Yazı Detayı
01 Temmuz 2020 - Çarşamba 18:16 Bu yazı 15632 kez okundu
 
Alışkanlıklar & Eğitim İlişkisi
İsmail Kılıç | Sosyal Hizmetler Müdürü
ismail.kilic@ailevecalisma.gov.tr
 
 
“Önce biz alışkanlıklarımızı oluştururuz, sonra da alışkanlıklarımız bizi oluşturur.” 
John Dryden 
 
Alışkanlıklarımızın bu sözle ifade edildiği gibi kendi katkımızla hayatın başından sonuna kadar devam eden bizi çerçevesi ile sınırlayan bir döngü olduğunu görebiliriz.  
Alışkanlıklar nasıl meydana gelir? Alışkanlık türleri nelerdir?
 
 
Peki alışkanlıklarımız ne zaman başlar, hangi davranışlar sonucu gelişir, alışkanlık halini alması ne kadar sürede gerçekleşir, iyi ve kötü alışkanlıkların ayrımı nasıl yapılır, iyi alışkanlıkları nasıl artırabilir veya devamını sağlayabiliriz, kötü alışkanlıklar diye tabir edilen davranışlardan nasıl kurtulabilir, toplumca tasvip edilen temelde olumlu ve başarılı alışkanlıklar hangileridir son olarak kendimizde var olan alışkanlıkların ne derece farkındayız?   
 
Bu yazımızda bu sorulara kısaca cevaplar bulmaya ve yaşamımızın bütününden yaptığımız çıkarımlarla alışkanlıklarımızı yönetebilme bilgi ve beceri farkındalığına ulaşmaya çalışacağız.  
 
Alışkanlıklar doğum öncesi dönemden itibaren başlamaktadır. Annenin günlük yaşamı beslenmesi, hareketleri, ruhsal ve duygu dünyasına ilişkin rutinler ve değişimler direkt olarak bebek tarafından da hissedildiği çeşitli araştırmalarla ortaya konulmaktadır. Bu noktada birbirini tekrar eden anlamlı ve bütüncül bu süreçler belirli tekrarlar sonucunda alışmaya yol açmaktadır. Pozitif duygu ve enerji devamında yaşanılan durumun yeniden bir beklenti güdüsüne karşılanmaya devam ettikçe de alışkanlık haline geldiği düşünülmektedir. Demek ki alışkanlıkların temeli çoğunlukla çevresel uyarıcılarla bağlanıp etfedilirken, anne karnından itibaren kodlandığını da göz ardı etmemek gerektiği anlamı çıkmaktadır. Bu süreç bireyin dünyaya gelişi ve yaşamının seyrinde de gelişim özellikleri ile erişi düzeyine göre devam etmektedir.  
 
Donald D. Schroeder alışkanlığı “davranışlarımızı, düşüncelerimizi veya duygularımızı yönlendiren ve zamanla da otomatik bir tepki haline dönüşen sonradan edinilme bir taslaktır” olarak tanımlamaktadır (Sökmensüer, 2011) . Amerikalı eğitmen Horace Mann alışkanlığı her gün ince iplerden birini okuyarak koparamayacağımız halata benzetmiştir. Alışkanlıklar bireylerin kişiliklerini ve karakterlerini oluşturan davranışlardır. İnsanlar daha çok mutlu oldukları ve kendilerine haz veren davranış, tutum ve duyguları alışkanlık haline getirmekteler. Yapılan incelemeler göstermiştir ki, davranışın alışkanlık haline gelebilmesi için (1) hem doyum sağlayıcı, yani bir ihtiyaç giderici olması, (2) hem de çok tekrar edilmiş olması gerekir (Baymur, 1972).  
 
