Yazı Detayı
25 Mayıs 2020 - Pazartesi 01:03 Bu yazı 1472 kez okundu
 
Bayramı farklı okumak
Abdurrahman Şahin | Genel Yayın Yönetmeni
arahmansahin@gmail.com
 
 

Bayramlar toplumların ortak değer yargılarının önemli temel öğelerinin başında gelir ve genel anlamda özlenir, beklenir, sahiplenilir. Ramazan Bayramı da bu anlamda özlenen, beklenen, sahiplenilen değerlerimizdendir hepimiz için.
Böylesi ortak değerlerimizin sözkonusu olduğu bir zamanın ortak dili de; kinin, nefretin, düşmanlığın olmadığı bir toplum özleminin dile getirilmesidir elbette. Bu özlemin dile getirilmesi, bu anlamdaki söylemlerin sıkça karşımıza çıkıyor olması; bu konuda teorik anlamda bir toplumsal sıkıntımızın olmadığının da en büyük göstergesi gibi gözüküyor.
Ancak herkesin dilinde olan şeyin, toplumsal realitede karşılık bulup bulmadığı da ayrı bir sorun olarak duruyor karşımızda. Bu sorunu biraz ileriye taşırsak, teoride sahip olduğumuz bilginin pratiğe yansıyıp yansımadığını; yansımıyorsa bunun nedenlerini ve çözüm yollarını da sorgulamamız gerekiyor içtenlikle.
Yaratılışın başlangıcı ile eş zamanlı olması itibarıyla insanların farklı farklı oluşu karşısında bir ortak nokta bulabilmek gerekiyor bu sorunla başedebilmek için. İlk insanın/ Adem'in evlatları arasından çıkan Habil- Kabil karşıtlığından bu yana insan hiç değişmedi ve hiç değişmeyecek de. Ancak bu karşıtlığı yıkıcı olmayan bir formata dönüştürebildiğimiz oranda toplum olarak, millet olarak, devlet olarak hayatiyetimiz sürekli olarak devam edecek; yıkıcı bir formattan herbirimiz kendimizi çekemediğimiz oranda hayatiyetimiz risk altında olacak her daim. Bunun karşısındaki hamasi söylemler sadece kendimizi rahatlatacak, daha öte bir işlevi olmayacaktır.
Elbette bu kısa değerlendirme tam bir toplum psikolojisi çözümlemesi değildir. Ancak buradan bakınca ilk anda gözüken; olaylara çok farklı pencerelerden bakıldığı, herkesin gördüğünü- görebildiğini gerçeğin ta kendisi olarak değerlendirdiği, farklı görüşlere tahammülün zayıf olduğu gerçeği. 
Bunun bile bütün risklerine rağmen anlaşılabilir yönlerinin olduğu düşünülebilir belki. Ama bundan daha ötesi ve daha da tehlikeli gibi gözüken kısmı; bireylerin hatalarının, kusurlarının, suçlarının, günahlarının bireysel görülmeyip; içinde bulunduğu ya da içinden geldiği görüş, inanış, politik eğilimin tümünü suçlar nitelikte tedavüle sürülmesi.
Bu anlamda sosyal medya tam bir kir denizi gibi duruyor karşımızda. Beraber yediğin, içtiğin, muhabbet ettiğin, sevip- saydığın kişileri tanıyamıyorsun sosyal medyanın kirli sularına dalınca. 
Bayram vesilesi ile kini, nefreti, düşmanlığı hayatımızın her karesinden (buna sosyal medya da dahil) çıkartabilirsek; kinimizi, nefretimizi, düşmanlığımızı kişilere ya da kişilerin yakın durduğu sosyal çevreye değil de eyleme ama sadece eyleme yönlendirebilirsek kazanan biz olacağız, kazanan milletimiz olacak, devletimiz olacak. Hataların, kusurların, suçların, günahların barınma şansı olmayacak aramızda. Çünkü toplu mahkum etme olmayınca, toplu savunma refleksini ortadan kaldırmış olacağız ki kötülük ve kötülüğün failinin toplumda karşılığı olmayacaktır. 
Toplumun geneline bu anlayışın egemen olması için; her kesimden, her düşünceden, her inançtan, her siyasal eğilimden bu yönde önderlere, öncülere ihtiyaç var gibi gözüküyor. Bu öneri; sadece bir kişinin, birilerinin gerçekleştirebileceği bir davranış biçimi değil çünkü. Bu öneri denemesi; makul düzeyde kabul görürse, tüm çoğunluğun elbirliği ile başarabileceği sosyal bir ahlak önerisi olarak değerlendirilebilir ancak. 
Bayramların sözde kalan temenniler yerine toplumsal barışı önceleyen projelere vesile olması hepimizin özlemi olmalı. İşte o zaman bayramımız- bayramlarımız daha bir özlenen, daha bir beklenen, daha bir sahiplenilen olacak.
Sağlık, hayır, bereket dolu nice bayramlar diliyorum hepimiz için...

 
Etiketler: Bayramı, farklı, okumak,
Yorumlar
Haber Yazılımı