Haber Detayı
27 Kasım 2017 - Pazartesi 11:12 Bu haber 427 kez okundu
 
Aslanhan: “Aileymiş gibi davranıyoruz”
Ümmet Gençleri Derneği’nin davetlisi olarak Manavgat’a gelen ve ‘Bilinçli Aile İdeal Gençlik’ konulu seminer veren kişisel gelişim ve eğitim uzmanı, yazar Sıtkı Aslanhan, babaların babaymış, annelerin anneymiş gibi davrandığını belirterek, “Son 10 yıldır, 15 yıldır anne babalar sadece dünyalık işlere odaklandılar. Sadece çocuklarının karnesinin sol tarafındaki notlara odaklandılar, akademik başarılarına, sınavlarına odaklandılar. Bizim olmadı çocuklarımızın olsun, biz sahip olmadık onlar olsun düşüncesiyle de beraber yokluğu, hayır demeyi, sıkıntılara göğüs germeyi, ayakta kalmayı bilmeyen, mücadele etmeyen, sorunlarını çözemeyen bir nesil yetişmeye başladı” dedi.
EĞİTİM Haberi
Aslanhan: “Aileymiş gibi davranıyoruz”

 

Ümmet Gençleri Derneği’nin davetlisi olarak Manavgat’a gelen ve ‘Bilinçli Aile İdeal Gençlik’ konulu seminer veren kişisel gelişim ve eğitim uzmanı, yazar Sıtkı Aslanhan, babaların babaymış, annelerin anneymiş gibi davrandığını belirterek, “Son 10 yıldır, 15 yıldır anne babalar sadece dünyalık işlere odaklandılar. Sadece çocuklarının karnesinin sol tarafındaki notlara odaklandılar, akademik başarılarına, sınavlarına odaklandılar. Bizim olmadı çocuklarımızın olsun, biz sahip olmadık onlar olsun düşüncesiyle de beraber yokluğu, hayır demeyi, sıkıntılara göğüs germeyi, ayakta kalmayı bilmeyen, mücadele etmeyen, sorunlarını çözemeyen bir nesil yetişmeye başladı” dedi.

Kişisel gelişim ve eğitim uzmanı, yazar Sıtkı Aslanhan, Ümmet Gençleri Derneği’nin davetlisi olarak geldiği Manavgat’ta, Delta Düğün Salonu’nda aileler ve çocuklarına ‘Bilinçli Aile İdeal Gençlik’ konulu seminer verdi.

Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği seminer ile ilgili olarak bilgi veren Ümmet Gençleri Derneği Antalya Şube Başkanı Ferruh Doğan, dernek üyeleri ile birlikte birkaç aç önce uyuşturucu krizine giren bir genci sokakta gördüklerini ve bundan çok etkilendiklerini belirterek, “Bu gençlerle alakalı ne yapabilirdik, çünkü bu sokaktaki gençler bizim gençlerimiz, benim, senin bir arkadaşımızın evladıydı. Ben el uzatmazsam, bir başkası el uzatmazsa bu çocukları topyekun kaybedeceğimizden dolayı bir şeyler yapma gereği duyduk. Ben gücümün yettiği kadar, Sıktı Aslanhan hocamızın da bu konularda deneyiminin olduğunu bildiğim için, mücadeleci, girişimci ve konuşmalarıyla da etki yaratacağını düşünerek, birkaç arkadaşımızla bir araya geldik, istişare yaptık ve dedik ki, karanlığa küfretmektense bir ışık yakalım. Biz böyle bir ışık yakmaya çalışarak bu gençliğimizi ailesiyle beraber kavuşturma, barıştırma, kucaklaştırmayla birlikte bundan sonraki güzel günlere ulaşabilmek umuduyla böyle bir yola çıktık” diye konuştu.