Davranışların haz ve mutluluk vermesi, doyum sağlayıcı olması ve tekrar edilmesi kalıcı olmasını sağlamakta iken diğer yandan insanı bu davranışa iten güdülerin analizinin de olumlu sonuçlar vermesi için gözden geçirilmesinin önemi ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki, bireyin çevreye uyumu, ihtiyaçlarının karşılanması esnasında talebine en uygun karşılıkları bulması doğru eylemlere geçmesini ve davranışlar ortaya koymasını sağlayacaktır. Ne kadar doğru uyarıcı ile tanışır ise bunun yansıması olan davranışın da doğru olma olasılığı yükselir. Bu durum kendi içerisinde sarmal bir yapıyı ifade etmektedir.   
 
Hayatımızda doğru alışkanlıklar edinebilmek için yerinde ve doğru eylemlerde bulunmak önem taşımaktadır. Bu noktada öğrenme ve eğitim birey hayatına giren en önemli olgu olarak karşımıza çıkar. Alışkanlıklar, çevreden, ebeveynlerden, öğretmenlerden ve özellikle gencin birlikte hareket ettiği grubun verdiği ideallerden davranış modelleri biçiminde öğrenildiği (Bamberger, 1990) tarafından ileri sürülmektedir. Kanad (1951) ise bundan çok uzun yıllar öncesinden; okullarda verilen eğitim ile gençlerin devletin yapısı, görevleri, kurumları hakkında bilgi sahibi olması, devleti ve kurumlarını sevmesi, gençlerin kalplerini millete bağlaması ve onların devlete karşı görevlerini kolaylıkla yapabilmelerini sağlaması için alışkanlıklar vasıtasıyla iradelerinin kuvvetlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (Akt. Akbaş, 2008). İster formal yani dışa sosyal yaşama, vatandaşlık bazlı öğrenme ve alışkanlıklar olsun gerekse öznel bireyin özel hayatına yönelik alışkanlıklar olsun eğitim öğrenme süreçleri ile kazanılmaktadır. Okul da toplumun beklentileri ölçüsünde bireylerde istenen davranış ve alışkanlıkların kazandırılma misyonuna sahip sosyal bir kurum olarak tanımlanır. Alışkanlık kazanma eğitimin önemli konusudur ve bir öğrenme biçimidir. Alışkanlıklar insanların hayatları boyunca var olacak, düzenli ve sürekli bir biçimde kendini gösterecek, sadece doğumla birlikte değil, öğrenilerek elde edilecek davranış türleridir. Alışkanlık kazanmak, değiştirmek ya da tamamen ortadan kaldırmak insan davranışlarını inceleyen sosyal bilimin alanı olduğu gibi satın alma alışkanlığı ile ekonomi biliminin, bireylerde psikomotor davranış yönü ile de eğitim biliminin konusudur.  
 
Hangi davranışların iyi ve kötü, hangi alışkanlıkların iyi ya da kötü olduğuna nasıl karar verilebilir? Tabiiki sonuçlarına bakılarak. Birey bu durumu da çoğunlukla deneyimleyerek öğrenir. Gerek kendi deneyimleri gerekse toplumun genel deneyimi, kültürü, geleneği, dünya görüşü, sosyal felsefe iyi ve kötü kavramlarının tasnifini yapar. İyi ve kötü kavramları felsefi olarak ayrı bir konu başlığıdır ancak, alışkanlıklar bağlamında iyi olan bireye ve topluma olumlu yönde katkı sağlayan sonuçlara sahip olanların iyi, aksi durumda olanların ise kötü olarak yorumlanması ile açıklanabilir. Öğrenme ve eğitim bu çerçevede iyi olanın bireye kazandırılması, kötü olandan bireyin alıkonulması ile kazanılmış ise  ortadan kaldırılmasını hedefler. Eğitim sistemleri organizma metaforuna göre yorumlanırsa vücudumuzdaki hücreler gibi her bireyin toplumda bir hücre olduğu varsayımı ile topluma sağlıklı hücreler yani bireyler kazandırmaya odaklanmıştır. März (2012) çocuk eğitiminde katı alışkanlıkların işin yarısı olarak bilindiğini ifade etmiştir. Burada genellikle istenmeyen şekilde edinilmiş alışkanlıkların ortadan kaldırılması için katı tutumların etkisi vurgulanmaktadır.  
 
