Haber Detayı
11 Nisan 2017 - Salı 10:34 Bu haber 334 kez okundu
 
Bakan Çavuşoğlu, “Gurur meselesi yapıyorlar”
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) Alanya’da düzenlediği ‘Bakanlar Yerel Medya ile Buluşuyor’ programına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu konuk olarak katıldı. Antalya, Isparta ve Burdur’dan gazetecilerin katıldığı toplantıda, basın mensuplarının gündemdeki konularla ilgili sorularını cevaplayan Bakan Çavuşoğlu; Suriye, turizm, savunma sistemleri, anayasa paketi, referandum ve büyükşehir yasası ile ilgili bilgiler verdi.
GÜNDEM Haberi
Bakan Çavuşoğlu, “Gurur meselesi yapıyorlar”

Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) Alanya’da düzenlediği ‘Bakanlar Yerel Medya ile Buluşuyor’ programına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu konuk olarak katıldı. Antalya, Isparta ve Burdur’dan gazetecilerin katıldığı toplantıda, basın mensuplarının gündemdeki konularla ilgili sorularını cevaplayan Bakan Çavuşoğlu; Suriye, turizm, savunma sistemleri, anayasa paketi, referandum ve büyükşehir yasası ile ilgili bilgiler verdi.

16 Nisan tarihinde yapılacak olan anayasa değişikliği paketi referandumu nedeniyle bir süredir Antalya ve ilçelerinde gezilere katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) düzenlediği ‘Bakanlar Yerel Medya ile Buluşuyor’ programına katıldı. Alanya’nın Türkler Mahallesi’nde bulunan Haydarpaşa Otel’inde; Antalya, Isparta ve Burdur’da görev yapan yerel medya mensuplarının davet edildiği kahvaltı programına BYGEM Müdürü Mehmet Akarca, Alanya Kaymakamı Mustafa Harputlu, BYGEM Antalya İl Müdürü Esen Diler ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Vekili ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Mehmet Ali Dim de katıldı.

“İKİ ŞEYTANDAN BİRİNİ TERCİH ETMEK ZORUNDAMIYIZ”

Basın mensuplarının sorularını cevaplayan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye’de rejimin 7 yıla yakın bir süre devam eden iç savaşta insanları hala hunharca öldürmeye devam ettiğini belirterek, “İnsanları öldürürken kimyasal silah kullanıyor, varil bombaları kullanıyor. Onları kuşatarak, bir kasabayı bir köyü kuşatarak açlığa terk ederek. Hepsi insanlık dışı. Daha önce kimyasal silah kullandı, kimyasal silahları temizleyelim diye girişimde bulunan ülkeler oldu. Fakat daha sonra daha sonra kimyasal silah kullanmadan bu rejim insanları öldürmeye devam etti. Okullarda, hastanelerde, evlerinde kadın çoluk çocuk ve birçoğunu da göçe zorladı. Sonra Rusya ve İran ile birlikte bir çözüm sürecini başlattık. O süreçte bile ihlallere baktığımız zaman hepsi rejim veya rejimi destekleyen ya da İran’ın desteklediği bazı Şii, Hizbullah grupları, biz Rusya’yı defalarca uyardık, garantör sizsiniz, daha sonra Astana’da İran’ı da biz garantör yaptık. Rejimi ve destekçilerinin ateşkes ihlallerini engelleyecekler. Bunları rapor etmek sonuç getirmedi. Fakat tekrar rejim daha da ileri giderek kimyasal silah kullandı. Daha önce kullandığı zamanda kırmızıçizgiyi aşmıştı. Ama maalesef o zaman gereken yapılmadığı için rejim öldürmeye devam etti” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri dahil bazı ülkelerin, Suriye’nin geleceğine Suriye halkı karar vermeli açıklamalarının ardından rejimin Suriye’de daha fazla kan döktüğüne vurgu yapan Bakan Çavuşoğlu, “Bu Esat’ı daha da cesaretlendirdi. Suriye halkı karar verecekse kendisine karşı olan kimse kalmasın, yaşamasın sadece kendisini destekleyen kesimler kalsın. Bu kadar insanı öldüren, bu kadar insanlık suçu işleyen bir rejimi meşrulaştırmaya çalışırsanız, o zaman o rejim öldürmeye devam eder. Bir tarafta DEAŞ, bir tarafta rejim alternatif yok gibi düşünürseniz rejim derse beni tercih edecek herkes. Ama öyle değil, iki şeytandan birini tercih etmek zorunda mıyız” diye konuştu.

