Yazı Detayı
01 Mayıs 2020 - Cuma 14:15 Bu yazı 2310 kez okundu
 
Öğrenmemizi nasıl yönetmeliyiz?
İsmail Kılıç | Sosyal Hizmetler Müdürü
ismail.kilic@ailevecalisma.gov.tr
 
 

Bilindiği gibi değişim, zamanın akışında yaşamın bütün yönlerinde kendini daha çok ve hizla hmemizi sağlamaktadır. Değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunun daha fazla bilincine varmaktayız. Her an yeni bir bilgi, yeni bir olgu, yeni bir bakış bir fikir, iç görü ya da dünya görüşü ile karşılaşıyoruz. Hatta bu verilerin baskısı, etkisi ve yönlendirmesi altındayız.  

Algoritmik paradigma yaşamımızın bütün yönlerinde neredeyse nefes ve göz kırpma sayımıza belki bir evre ileri de hislerimize kadar bizi tanımlamaya, yaşam fonksiyonlarımızı izlemeye nihayetinde ise yönetmeye başlayacak belki başladı bile.  

Yaşam zamanın ruhuna uygun bütün alanlarında ve evrelerinde eşsiz bir senkronizasyon içerisindedir. Şöyle ki; sosyal yaşam ekonomiden, ekonomi eğitimden, eğitim kültürden teknolojiden, teknoloji medeniyetten tabiattan aynı ölçüde karşılıklı etkileşim halinde ilerlemektedir.  

Etkileşim Dünya üzerinde bütüncül olarak her konuda görülmekte ve yaşanmaktadır. Güncel olarak Covid-19 pandemisi Dünya üzerinde ülke, milliyet, etnik ve coğrafi özellik ayırt etmeden her toplumu etkisi altına almış insanlığın mağduriyetine neden olmuştur. Covid visürü yayılımı ve alınan tedbirler ve yanısıra devam etmek zorunda olan yaşamlar açısından çıkarılması gereken önemli dersler bulunmaktadır.  

Peki pandemi sürecinde öncelikli hangi tedbirler alınmıştır sıralayacak olursak; birincisi izolasyon yani bulaşmayı önleme, toplumsal ve kişisel hijyen, sosyal mesafe, bilinci sağlıklı yaşam farkındalığı olduğunu görürüz.  

Tedbirler genelde toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik, özel anlamda ise kişisel bilinci, bilgiyi, tutumu, değer ve davranışları biçimlendirmeye yöneliktir. Eğitim bir bakıma insanın sosyalleşmesini sağlarken kendini tanıyarak keşfetmesine de imkan veren sürece dayalı bir olgudur. Sonuç olarak hangi eğitim düzeyinde olursak olalım (çocuk, genç, yetişkin, meslek sahibi, akademisyen vd.) bu süreç içerisinde yeni öğrenmelerimiz oldu. Önceki öğrenmelerimizin kafi gelmediğini ifade edebiliriz.  

İşte 21. yüzyıl insanlık için sürprizlerle dolu, bu durumu en iyi yansıtacağını düşündüğümüz eğitim perspektifinde soruna farklı bir bakış açısı sunmaya çalışacağız. Eğitim; toplumların ve bireylerin öğrenmesine, eğitimine, her bakımdan gelişimine, yeni ve ani gelişen durumlara karşı tepki ve uyum becerilerini kazanmasına kısaca hayata hazırlık ve uyum sürecidir. Eğitimin toplumlar bakımından tarihsel geçmişine baktığımızda önemli kırılma ve topyekün dönüşümlerin yaşandığı 4 ana dönemin olduğunu görüyoruz. Bunlar;  

Sanayi Devrimi,  buharlı makinaların icadı, 
Sanayi Devrimi, elektrik teknolojilerinin mümkün kıldığı seri üretim, 
Sanayi Devrimi, bilgisayar, robot-otomasyon sistemleri, 
Sanayi Devrimi, yazılımla gelişen akıllı teknolojiler ile insanın “kol gücünü” üretimden eleyen ve makinaların birbiri ile iletişim kurduğu yapay zekanın adeta insanın yerini aldığı dönem… 

Aslında süreç tüm hızıyla devam ediyor, belki 5. düzeyin eşiğindeyiz yada başa dönme eğilimindeyiz bunu zamanın içindeki yaşam gösterecektir.  
Eğitim 1.0 evresinde resimde görüldüğü gibi mekanik sistemlere odaklı insan kaynağını yetiştirmeye, daha çok rutinleşmiş becerilerin geliştirilmesine odaklanmış,  


 
Eğitim 2.0 ‘da büyük ve seri üretim bantları, elektrikli sistemlerin kullanımı ve toplumların yaşamında makinanın kolaylaştırıcı etkisi ve beraberinde tüketim motivasyonundaki artış eğitimin temel sorun alanı olarak çok yönlü ele alınmaya çalışıldığı görülmektedir.  