Olumsuz tanımlanan alışkanlıkların söndürülmesi yerine yeni alışkanlıkların ikamesi oldukça zahmet vericidir. Bireyin kendisi açısından da bu süreçte çevresindeki aktörler açısından da meşakkatli bir süreçtir.  
 
Örnek vermek gerekirse, bağımlılık yapan madde alışkanlıkları tamamen bir açmazdır.  
 
21 Günde Yeni Bir Alışkanlık Kazanmak Mümkün mü? | Beyhan BUDAK 
 
Yeni bir alışkanlık kazanmak eski bir alışkanlıktan kurtulmaktan daha kolaydır. Bolat (2015) tüm alışkanlıkların altında üç adımlı bir mekanizmanın var olduğunu belirtmektedir. Bunlar: (1) davranışı doğuran tetik, (2) davranış ve (3) alınan keyif. Yeni alışkanlıklar edinme ve eski alışkanlıklardan kurtulma sürecinde aşağıdaki maddelerde belirtilen hususlar önemli roller oynamaktadır:  
 
1. İnsanların doğumla birlikte gelen özellikleri (fıtrat),  
 
2. Aile, Sosyal ve Mekansal Çevre,  
 
3. Eğitim, 
 
4. Ekonomik durum. 
 
Diğer rollerin etkisi eğitim ile düzenlenebilmektedir. Eğitimli bir anne doğum öncesinden başlayan gebelik sürecini yüksek bir farkındalıkla yönetir, sağlıklı bir çocuk dünyaya getirir sonrasında gelişimini bilinçli bir şekilde izler, onun hakkında doğru seçimler yapar, belirli bir süre sonra çocuğun doğru seçimler yapmasına rehberlik ederek, okul hayatı ve iş hayatında doğru alışkanlıklar kazanmış kendisi ile barışık ve mutlu bir birey olarak topluma kazanmasını sağlamış olur. Bu süreçte gerek eğitimi sunan ebeveyn gerek eğitime ve öğrenmeye maruz kalan birey açısından yegane etken bilimsel ve sistematik bilgi ve yansımalarıdır.  
 
Doğru alışkanlıklar birey için iyi bir öğrenme ve eğitim sürecinden geçmelidir. Yavuzer’e (2003) göre davranışa iten güdü çocukların aile üyeleriyle olan ilişkileri, diğer bireylere, nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırların, benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturmaktadır. Özer ve Doğan (2013) yaptıkları bir çalışmada ailelerin okumaya gerekli zamanı ayırmaları, eve kitap, gazete ve dergi almaları, evde çocuklarının düzeylerine uygun kitap bulundurmaları ve bunlarla birlikte bir kütüphane oluşturulmalarının okuma alışkanlığı ediniminde çok önemli olduğunu ifade etmişler. Bu örnekte görüldüğü gibi çevreden edinilen izlenimler bireyinde bu yönlü kararlar almasına, eylemlerde bulunmasına referans oluşturmaktadır.  
 
Alışkanlıkların ihtiyaç, güdü, davranış, kazanma, tekrar ve pekiştirme ya da sönme şeklinde bir seyir izlediği bu seyrin doğru organize edilmesi sayesinde pozitif yönlü, hatalı olması halinde ise negatif yönlü sonuçlar ve alışkanlıkların ortaya çıkacağı sonucuna varmış bulunuyoruz.  
 
