Yazı Detayı
28 Eylül 2017 - Perşembe 09:44 Bu yazı 441 kez okundu
 
Her şey göründüğü gibi değildir
Hidayet Oktay
 
 

Günlük yaşamda pek çok şey görürüz, pek çok şeye tanıklık ederiz. Ama gördüklerimiz gerçekten bizim gördüğümüz gibimidir. Hiç düşündünüz mü? Her şey göründüğü gibi değildir. Arkasında binlerce bilinmeyen etmen vardır. İşte bu bilinmeyenleri bilmeye başladığımız andan itibaren bilgelik yolunda ilerlemiş oluruz. Bu yolun sonu da insanları saadete, mutluluğa, bilgeliğe götürür. Unutmayalım ki biz insanlar için vardır bilinmeyenleri araştırıp arkasındaki gizi bulmak. Başka bir canlı için böylesine bir sorumluluk ve gereklilik yoktur. 
Bizler yaşamın gizini çözmek için uğraşırken sokağın bilinmezlerinde kaybolup gitmeyelim. Gördüklerimizi, duyduklarımızı aklımızın süzgecinden geçirip sentezleyerek yaşamımıza dahil edelim. Yoksa bilinmezlerle dolu dünyada yok olur gideriz. Düz mantıktan kurtulup soralım sorgulayalım ki yaşamımız bilgeleşsin çevremiz ışısın.
“Allah'ın sevgili kullarından biri bir rüya görür; rüyasında kendisine şöyle denir;
'Sabah olunca, karşına ilk çıkanı ye, ikinci çıkanı sakla, üçüncü çıkanın dileğini kabul et, dördüncü geleni üzme, beşinciden de kaç!'
Sabah oldu; dışarı çıktı. Yola koyulup gitti. Karşısına bir dağ çıktı. Bu koca dağı görünce şaşırdı. Kendi kendine şöyle dedi;

'Rabbim bana bunu yememi emretti.'
Sonra şöyle dedi;
'Rabbim bana gücümün yetmeyeceği bir şeyi emretmez.'
Onu yemeye karar verdi. Dağa doğru yürüdü. Yaklaştıkça dağ küçüldü. Tam yaklaştığı zaman koca dağ bir lokmaya dönüşmüştü. Onu tutup yedi, baldan tatlı buldu. Allah'a hamd etti, yürüyüp gitti. Karşısına altından bir leğen çıktı. Şöyle dedi;
'Rabbim, bunu da saklamamı emretti.' Bir çukur kazdı, onu gömdü. Yürüdü, az gittikten sonra dönüp baktı. Leğen toprak yüzüne çıkmıştı. Geri döndü, tekrar gömdü. Biraz gitti; baktı ki, yine çıkmış bir daha gömdü, yine toprak üstüne çıktı. Kendi kendine,
'Ben emredileni yaptım.' diyerek bırakıp gitti.
Karşısına bir kuş çıktı. Peşinden bir şahin onu kovalıyordu. Kuş ona şöyle dedi;
'Ey Allah'ın sevgili kulu, beni sakla. Bana yardım et.'
Onu aldı. Koynuna sakladı. Peşinden şahin geldi, şöyle dedi;
'Ey Allah'ın sevgili kulu, ben açım. Sabahtan beri de bu kuşun peşindeyim. Onu yakalamak istiyorum. Kısmetime engel olma.'
Kendi kendine şöyle dedi;
'Üçüncünün dileğini yapmam emri verildi, yaptım. Dördüncüyü üzmemem emredildi. Şimdi ne yapacağım?'
Bu işe şaştı. Sonra bıçak aldı; kendi uyluğundan bir parça et kesti, şahine attı; o da kapıp kaçtı. Daha sonra kuşu saldı. Bundan sonra, yürüyüp gitti. Kokmuş bir leş gördü. Onu da bırakıp kaçtı. Akşam olunca şu duayı yaptı;
'Ya Rabbi, emrini yerine getirdim. Bu işlerin manası ne ise bana bildir.'
Daha sonra, rüyasında şöyle anlatıldı;
'Birinci görüp yediğin öfkedir. Önce koca bir dağ gibi görülür; sabırla öfke yutulursa, baldan tatlı olur.
İkincisi iyi amelindir. Ne kadar saklarsan sakla; yine meydana çıkar. Üçüncüsü, sana bırakılan bir emanettir, ona hıyanet etme. Dördüncüsü şudur; Bir insanın sana bir dileği ulaşırsa, onu yerine getir; isterse sana lâzım olan bir şey olsun. Beşincisi gıybettir. İnsanların gıybetini edenlerden kaç. Şüphesiz her şeyi bilen Allah'tır…”
Kibirden, öfkeden uzak, mütevaziliğe, hoşgörüye, yardımlaşmaya yakın olalım. Çevremizdeki güzelliklerin tadını çıkaralım, bu güzelliklerin çoğalıp yayılması için mücadele edelim. Unutmayalım güzellik, huzur, mutluluk, paylaştıkça büyüyen, çoğalan etmenlerdir. Güzellik, dayanışma musluğumuzun suyu hiç bitmez. Çünkü onu besleyen düşüncelerimiz sonsuzdur. Ne zaman ki gördüklerimizi düz mantıkla yorumlamaya başladık güzellik, huzur, mutluluk, bilgelik musluğumuzun suyu azalır yaşantımız karamsarlaşır, çevremiz huzursuzlaşır. Seçim sizin elinizde.

 
Etiketler: Her, şey, göründüğü, gibi, değildir,
Yorumlar
Haber Yazılımı