Eğitim 3.0’da bilgisayarlar yaşamın bir parçası halini almıştır. Mesafeler ötesinden işlemlerin gerçekleşmesi, uzaktan kumanda döneme damgasını vuran yegane gelişme olarak yorumlanabilir. Ama bu evre sonraki evrenin habercisi olması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Bilgi işlem teknolojisinin hayatın bütün alanlarında kullanımı, adeta kendisiyle yarışır hale gelmesi ise içinde bulunduğumuz ve hızını yazımızın başındaki vurgu ile ifade ettiğimiz Dünyamızı her alanda dijital teknolojinin 4.0 evresine taşımıştır.  

Eğitim bu evrede bir bakıma ikilemde kalmış nasıl bir insan modeli yetiştirilmeli sorunsalı üzerine odaklanmış ve klasik-modern-post modern süreçleri izlemiş ve özellikle Dünya’da önce 1990 yılı ve daha sonra 2010 yılları önemli değişim ve dönüşüm dönemleri olarak ifade edebiliriz. Birçok ülke eğitim sistemlerini yeniden düzenlemiştir.  

Eğitim 4.0 evresi içinde bulunduğumuz ve sürekli öğrenme ve tüketme güdüsü hissedilen temposu yüksek, sınır tanımayan, ölçümü oldukça zor, geleneksel bütün argümanları rafa kaldıran bir dönem, aslında bu dönemi anlatırken yazıdan tasarruf ettik, söylenecek çok sözün olduğu bir evre. Müzik, spor, bilgi, eğlence ve öğrenme süreçleri daha önce hayal edemediğimiz şekilde Endüstri 4.0’a uygun hale geldi. 

Kısaca yaşamın içinde geçmişten bu güne taşıdığımız bütün araçlar mekanik ve bilgisayar yapısından yapay zekâya taşınma eğiliminde. Nedir? Yapay zekâ, canlıların ve insanın davranış biçiminden esinlenerek sistemlerin modelleme çalışmasının genel adıdır. Bu davranışların ismi 1950’li yıllarda ‘Artificial Intellegence’ olarak adlandırılan bir olgudur. Yapay Zekâ, disiplinler arası bir kavram olarak ele alınabilir. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak mottosu herkesin dilinde belki ama gerçekte de böyle değil midir?  

Bilgisayarlar internet üzerinden birbirine bağlanacak, akıllı fabrikalar ve evler oluşacak! Fabrikalarda belki de tek işçi bile çalışmayacak! Bozulan aksamlar kendini insansız olarak onarabilecek! Gelecekte şu an bilemediğimiz meslekler oluşacak! Dronelar ile uçan arabalar ve şoförsüz araçlar kullanılmaya başlandı bile.. 


Evde kalınan şu günlerde ev eşya araç gereçlerinden örneklendirelim konunu daha iyi anlaşılabilmesi bakımından; koltuklar önce mekanik ti el ile yatay düşey ayarlanıyordu, sonra aynı koltuk kol veya düğme yardımıyla ayarlanabilir oldu, şu an ise dijital biçimde uzaktan wifi yoluyla yada diğer yollarla ayarlanabilir. Aynı seyri TV, bilgisayar, fırın, çamaşır ve bulaşık makinası, mikrodalga (sürece sonradan katılmıştır) klima gibi yaşamın içinden teknolojilerde görebiliriz.  

