Yazı Detayı
29 Mayıs 2020 - Cuma 22:56 Bu yazı 5047 kez okundu
 
Manavgat Ulualan Bölgesi ve 'Sürdürülebilir Kalkınma'
Vefa Öz | SMMM
 
 

Sürdürülebilir kalkınma; insan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları tüketmeden, gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasına imkân verecek şekilde bugünün ve geleceğin yaşamını ve kalkınmasını programlama anlamını taşımaktadır. 

Sürdürülebilir kalkınma sosyal, ekolojik, ekonomik, mekânsal ve kültürel boyutları olan bir kavramdır. Bu kavramlardan birisi eksik veya hatalı olduğunda gelecek nesillere karşı sorumluluk eksik ya da hatalı olur.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 30.11.2018 tarihinde Ulualan Bölgesi için onanan imar planı 2019 yılında Manavgat ve Antalya belediyelerinde askıya çıkmış ve kabul edilmiştir.
Kum mevkiinde bulunan Atatürk Stadı'ndan başlayarak Nifrit Çayı'na kadar Antalya-Alanya D-400 Karayolunun alt kısmında kalan, sahil alanı kapsayan imar planında 4 adet büyük golf sahasının yanı sıra 9 adet turistik tesis yapılması planlanmaktadır.

Askı dönemi ve öncesinde yapılan itirazlar, bu bölgenin ekolojik dengesi göz önüne alınarak tarımsal arazi ve mera olarak kalması değil,  imar planında bizim projemiz de yer alsından öte olmamıştır. Bu bölgenin bir tarımsal üs olarak kullanılması ise projede ne yazık ki hiç yer almamaktadır. Son dönem içerisinde Manavgat gündemini meşgul eden bu konu, otel mi yapılsın, yoksa marina-çekek yeri mi? kavgasına dönmüş durumdadır (Marina; teknelerin bağlandığı, genellikle kış döneminde muhafaza edildiği yerlerdir. Çekek; teknelerin bakım ve onarımın yapıldığı kara alanlarıdır. Otel; müşterilerine konaklama ve diğer hizmetleri sunan tatil yerleridir).

Adı ne olursa olsun, bu yapılardan hangisi yapılırsa yapılsın, her isteyen bu tesislere elini kolunu sallayarak giremez. Bu tesislerden yararlanmak için ekonomik gücünüz olması en temel şarttır. Ve her projede olduğu gibi henüz proje başlamadan inşaatı yapacak firmalar, tedarik ve lojistiği sağlayacak işletmeler çoktan belirlenmiştir.

İmar planına konu olan bu alan; Seydiler köyü, Doğançam Köyü, Karaöz Köyü, Demirciler Köyü, Aşağı Işıklar Köyü'nün sahile açılan kısımlarıdır. Her ne kadar bu saydığım köyler, büyükşehir yasası ile mahalle olmuş olsa da, buralar hala birer köydür. Sahile açılan bu kısmın arka tarafında, bu köylerde yaşayanlar tarımcılık ve hayvancılık yapmaktadırlar. Pamuk, mısır, susam vb. ürünler yetiştirmekte ve araziler çoğunlukla atadan, babadan kalmadır. Manavgat’ı Manavgat yapan kavram ise hayvancılık ve tarımdır.

Unutmamak gerekir ki, marinalar ve çekek yerleri denizi kirletirler, otelciler bu yüzden bu yerleri uzakta isterler. Marina ve çekek yerleri ise otele yakın olmak isterler, tekne ve yat turizmi sayesinde kolay ulaşım isterler.

İşte kavga burada başlamaktadır. 

Zamanıyla “Burası imara açılmasın, tarımsal alan olarak kalsın” diyemeyenler bu günlerde; marina mı yoksa otel mi yapalım kavgasına tutuşmuşlardır.

Alanya’dan Antalya'ya kadar tüm sahil şeridi oteller ve deniz turizmine yönelik işletmelerle doludur. 

Birileri ya da bir kurum çıkıp, bu alanda tarımsal üretime yönelim demiyor. Çünkü üretim zorlu bir süreçtir, hizmet sunmak ise daha kolay, turizm rant paylaşım değerinin yüksek olduğundan ise hiç bahsetmeyelim isterseniz.

Siz sanıyor musunuz o sahil şeridine otel ya da marina yapıldığında, bağlantılı olduğu tarımsal arazilerde üretim devam edebilecek! Belek bölgesi bu duruma en güzel örneklerden bir tanesidir.

Manavgat’ın gelişmesini elbette hepimiz istiyoruz. Ama Manavgat’ın geleceğini yalnızca turizme bağlamak ve turizm olarak görmek en büyük hatalardan birisidir.

Konya büyüklüğünde bir ülke olan Hollanda, tarımsal üretimiyle Avrupa’nın tamamını besleyebilir konumdadır. Hollanda’nın tarımsal ihracat rakamı 94,5 milyar dolardır. Türkiye’nin toplam turizm geliri ise 34,5 milyar dolardır. 

Manavgat Ulualan gibi bir bölge tüm Türkiye’yi doyurabilir ve Türkiye’nin tarımsal üssü olabilir. Manavgat'ın en verimli ve en geniş ovasının burası olduğunu hatırlamanızda fayda görüyorum. Tarımsal ihracat rakamını ise sizlerin hayaline bırakıyorum.

Turizm bu yıl tüm dünyada ve ülkemizde ne yazık ki yaşanan pandemi (Covid-19) sebebiyle sona erdi. En doğru yatırımlardan birisinin tarımsal üretim ve hayvancılık olduğu böylece ortaya çıktı.

Kutsal kitaplarda geçen 7 yıl bolluk, 7 yıl yokluk döneminde 7 yıl yokluk dönemine girdiğimizi belirtmek isterim. NASA’nın bu konuda uyarısı dikkate alınmalıdır, mini buzul çağı bizleri beklemektedir.

Biz Manavgat halkı olarak ne yapıyoruz peki? Ranta kurban edileceği kesinleşmiş bir alanda, kurbanın nasıl kesileceğini tartışıyor, tarımsal bir üs olma şansını hep birlikte kaybediyoruz.

 
Etiketler: Manavgat, Ulualan, Bölgesi, ve, 'Sürdürülebilir, Kalkınma',
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı