
Celal GÖRGEÇ,
İlçemizin genç akademisyenlerinden olan Celal GÖRGEÇ, ülkemizin en büyük açıklarından birisi olan ‘Türkoloji’ alanında hizmet vermektedir. Genç yaşında ülkemizde ve ülke dışında birçok konferansta konuşmacı olarak bulunan GÖRGEÇ gelecekteki yol haritasını sağlam adımlarla çizmektedir. Özellikle Türk coğrafyasının her tarafında birçok akademik çalışmaya katılan yazarımız uzun araştırmalardan sonra kitaplaştırdığı ‘Açıklamalı Manavgat Ağzı Sözlüğü’ ile bölgemizi kültürünün olmazsa olmaz dil araştırmalarını yapmıştır.
Dünyada çok geniş bir coğrafyaya yayılan Türk ırkının kader birliğindeki en önemli etmen olan dil çalışmaları elbette çok değerlidir bu değerli çalışmaya kültürümüze kazandıran genç akademisyenimizi kutlar yeni çalımları da kendisinden istiyoruz.
H. O.: Celâl GÖRGEÇ kimdir? 1994 yılında Manavgat’ta doğdum. İlköğrenimimi Çağlayan İlköğretim Okulunda, Ortaöğrenimimi Şelale Anadolu Lisesinde tamamladım. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği programını bölüm birinciliğiyle bitirdim. Ardından yüksek lisansıma başladım ve “Manavgat ve Yöresi Ağızları” konulu yüksek lisans tezimi savunarak Türk Dili Bilim Uzmanı unvanını aldım. Yöremizin söz varlığını bilimsel ve karşılaştırmalı olarak bir araya getirdiğim “Açıklamalı Manavgat Ağzı Sözlüğü (Palet Yayınları-2021)” ile hocalarımla birlikte yayına hazırladığımız “Hüseyin Rahmi Gürpınar- Sevda Peşinde (TDK Yayınları-2022)” olmak üzere iki kitabım bulunmaktadır. Bunun yanında uluslararası hakemli dergilerde ve kongrelerde sunulmuş/yayımlanmış on kadar makalem/bildirim bulunmaktadır.
H. O.: Celâl GÖRGEÇ için Manavgat ne anlatmaktadır? Manavgat, benim için doğup büyüdüğüm yer olmasının ötesinde bir anlam ifade etmektedir. Sonuçta “İnsan yaşadığı yere benzer/ O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer/ Suyunda yüzen balığa/ Toprağını iten çiçeğe/ Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine...” Bilimsel çalışmalarımın odağında da Manavgat/Antalya yer almaktadır. Çünkü Manavgat, ne kadar ekonomik, coğrafî ve demografik açıdan güçlü niteliklere sahip olsa da hem içeriden hem de dışarıdan sahipsiz bırakılmıştır. Günümüzde bunu aşabilmek içi kim hangi alanda uzmansa o alanda memleketimizi tanıtıp, ona sahip çıkmalıdır. M. Âkif Ersoy’un dediği gibi: “Sahipsiz olan memleketin batması haktır/ Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”
H. O.: Celâl GÖRGEÇ niçin yazar? Yazmanızın gerekçesi nedir? Yazma işini sadece kitapla, onun içinde edebî kitaplarla sınırlandırmamak gerekir. Mesela, benim akademik anlamda sunduğum ilk bildiri “Manavgat Yöresinde Halk Hekimliği Uygulamaları” idi. İlk kitabım “Açıklamalı Manavgat Ağzı Sözlüğü”, yüksek lisans tezim ise, daha önce belirttiğim gibi, “Manavgat ve Yöresi Ağızları” idi. Başkurt Türklerinin ünlü şâiri Rämi Ğaripov’un bir şiirinde belirttiği gibi “Halkımın dili bana doğruluğun dili/ Ondan başka benim vatanım yok/ Vatanını sevmeyen dilini de sevmez/ Vatanı olmayanın dili de yok!” Ben de bu şiarla hareket ederek doğduğum topraklara vefa göstererek hizmet etmek için yazıyorum.