DEAŞ’ın yok edilmesi gerektiğini ancak Suriye’de Eset rejiminin de gitmesi gerektiğinin altını çizen Bakan Çavuşoğlu, “Geçiş sürecinin başlaması gerekiyor. Geçiş sürecinde de herkesin kabul edeceği bir yönetimin olması gerekiyor. Eset’ın devam etmemesi lazım ve bu geçiş hükümetinin Anayasa’yı hazırlayacak, seçim kanunlarını hazırlayacak, gerekli hazırlıkları yapacak, terörle mücadeleye de aynı zamanda devam edecek. Bundan sonra sandık milletin önüne gelecek ve halk kararını verecek. Ama sadece bu saldırılar yetmez, rejimin bırakması gerekiyor. Tabi ki siyasi çözüm en iyi çözüm, illaki askeri çözüm olsun demiyoruz. Ama Esat rejiminin yerine bir geçiş hükümetinin gelmesi için dünyanın artık kararlı bir şekilde baskı yapması gerekiyor” dedi.

Amerika’nın Suriye’ye Tomahawk müdahalesini de değerlendiren Bakan Çavuşoğlu, “ABD’nin bu yaptığı müdahaleye destek verdik. Rusya Dışişleri Bakanı ile görüşmemizde de, biz sizinle bu kadar yatırım yaptık, çaba sarf ettik ama ateşkes ihlallerine karşı gerekli adımları siz atmadınız. Şimdide kimyasal silah kullandılar, Türkiye olarak biz yürüttüğümüz bu sürece bağlıyız ama böylesine bir vahşete de sessiz kalamayız. O yüzden artık sizde şu Esat inadınızı bırakın. Geçiş hükümeti başlasın, ateşkesin de bundan sonra ihlal edilmemesi gerekiyor. Yine diğer ülkelerin dışişleri bakanları ile görüşürken, Almanya’nın Fransa, Suudi Arabistan birçok arkadaşımızla görüştük. Bundan sonra ki çabalarımızı daha koordineli bir şekilde götürelim. Fikirdaş ülkeler olarak ortak bir strateji belirleyelim. Bunun için ülkelerle temastayız şu anda. Ama hepimizin ortak noktası artık Eset’in burada kalmaması” dedi.

“RUSYA’YLA EN BAŞINDAN BERİ FARKLI DÜŞÜNÜYORUZ”

