünlerini satmış gibi muamele gördüler” diye konuştu. Meyve yetiştiriciliğinde turunçgiller başta olmak üzere Manavgat’ta zeytin yetiştiriciliğinde de üst sıralara çıktığını belirten Özen, “Süs bitkilerinde alan olarak çok düşük olmamıza rağmen Antalya’nın nerdeyse 10 yakın bir üretimi, özellikle dış mekan süs bitkilerinde 10’a yakın bir üretim gerçekleştirmekteyiz. Önemli ürünlere baktığımız zaman tarım arazilerinin tarla bitkileri arazilerinin yoğun olmasından dolayı özellikle tahıllar kısmında işte buğdaydır, mısırdır, soyadır, susamdır, pamuk gibi ürünlerin ön plana çıkışı vardır. Yüzdeliklere baktığınız zaman ilçemizin Manavgat’ımızın Antalya’daki durumunu özellikle ifade eden yüzdeliklere baktığımızda, neredeyse hemen hemen her üründe 20-25 oranında ilimizin tarımına katkı sağlamaktadır. Örtü altı muz yetiştiriciliği, bir yıl içerisinde 2015 yılında 70’lik bir artış söz konusu. İlçenin hayvan varlığıyla ilgili yaklaşık 24 bin civarında bir büyükbaş varlığımız yaklaşık 250 bin civarında da bir küçükbaş varlığımız var. Hayvansal üretimin katkıları baktığımız zaman toplamda 57 milyon lira civarında bir hayvansal üretim değeri vardır. Tarımsal üretimdeki konuya katkısı anlamında baktığımızda toplamda bütün bitkisel üretim ve hayvansal üretim dahil yaklaşık 570 milyon lira civarında bir tarımsal üretim olarak katkı sağlamaktadır” diye konuştu. Bakanlık olarak sadece zirai faaliyetlerle değil aynı zamanda denetlemeler de yaptıklarını belirten Özen, “2015 yılda yaklaşık 3 bin işletmede 2 bin civarında bir denetim gerçekleştirmiştik. 2016 yılında da yaklaşık gene 3 bin işletmeden 4 bin 300 denetim gerçekleştirdik. Burada bir konuyu açmak istiyorum bu seneki hedefimiz 15 arttırmak bu denetimleri özellikle Haziran ayında Manisa’daki bir askeri kışladaki gıda zehirlenmesinden sonra bizde il müdürlüğü olarak turizm işletmelerimizde böyle bir vaka yaşanabilir olasılığından dolayı özellikle sezonun başladığı tarihten itibaren sezonun biteceği tarihe kadar her ay bütün turizm işletmecilerinin ve turizm işletmecilerinin tedarikçilerinin denetleme programı yaptık. Bunu bu aya kadar gerçekleştirdik sezon kapanana kadar bunu denetlemeye devam edeceğiz. Bu noktada gıda denetiminin sayısının çok olması doğrusu kalite anlamında ölçüt değildir. Biz denetimlerimizin kaliteli olması anlamında il müdürlüğü ve 19 ilçe müdürlüğü olarak göreve geldiğimiz günden itibaren haftada bir gün ilçe müdürlüğümüzün gıda denetim elemanlarıyla şehrin en işlek caddesine bir stant kurulmasını talimatlandırdık. Bu standın adı tüketici bilgilendirme noktası bizim buradaki amacımız biliyorsunuz ilimizin yaklaşık 24 bin adet gıda işletmesi var. Biz bunları her daim denetleyemeyiz tamam yeterince denetliyoruz ama usulsüzlük yolsuzluk yapacak olan işletmelerin başına bir polis gibi bir asker gibi dikilemeyiz dolayısıyla bizim hedefimiz tüketiciyi bilgilendirmek. Bundan dolayı 19 ilçemizde haftada bir gün olacak şekilde AVM olan ilçelerde AVM’lerde olmayan ilçelerde de şehrin en kalabalık caddesinde stant kuruyoruz karar verdik ve bunu da bugüne kadar gerçekleştirdik. Manavgat’ımızda yaklaşık 216 tane tarımsal işletmemiz var. Özellikle paketleme tesisi 10 tane, yağ işletme tesisinin 9 tane olması öne çıkan rakamlardır” diye