Haber Detayı
26 Temmuz 2017 - Çarşamba 09:45 Bu haber 427 kez okundu
 
Yaylada bir kitap sevdalısı
Manavgat İlçe Halk Kütüphanesi’nde göreve başladığı 2004 yılından bu yana, uygulamaya koyduğu birçok proje ile kitap okurluğunu artırmayı hedefleyen kütüphane müdürü Hidayet Oktay, okurun kitaba ulaştığı değil, kitabın okura ulaştığı YAYKOP projesi ile Türk Kütüphanecilik tarihinin en önemli projelerinden birine imza attı. Kütüphanecinin görevinin kitabı saklamak olmadığını üzerine basa basa vurgulayan Oktay, “Kütüphaneye gelemeyen, gelme olanağı olmayan insanlarında bu hizmetten yararlanmaları lazım, biz bunun için yaylada kitap okuma projesini başlattık. Zor, meşakkatli bir iş diye bu hizmeti yapmayalım mı? Oraya gittiğimizde vatandaşımız devlet bize geldi gözüyle bakıyor” dedi.
GÜNDEM Haberi
Yaylada bir kitap sevdalısı

 

Manavgat İlçe Halk Kütüphanesi’nde göreve başladığı 2004 yılından bu yana, uygulamaya koyduğu birçok proje ile kitap okurluğunu artırmayı hedefleyen kütüphane müdürü Hidayet Oktay, okurun kitaba ulaştığı değil, kitabın okura ulaştığı YAYKOP projesi ile Türk Kütüphanecilik tarihinin en önemli projelerinden birine imza attı. Kütüphanecinin görevinin kitabı saklamak olmadığını üzerine basa basa vurgulayan Oktay, “Kütüphaneye gelemeyen, gelme olanağı olmayan insanlarında bu hizmetten yararlanmaları lazım, biz bunun için yaylada kitap okuma projesini başlattık. Zor, meşakkatli bir iş diye bu hizmeti yapmayalım mı? Oraya gittiğimizde vatandaşımız devlet bize geldi gözüyle bakıyor” dedi.

 

Su Altında Kitap Okuma, Kütüphane Gözleme Günü, Balonla Mektup Gönderme, Yerel Yazarlar İmza Günü, Askıda Kitap, Çizgi Roman Kütüphanesi gibi birçok projeye imza atan Manavgat İlçe Halk Kütüphanesi son 6 yıldır, yaz aylarında kütüphaneye gelme imkanı olmayan yayla sakinleri için Yaylada Kitap Okuma Projesi olan YAYKOP’u gerçekleştiriyor. Her yıl Haziran ile Eylül ayları arasında iki haftada bir olmak üzere 300 kilometrelik güzergah üzerinde bulunan 12-13 yaylaya giden Manavgat İlçe Halk Kütüphanesi Müdürü Hidayet Oktay, bu süre zarfında 10 binin üzerinde kitabı yayla sakinlerine ulaştırdı.

Kütüphaneciliğin, kütüphanede bulunan kitapları korumak olmadığını dile getiren Hidayet Oktay, “Kütüphaneler ancak okuyucular olursa varlıklarını sürdürür, fakat her dönem özellikle yaz aylarında kimseyi dört duvar arasında tutamazsınız. O halde okur kitaba gelmiyorsa, biz kitabı okura götürürüz düşüncesiyle bu projeyi düşündük” diye konuştu.

2012 yılında dönemin Manavgat Kaymakamı Emir Osman Bulgurlu’nun her kurumdan en az 5 proje getirmesi talebi üzerine, hazırladıkları projelerden biri olan YAYKOP’uuygulamaya koyduklarını belirten Oktay, “Bizim meslek gönüllülük ilkesine dayanıyor yani kütüphaneye gelen insan kitabın, okumanın değerini biliyordur ama gelemeyen hakikaten gelmek isteyip de gelme olasılığı olmayan insanları düşündüğümüz zaman ayağına götürmek gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

2012 yılından bu yana geçen 6 yılda, her yıl Haziran-Eylül ayları arasında yaylalara 10-12 sefer düzenlediklerini belirten Oktay, “Birtek geçen yıl 9 seferle kaldık. Onda da uzun süren bayram tatillerive birde bu FETÖ’den dolayı 3 ya da 4 defa gidemedik. Bu yılda biraz az olacak Ramazan ve bayramdan önce gidemedik.Ama yine bir 8-9 sefer yaparız” dedi.