Rus uçağının düşürülmesinden önce Rusya ile ilişkilerinin bugünkünden çok daha iyi olduğuna değinen, ancak o zaman bile doğru bulmadıkları konularda itiraz etmekten çekinmediklerini vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, “Rusya vize serbestisi dahil bazı tarım ürünlerine aldıkları kararları geri almış değiller. Diğer taraftan biz iki ülke ile olan ilişkilerimizi birbirine alternatif olarak görmüyoruz. Her iki ülkeyle ilişkilerimizi sürdürürken o iki ülkenin değişik konulardaki olumsuz politikalarına hayır dedik veya yanlış dedik katılmadık. Rusya ile ilişkilerimiz çok iyiyken bile Kırım konusunda, Ukrayna’nın sınır konusunda farklı düşündük. Esat konusunda özellikle farklı düşündük. Şu anda biz Rusya ve Amerika arasında tercih yapmak zorunda kalan bir ülke konumunda değiliz. Bizim ilişkilerimizi dengeli bir şekilde götürmek istiyoruz. Bu son olayda ABD’nin rejime yönelik müdahalesini destekledik. Yani iki ülke arasında taraf tutma diye bir şey yok. Diğer taraftan Rusya ile Astana sürecini gerçekleştirdik. Güven alıcı tedbirler bakımından, ateşkesin tesis edilmesi bakımından çabalarımızı sürdürmek isteriz. Burada bir çelişki yok. Biz ilişkilerimizi de geliştirmek istiyoruz, turizmi de etkileyecek bir şey yok. Ama Esat konusunda en başından beri biz Rusya ile farklı düşünüyoruz. Farklı düşündüğümüzü biliyoruz, ara ara birbirimizi ikna etmeye çalıştık ama neticede bu farklılık başından beri devam ediyor. Böylesine bir kimyasal silah kullanıldığı zaman, insanlık suçu işlendiği zaman acaba şu ülkeyle ilişkilerimiz ne olur diye tutum sergilersek o zaman prensiplerimizden taviz veririz, o konuda bir sıkıntımız yok” diye konuştu.

YPG ÜZERİNDEN REKABET YAPIYORLAR

ABD ve Rusya arasında Suriye üzerinden bir gerilim olmamasını temenni eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Her iki ülkeyle Suriye’nin ülke, toprak bütünlüğünü istiyoruz. Her iki ülkede Suriye’de istikrarın gelmesini istiyor. DEAŞ gibi terör örgütleriyle mücadelede bir görüş ayrılığı yok. Uygulamada Türkiye kadar hiçbir ülke DEAŞ’e karşı mücadele etmemiştir. Hangi ülkenin bu konuda daha kararlı olması gerekiyor oda başka bir konu. Rusya ile ABD şu anda Suriye’de YPG’yi birbirine kaptırmamak için rekabet ediyor. Böyle bir rekabetin Suriye’ye de faydası yok, bölgeye de bir faydası yok. Açık açık söylüyoruz böyle bir rekabet var, soruyoruz niye destekliyorsunuz diye, ben bırakırsam diğerine gider, diğeri de aynı şeyi söylüyor. Terör örgütü üzerinden iki süper gücün rekabet etmesi gerçekten kabul edilebilecek bir şey değil. Bu bir acziyettir. Oysa DEAŞ’e karşı hep birlikte birleşelim, etkin bir şekilde mücadele edelim, çok kısa bir sürede DEAŞ’ı Suriye, Irak topraklarından temizleriz. Türkiye bu konuda çok net” dedi.

Suriye’de gerginliği devam etmesi halinde yeni bir göç dalgasının olabileceğini ifade eden Bakan Çavuşoğlu, Suriye’de güvenli bölgelerin oluşturulması gerektiğini belirterek, “Bizim başından beri savunageldiğimiz güvenli bölge konusu her zamankinden daha elzem hale gelmiştir. Güvenli bölgeleri daha da geliştirip eğer insanlar evlerinden uzakta yaşamak zorunda kalırsa buralarda kalması sağlanmalıdır. Zaten bizim hazırlıklarımız da bu yönde. Sadece ülkelerle değil Birleşmiş Milletlerle, insani yardım kuruluşlarıyla da görüşmelerimizi sürdürüyoruz” diye konuştu.

