Haber Detayı
10 Nisan 2017 - Pazartesi 10:58 Bu haber 354 kez okundu
 
Torun: “Pahalı olsun, bizim olsun”
Manavgat Sanayici ve İşadamları Derneği (MASİAD) tarafından organize edilen kahvaltı programının davetlisi olarak Manavgat’a gelen Roketsan A,Ş Genel Müdür Yardımcısı A. Hayri Torun, 1980’li yıllarda Savunma Sanayi’nin geliştiğini, 2000’li yıllarda ise artık özgün tasarımları Türkiye’nin kendisinin geliştirdiğini söyledi. Torun, fizibilitesi nedeniyle füzelerde kullanılan malzemelerin bazen tedarikinde zorlandıklarını, ancak 2020 hedeflerinde üretimlerin yüzde 70 oranında millileşeceğini söyledi. Torun ayrıca 2023’de 25 milyar dolarlık savunma sanayi ihracatı gerçekleştirmeyi planladıklarını da sözlerine ekledi. Kahvaltıda konuşan MASİAD Başkanı Turgay Akar ise Manavgat’ın ekonomisinin turizm, tarım ve turizm ile tarıma dayalı ticaretten meydana gelen 3 T’den oluştuğunu, 2016 yılının turizm ve tarım açısından kötü bir yıl olmasından ötürü de ticaretin de esnaf ve işadamları için olumsuz geçtiğini söyledi. Akar, 2017 yılından beklentilerinin yüksek olduğunu ancak Suriye’de yaşanan gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirterek, İdlib’de meydana gelen kimyasal saldırıyı da kınadıklarını belirtti.
GÜNDEM Haberi
Torun: “Pahalı olsun, bizim olsun”

Manavgat Sanayici ve İşadamları Derneği (MASİAD) tarafından organize edilen kahvaltı programının davetlisi olarak Manavgat’a gelen Roketsan A,Ş Genel Müdür Yardımcısı A. Hayri Torun, 1980’li yıllarda Savunma Sanayi’nin geliştiğini, 2000’li yıllarda ise artık özgün tasarımları Türkiye’nin kendisinin geliştirdiğini söyledi. Torun, fizibilitesi nedeniyle füzelerde kullanılan malzemelerin bazen tedarikinde zorlandıklarını, ancak 2020 hedeflerinde üretimlerin yüzde 70 oranında millileşeceğini söyledi. Torun ayrıca 2023’de 25 milyar dolarlık savunma sanayi ihracatı gerçekleştirmeyi planladıklarını da sözlerine ekledi. Kahvaltıda konuşan MASİAD Başkanı Turgay Akar ise Manavgat’ın ekonomisinin turizm, tarım ve turizm ile tarıma dayalı ticaretten meydana gelen 3 T’den oluştuğunu, 2016 yılının turizm ve tarım açısından kötü bir yıl olmasından ötürü de ticaretin de esnaf ve işadamları için olumsuz geçtiğini söyledi. Akar, 2017 yılından beklentilerinin yüksek olduğunu ancak Suriye’de yaşanan gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirterek, İdlib’de meydana gelen kimyasal saldırıyı da kınadıklarını belirtti.

MASİAD’ın iki haftada bir düzenlediği kahvaltı programının ikincisi, Yörükoğlu Turizm Ticaret Ltd. Şti. adına Mehmet Kara'nın ev sahipliğinde Adalya Ocean Otel'de gerçekleştirildi. MASİAD üyeleri ile CHP İlçe Başkanı Av. Aliye Coşar ve yönetim kurulu ile MATSO Başkanı Ahmet Boztaş’ın da katıldığı kahvaltının davetli konuşmacısı ise Roketsan A,Ş Genel Müdür Yardımcısı A. Hayri Torun oldu.

Kahvaltının açılış konuşmasını yapan MASİAD Başkanı Turgay Akar, Torun’un Manavgat’ın yetiştirmiş olduğu en önemli bürokratlardan biri olduğunu ifade ederek, kahvaltı programına katılmış olmasından ötürü MASİAD adına teşekkür etti.

