Haber Detayı
24 Ağustos 2017 - Perşembe 09:24 Bu haber 369 kez okundu
 
Hipotansiyonun hayatınızı elinizden almasına izin vermeyin
Hepimizin hayatta öncelikleri vardır. Kimimiz işimizi kimiz ise ailemizi her şeyden önce tutarız. Oysa söz konusu kendimiz olduğunda önceliğimize almamız gereken ilk ve en önemli unsur sağlımızdır. Bu açıdan baktığımızda ‘her şeyin başı sağlık’ deyimi sandığımızdan daha fazla anlam barındırır aslında.
SAĞLIK Haberi
Hipotansiyonun hayatınızı elinizden almasına izin vermeyin

 

Hepimizin hayatta öncelikleri vardır. Kimimiz işimizi kimiz ise ailemizi her şeyden önce tutarız. Oysa söz konusu kendimiz olduğunda önceliğimize almamız gereken ilk ve en önemli unsur sağlımızdır. Bu açıdan baktığımızda ‘her şeyin başı sağlık’ deyimi sandığımızdan daha fazla anlam barındırır aslında.

Biz sağlıklı olduğumuz sürece ailemize vakit ayırabilir, biz sağlıklı olduğumuz sürece işimize dört elle sarılabiliriz. Ve ancak biz sağlıklı olduğumuz sürece hayatımızın bir anlamı olur. İşte tam da bu yüzden sağlımızı ve tabi hayatımızı etkileyecek her türlü hastalığa karşı ekstra özenli ve dikkatli olmayız. Sağlımız söz konusu olduğunda küçük ya da önemsiz görülen her belirtili önemsemeliyiz. Avrasya Hastanesi’nden Dahiliye Uzmanı Uzm. Dr. Sedat Işık ile önemsiz gördüğümüz ancak yaşam kalitemizi ve sağlığımızı olumsuz yönde etkileyen hipotansiyonu (düşük tansiyon) sizler için konuştuk.

Tansiyon, arterlerdeki kanın damarlara yaptığı basınçtır. Bir insanda olması gereken tansiyon oranı yaklaşık 120/80 mm Hg’dır. Ancak ölçümler, 90/60 mm Hg. dolaylarında ise kişinin kan basıncı(tansiyonu) düşük demektir ki bu hipotansiyonu işaret ediyor olabilir! Hipotansiyon ya da bilinen adıyla düşük tansiyon anormal derecede düşük kan basıncıdır. Her ne kadar tansiyonun normal değerlerden düşük olması kişiden kişiye değişse de birtakım belirtiler size bu konuda yol gösterici olabilir. Hipotansiyonun en belirgin belirtileri; baş dönmesi, bayılma, soğuk terli cilt, yorgunluk ve bulantı şeklindedir.

Hipotansiyonun birçok belirtisi olmasına karşın bazen sinsi bir yol izliyor. Kendini çok sonraları göstermesi sebebiyle de birçok ciddi rahatsızlığa davetiye çıkarıyor. Bu hastalıkların başında, kalp ve damar hastalıkları gibi sağlık sorunları geliyor.

Hipotansiyonu tanıyalım…

- Postural veya ortostatik hipotansiyon: Ayakta iken düşük kan basıncı.

- Postprandial hipotansiyon: Yemek yedikten sonra düşük tansiyon.

- Nökardiyojenik hipotansiyon: Hatalı beyin sinyalleri kaynaklı hipotansiyon.

- Ortostatik hipotansiyon ile çoklu sistem atrofisi: Sinir sistemi hasarına bağlı düşük kan basıncı.

Hangi sebepler düşük tansiyona yol açar?

- Vücudun ihtiyaç duyduğu sıvının yetersi olması ( az su içme, ishal, yoğun spor vb.)

- Yetersiz ve düzensiz beslenme alışkanlıkları

- Gebelik

- Stres, kaygı, korku

- Kansızlık

- Kullanılan ilaçlar (tansiyon, kalp ilaçları, antidepresanlar vb.)

- Yaşanan kanamalar, kan kaybı

- Alerjik reaksiyonlar

- Merkezi sinir sistemi hastalıkları

- Ciddi enfeksiyonlar

- Karaciğer hastalığı

- Yeme bozuklukları

- Hormonal sorunlar

Tedavi için nasıl bir yol izlenmelidir?

Düşük tansiyona en uygun tedavi, tansiyonun düşmesine eden olan faktöre göre değişir. Dediğimiz gibi birçok faktör hipotansiyonu tetiklediğinden hangi sebeple açığa çıktığı tedavideki yol haritasını belirlemektedir. Eğer kan kaybı nedeniyle tansiyon düşmüşse en iyi tedavi kan nakli ya da kaybedilen sıvıların damardan verilmesi olacaktır.

Düşük tansiyon ayrıca tuz alarak, sıvı alımını arttırarak, sağlıklı beslenerek, tansiyonun yükselten ilaç kullanarak veya basınç çorapları giyerek kanın bacaklarda toplanmasını önlemek şeklinde tedavi edilebilir.

Hipotansiyonun etkilerini azaltmak için tüyolar;

- Tuz bakımından daha zengin bir yeme programı seçin. Ancak fazla tuz tüketimi de çeşitli sağlık problemlerine yol açabileceği için diyetinizi planlamadan önce doktorunuzla görüşün.

- Bol bol sıvı tüketin.

- Sıcak havalarda ve grip ya da nezle gibi hastalıklara yakalandığınızda daha fazla sıvı tüketin.

- Alkolden uzak durun ya da sınırlama getirin.

- Düzenli egzersiz ile kan dolaşımını hızlandırın.

- Stresten olabildiğince uzak durmaya çalışın.

- Oturur pozisyondayken bacak bacak üstüne atmayın.

- Uzandıktan ya da oturduktan sonra hemen ayağa kalkmayın. Kan, ani hareket ile bacaklara ve ayaklara ulaşacağından baş dönmesi ve göz kararması yaşanabilir. Bunun yerine daha sakin ve kısa hareket edin. Ve banyo gibi mekanlarda başınızın dönmesi ihtimaline karşın bir sandalye bulundurun.

- Porsiyonlarınızı küçültün, karbonhidrat tüketimini azaltın.

- Özellikle gece kafein tüketiminden kaçının.

- Eğer yukarıda belirtilen yöntemleri uygulamanıza rağmen problemde bir azalma gözlemlenmiyorsa mutlaka doktora görünün.

 

Kaynak: (HM) - Haber Merkezi Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Hipotansiyonun, hayatınızı, elinizden, almasına, izin, vermeyin,
Yorumlar
Haber Yazılımı