SURİYELİLERLE YAŞANANLAR MÜNFERİT OLAYLAR

Suriyeliler ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında ciddi kriz olduğu yönündeki değerlendirmeleri kabul etmediğini belirten Bakan Çavuşoğlu, “Kilis’te Kilislilerden daha çok Suriyeli yaşıyor şu anda. Kilis Belediye Başkanının da, Valinin de, oradaki arkadaşların da söylediği, bugüne kadar Kilislilerle Suriyeliler arasında bir tek bile adli vaka olmamış. Başka bir örnek vereyim. Gaziantep nüfusunun yaklaşık yüzde 20’si Suriyeli. Bugüne kadar Suriyelinin karıştığı adli vaki sayısı yüzde 3. Bunun önemli bir kısmı kendi aralarındaki tartışma. Geriye kalıyor yüzde 1 civarında Gazianteplilerle, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla Suriyeliler arasındaki sorundur. Toplam adli vakalardaki olaylardan bahsediyorum. Burada Suriyeli haksız veya Türkiyeli haksız diye bir şey yok. O yüzden Suriyelileri potansiyel suçlu gibi göstermekte yanlış, Türk toplumu kaç yıldır bu insanlar savaştan kaçtığı için ve terör örgütlerinden kaçmak zorunda kaldığı için bize yük olmasına rağmen maddi olarak. Türk milleti her zaman anlayışla karşılamıştır. Ufak tefek sorunlar olabilir, aynı sorunlar kendi aralarında da olabilir ama bundan yola çıkarak tüm Türkiye’de Suriyelilerle arada sorun var gibi göstermek doğru olmaz” dedi.

RUSYA SAVAŞ İSTEMEDİ, SAVUNMA SİSTEMLERİNDE NATO’NUN BİZİ ELEŞTİRME HAKKI YOK

Amerika ile Rusya arasında soğuk savaş döneminde artan silahlanma yarışının, yapılan anlaşmalar sonrasında azaldığını ve yumuşama dönemine girildiğini aktaran Bakan Çavuşoğlu, “Buradaki esas soru şu, Amerika Tomahavk’ları kullanırken Rusya karşılık vermek istedi mi istemedi mi. Bu ciddi bir şey, iki ülke arasında savaş demek. Oradaki müdahale Suriye’nin üssüne yönelik, yani Rusya’nın topraklarına veya üslerine yönelik değil. Yani Suriye yüzünden Amerika ve Rusya savaşmaya hazır mı değil mi, bence hazır değil. Yoksa o silahı onun tespit edemeyeceğinden falan değil. Her iki ülkenin de bu yönde teknolojileri son derece iyi” dedi.

S-400 hava savunma sisteminin Türkiye tarafından alınması konusuna da değinen Bakan Çavuşoğlu, “S-400 olayına gelecek olursak, neden S-400 ile ilgileniyoruz. Türkiye hava savunma sistemi konusunda henüz yeterli değil, bizim yeterli teknolojimiz yok. Sınırda, Suriye tarafında tehdit oluşunca bazı ülkeler biliyorsunuz bataryalarını getirdiler koydular. Sonra Almanya ve bazı ülkeler çekti. Bir tek İspanya ve İtalya var. NATO’nun görevi tüm müttefiklerini havadan ve karadan korumaktır. Şu anda NATO’nun aldığı tedbirler bakımından da daha eksiklikler var. Böyle bir durumda Türkiye kendi açığını kapatmak durumunda. Bir NATO üyesi olarak ideali bu teknolojileri NATO ülkelerinden almaktır, uyumlu olmasıdır. Fakat NATO ülkeleri bu konuda yani hava savunma sistemi konusunda iş birliği yapmak istemiyorsa veya teknoloji transferine hazır değilse, veririm ama benim kontrolümde kullanacaksın derse her bağımsız ülke gibi  Türkiye de kendi kapasitesini güçlendirmek ister. Eğer NATO ülkeleri vermek istemezse biz mutlaka bunu bir yerden almak durumundayız ve alırken de en iyi teknoloji hangisiyse bunu alırız. Olayın özeti bu. NATO ülkelerinin de bu konuda bizi eleştirme hakkı yoktur. Eğer eleştiriyorsanız o zaman siz niye bu imkanları sunmuyorsunuz müttefikinize, bizim de sorduğumuz soru bu” diye konuştu.