Yoğun programına rağmen kendisine gelen daveti kırmayarak Manavgat’a geldiğini ve 2 saatlik toplantının ardından hemen geri döneceğini ifade eden Sıtkı Aslanhan, ailelerin çocuklarına karşı aşırı korumacı davrandığını vurgulayarak, gençlerin anne babaları yanlarında olmaksızın hiçbir şey yapamaz konuma geldiğini söyledi.

Evlilikte eşler arasında boşanma ile sonuçlanan sorunların ve ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili sıkıntıların her geçen gün arttığına dikkat çeken kişisel gelişim ve eğitim uzmanı, yazar Sıtkı Aslanhan, “Tabi ortada bir sıkıntı varsa bu bir günlük, 3-5 günlük bir sıkıntı değil. Mutlaka geçmişi olan bir sıkıntı, ihmal edilmesinin doğurduğu bir sıkıntı, nasıl ki evimizde lavabo tıkandığı zaman, tüh Allah kahretsin lavabo tıkandı diyoruz, ama o lavaboyu açmak için uğraştığımızda veya ustayı getirtip çıkardığımızda, o tıkanan lavabonun borularından neler neler çıkıyor. Belki bir yıllık bir birikim, çocukların attığı peçeteler, dökülen yağlar vesaire vesaire. Bugün ailelerde yaşanan sıkıntılarda adeta lavabonun tıkanması gibi süreç içerisinde ihmal edilen, göz ardı edilen birçok sıkıntının tıkanması sonucunda ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Türkiye’de son 10-15 yıldır ailelerin sadece dünya işlerine odaklandığına vurgu yapan Aslanhan, “Sadece çocuklarının karnesinin sol tarafındaki notlara odaklandılar, akademik başarılarına, sınavlarına odaklandılar. Bunlara daha dünyaya geleceğini haber aldıktan itibaren güzel arabaları, kılık kıyafetleri, en güzel bebek odasını hazırlamaya odaklandılar. Dünyaya geldiği zaman onları rahat ettirecek kılık kıyafetler, oyuncaklara odaklandılar. En iyi anaokulu, en iyi okul, en iyi kıyafetler, evet evet bunlar çok güzel ama bir tarafta da hayatın ilerleyen sürecinde de onun işine yarayacak, hem dünyasını hem ahiretini kurtaracak olan manevi dünyasına kimse odaklanmadı. Bir süre sonra çocuklar 13-14 yaşına gelip ergenlik dönemine girmeye başlayıp anne babayı beğenmemeye başlayıp farklı davranışlar sergilemeye başladığı dönemde anne baba dönüp baktı ki kendi hayal ettiği tarzda bir çocuğu yetiştiremediğini gördü. Bu sefer feryat etmeye başlıyor, biz nerede hatta ettik” diye konuştu.

Geçmişi geriye almanın mümkün olmadığını ifade eden Aslanhan, ailelerin kendi anne babalarından her istediklerini alamadıklarını, imkanları olmadığı için bir çok şeyden mahrum kaldığını düşünerek, ‘biz sahip olamadık bari çocuklarımız sahip olsunlar’ dediğini belirterek, “Biz sahip olmadık onlar olsun düşüncesiyle de beraber, çocukları yokluğu bilmeyen, hayır demeyi bilmeyen, sıkıntılara göğüs germeyi bilmeyen, ayakta kalmayı bilmeyen, mücadele etmeyen, sorunlarını çözemeyen bir nesil yetişmeye başladı. Bu nesil yarın büyüdüğünde, evlendiğinde ki evlenmeyecek büyük bir çoğunluğu, bir de öyle bir sıkıntımız var, gençlerin büyük bir kısmı artık evlenmiyor. Yarın evlendiği zaman da eşiyle çok küçük bir problem yaşadığı zamanda da hayatında hiç sorun çözmediği için hemen soluğu mahkemelerde alacak. Anne olduğu zaman çocuğuyla en küçük bir sorunu çözemeyecek duruma gelecek. İş hayatına girdiği zaman müdürüyle amiriyle küçük bir sorun yaşadığı zaman soluğu istifa ederek işten ayrılma olarak alacak. Bu sıkıntıları süreç içerisinde çok daha fazla görmeye başlayacağız” diye konuştu.

