Yazı Detayı
23 Ocak 2020 - Perşembe 10:11
 
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 9
Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu
nehirgazetesi@hotmail.com
 
 
Mülhime Bilinç düzeyi
 
Önceki yazılarımızda ego/ nefs’in çok mertebeli yapısından söz etmiş ve en son Levvame bilinç düzeyini tartıştıktan sonra bir nevi biolojik- spritüel (ruhsal/ manevi) penceremiz olan Pineal bez/ Epifiz ile olan ilişkisini izah etmeye gayret etmiştik. Çocuklarda bu bıo- spritüel pencerenin (Pineal bez) doğuştan açık olduğunu ergenlikle beraber başlayan hormonal- Tsunami ile (BEN'liğin ejderha iştihası en üst düzeyde hissedilir) bu bıo- spritüel pencerenin kapanmaya yüz tuttuğundan dem vurmuştuk.
İşte tam da bu noktadan itibaren insanın ıztırap dolu hayat- macerası ve cevaplandırılamayan anlam- sorgulamalarıyla (varoluş/ ontolojik sancı) böylece devam eder gider… Ve Levvame motoru çalışan bilinç sahibi bu sancısını dindirmek için tüm yaşamı boyunca canhıraş şekilde say u gayret içindedir. Bu çabanın neticesi onu mülhime ego/ nefs(ilham alan/ vesvese duyan) bilinç düzeyine taşır.
Çok mertebeli nefs/ ego yapısı, artık bildiğimiz gibi insanın derununda fıtri olarak yaratılmış bir ontolojik mümkinatlar (olabilirlikler) silsilesidir. Bu silsile, kaotik bir yapıda olmayıp tam tersine düzenli, mertebeli olarak merkezi -dikey bir hat (şakül gibi) üzerinde yer alır. Bu hat, "Can" düzeyinden (Ala-yi İlliyyun), en alt varoluş mertebelerine (Esfele Safiliyn) doğru uzanan bir hattır. Bu hatta "Sırat-ı Müstakiym/ dosdoğru yol" denir. Bulunduğu ego/ nefs konumu ne olursa olsun, her insan bu merkezi hat etrafında varlığını sürdürür. En karanlık varoluş düzeyinde bile eğer irade kullanılıp baş yukarı kaldırılabilirse karanlığı delen bir  "ışık" fark edilir. Bu geri dönüp başını kaldırmaya "tevbe/ geri dönüş"denir. Emr ve nehy’lere azami dikkat edilirse (kırmızı had’lerimiz aşmadan ve Yaradan’ın istediği doğrultuda bir yaşama niyet edip say u gayret edersek) bu ışığın aslında sadece fiziki bir olgu (yani nur)değil, onun da ötesinde aktif bir yayın olduğu açığa çıkar. Sanki bir yerlerden bir verici, bize yönelik sürekli yayın yapmaktadır. Sadece anteni o yöne yöneltmek ve frekansa ayarını parazit yayınlardan (nefsin şerrinden, vesveselerden) temizlemek gerekir.
İnsanın dünyaya bakışı iki yönlüdür. Akıl,dünyayı sathi olarak algıladığımız düşünce ve idrak kabiliyetimiz; gönül ise "Can" bağlantılı ikinci bir parelel- latif bir alıcıdır. Sanki her insan Prof. Ragıp Frager’in dediği gibi iki başlıdır. Akıl duyular vasıtasıyla dünyayı yüzeyel algılayıp hissederken, gönül dünyanın daha derinine nüfuz ederek eşyanın ve insanın hakikatine yönelir. Çünkü gerçek zannettiğimiz dünya, gerçek olmayıp asla (sonsuz ebedi aleme) göre gölge- varlıktır (tıpkı rüya- gerçek yaşam gibi).
Persona veya alt kişiliklere irfan literatüründe "vehmi benlik/ psikolojik BEN'lik" de denir. Vehim = sanılan, öyleymiş gibi zann’edilen demektir. Bir nevi "psikolojik benlik" ler de denilebilecek bu benliklerimiz birden fazladır.
Evet hayat sahnesinde bu oyun sürüp giderken, bir yerlerden bir "suflör" bize sürekli doğruları fısıldar ve yanlışlarımızla ilgili uyarılarda bulunur. Hiç usanmadan bir ömür boyu bizi uyandırmaya çalışır (işte bu görevi beynimizde Frontal lob üstlenmiştir yani vicdan’ın beyin-temsilcisi). Bu manada persona’lar iki yönlü mesaj alırlar. Birincisi; üst katların (Üst bilinçdışı) uyarıcı ve düzeltici mesajlarıdır (Rahmani ilhamlar, çağrışımlar, tevafuklar, sadık rüyalar). İkincisi ise, alt katların mesajları ve tesirleridir.
Arifler/ bilge ve insani kamiller buna atfen; "Gönül bir denizdir ki hem rahmani hem de şeytani ilhamlar akar, marifet her ikisini ayırtedebilmektir" derler.
Devam edecek
 
Etiketler: EGO/, NEFS,, bilinç, atımızdır-, 9,
Yorumlar
Haber Yazılımı