REFERANDUMDA İYİ BİR NETİCE ALACAĞIZ

Basın mensuplarının 16 Nisan tarihinde yapılacak referandum ile ilgili sorularını da cevaplandıran Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya’dan çok umutlu olduğunu belirterek, “Antalya’da çok iyi bir hava var, sadece evet diyen kesimlerle buluşmuyoruz biz. Özellikle de hayır diyen ve kararsız kesimlerle bir araya geliyoruz. Yaptığımız toplantılarda aldığımız tepkilere baktığımız zaman kararsızların, en azından yüzde 70’i evet yönünde meyil gösteriyor. Verdiğimiz açıklamalardan dolayı teşekkür ediyorlar, bugüne kadar çok sayıda hayır vermeyi düşünen insan bizim açıklamalarımızdan sonra veya karşılıklı sorular soruyorlar, kafalarında tereddütler. Bu arada kara propaganda hala devam ediyor. Televizyon reklamı gördüm dün, tüm işletmeleri, restoranları kapatabilecek Cumhurbaşkanı diyor, bunun için Hayır diyorum. Bunu önce şaka zannettim, ciddi bir kanalda espri değil. Biz 18 maddenin içeriği ile net bilgiler veriyoruz. Birde neden bunu yapmak durumundaydık hangi tercihi yapmak durumundaydık, hangisi daha gerçekçi bunları anlatıyoruz. Son derece de iyi netice alıyoruz. Zaten evet diyenlerde inanılmaz bir coşku var, bu kadar heyecanlı bir kesim görmedik. Gece 1’de 1,30’da Kaş’a varıyoruz, tüm Kaş ayakta, hele hele gençler, kadınlar. Kumluca’da yaptığımız mitingde on bine yakın insan vardı. Antalya’da da inşallah çok iyi bir netice alacağız” dedi.

Türkiye’de istikrar isteyen milletin FETÖ, PKK ve diğer terör örgütlerine 16 Nisan’da darbe indireceğini ifade eden Bakan Çavuşoğlu, “Gezi olayları, MİT üzerinde yapılmak istenen operasyon, aynı şekilde 17-25 Aralık operasyonu 15 Temmuz operasyonu, bunların hiç biri tesadüf değil. Bunların hepsi örgütlü, içeriden ve dışarıdan müdahale var. Hepsi de birbiri ile bağlantılı. Birinde başaramadık diye diğerinde dediler. Burada umduğunu bulamayan FETÖ, PKK, bir çok terör örgütü ve dışarıdan bunları destekleyenlerin etkilediği bir grup 16 Nisan’da, yani referandum da hayır için güçlü bir şekilde çalışıyorlar. Bunu da kendileri için son fırsat olarak görüyorlar. Onun için PKK evet çıkarsa bittik diyor, o yüzden FETÖ’cular bizim için son şans diyor. Ne kadar hain varsa hepsi hayır için çalışıyor. Biz her hayır diyene hain demiyoruz ama ne kadar hain varsa hayır için çalışıyorlar. Ama hesap etmedikleri bir nokta var, milletimiz de bunu çok iyi görüyor. Özellikle milletimiz evet diyor. İnşallah bu 16 Nisan’da da milletimiz sadece Türkiye’nin istikrarını güçlendirmeyecek, bu hainlere son darbeyi indirecek milletimiz” dedi.

