CANA KIYMA, KAN DAVASI VE İNTİHAR
İslamda insanın can güvenliğine, diğer bir ifadeyle hayat hakkına büyük önem verilmiş ve insan hayatının dokunulmaz olduğu belirtilmiştir. Dinimiz insanın en tabi hakkı olan hayatı, hukukun teminatı altına almış, kişinin yaşama hakkına tam bir saygı gösterilmesini sağlamak için birtakım maddi ve manevi yaptırımlar koymuştur. Kur´an-ı Kerim´de haksız yere bir cana kıymanın bütün insanları öldürmüş gibi bir suç olduğu; bir insanın hayatını kurtarmanın da bütün insanlara hayat verme gibi yüce ve değerli bir davranış olduğu belirtilerek şöyle buyurulur: ”…kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır…”(Maide,532)
Yine Kur´an-ı Kerimde hukuki bir gerekçeye dayanmaksızın kişilerin canlarına kıymanın, Allah´ın gazap ve lanetine uğramaya sebep olacağı, dolayısıyla ne derece ağır bir manevi sorumluluğu bulunduğu şöyle dile getirilir: ”Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”(Nisa, 493)
Hz. Peygamber Veda Haccı´nda bütün Müslümanlara hitaben: ”Bu gün, bu ay ve bu belde nasıl kutsal ise, canlarınız, mallarınız ve ırzlarınız da öylesine kutsaldır, her türlü tecavüzden korunmuştur; yani toplumun sorumluluğu ve hukukun güvencesi altındadır…”
Aile veya yakın çevreden biri öldürüldüğünde katile veya yakınlarına karşı, ölenin yakınlarınca öç alma duygusuyla ve misilleme şeklinde karşılıklı cinayetlerin sürdürülmesinin genel adı olan kan davası, kamu düzen ve güvenliğinin tam sağlanamadığı geleneksel toplumlarda sıkça karşılaşılan bir olgudur.
Kan davası İslam Öncesi Arap toplumunda çok yaygındı. Aile veya kabile üyelerinden biri öldürüldüğünde onun kanının yerde kalmaması, öcünün alınması, sosyal ve ahlaki bir değer taşıyor, şerefli ve onurlu bir görev sayılıyordu. Sevgili Peygamberimiz Araplar arasında yaygın olan, hatta övünç vesilesi yaptıkları bu kötü adeti Veda Hutbesinde kaldırmış ve bütün insanlara örnek olmak üzere kendi yakınlarının kan davasından vazgeçtiğini açıklamış ve şöyle buyurmuştur: ”Cahiliye devrine ait bütün kan davaları kaldırılmıştır.Kaldırılan ilk kan davası da Abdulmuttalib´in torunu Rebia b.Haris´in(yani peygamberimizin amcaoğlunun) kan davasıdır.”
İslam dininin ilke ve hükümleri, hiçbir kan davasını haklı görmez.Ancak toplumda kan davasının önlenmesi için, toplum fertlerinin eğitilmesi hukuk düzenine, devletin kanunlarına ve tarafsız mahkemelere güvenilmesi gerekir.
İntihar, kişinin kendi hür iradesiyle ölümü seçip istemesi ve sonuçlarını bilerek kendisini öldürmesi demektir. Yaratılanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşama hakkı da Allah tarafından lutfedilmiş en temel haktır.İslam da dinin temel amaçlarının başında gelen ”canın korunması” ilkesinin bir sonucu olarak kişinin haksız yere başkasını öldürmesi gibi kendi canına kıyması da kesin biçimde yasaklanmıştır.Peygamberimizin hadislerinde, intihardan şiddetle kaçınmayı gerektiren ifadeler yer alır.Bu hadislerin anlatmak istediği şey; insanın kendi canına kıymasının, büyük bir suç ve günah olduğu gerçeğidir.Söz konusu hadislerden birinde şöyle buyurulur: ”Dünyada ip ve benzeri şeyle kendisini boğan kimse cehennemde kendisini onunla boğar, dünyada kendisini vuran, cehennemde kendisini vurur.(yani azabı böyle olur).”
İnsan ne kadar zor ve acıklı bir durumda olursa olsun, kendi hayatını sona erdirme hak ve yetkisine sahip değildir.
Sıkntılara göğüs germek, acıya ve kedere karşı sabır göstermek, şartları ne kadar kötü olursa olsun, Allaha olan inanç ve güveni yitirmemek, müslümanın temel karakteri ve ilkesi olmalıdır.Üstelik bu yolda gösterilen sabır ve mücadelenin, Allah katında büyük bir sevabı ve değeri vardır.Şu mısralar olgun bir müminin Allaha teslimiyetinin ne güzel ifadesidir:
”Lütfun da hoş, kahrın da hoş,
Hoştur bana senden gelen,
Ya gonca gül yahut diken,
Ya hı´latü yahut kefen.”
Müslüman olarak her şeyin Allahtan geldiğine inanmalı, acı ve sıkıntılar karşısında Allah´a sığınmalı, ona yönelmeli ve sevabını Rabbimizden dilemeliyiz.
Huzurlu ve mutlu günler geçirmeniz dileğiyle, hoşça kalınız…
|