Konuşmasına İdlib’de meydana gelen katliamı hatırlatarak başlayan Akar, “İblid'de yaşanan insanlık dramını kınıyorum. 21. yüz yılda çocukların can çekiştiğini seyretmek bizim vicdanımızı dağlıyor. Emperyalist güçlerin Dünya üzerindeki, Ortadoğu üzerindeki planlarını bir bir uygulamaya sokması bu coğrafyada yaşayan bizleri gerçekten tedirgin ediyor. Bizim bu komşularımızdan ayrılma şansımız yok. 900 kilometre sınırı olan Suriye'den bahsediyoruz. Dolayısıyla Ortadoğu’da yaşanan her türlü problem bizimde canımızı acıtıyor. Öncelikle terörü bu işlere alet olanları bu emperyalist güçleri bütün kalbimle lanetliyorum. Bunun yanında geçtiğimiz günlerde Gabar dağında şehit olan kahraman Türk askerlerini de Allah'tan rahmet diliyorum. Yakınlarına baş sağlığı diliyorum. İnşallah terör ve bu tür savaşlar coğrafyamızdan uzaklaşır” diye konuştu.

Güvenliğin Türkiye için ilk elden önemli olduğunu ancak terörün sadece bir güvenlik sorunu olmadığına dikkat çeken Akar, turizmin de terör olaylarından etkilendiğini ifade ederek, “En çok etkilenen yerlerden birisi Manavgat. Bunu 2016'da yaşadık. Yaşanan Rus uçak krizi ile birlikte başladı ve 2016 yılını kaybettik. Şimdi 2017 yılı sezonu nedeni ile oteller açılmaya başladı. Herkes 2017 sezonunun 2016 sezonundan iyi olacağını düşünüyor. Ancak sınırlarımızdaki bu olaylar devam ederse 2017'de de sıkıntılı bir döneme gireceğiz diye düşünüyorum.  İnşallah böyle olmaz. Turizm gelişir Manavgat gelişir” dedi.

Manavgat ekonomisinin 3 T’den oluştuğunu belirten Akar, bu 3 T’nin turizm, tarım ve turizm ile tarıma dayalı ticaret olduğunu ifade ederek, “Turizm geçen sene darbe aldı, tarımda istediğimiz seviyede değil dolayısıyla Manavgat ekonomisi can çekişiyor. Bu bizim yönetim kurulu toplantılarımıza kadar sirayet ediyor. Kimsenin enerjisi yok. Kimsenin gelecekle ilgili umudu yok. Bu olaylar herkesi derinden etkiledi. Bu krizlerin olmadığı, turizmin daha iyi olduğu bir 2017 olur.  Tarımla ilgili ise bizim yapmamız gereken çok önemli şeyler var. Burası Turizm'den önce bir tarım bölgesiydi. Tarım bölgesi olmasına rağmen tarım arazilerimiz maalesef imara açılarak kullanılmaya başladı. Tarımda çalışan iş gücünün turizme kaymasından dolayı işlerin yapılamaz olmasından dolayı tarım ekonomisini etkiledi. Bölgemizde örtü atlı seracılık yapılması, süs bitkileri üretimi ve Akdeniz meyveciliği yapılması gerekiyor. Bunları yaparak katma değeri yüksek ürün yetiştirerek tarım ekonomisi anlamında Manavgat'a katkı yapabiliriz. Ürettiklerimizi de pazarlamalıyız. Bunları da düşündüğümüzde Organize Sanayinin Manavgat'ta kurulması gerekiyor. MATSO önderliğinde yapılmış olan girişimler inşallah neticelenirse tarım organize sanayi Manavgat'ta gerçekleşirse, eğer bu ürettiğimiz ürünleri pazarlarsak Manavgat ekonomisi canlanır. Ayrıca şu anda Manavgat'ta üniversitesinin kurulması gündemde. Bütün siyasi partilerin çalışma programında. İnşallah MATSO'nun açmış olduğu Turizm Fakültesi’yle yeni fakültelerle birlikte Manavgat'ın ekonomisine 20-25 bin öğrenci kazandırabilirsek eğer kış sezonunda da Manavgat esnafının bu öğrencilerimizden faydalanmasını sağlarız” diye konuştu.

MASİAD Başkanı Turgay Akar’ın ardından en büyük ortağı Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın olduğu, kısa adı ROKETSAN olan Roket Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Genel Müdürü Yardımcısı A. Hayri Torun slayt ve video görselleriyle birlikte konuşmasını yaptı.

Torun konuşmasında şunları söyledi: “Ben bugün size Savunma Sanayi’de nereden nereye geldik, tarihçesini anlatacağım. Özelinde ise çalışmakta olduğum şirket ile ilgili bilgiler vereceğim. Savunma Sanayi nedir? Türkiye neresinde? Savuna Sanayi’nin geçmişi 1450’li yıllara dayanır. Savunma Sanayi’nde çok farklı dönemler yaşadık. Bunlardan bir tanesi Cumhuriyet dönemi. Cumhuriyet döneminde sanayileşme ve kalkınmanın önemli bir parçası olarak kabul edilen Savunma Sanayii, devlet eli ile yapılmaya karar verilmiş. Bildiğiniz gibi o dönemde Devrim arabaları, uçaklar yapmaya başlıyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından tam biz kalkınmaya başlarken, askeri yardımlar gelmiş. Askeri yardımlar gelince bizim Savunma Sanayi’mizi olumsuz olarak etkilemeye başlamış. Askeri yardım kapsamında tedarik edilen malzemelerin bir dezavantajı da var, Kıbrıs Savaşı sırasında başkalarının verdiği silahı başkalarına karşı kullanamaz hale geldik. Çünkü silah kendinizin değilse, onu istediğiniz yere yönlendirip kullanamıyorsunuz. Savunma Sanayi’ndeki en önemli şey bu. Kendi silahınızı kendiniz yapmanız gerekiyor. İşte bu sorun, kötü komşu ev sahibi yaparmış insanı hesabı, tekrar Savunma Sanayi Türkiye’de atağa geçti. Böylece Türkiye’de Savunma Sanayi’nde modern bir altyapı oluşturma çalışmaları başladı. İşte 1985 yılında bugünkü Savunma Sanayi Müsteşarlığının kurulmasıyla bu işin temeli atılmış oldu.

Genel bakacak olursak 1974’de Kıbrıs Savaşı sonrasında ASELSAN kuruldu, 1975 yılında. ASELSAN’ın kuruluşunu takip ederek, Asil Çelik dediğimiz, Savunma Sanayi’nde malzemenizi kendini yapmazsanız hiçbir şey üretemezsiniz. Öncelikle çelik malzeme çok önemli. Savunma Sanayi’ne dair bilgi olsun diye veriyorum, çünkü Asil Çelik sadece Savunma Sanayi’ne yönelik hizmet vermiyor. Daha sonra 1980’li yılların başında ASPİLSAN kuruldu. Askeri Pil üretmek amacıyla, yani askeri malzemelerin kullanılması için gerekli pilleri dahi o zaman yurt dışından alıyorduk. İşbir Elektrik, bunlar jeneratör üretiyorlar, seyyar askeri birliklerimizin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere. HAVELSAN, en önemli kuruluşlardan bir tanesi de bu. Yazılım konusunda kendi sistemimizin yazılımını kursunlar diye 1982 yılında kuruldu. TAİ var, Türk Uzay Sanayi. Havacılık ve Uzay Sanayi TUSAŞ diye geçer, 1984 yılında kuruldu. Temel amacı Savunma Sanayi için platform üretmek. Daha sonra TEİ kuruldu. Savaş uçaklarımızın motorlarını yapıyor. Biz Savunma Sanayi’nde önce sistemi yapıyoruz ondan sonra işin alt detaylarına giriyoruz. İşte bu kurulurken de hep düşünülmüş, biz uçağımızı kendimiz yapacağız, motorunu da kendimizin yapması gerekir. Savunma Sanayi Müsteşarlığımız 1989 yılında kuruldu. FNSS dediğimiz Savunma Sanayi şirketi var, 88 yılında kuruldu. Bunlar da zırhlı taşıyıcı, tırtıllı araçlar, yüzen köprü gibi kara araçlarını, sistemlerini geliştirmek için kuruldu. Özel sektör atılımı başladı ama devlet yine vazgeçmedi, TÜBİTAK’ın Savunma araştırma geliştirme bölümü kuruldu. ROKETSAN’dabunların başında gelen artık kendi roketimizi, kendi füzemizi, kendimiz yapabilmemiz gerekir diye 1988 yılında Savunma Sanayi İcra Komitesi kararıyla kurulmuştur. Bu Türkiye’de o tarihe kadar roket, füze geliştirmesi için özel sektöre verilmiş bir ilk. O dönem rahmetli Turgut Özal, Savunma Bakanı ve Genel Kurmay Başkanı’nın olduğu Savunma Sanayi İcra Komitesi’nin kararıyla kuruldu ROKETSAN. Tamamen özel bir şirket, bizim kimseyle bir bağımız yok ama şu anda çoğunluk hissemiz yüzde 55 hissemiz yaklaşık Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın.

1990 yılında artık o kadar çok Savunma Sanayi şirketi oldu ki, bunlar bir dernek adı altında birleşmek istediler. Savunma ve Havacılık Üreticileri Derneği SASAD kuruldu. Daha sonra STM dediğimiz mühendislik alanında faaliyet gösteren bir şirket kuruldu. Alp Havacılık denilen bir şirket kuruldu. Şu anda 100’den fazla Savunma Sanayi ile ilgili şirket SASAD üyesi. 2000’li yıllarda TAİ gelişerek devam etti.

Biz Savunma Sanayi’ni Türkiye’nin ihtiyaçlarını gidermek için değişik modeller uyguladık. Savunma Sanayi’nin Cumhuriyet döneminde kalkındırılmasına benzer bir şekilde. Önceden hep hazır alınıyordu. 1990’a kadar herkes gelirdi. İşte Amerikalısı, Avrupalısı çantasıyla gelirdi bende şu roket var, bende şu sistem var, bende bu uçak var satalım. Direkt yabancılar gelir bizim kullanıcılara doğrudan satış yaparlardı. Biz buna hazır alım diyoruz. 90’a kadar hazır alındı. 90’lı yıllardan savunma sanayi şirketlerinin devreye girmesi ile model biraz değişti. Artık dedik ki, bizde de var yetenekler, direkt gelip satmayın. Biz bunu ortak üretelim, Türkiye’de üretelim katma değeri olsun. Belli bir dönem ortak üretim yaptık. Ortak üretimden kast ettiğimiz şuydu aslında, biz kendi kendimize yaparız ama Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok, bir teknik destek alırsak daha hızlı adımlarla ilerleriz diye düşündük. O nedenle bunun çok büyük katkısı oldu.

Daha sonra Türk Savunma Sanayi’nin kendine güveni oluştu. 2000’li yılların başında artık Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan sistemleri önce biz bir inceleyelim. Türk sanayisi olarak gözümüze kestiriyorsak, biz bunları özgün tasarım olarak, tamamen milli sistemle özgün tasarım, şu anda uyguladığımız sistem budur. Şu anda bu şekilde ROKETSAN’ın yaptığı her ürün Türkiye’de ilk, daha önce hiç yapılmamıştır, yüzde yüz millidir.

Dünya ne yapıyor savunma sanayinde, nedir bu sektörün hacmi. 2014 rakamlarına göre, 1 trilyon 700 milyar dolar, dünyanın savunmaya harcadığı para. Bunun 654 milyar dolarını 2014 yılında Amerika Birleşik Devletleri sadece kendisi harcamış. Biz neredeyiz, 15 milyar dolar. Dünya da kim savunma harcamasını çok yapan dediğimizde; Suudi Arabistan, Fransa, İngiltere, Rusya ve Çin, Amerika’dan sonra en çok savunma harcaması yapan ülkeler. Savunma harcamalarının gayri safi milli hasılaya oranına baktığımız zaman; Suudi Arabistan baya büyük bir para harcıyor. Peki, Türkiye’de neredeyiz. 2009 yılında biz 14 milyar dolar harcamışız, savunma bütçesi olarak. Şimdi 2015’da 11.93 milyar TL. Bizim gayri safi milli hasılaya oranımızda sabit gidiyor, artmıyor azalmıyor.

1990 yıllardan sonra atılıma geçen Türk Savunma Sanayi bugün nerede. Havacılık sektörünü de savunma sanayinin içerisine koyduk. Ulaştığı ciro yaklaşık 5 milyar dolar olmuş. Sadece Türk Savunma Sanayi şirketinin. Bunların 1.9 milyar doları ihracat. Buda gelinen noktayı göstermek açısından çok önemli bir değer. Peki 2015 yılında ne kadar sipariş alınmış. 7,6 milyar dolarlık sipariş alınmış. Kaç kişiyi istihdam ediyoruz, yaklaşık 32 bin kişi çalışıyor. Savunma Sanayi Türkiye’de en ileri teknoloji uygulanan sektör. Bu çok açık ve net. İhracatımız nasıl artmış. 247 milyon dolarla başladık, şu anda 2016 yılı değerleri 1,67 milyar dolar. Burada önemli bir nokta var. Türkiye’nin ihracatı kilogram başına nedir? 1 dolardan daha az, yaklaşık 75 cent. Savunma sanayindeki toplam ihracata bakacak olursak, 7-8 dolar civarında. ROKETSAN üzerinden baktığımız zaman 2 bin dolar. Sektörün 2023 yılında ulaşmayı hedeflediği rakam 25 milyar dolarlık ihracat. 28 yıl önce ROKETSAN yoktu, Türkiye’nin milli roketi, füzesi yoktu. Türk insanı bunu yapabilir. Ulaşılamaz bir rakam değil. Savunma sanayinde 5 milyar dolar, havacılık sanayinde 20 milyar dolar, yani havacılık sanayinde daha çok ihracat bekliyoruz. Şu anda ihracatımız 140 milyar dolar, 2023’te bu 200 milyara çıksa bunun 8’de 1’ni sadece savunma sanayi gerçekleştirmiş olacak ki, bu da gerçekten çok hızlı artmış bir rakam olacak.

Amerika’ya 587 milyon dolarlık iş yapıyoruz. Patriot füze sistemlerinin kontrol bölümünü dünya da tek üreten ROKETSAN. Yani Amerika bugün bunu kime satarsa kontrol bölümünü bizden alır. 2009 yılından buyana tek kaynak ROKETSAN. İkinci en çok ihracat yaptığımız ülke 185 milyon dolar ile Almanya, Azerbaycan, Malezya, Endonezya, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan.