KOALİSYONLAR ÜLKEYİ GERİ GÖTÜRDÜ

Referandumun genel bir seçim olmadığını, parti veya hükümetin seçilmeyeceğini ifade eden Bakan Çavuşoğlu, “Evet çıksa da hayır çıksa da bu hükümet 2019’a kadar görevini sürdürecek. 2019’da seçim olacak milletimiz tercihini hangi yönde kullanırsa yönetimde kimi isterse milletimiz karar verecek. Anayasa değişikliği bugünkü hükümetin ya da siyasetçilerin meselesi değil. Türkiye’nin geleceğinin meselesi. Koalisyonlar ülkeyi geriye götürüyor. 7 Haziran’ da da gördük. Diğer taraftan güçler ayrılığı var. Yani bu her bakımdan yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı her bakımdan Türkiye’nin geleceği ve istikrarı bakımından önemli bir referandum. Biz Türkiye’nin geleceğini sigortalamak istedik. İstişare ettik, değerlendirdik, hangisi faydalı olur diye. Böyle bir anayasa paketini halkımızın huzuruna getirdik. Ama milletimiz bunun içeriğini iyice biliyor. İnşallah hayır çıkmayacak ancak biz 7 Haziran’da da iktidar olmadık ama ne vatandaşımıza kırıldık ne de sitem ettik. Yaptıysak özeleştiri yaptık ve ülkeyi bir saniye bile boş bırakmayacağız dedik, bırakmadık. Koalisyon çabaları oldu ama olmadı başaramadık, kurulamadı. Tabanımızın yüzde 99’u koalisyon kurmayın dedi. Diğer partilerden de çok sayıda kişi koalisyon kurmayın, geçmişi hatırlıyorsunuz, tekrar seçime giderseniz tek başına iktidar olursunuz, birçok tanıdığım sosyal demokrat, MHP’li arkadaşlarımız söyledi, sonuçta 1 Kasım’da tekrar seçime gittik. Öyle süreçler artık yaşamak istemiyoruz ama bizi soracak olursanız AK Parti kadroları olarak, Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları olarak biz her şartta ülkemize hizmet etmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Referandumla anayasa değişiklik paketinin onaylanması halinde sistemin 2019 seçimleri ile yürürlüğe gireceğini belirten Bakan Çavuşoğlu, “bu sistem yürürlüğe girdikten sonra 2019 seçimlerini bekleyeceğiz. Şu andaki parlamento ve Cumhurbaşkanı bugünkü yasaya göre seçildi. O yüzden millet yeni anayasaya göre 2019’da cumhurbaşkanı ve meclisi seçecek. Cumhurbaşkanımızın da kast ettiği şudur; yürütmenin başında olacak cumhurbaşkanı, en az yüzde 50 artı 1 ile seçilecek. Birinci turda olmasa bile ikinci turda, dolayısıyla koalisyon hükümeti olmayacak partiler arasında. Fakat halkta bir koalisyon olacak. Yani yüzde 50 artı biri ile bir aday seçiyorsanız zaten mutabık oluyorsunuz. Hiçbir partinin tek başına biliyorsunuz bugüne kadar aldığı oy yüzde 50’yi geçmedi. Ama cumhurbaşkanımız yüzde 50’nin üzerini aldı, bunda değişik kesimlerin de cumhurbaşkanımıza olan güveni. Milli beraberlik tabanda olur. Daha sonra sayın Cumhurbaşkanı olan halk tarafından seçilen kişi hükümeti kurarak, elbette ki farklı görüşlerdeki insanları da farklı yerlerden alacak. Tek başına hükümet kurma hakkı var ama partilerden kabineye üye alabilir bunda bir engel yok. Ama esas kast ettiğimiz şey tabanda milli birlik beraberlik” diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU’NU TANIMAKTA ZORLANIYORUM

Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki çıkışlarını anlamakta zorluk çektiğini ifade eden Bakan Çavuşoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun iddialarına en güzel cevabı Yenikapı verdi. Yenikapı ruhu devam ediyor. Milyonlarca insan darbe girişiminin hemen arkasında oldu güzel bir cevap verdi Yenikapı’ya koştu. Kılıçdaroğlu’nu ben eskiden beri tanıyordum. Ama son bir ayda tanımakta zorlanıyorum. Pusulasını mı kaybetti, çaresizlik içinde mi gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Bir genel başkanın böyle bir duruma düşmesinden de gerçekten üzüntü duydum. Bakıyorsunuz söylediklerini hiç birisi doğru değil. Ya insan hiç olmazsa araya bir iki tane doğru koyar. Şimdi bunlarla da bir umudu kalmadı bu sefer başka yönlere gitmeye başladı. Söylediği şey her şeyden önce şehitler ve gazilerimize hakarettir. Bu millet, bu hain darbe girişimini ret etmek için, ülkesine sahip çıkmak için, yani şehit olmak için sokaklara çıktı. O gün herkesin söylediği kapalı kapılar ardında, cumhurbaşkanımızın bu çağrısı olmasaydı millet sokağa çıkmazdı diyenler sonradan siyasi amaçla çark etti. O yüzden ben Kılıçdaroğlu’nu böyle saçma sapan düşüncelere, söylemlere iten sebepleri merak ediyorum. Neden bu duruma düştü. Neden böyle saçma sapan durumlara düşüyor. Arkasında ne var ben çok merak ediyorum. Devlet Bahçeli’de Antalya mitinginde çok güzel cevaplar verdi. Kendisine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

TURİZMİ ÇEŞİTLENDİRMEMİZ GEREKİYOR

2016 yılında darbe ve terör olayları nedeniyle Türkiye üzerinde algı operasyonları düzenlendiğini söyleyen Bakan Çavuşoğlu, “Özellikle Avrupa ülkeleri turist göndermeyeceğiz diye ya da ekonomik yaptırım uygularız diye dolaylı tehditlerde de bulunuyorlar, algı operasyonları da yapıyorlar. Geçen sene darbe ve terör saldırısından sonra bir azalma olmuştu. Bu sene de Türkiye’ye gitmeyin diye sesi çok çıkan bazı gruplar var. Ama bu tüm ülkelerde değil. Bazı ülkelerde var ama son bir hafta on gün içerisinde görüyoruz ki çok sayıda değişik Avrupa ülkelerinden çok farklı turistler var. Onlarla sohbet ediyoruz, onlarda diyor ki bunlar bizi bağlamaz. Buradan daha güzel bir ülke bilmiyoruz. İspanya, Yunanistan gibi ülkelerde fiyatlar yüksek kalite düşük böyle yorumlarda yapıyorlar. Türkiye ve Almanya arasında siyasi krizin en üst noktasında olduğu bir dönemde bile kötü değil. Ukrayna ile pasaportsuz vizesiz seyahat edebiliyoruz. Yine alternatif bir çok destinasyonlarımız var. Tek bir bölgeye bağlı kalmamız doğru değil ama Avrupa’da bizim için önemli bir bölge, oradan gelecek turist sayısını düşürmemek için çalışmamız lazım. Nasıl şimdi Anayasa Değişikliği referandumunda sahaya inip doğruları anlatıyorsak, bu tür çalışmaları Avrupa ülkelerinde de yapmamız lazım. Tabi bunları ne kadar devletin yapması gerek bu ayrı bir konu. O yüzden halkla ilişkiler, pr şirketleriyle mi çalışmalı. Diğer taraftan STK’lar ve turizm firmalarının bu konuda iyi çalışması lazım. Üç gün önce açılışını yaptığımız HESTOUREX, dünyada bu alandaki ilk fuardır. Sağlık, spor ve alternatif turizm. İlk yıl olmasına rağmen müthiş. 150 ülkeden 400 tane alım heyeti geldi. Başka kıtalara başka ülkelere de açılmamız lazım. Japonya’dan, Çin’den, Pakistan’dan, Hindistan’dan, Afrika, Latin Amerika ülkelerine kadar, Rusya’dan, Orta Asya Türki Cumhuriyetlerine kadar. Sadece Antalya’daki devletin araştırma geliştirme hastanesi bir Rus Sigorta şirketiyle 20 bin kişinin tedavisi için bu yıl antlaşma imzaladı. Şu ana kadar imzalanan sözleşmelerin değeri 10 milyar dolar kadar. 10 milyar dolar çok ciddi bir rakam, sadece bir fuardan. Biz bunun 100 milyar doları geçeceğine inanıyoruz. Bu sene katılan firmalar 10 kat daha geniş yer için başvurmaya başladı faydası yüzünden. Bunları bizim hayata geçirmemiz lazım, sağlık turizmi, spor, alternatif turizm. Oraya sporla ilgili katılan firmalarda çok sayıda sözleşmeler imzaladı. Oturup ağlayacak değiliz, atağa geçmemiz lazım. İnşallah gelecek sene bu fuarı çok daha büyük yapacağız. Bizim bir kere sağlık turizminden en az şu anda normal turizmden elde ettiğimiz gelirden daha fazlasını elde etmemiz lazım. Turizmi çeşitlendirmemiz lazım, bu kara propagandayı dengeleyici çalışmalarda bulunmamız lazım. Stratejilerimizi biraz değiştirip, mevcut hedef ülkelere yönlendirmemiz lazım. Bunlardan bir tanesi Hindistan, bir tanesi Çin. Bir tanesi de Latin Amerika. Türk Hava Yolları seferlere başladı sayısını artıracak” diye konuştu.