konuştu. Uygulanan desteklerden de bilgiler aktaran Özen, “2014-2015-2016 yıllarını 3 yıl aldık 2016’nında en son yaklaşık 13 milyon lira civarında farklı kalemlerde tarımsal destekleme verdik. İlçemize ve bizim önem gösterdiğiz kırsal kalkınma ve yatırımların desteklenmesi programları kapsamlarında yapılan projeler bu kapsamda 2007-2017 yıları arasında ekonomik yatırımlar adı altında 12 tane projemize destek verdik. Bunların tutarı hibe olarak 4 milyon 400 bin lira civarında projelerden kesitler bunlarda gösteriyorum. 2018 yılında da aynı şekilde devam edecek olan bir yatırımlardır bunlar tabiî ki ilimizde geçen yıl 85 adet proje yaklaşık 107 milyon civarında il müdürlüğümüzce değerlendirilip bakanlığımıza sunuldu. Bu sunulan projelerin tamamı bakanlığımızca desteklendi ve 104 milyon lira toplam maliyeti olan yaklaşık 57 milyon lirası hibe olacak şekilde bir proje geldi gerçekleştirmelerini bekliyoruz” diye konuştu. Son 5-6 yılda üretim miktarını artırmak amacıyla yapılan çalışmalarda yüzde 100’lük artış sağlandığını, bunun ötesinde ise yapılacak çalışmaların toprağın ve çevrenin yapısını bozabileceğine değinen Antalya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mustafa Özen, “Daha fazla ürün elde edeceğimiz için yapacağımız her çalışma toprağın sağlığına olsun, toprağın yapısına olsun, çevreye olsun, çevredeki canlılara olsun veya insan sağlığına olsun zarar verebilecek çalışmalar haline gelir. Dolayısıyla bizim artık bu noktadan sonra birim alandan daha çok ürün elde etme çalışması yapmak yerine birim alanlarımızı arttırmamız gerekiyor. Bizim o altını çizmiş olduğum 78 bin dönüm nadas alanımızı tarıma katmamız gerekiyor. Bizim 356 bin dönüm olan Manavgat’ın tarımsal alanı olan tarım alanını 356 bin dönümde tutmamız gerekiyor. Peki, bunu kim yapmalı nasıl yapmalı, buradaki herkes paydaşlarımız, yarımız yetiştiriciyiz yarımız tüketiciyiz hepimiz bir paydaşız ve bu bütün paydaşların problemidir. Gelinen noktaya baktığımız zaman bundan sonraki ülkeler arası savaşların yüzde 80-90’ı su politikaları üzerine, gıda politikaları üzerine kurulacağı söyleniyor. Biz eğer kendimizi besleyebilecek, ülkemizi besleyebilecek bir gıda üretimi yapmıyorsak, yapamazsak bizim çok zengin olmamızın bir anlamı olmaz diye düşünüyorum. Dolayısıyla biz tarım il müdürlüğü olarak bundan sonraki süreçte ya kontrollü kimyasalın kullanıldığı üretim modeli ki bunun adı ithal uygulamalarına yönelik bir üretim modelidir veya biyolojik mücadele ile yapılacak olan tarımsal üretim modelini üretiyoruz. Biz üretmiş olduğumuz her besinle kendi geleceğimizi besliyoruz, kendi çocuklarımızı besliyoruz eğer sağlıklı bir nesil yetiştirmek istiyorsak sağlıklı ürün yetiştirmek zorundayız” diye konuştu. Tarım sektöründe yatırım yapmak isteyen yatırımcılara seslenen Özen, “Manavgat ilçesinde bizim 92 tane personelimiz var. Bu personellerimizin zaten amacı yönlendirmek. Benim hep görev anlayışım şudur; üreticinin hep başında yer alacaksın sonunda değil, yani biz ceza kesmeye gitmeyelim yönlendirmeye gidelim. Denetlemeye gitmeyelim kontrol etmeye gidelim. Yeni yatırım yapacak olan herkesi ilçe müdürlüğümüze her türlü teknik konuda ilçe müdürlüğümüze davet ediyorum. Gelmelerini şiddetle tavsiye ediyorum” dedi.