Çok fazla geçmişimiz olmamasına rağmen Savunma Sanayi’miz nasıl bu kadar hızlı gelişti. İşte AR-GE ve teknoloji yatırımlarına öncelik vererek, önem vererek. Devlette burada çok büyük bir katkı yaptı. Şirketler de yeni teknolojiler kazanıp kendilerini geliştirerek çok büyük katkılar yaptılar. Baktığımız zaman 904 milyon dolara gelmiş yıllık AR-GE harcaması. Bu iyi bir rakam. Bunun yaklaşık 600 milyon dolarlık kısmı devletin verdiği teşviklerden, geri kalan 300 milyon dolarlık kısmı da sadece şirketlerin kendi öz kaynaklarıyla desteklediği projeler. Yani biz bir taraftan sistemleri geliştirirken bir taraftan da AR-GE’ye önem veriyoruz. Cumhuriyet döneminde hazır alım vardı, ondan sonra ortak üretim, şimdi de özgün üretim. Nereye kadar çıkabildik, savunma sanayinde yerlileştirme olarak. Bakın yüzde 16’dan başlamışız 2000’li yıllarda. Şu anda yüzde 64 civarındayız, 2020’de de yüzde 76’ya çıkaracağız. Tabi her şeyi yüzde 100 milli yapmak imkansız demiyorum, fizibilite değil. Yani şimdi bir bilgisayar yapacaksınız bu bilgisayarın cıvatasını bile kendim yapayım derseniz, maliyeti aldı başını gidiyor. Önemli olan hiçbir sorun yaşamadan alabileceğiniz yerlerin olması. Bizim savunma sanayinde en büyük handikabımız şu, export lisanslı, yani bir tane rokette diyelim kimyasal malzeme var. Adam diyor ki bu kimyasal malzemeyi benim sana satmam için senin hükümetinin bana garanti vermesi lazım. Sen garanti vereceksin, artı senin hükümetinin de güvence vermesi lazım. Bu kullanacağın malzemeyi ne yapacaksın. Yapacağın roket kaç kilometre gidecek, hangi amaca hizmet edecek, kime satacaksın, son kullanıcı kim. Duymuşsunuzdur Amerikan Senatosu izin vermedi, işte o bizim en büyük sıkıntımız. Ham maddelerin alınıp bazı kritik malzemeler var onları izinsiz satamazsınız. Aynısı bizim için de geçerli, Milli Savunma Bakanlığı sorar nerede kullanacaksın, son kullanıcı belgesini mutlak görüp almamız lazım. Bizim de işte son zamanlarda özellikle yaşadığımız en büyük sıkıntı bu. Biz bir teklif veriyoruz mesela bir ülkeye, sistem satmak için. Dediğim gibi her şeyi kendimiz yapmadığımız için bazı şeyleri de dışarıdan almamız gerekiyor, soruyoruz bu ülkeye satacağız verir misin? Veririm, sözleşmeyi imzaladık, bizim başımıza gelen bu, sözleşmeyi imzaladık adam diyor vermiyorum. Ama sözleşmeyi imzaladık biz. Yalvar yakar mümkün değil. Alıcı ülkeye söyledik, biraz sabret, bir sene sabret ben bunun hepsini yerli yapacağım. Hepsini yerlileştirdik ve o ülkeye ihracatı yaptık. Dolayısıyla savunma sanayinde export lisansı çok önemli bir girdi sağlıyor.

Çelik ile füze yapıyoruz, kullandığımız çeliği hala ithal ediyoruz. Bizim yerli sanayi buna ilgi göstermiyor, niye. Miktar olarak az diyor. Bugün dışarıdan alıyoruz ama yarın alamayabiliriz. Dolayısı ile bunlar bir yönetilen süreç halinde ele alınıp üretilmesi lazım.

Bu süreç zarfında Türk savunma sanayi epey bir yetenek kazandı. Malzeme anlamında baktığımız zaman kazanılan yetenekler hakikaten güzel bir noktaya geldi”

Hayri Torun’un konuşmasının ardından MASİAD Başkanı Turgay Akar, Torun’a kendilerini kırmayarak toplantıya katıldığı için, Adalya Ocean Otel’in toplantıya ev sahipliği yapmasından dolayı da Mehmet Kara’ya teşekkür plaketi verdi. Kahvaltılı toplantı toplu hatıra fotoğrafının çekilmesi ile son buldu.

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Torun:, “Pahalı, olsun,, bizim, olsun”,
Yorumlar
Haber Yazılımı