Kütüphane müdürlüğü görevinin yanında yazar da olan Hidayet Oktay, YAYKOP projesini uygularken, özellikle kaleme aldığı Kafkas İmam kitabı için değerli bilgiler edinmiş. İlk yıllarda MATAB’ın desteği ile yaylalara çıktıklarını ifade eden Oktay, “İnsanlarımız önce korktular, ürktüler bu zamana kadar bu yörükler, yayla sakinleri 1200 yıllarından beri yani 800 yıldır o topraklara çıkıyorlar. Devlet onlara her zaman ya ceza için gelmiş ya vergi için gelmiş ya da kaçak aramış. Ama bir şekilde gönüllülük hizmeti getirdiği görünce resmi aracı, biraz ürktüler kitabı kaybetmekten korktular, yırtılıp yıpranmasından korktular. Biz onlara sadece şunu dedik, ‘arkadaşlar hiçbir şeyden korkmayın, sadece okuyun. Biz size niye kitabı kaybediyorsunuz ya da niye yırtılıyor diye sormayacağız. Siz okuyun okutun.’ Yaz dönemleri 15- 16 saat aydınlık olan yani gündüz olan dönemler bu dönemleri doldurmak zor belki mesaiye giden insanlar şehrin yoğunluğunda, kalabalıklığında zamanı geçirebilir ama her ne kadar o dingin, rahat, sakin ortamda günü doldurmak bir hayli zor. Onun içinde kitap okumak en güzel meşgale olduğunu düşündüğümüzden özellikle onların ilgileneceği daha hafif daha rahat okunabilecek kitaplar şiir, öykü, akıcı romanlar aldık. Felsefi ve ağır kitapları biraz daha geri plana aldık ama yayla sakinlerimizden bunları isteyenlerde oldu” diye konuştu.

YAYKOP projesinin Türk kütüphanecilik tarihindeki en önemli projelerden biri olduğuna inandığını söyleyen Oktay, “Bizim Manavgat halk kütüphanesi yaylada kitap okuma projesi Türkiye kütüphanecilik tarihindeki önemli projelerden bir tanesidir. 1960’lı yıllarda Ürgüp’te Mustafa Güzelgöz eşekli kütüphaneci olarak anılır. Kitapları sandıklara doldurup eşeklerle Ürgüp’ün yakın köylerine geniş kütüphane hizmeti yapıyordu. Rahmet Mustafa Güzelgöz meslektaşımız, büyüğümüz UNESCO’danödül aldı.Bizim amacımız ödül almak değil, bizim amacımız kütüphane hizmetini hakikaten en ücra yerlerdeki vatandaşımıza ulaştırmak. Çünkü kütüphanecilik gönüllü bir meslektir. Kütüphaneye gelemeyen, gelme olanağı olmayan insanlarında bu hizmetten yararlanmaları lazım biz bunun için yaylada kitap okuma projesini başlattık. Zor bir iş meşakkatli bir iş sabah 7’de çıkıyoruz akşam 8 buçuk 9’dan önce buraya inmiyoruz. Buraya indiğin gibi inmek bir şey değil bunun tozu var yağmuru var karı var Temmuz’un 18’inde karın yağdığını biliyorum ben o yaylalara, yağmur dolu sürekli yaşıyoruz bunlar bizim işimizin güzellikler bunlar olacak diye bu hizmeti yapmayacak mıyız? Yapacağız. Türk kütüphanecilik tarihindeki önemli projelerden bir tanesidir. Gönül ister bütün ilçelerimizdeki kütüphaneler böyle projeler yapsınlar böyle hizmetler yapsınlar. Ben şunu biliyorum yaylada kitap okumaya başlayıp da tekrardan kitap okumaya devam eden çok insanımız, kardeşimiz var. Şuanda iki tane kızımız bizim götürdüğümüz kitaplarla hem kültürel değerlerini arttırdılar hem de üniversite sınavında çok iyi yerlere geldiler. Bize her gidişimizde teşekkür ederler. Bizim yaylada kitap okuma projemizle tıp bölümüne gitmesinde bir şey var mıdır? Elbette o çocukların zaten alt yapısı iyiydi, çalışkanlardı ama bu dönemdeki okuma egzersizleri diyelim okuma egzersizleri algılama güçlerini arttırıyor” diye konuştu.