Dünya’da neler oluyor yapay zeka konusunda; (2017 yılı itibariyle genel başlıklar halinde) 
Çin’de robot balık projesi 
Japonya’da ilkokul ve liselerde bilgisayar programcılığı zorunlu ders olacak 
İngiltere otonom araç ve drone’lara yoğunlaşacak 
ABD’de yedi maddelik yapay zekâ stratejik planı; 1- Yapay zekâya uzun dönemli yatırımlar yapılmalı 2-İnsan-yapay zekâ işbirliği için verimli yöntemler geliştirilmeli 3-Yapay zekânın sosyal, etik ve yasal çıkarımları anlaşılmalı ve buna uygun çözümler bulunmalı 4-Yapay zekâ sistemlerinin güvenliği sağlanmalı 5-Yapay zekâ test ve eğitimleri için paylaşılabilir kamuya açık veri set ve ortamları geliştirilmeli 6-Standart ve kıyaslamalarla yapay zekâ ölçülmeli ve değerlendirilmesi 7-Yapay zekâyla ilgili Ar-Ge ulusal işgücünün ihtiyaçları araştırılmalı. 

Fransa yapay zekâ eğitimine güveniyor 
Almanya: Endüstri 4.0’ın öncülerinden 
Finlandiya’da yapay zekâ için uzun vadeli yaklaşım 
Güney Kore’de özel sektörün yapay zekâ yatırımları dikkat çekiyor 
Hindistan’da yapay zekâ için devlet-özel sektör işbirliğine vurgu 
Kanada’da yapay zekâya 125 milyon dolarlık fon 
Kafamızdaki sorular;  
Peki çocuklarımız 4. Sanayi devrimine hazır mı? Çocuklarımızın eğitimini nasıl bir gelecek perspektifinde ele almalıyız? Çocuklarımızda geliştirilmesi gereken beceriler neler olmalı? Eğitim alanında bireysel sorumluluklarımız nelerdir? Öğrenmemizi nasıl yönetmeliyiz? Kişisel deneyimlerimiz bize ne tür öğrenmeler sağlıyor ve bu yeterli mi? Hangi okul eğitim süreci çocuklarımız daha iyi geleceğe hazırlar? Ben ebeveyn olarak çocuğumun eğitiminde ve gelişiminde ne kadar yeterliyim? Okulda öğretmenlerimiz, eğitim yönetimi kademeleri ne kadar bu konuda hazır ve yeterli? Eğitim muhteva mı değiştiriyor? Uzaktan eğitim, evden eğitim, dijital eğitim, kısa çalışma, e-içerik, e-kitap kavramları biz ve çocuklarımız için ne kadar anlamlı? Çocuğumun eğitiminde ve gelişiminde hangilerine öncelik vermeliyim?  

Bu sorular kişilerin sosyo-kültürel-ekonomik-demografik niteliklerine göre değişiklik göstererek çoğalabilir azalabilir değişebilir.  

21. yüzyıl becerilerinin genelde neler olduğunun nasıl yorumlandığı; kendimizin ve çocuğumuzun öğrenmesini hangi yönde şekillendirebileceğimiz ve yöneteceğimiz konusunda hemfikir olunan ana konular şunlardır (Ed:Özçelik, Ö.D.A ve Tuğluk, N.M. (2019);  

İnovasyon, yaratıcılık ve yenilenme 
İletişim ve iş birliği 
Bilgi okur yazarlığı 
Medya okuryazarlığı 
Bilgi ve iletişim teknolojileri okuryazarlığı 
Girişimcilik ve benlik yönelimi 
Sosyal ve kültürlerarası beceriler 
Üretkenlik ve hesap verebilirlik 
Liderlik ve sorumluluk 
Öğretme ve mesleki beceriler 

RESİM 02

Kaynak: Özçelik, Ö.D.A. (2019;2) İnovasyon, Yaratıcılık ve Yenilenme.  

Tablo dikkatle incelendiğinde 21. Yüzyıl da Eğitim 4.0 becerileri bizler açısından bir yandan ilginçliğini koruyor, merak konusu olup; diğer yandan ise yaşamın içinden bütün detayların önemine vurgu yapar niteliktedir.  

Sonuçta; temel insani özelliklerimiz temelinde zamanın ruhuna uygun kişisel gelişimi sağlıklı bir ruh beden dengesi ile sürdürebilmenin; sosyal etkileşimi yüz yüze ve dijital anlamda yönetebilmeyi, her tür kaynağı etkin ve verimli kullanmanın yanı sıra bu kaynaklara bir miras ve değer gözüyle bakabilmeyi öğütleyen bir perspektif var karşımızda. Hayat boyu yeni ve yeniden birşeyler öğrenmemiz gerektiği bilinciyle, yaşamak dileğiyle…  

 
Etiketler: Öğrenmemizi, nasıl, yönetmeliyiz?,
Yorumlar
Haber Yazılımı