Yazı Detayı
04 Aralık 2019 - Çarşamba 21:36
 
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 2
Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu
nehirgazetesi@hotmail.com
 
 

Bilinç Mertebeleri

Geçen haftaki makalede “yumurta bilinç- metaforu” ile anlatmaya çalıştığımız şekli daha farklı bir tarzda tanımlamaya çalışırsak “İnsanın temel bilinç ve bilinç- dışı durumları” şeması/ metaforu diye de adlandırabiliriz.

Bu şema aslında, sonsuz bir bilinçdışı deryasında içinde yüzen bir “damla”nın serüvenini anlatıyor.
Yani her birerlerimizin hikayesini… Şimdi şeklimize odaklanarak zihinsel inşamıza devam etmeye çalışalım :
Bilge- Psikiyatrist Mustafa Merter’in kendi medeniyet değerlerimize göre modifie ettiği bu şema, takip ettiği kurucu öncülerine göre (C.G.Jung ve talebesi Assoigili) “bilinçli BENLİK ve EGO/ Nefs” konusunda daha ayrıntılı anlayışlar, bakış açıları kazandırıyor insana.
Benlik, merkezi bir ego/ ben etrafında organize olmuş bir dizi alt kişilik (farkında olmadığımız ama arabanın otomotik sürücü pilotu gibi yaşamımızı yöneten ve etrafımızı çok rahatsız eden zahiri görüntüler) sergiliyor. Bu alt kişilikler, kendi başlarına bağımsız gibi görünen ve birbirlerinin zıddı olabilen, çok güçlü rollerdir. Bila- istisna hepimiz (kamil/ yetgin insanları tenzih ederim) değişik, hatta bazen tamamen uyumsuz rollerden veya alt- kişiliklerden müteşekkiliz. Şekilde “bilinç alanı”, nefs katları hiyerarşisi’ndeki birinci kat olan “nefs-i emmare”nin karşılığıdır. Daha önce tartıştığımız, C.Tart’ın ”Günlük Alışılmış Bilinç Durumu/ GABD” diye tanımladığı sıradan (tekamül etmemiş) insan bilinci bildiğimiz emmare nefsin tam da karşılığıdır.Aslında çok iyi bildiğimiz üzre bu nefs katmanı kemalata giden yolculukta çoğumuzun esir olduğu ve bir türlü içinden kurtulamadığı “bilinç kozası”nın bizzat konumunu resmetmekte. Mutluluk klavuzumuzda Hz.Yusuf’un “ben Emmare nefsimden Allah’a sığınırım, o kötülüğü emredicidir” (Yusuf-53) diye şekva ettiği bu bilinç durumu, aslında Adem peygamberin cennetten (dünyaya) indirilmesinin hikmetlerini bize hatırlatır. Çünkü kadim irfani gelenek öğretilerimizden öğrendiğimiz (ve dahi tüm kadim dinlerin özünü oluşturan ortak yol) bize bu emmare (emredici/ buyurgan) bilinç mertebesinin bir kapı olduğunu buradan geçip yola revan olmadan kamil bir kişiliğe kavuşmanın na- mümkün olduğunu telkin eder. Yunus’un Tapduk Emre dergahına kırk yol boyunca dağdan odun çekmesi boşuna değildir. Keza Tibet’in zirveleri görülemeyen sekiz- dokuz bin metrede yaşamlarını insanlara hizmete adayan Dalay Lama(Tibet irfani geleneğinin ruhani önderi)'nın öğrencilerinin çile ile olgunlaşmaları da boşuna değildir. Gerçekte bir madalyonun iki yüzü gibi; emmare nefs nasıl ki beşeri kimliğin en alt bilinç seviyesini oluşturuyorsa (alt ve orta bilinç- dışı alanları) diğer yüzü ise “ilahi benlik” diye tanımlanabilecek nefsin üst katmanlarını (mutmainne ve sonrası) oluşturan üst bilinç- dışı hallerini içermektedir ki bu insan için çok daha önemlidir.
Kadim müktesebatımızdan öğrendiğimiz çok önemli bir hakikat; aslında nefs denilen “ilahi cevher”in bir hakikat- anahtarı hükmünde ve bizi hakikat ülkesine götürecek bir “bilinç– bineği” olduğu gerçeğidir. Alem- anahtarı insanın elindedir ve nefsine takılmıştır. İnsana kainat kapıları açık görünürken, hakikaten kapalıdır.
Cenab-ı Hak, emanet cihetiyle insana “ene/ nefs/ ego” namında öyle bir anahtar vermiş ki, alemin bütün kapılarını açar ve bu öyle tılsımlı bir “bilinç atı”dır ki kainatın yaradıcısının gizli hazinesini onunla yapacağı yolculukla keşfedebilir. (devam edecek)

 
Etiketler: EGO/, NEFS,, bilinç, atımızdır-, 2,
Yorumlar
Haber Yazılımı