Proje kapsamında bugüne kadar 10 binin üzerinde kitabı yaylalara çıkardıklarını belirten Oktay, bu kitapların vatandaşların kütüphaneye bağışladığı kitaplar olduğunu özellikle belirtti. Oktay, “Bütün halkımız bize destek veriyor.Götürdüğümüz kitapların hiçbiri bizim demirbaşımıza kayıtlı kitap değil, yıl içinde vatandaşların getirmiş olduğu bağış kitaplarından yaylada kullanabileceğimiz kitapları ben ayırıyorum.Elimde 10 bin kadar kitap var her gidişimde ben bu kitapları yeniliyorum. Aynı kitapları götürüp gelmenin bir anlamı yok. Demirbaşa kayıtlı olan kitapları sadece sipariş olarak götürüyorum çünkü demirbaş olan kitapların birde sorumluluğu var. Bunların sorumluluğu olduğu için pek güvenli olmayan bir şey bu çocuklarımızı da kırmak istemiyoruz. Kitabı kaybetme, yıpratma gibi telkinde bulunarak zor durumda bırakmak istemediğimiz için sadece sipariş kitap olursa onları götürüyoruz diğerleri hepsi bağış kitaplarımızdan. Çizgi roman götürmedik, geçen yıllarda götürdük fakat kayda girmedi azdı. İlgi görüyordu ama çizgi romandan çok bilim çocuk, meraklı minik gibi ilgi odağı bunları götürüyoruz ve her haftada benden istiyorlar. Bu dergi aylık olduğu için çocuklar bunu bilmiyorlar. Biz onlara geçmiş sayılardan götürürken telafi etmeye çalışıyoruz. Yetişkinlerin en büyük merakı yerel gazeteler biz yerel gazetelerden götürüyoruz. Ben eski gazetede götürüyorum onlara ulusal gazetelerin 1-2 gün önceki gazetelerini götürüyorum. Çünkü o insanlar onu hem okuyorlar hem de değişik amaçlarda kullanıyorlar” diye konuştu.