Türk milletini millet yapan, üç kıtada at koşturtan en güçlü özelliğinin birbirine bağlı aile yapısının olduğunun altını çizen Aslanhan, “Ama bugün evin içerisinde çocuğuyla belki de haftada yarım saat görüşmeyen babalar var. Çocuğuyla aynı sofrada oturup yarım saat sohbet edemeyen aileler var. Ev değil artık otel oldu. Evcilik oynuyoruz, evmiş gibi yapıyoruz. Biz eskiden aileydik, şimdi aileymiş gibi davranıyoruz. Çocuklara aileymiş gibi bir görüntü veriyoruz. Ama aile değiliz, çünkü evin içerisinde babanın ayrı bir dünyası, annenin ayrı bir dünyası, çocukların ayrı bir dünyası var. Yeniden kendi kültürümüze, özümüze dönmemiz lazım. Baba, baba gibi olacak, babaymış gibi olmayacak. Anne, anne olacak, çocuklar çocuk olacaklar. Bu topraklarda yetiştiklerini, bu coğrafyanın insanı olduklarının farkına varacaklar ama her insan İslam fıtratı üzerine doğar der Peygamberimiz hadisinde, yani tertemiz olarak doğar. Maya tertemiz, anne baba bu mayayı doğru yoğurursa doğru kıvama getirirse doğru bir ürün ortaya koyarsa Allah’ın izniyle birçok şey çözülecektir” diye konuştu.

Ailelere her fırsatta anne babaymış gibi davranmayı bırakıp gerçek anne ve baba gibi davranmaları gerektiğini söylediğini ifade eden Aslanhan, “Çocuklarının dünyalıklarına değil ahiretlerine odaklanacaklar. Önce iyi insan olmalarına çaba ve gayret sarf edecekler. Önce ahlaklı olmalarına, ülkelerini, vatanlarını, milletlerini sevme duygu ve düşüncesini verecekler. Alçak gönüllü olma düşüncesini, fikrini aşılamaya çalışacaklar. Çocuklarının hizmet etme, kendisinden ziyade başkasını düşünme, şu anda bütün çocuklara sorun, çocukların zihnindeki tablo şu, dünyada yaşayan herkes onlara hizmet etmek zorunda, herkes onların kölesi ve onların mutluluğu için gayret etmesi gerekiyor gibi bir algı oluştu. Oysa biz insanların başkalarını ne kadar mutlu edersek, biz o kadar mutlu oluruz, bunu çocuklarımıza aşılamamız lazım” diye konuştu.

Anne babanın çocukları ile mutlaka zaman geçirip onlarla konuşması gerektiğini, aksi taktirde başkalarının kendi çocuklarını farklı şekilde yönlendirebileceğine dikkat çeken Aslanhan, “Şu tabletleri, bilgisayarları, cep telefonlarını, televizyonları elimizden geldiğince biraz kapatıp, kenarlara bırakıp, en azından evin içerisinde akşamları beraber aynı sofraya oturup, beraber bir çay içmek, beraber bir meyve saati, beraber bir çerez saati, bir sohbet saati, bir muhabbet saati oluşturarak, en azından akşamları bir yarım saat, bir saat oturup çocuklarımızla siyaset, spor, kültür, sanat, dünya, insan, ahlak, edep çeşitli konularda çocuklarla konuşup, ne düşünüyorlar, ne hissediyorlar, nereye doğru gidiyorlar, evin içerisinde yedirip içirdiğimiz çocuklar acaba bizim tarafımızdan mı yetiştiriliyorlar, yoksa farkında olmadan, dışarıda zarar görmesinler diye eve hapsedip ellerine tabletler, cep telefonları vererek başkaları ile iletişim kurmalarını sağlayıp, başkaları tarafından yönlendiriliyorlar mı o muhabbetlerde, o sohbetlerde çocuklarımızın gönül dünyalarını keşfetme şansını yakalamış olacağız. Bunu yakaladıktan sonrada, çocuklarımızı güzele, doğruya yönlendirmenin gayreti ve çabası içerisinde olursak, ben inanıyorum ki biz anne babalık görevini yapalım, Rabbim’de yardım edecektir” diye konuştu.

