Yazı Detayı
09 Ekim 2018 - Salı 19:08 Bu yazı 281 kez okundu
 
Başkalarının size söylediklerinden memnuniyet duymuyorsanız kendinizin kendinize ne söylediğine kulak verin
Sevinç Şahin
svnc.shn@gmail.com
 
 

Her insan dünyaya kendine özgü biricik özelliklerle donatılmış olarak gelir. Yaratıcımız her insanı eşsiz ve benzersiz olarak yaratmıştır. Bunu görmek, bunu bilmek, kendimizi ve çevremizdekileri anlamak için bize gereken ilk bilgidir. Peki, bu bilgiyle ne yapacağız? Nasıl ve ne işimize yarayacak? Bu bilgiyle atacağımız ilk adımı öğreneceğiz; kendi özelliklerini fark etmek ve bu özellikleri hayatını inşa etmekte kullanmak!. 
Her birimiz doğduğumuzdan itibaren, yaratılıştan gelen mizacımızın üzerine, çevreyle ilişkilerimizden öğrendiğimiz ve kendimizi korumak, sevilmek, onaylanmak, saygı duyulmak için geliştirdiğimiz yeni davranışları ekleriz ve bunları kişiliğimiz sanarak yaşamaya devam ederiz. Belki sonradan geliştirdiğimiz bu kişilikler mizacımızla uyumlu olabilir ama bazen de gerçek mizacı örten bir maske de olabilmektedir. Örtülü bir mizaca sahipsek olaylar karşısında takındığımız tavır “ben buyum başka nasıl davranabilirim ki?” “benim yapabildiklerim bu kadar, benim etim budum ne”, “ben şuyum, ben buyum” gibi cümleler ağzımıza pelesenk olan cümleler olur. Ve biz bir şeyleri fark edip durup bir kendimize bakmazsak bu böyle sürer gider. Sonuç hiçbir şekilde tatmin olmamış bir yürek, korkarak geçirilmiş bir ömür ve pişmanlıklar, pişmanlıklar…
İnsanoğlu dürüst olarak iç sesini dinlediğinde birçok hususta kendi kendine farkındalık geliştirebilir. Bu farkındalığı kazanmak bazen de başka birinden gelen bir yardımla olabilir. Dediğimiz gibi herkes farklı yaratılmıştır; her insan biriciktir! 
Bir insanın gelişmesinin önündeki en büyük engellerin başında “önyargı” gelir? Hele de bunu kendisi söz konusu olduğunda da yapıyorsa. Sonradan öğrendiği davranışları kişiliği sanıyorsa ve bunda ısrarcıysa gelişim ve değişimin gerçekleşmesi çok zor olur; ama imkansız değildir. Hayatta hiçbir şey imkansız değildir. Doğru çaba, doğru metot, doğru zamanlama yapamamak önümüze çıkan küçük bir engeldir sadece. Aşılması gereken küçük bir engel. 
Şimdi size bir ödev vermek istiyorum. Aynanın karşısına geçin, gözlerinizin içine bakın ve kendinize şu soruyu sorun; kendinizi seviyor musunuz? Kendinizi ne kadar düşünüyorsunuz? Kendini düşünmek kendini sevmek başkalarını “daha doğru düşünmek ve sevmenin” ilk adımıdır. Kendinizi sevdiğiniz zaman başkalarını da “bağımlılık” ilişkisinin ötesine geçerek sevebilirsiniz. Kendiniz hakkındaki düşüncelerinizi bir yere not edin. Olumlu ve olumsuz yönlerinizi yazın. Kendinize karşı ne hissediyorsunuz? Sevgi, acıma, kızgınlık, suçlama, nefret? Sonra sizin için hayattaki en değerli en sevgili kişiyi düşünün ve ona nasıl davranırsınız? Not alın yine. İleride bu notlar size çok gerekeli olacak. 
Birçok Kişisel gelişim kitabında insanların birtakım sınıflara ayrılarak genel tanımlar içinde tasnif edildiklerini görürsünüz. Bu sınıflandırmalar son derece genel olduğu için çok ta sağlıklı bir sınıflandırma olmamaktır. Kişilikler üzerine yazılmış birçok eserde “enegram “isimli kapsayıcılığı daha güçlü olan ve daha kabul gören bir kavram yer almaktadır. İkinci Yazımızda Enegram kavramı ile devam edeceğiz.
Zaman zamanda burada farklı sürpriz yazılarla da karşılaşabilirsiniz, şimdiden haberiniz olsun.
Bu ilk yazımızda bana ayrılan bu köşe için kısa bir giriş yapmak istedim. Bu köşede sizleri neler bekliyor? Nelerle karşılaşacaksınız? Siz okurlarımız için küçük bir tüyo olsun bu yazı. Her birinize ayrı ayrı merhaba diyorum; sayfama hoş geldiniz. Umarım uzun soluklu bir buluşma olur bu. Sevgiyle kalın…
Not: Değerli okuyucularımız bana yazmak isterseniz mail adresim aşağıdadır. 
e-mail: svnc.shn@gmail.com

 
Etiketler: Başkalarının, size, söylediklerinden, memnuniyet, duymuyorsanız, kendinizin, kendinize, ne, söylediğine, kulak, verin,
Yorumlar
Haber Yazılımı bursa escort lara escort