ÖSS BİR ENGELMİ? ENGELSE AŞILMALI
Bilmiyorum ne kadar doğru ama her lise mezunu gencimizin önünde bir ÖSS engeli var. Gerçi bu olguyu engel olarak görmemek gerekir. Yalnız her yarışın bir birincisi birde yarışı bitirenler vardır. İlkokuldan başlayan öğrenim yaşantımız birinci aşamada lise bitince sonlanmakta. Ama eğitimi yaşam boyunca sürmektedir. Liseyi bitirebilen öğrenim yarışmacılarının önüne daha büyük hedeflerle dolu olan bir başka kolda yarışma sunuluyor. Bu yarışın başlangıcı, çıkışı(Günümüzün yükselen sözcüğü ile STARTI) O kadar kalabalık bir şekilde veriliyor ki düşenler, yaralananlar, takılanlar, tökezleyenler oluyor, ama kimse dönüp arkadaşına yardımcı olmuyor.
Dünyanın hiçbir yerinde bir yarışa bu kadar hazırlanılmaz. 11 yıllık emeğin, alın terinin sonucu hiçbir toplumda 2,5 - 3 saatlik bir sınavla ölçülmez, ölçülmemeli. Ama bizimi kuşak dahil birçok yaş gurubu ülkemizde bu yarışa girdi. Bu yarışta şansı, başarılı olanlar azınlık, şanssız, başarısız olanlar çoğunluk olarak kaldı. Umutlar hep bir ikinci yıla aktarıldı. Dolayısıyla da her yıl yarışmacı sayısı artı da arttı.
Peki ne yapacağız? Bu soruya gerçekçi karşılık vermek gerçekten çok zor bizim yaptığımız hep günü kurtarmak oldu. Gerçi günü kurtardığımız da söylenemez ama yinede elimizde bir sistemle yıllardır bu büyük yarışı sürdürmekteyiz. 1,5 milyon öğrenci giriyor bu yıl sınava, aileleriyle birlikte bu rakam yaklaşık 10 milyon ediyor. Yani ülkenin yedide biri bu sınavla doğrudan ilintili. Üniversiteler, dershaneler, öğretmenler, servisler, yurtlar derken ülkenin her kesimiyle direkt ilinitilidir üniversite sınavı. Böylesine büyük bir etkinliğe ne kadar kendimizi hazırladık? Bu soruya olumlu bakabilmek bizim ülkemizde çok zordur.
Biz veliler çocuklarımızı en iyi okullara göndermeyi, en seçkin dershanelerde onlara yer bulmayı sorumluluğumuzu yapmış olarak görmekteyiz. Aslında değil. Ne yaparsak yapalım 1.5 milyon öğrenciden yaklaşık 1,3 milyon öğrenci boşta kalacak. O zaman biz veliler çocuklarımıza yüklenmeyelim. Çünkü bu sınavda çocuklarımızın boşta kalması çok normaldir. Bir yarışı iki kişi birinci bitiremez. Hadi iki kişi birinci oldu diyelim ama üç, beş kişi birinci olamaz. Biz çocuklarımızı gerçekten onlar oldukları için, sınavı kazanmak için çok çaba harcadıkları için sevelim. Onları kendi ayakları üzerinde özgür durabilmeleri için teşvik edelim. Bir sınavla biz seni değerlendirmeyiz, sen bizim için her zaman başarılısın, önemlisin, değerlisin anlayışını gerçekten çocuklarımıza hissettirelim. Gerisi zaten gelecektir. Belki çocuklarımız bu anlamsız sınavda başarısız olacaktır ama yaşam sınavında çok başarılı olacaklardır. (Hiç vakit geçirmeden Doğan Cüceloğlunun başarıya götüren aile kitabını alıp okuyalım)
Şimdi sınav için ne yapmalıdır? Öncelikle çocuklarımızın gerçekten sınavı kazanmak için bütün güçlerini verdiğini kabul edelim. Arkasından kalan şu kısacık üç-beş günde onların beynini temizlemek için küçük alıştırmalar yapmalıyız. Çünkü bütün sınavlar beyinde kazanılır. Beynimizi boş, gereksiz bilgilerle, olgularla doldurursak sınav için gerekli verile yer kalmaz. Sınava girecek gençlerimizin her konumdan kendilerini rahat hissetmelerini sağlamalıyız. Stres sınav kazanamamanın en büyük gerekçesidir. Stresten gençlerimizi arındırmalıyız. Aile ortamı çok önemli olduğu için kırgınlıklar olumsuzluk en azından üç-beş gün ertelenebilir. Çocuklarımızın kendilerini iyi hissetmeleri içini bol, bol yürüyüş yapmaları uzmanlarca özellikle önerilmektedir. (Günlük 7-10 km) bunlardan başka gençlere gerçekten onların bizler için çok önemli, hatta vazgeçilmez olduğunu anlatmalıyız. Çok boş vermişlik değil de bir aile ortamının güzelliğini gençlerimize sağlamalıyız. Gerisi gelecektir.
Sınava girecek bütün gençlerimize sonsuz başarılar diliyorum. Kazanmak zor bunun bilincindeyim ama yaşam sadece bir sınav değildir. Şunu yazmalıyım; bir boyunca sevmediğin bir mesleği yapmaktansa bir yıl bekleyip sevdiğin bir meslek dalında eğitim görmek daha ussaldır. Başarınızın sonsuz olması dileğiyle sağlıcakla kalın.
|