Günümüzde televizyonlarda yayınlanan birçok dizi ve programın ailece izlenmesi konusunda sıkıntılı olduğunu ifade eden Aslanhan, “Değerlerimizle çatışıyor dizi, aslında bende izlemek istemiyorum ama yayınlıyorlar. Bu belki de biraz nefsini rahatlatma, bir pişmanlığı yansıtma anlamında olabilir ama kesinlikle Türkiye’de RTÜK var, Türkiye’de kanunlar var ama birçok şeye de müdahil olamıyor. Biliyorsunuz RTÜK, devlet bazı konularda kısıtlamaya gittiği zaman kıyamet kopuyor. Türkiye’de sansür var, basın özgürlüğü kısıtlanıyor diye yaygara koparılıyor. Bu bağlamda belirli sınırlar içerisinde olması gerekiyor ama bu diziler olacak, izlenmeye devam edilecek. Bu programlar olmaya devam edecek, her geçen gün daha vahimleri olacak. Dizilerde programlarda çocuklarımıza olumsuz mesajlar verilmeye devam edilecekler. Bakın gençlik dizileri var, özellikle liseye giden öğrenci profili var. Bakıyorsunuz ne kız ne erkek liseye giden bir öğrenci profilinde değil. Bu gençlik dizileri her geçen gün artıyor ve bu gençlik dizilerine dönüp baktığımız zaman, oradaki rol modellere baktığımız zaman hepsi de kız erkek ilişkileri, çeteler, mücadeleler, kavgalar, dövüşler, yani tırnaklarıyla mücadele eden yokluk içerisinde mücadele eden başarılı olmak isteyen, öğretmenlerine karşı saygılı, edepli, akademik başarı, vatanına milletine faydalı olma gayretinde olan çok fazla öğrenci göremiyoruz. Belki ‘7 Güzel Adam’ı bunun dışına koymak gerekirse bunun yanında yayınlanan dizilerle bunlar görevlerini yapıyorlar. Kendilerine göre hedefleri var, hayalleri var, idealleri var bunu yerine getiriyorlar. Ama ben şunu söylüyorum, benim evim onların istedikleri diziyi yayınlayabilecekleri ortam olmaması lazım. Türkiye’de ekonomik olarak sıkıntı var. Türkiye’nin ekonomisi benim evimin ekonomisi değil. Türkiye’nin eğitim sistemi benim sistemim değil. Ben evimi düzeltebilirim, ben evimde eğitim sistemimi evime göre planlayabilirim. Benim de 4 tane çocuğum var ama evimde televizyonum yok. Çocuklarımız en azından o kötü dizilerden korumaya çalışıyorum. Çocuklarımın cep telefonuna belli bir süre sahip olmalarını engellemeye çalışıyorum. Belli bir süre bilgisayarla haşır neşir olmalarına engel olmaya çalışıyorum. Ya da oto kontrolü sağlayalım. Bilgisayar mevcutsa, evin salonunda olsun, ekranı kapıya dönük olsun, hepimizin kontrolü altında olsun. İzlenecek olan diziler ailece belirlensin ve ailece oturulup izlensin. Bir çok şeyi yapabiliriz ama maalesef biz hep her şeyin kolayına kaçtığımız için burada da sadece kolayına kaçıp şikayet ediyoruz. Şikayet etme kardeşim senin yapabileceklerin var sen bunları yap, gerisi Allah’ın takdiri” diye konuştu.

 

 

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Aslanhan:, “Aileymiş, gibi, davranıyoruz”,
Yorumlar
Haber Yazılımı