Proje kapsamında gittiği yaylalarda ilginç olaylarla karşılaştığını belirten Oktay, yaşanan olayların çoğunun Anadolu insanının, yörük insanının dünyaya bakış açısını da yansıttığını söyledi. Oktay, “İlk seferimizde buradan yola çıkmadan önce nereye gideceğimizi ben bilmediğim için yanımıza yiyecek aldık. Akseki üzerinden gidiyoruz Torosların üzerine doğru 1500-2000 metreye yaklaşınca bir vadinin içerisinde çadır var. Bir vatandaşımız 10 tane arısı var oraya çadır kurmuş, bir ardıç ağacının altına da kesesini sermiş orada arıların başında gününü geçiriyor. Gittik oraya durumu anlattık. Biz okumayız yiyenim sen bunları yukarıda çocuklar var onlara götür dedi. Bende emmi dedim sen okumazsan misafirin gelir sen burada ardıç ağacının gölgesinde uyurken o seni uyandırmamak için alır okur, üzerine bir taş koy uçmasın okur mu? Okur dursun burada bir gelen olur dedim 2 tane kitap verdim. Sonra gittik turumuzu yaptık dönüşte yanımıza almış olduğumuz yiyecekleri yemedik bize yayla sakinleri iyi baktı karnımızı doyurduk. Vadinin içindeki çadırdaki emmiye bırakalım aldığımız yiyecekleri dedim olur dedik. Ben poşetleri indirirken çadırdaki amca yanıma doğru geldi elinde kitap vardı yiyenim ben bu kitabı çok beğendim bana bir tane daha ver siz gelinceye kadar ben okurum dedim. O kadar mutlu oldum ki verdiğim kitapta Çalı Kuşu kitabı sanki bilerek vermiş gibi ama ben hiç farkında değildim ne verdiğimden, bunu hiç unutamam aynı amcamız 2-3 yıl sonra yukarıda mahallesinde bizi yakaladı aşağıdaki vermiş olduğumuz o yiyeceklerin içinde yoğurt vardı dedi siz bana yoğurt verdiniz dedi bizi yedirdi içirdi gönderdi. İşte bizim kültürümüz bu olsa gerek dedim ben. Halbuki hiçbir şey için beklemedik zaten almıştık onları, insanımızdaki o güzellik yardımlaşma duygusu bizi mutlu etti” diye konuştu.

Bir keresinde de yaylada bir bayanın kendilerini terörist misiniz diye sorgulamasını tebessümle anlatan Oktay, “Manavgat Belediyesi’nin arabası vardı. Dedi ki siz ne yapıyorsunuz, bu kitaplar ney, terör müdür nedir niye sorguladı hoşumuza gitti tabiki neyi ne için yaptığını bilen bir vatandaşımız.Anlattık, hanımefendi bakın ben Manavgat Halk Kütüphanesi’nin müdürüyüm bu Manavgat Belediyesi’nin hizmet aracı.Biz sabahın 7sinde çıktık akşam 8-9’dan önce evimize girmiyoruz. Biz size hizmet için geldik bana bunu bu şekilde sormanız bizi mutlu etti en azından takip edildiğimizi biliyoruz.Biz olumsuz bir yola niyetlensek bile insanlarımız bizi doğru yola iteceğini gördük, teşekkür ederiz dedik. Hepimiz sorgulayacağız çünkü çocuklarımıza veriyoruz.Bunların ne olduğunu nasıl eğitildiğini bilmek anne-baba olarak sizin hakkınız dedik. Hanımefendi de sağ olsun memnun oldu. Kendisi içinde 2 tane kişisel gelişim kitabı aldı. Ben çocuk büyütüyorum dedi eğitim alamadım ilkokul mezunuymuş, kendisine dedim ben gel kütüphaneye yıl boyunca kütüphaneden kitap al dedim gelemem dedi çünkü köyde oturuyormuş verdik kitabı o bizim artı değerimiz” diye konuştu.

Ortopedik engelli genç bir kızın kitap siparişlerini de büyük bir zevkle götürdüklerini ifade eden Oktay, “Yayla boyunca 15 gün sürelerle gidiyoruz biz o kızımıza her gidişimizde istemiş olduğu kitapları götürüyoruz.Çünkü farklı bir kızımız, bizden istediği bütün kitapları bizde yoksa parayla alıp götürüyoruz.Yani o kızımıza her gittiğimizde mutlaka uğrarız, sağ olsun bizleri kırmazlar bizde onun o iki boyutlu dünyasına belki kitaplarla üçüncü boyutu açabiliriz diye istediği kitapların hepsini veriyoruz. Biz her gidişimizde 300 km üzerinde yol yaparız. 300 km’nin içindeki değer yargılarımızdır onlar, devlet olarak onların yanındayız her zaman için hizmeti ayaklarına götürüyoruz. Kütüphaneciliğin temel amacı da budur” diye konuştu.

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Yaylada, bir, kitap, sevdalısı,
Yorumlar
Haber Yazılımı