POPÜLİZMİN BEDELİ AĞIR OLUR

15 yıllık AK Parti döneminde kimseye il yapma sözü vermediklerini ancak insanlara il merkezine gitmeye gerek kalmadan ilçe merkezlerinde resmi işlerinin görülmesini sağladıklarını vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, “Cumhurbaşkanımız 15 yıldır birçok baskıya rağmen hiçbir ilçeyi il yapma vaadinde bulunmadı bizde bulunmadık. Bana da çok soruldu seçim öncesi. Bizim esas gayemiz nedir. Bir şehirde yaşayan insanlar, kendi şehrinde tüm hizmetleri görebilsin. Bugün en son üniversiteye giriş sınavı Alanya ve Manavgat’ta da gerçekleştirilecek. Alanya’dan da Manavgat’tan da bugün hiçbir resmi iş için Antalya’ya gitmez zorunda değildir. Zamanında Alanya ile Manavgat arasında il olma nedeniyle sıkıntılar oldu ama şu bir gerçek ki il yapma konusunda bir karar çıksaydı, Manavgatlı arkadaşlar alınmasın ama Alanya ilk sırada. Bu Manavgat olmayacak ya da olamaz anlamına gelmesin. Bizden önceki siyasetçiler zamanında da bu böyleydi. AK Parti iktidarı olarak bizim il yapma yönünde bir kararımız olmadı. Popülizm yapmıyoruz, yaparsak fatura önümüze gelir. Popülizm yaparak seçim kazanan iktidarlar çok ağır faturalar ödedi. Alanya, Manavgat rekabetini bitirdik, siyasetçiler prim vermezse rekabet biter. Alanyaspor ile Antalyaspor rekabetini bitirdik iki kardeş kulüp oldu. Bundan daha güzel bir şey var mı” diye konuştu.

İLÇE BELEDİYELERİ GURUR YAPIYOR

Büyükşehir yasasının halka hizmetin ulaşmasında hız getirdiğini savunan Bakan Çavuşoğlu, “Ankara ile büyükşehir arasında uyum olunca bazı yatırımları Ankara bazı yatırımları belediye üstleniyor. Projesinde veya imarında belediye çalışıyor, Ankara’dan sermaye gelecek. Bazen daha hızlı olsun diye Büyükşehir Yasası ile ilçesi arttığı için hemen hızlıca yapıyor ve hizmet içinde uyum oluyor. Bu uyumu büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında da olmalı. Eğer ilçe belediyesi de projeyi yapamayacak ise büyükşehirden bir yazı ile istemesi lazım. Ben yapamıyorum siz yapın demesi lazım. Bazı ilçe belediyeleri bunu gurur meselesi yapıyor. Bunu gurur meselesi yapmana gerek yok, büyükşehir yasası bunu içindir. Birlik beraberlik olunca hizmet hem hızlı oluyor bir de bereketli oluyor” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu toplantının sonunda, toplantıya katılan basın mensupları ile birlikte toplu hatıra fotoğrafı çekildi.

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Bakan, Çavuşoğlu,, “Gurur, meselesi, yapıyorlar”,
Yorumlar
Haber Yazılımı