Bu alanda bir özeleştiri yapma zamanının geldiği, hatta yazının okunması süresince bu kontrolün yapılmış olduğunu varsayabiliriz. İnsan kendi yaşamında alışkanlıklarını belirli periyodlarda gözden geçirmelidir bunu bir erdem olarak benimsemelidir. Yaşamdan azami düzeyde verim alabilmek için duygu, tutum ve davranışların otokontrolünün birey tarafından yapılması çoğu uzman tarafından önerilmekle birlikte sürekli halede getirilmesi vurgulanmaktadır. Hele ki sorumluluğumuz altında bulunan çocuklarımız açısından tamamen bir yansıtıcı kimlik taşımakta olduğumuz bilinci gözden uzak tutulmamalıdır. Bireysel ve toplumsal değerlerin benimsenmesi, hem davranış hem söylem olarak ortaya konulması çocukta muhakkak suretle bir yansıma oluşturacaktır. Çalışkanlık, adil davranma, zaman yönetimi, çevreye duyarlılık, kötü alışkanlıklardan uzak durma vd. çok sayılabilir, bütün bu olumlu ve olumsuz davranış ve alışkanlıklar, bireyin öğrenme ve eğitimi sürecinde en yakın çevresinden okul toplumuna kadar geniş bir yelpazede hassasiyetle ele alınmalıdır.  
 
Sağlığını koruma alışkanlığının 14 temel ilkesinin de vakti zamanında kazanılmış, kazandırılmış olması hepimizin sorumluluğu değil midir?  
 
Alışkanlıklarda ilgili bilimsel içerikli çalışmalarda oldukça fazladır. Bu çalışmalardan en kayda değer olanından bir alıntı ile yazıyı tamamlamayı arzu ediyorum; etkili insanların yedi alışkanlığına ve detaylarına vurgu yapan Covey, (2017), kitabında bu yedi alışkanlığı ana hatları ile şu şekilde sıralamıştır:  
 
1.Alışkanlık, proaktif ol 
 
2. Alışkanlık, sonunu düşünerek işe başla 
 
3. Alışkanlık, önemli işlere öncelik ver  
 
4. Alışkanlık, kazan, kazan diye düşün 
 
5. Alışkanlık, önce anlamaya çalış, sonra anlaşılmaya 
 
6. Alışkanlık, sinerji yarat 
 
7. Alışkanlık, baltayı bile, insan doğasının dört boyutunu – fiziksel,ruhsal,zihinsel,sosyal/duygusal- yenilemekten bahsettiği anlaşılmaktadır.  
 
Sonuç olarak; alışkanlıkları bizler inşa ederken inşa ettiğimiz alışkanlıklar da bizleri yönetmektedir. Önce biz onları, sonra onlar bizi oluşturur. Eğer mutlu bir yaşam idealine sahip isek öncelikle kendi alışkanlıklarımız (rutinlerimiz), sonra kendimizi sorumlu hissettiğimiz yakın çevremiz ve toplum alışkanlıklarını gözden geçirmeli, gerektiğinde sorgulamalı, güncelliği hakkında çıkarımlarda bulunmalıyız.  
 
İyi alışkanlık sahibi olmayı hepimiz hak etmiyor muyuz? Ne dersiniz.  
 
 
C:\Users\ismail.kilic\AppData\Local\Microsoft\Windows\INetCache\Content.MSO\AE019321.tmp 
 
Kaynakça 
 
Bolat, Ö. (2015). Nasıl Spor Yapma Alışkanlığı Kazanırsınız? Erişim: [http://sosyal.hurriyet.com. tr/yazar/ozgur-bolat_313/nasil-spor-yapma-aliskanligi-kazanirsiniz_29914749], Erişim tarihi: 28.12.2015. 
 
Covey, S. (2017). Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı  https://www.kigem.com/etkili-insanlarin-7-aliskanligi-kitap-ozeti.html 
 
Orhan, R. (2017). Alışkanlık. Kırıkkale üniversitesi sosyal bilimler dergisi. cilt: 7, Sayı: 2 https://dergipark .org.tr/tr/download/article-file/335556 
 
Sekman, M. Alışkanlıklar: Esiri misiniz yoksa efendisi mi? https://www.kigem.com/aliskanliklar-esiri-misiniz-yoksa-efendisi-mi.html 
 
Etiketler: Alışkanlıklar, &, Eğitim, İlişkisi, , ,
Yorumlar
Haber Yazılımı