Bütün bunların ötesinde yazar, kendini anlatmak için yazar. İçtekini dışa yansıtmanın en estetik ve iyi yolu yazmaktır. Kitaplar insanlara yepyeni bir dünya yaratır.
H. O.: Celâl GÖRGEÇ için edebiyat nedir? Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydi? Belki yaşayan insan sayısı kadar edebiyat tanımı vardır. Ancak bana kalırsa edebiyat, insanın hem içini hem de yaşadığı dünyayı anlatmasının ve anlamlandırmasının en güzel yoludur. Edebiyat birey için olduğu kadar toplum için de büyük bir önem taşımaktadır. Namık Kemal’in “Edebiyatsız millet, dilsiz insan gibidir.” sözü, bu durumu en açık biçimde özetlemektedir. Edebiyatsız bir dünya tadı rengi olmayan bir dünya olurdu. Okumayan dolayısıyla düşünmeyen, kendini düzgünce ifade edemeyen insanlarla dünya yaşanılmaz bir hâle gelirdi.
H. O.: Celâl GÖRGEÇ açısından dil ve edebiyatın bağlantısı nedir? Bu bağlamda Türk dilinin edebiyatla ilintisi nasıldır? Türk dili edebiyat dili midir? Kutsal kitaplarda dahi söze büyük önem verilir ve “Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı.” denilir. Dil olmadan edebiyat olmaz, edebiyat olmadan dil yaşayamaz. Türk dili de dünyada edebî dil hâline gelen en eski dillerden biridir. İlk yazılı belgeleri İngilizceden dahi eskidir. Bununla birlikte Türkler, eskiden beri çok güçlü bir sözlü edebiyata sahiptir. Kamlardan ozanlara değin halk dilini koruyan işleyen ustalar, Türk dilinin güçlü bir yazı dili olmasına da katkı koymuşlardır. Yolluğ Tigin’den Ahmed Yesevî’ye, Yusuf Has Hâcib’den Kâşgarlı Mahmûd’a, Yûnus Emre’den Fuzulî’ye, Pîr Sultan Abdal’dan günümüze kadar Türk dili hem güçlü bir edebiyat dili hem de güçlü bir felsefe dili olagelmiştir.
H. O.: Celâl GÖRGEÇ dil çalışmalarını gerçekleştirirken nasıl bir yol izlemektedir? Bir makale yazmaya başladığınız zaman nelere dikkat edersiniz? Günün hangi saatlerinde yazarsanız daha verimli olmaktadır? Günde kaç sayfa yazarsınız? Önce çalışılacak konuyu belirlemek gerekir. Daha sonra bir sınırlama yapmak yani çerçeveyi belirlemek gerekir. Yoksa rotası, sınırları olmayan bir konuyu çalışmak bizi amaçladığımız yere götüremez. Tabiî ki konu ve amaç, sınırlamayı da beraberinde getirir. Çalışmanın amacı da önemlidir. Çünkü amaç, çalışmada kullanacağımız yöntemi de etkiler. Çalışmada ulaşmak istediğimiz veriler, nitel bir çalışma mı yoksa nicel bir çalışma mı yapacağımızı etkiler. Kitap, makale ya da bildiri fark etmez, herhangi bir çalışma hazırlarken bilimsel etiğe uymamız gerekir. Kendimizin bulmadığı fikir veya bilgileri başkalarından aşırma ya da bu kaynaklara atıfta bulunmama ahlakî değildir. Ben çalışmalarımı genellikle gündüz saatlerinde yazarım. Bir günde yazılacak sayfa sınırı
H. O.: Bilim dünyası insanların yazması için en uygun zamanın sabah saat 10 ile 12 arası olarak belirlenmiş siz bu konuda ne dersiniz? Aslında böyle sınırlamalara gitmek insan tabiatına aykırıdır, bireysel özelliklerin inkârıdır. Çünkü her insanın verimli olacağı zaman aralığı farklıdır. Kimi insanlar gündüz başka işlerle meşgulken yazmak için gecenin olmasını ve sessizliği bekler. Ben ise gündüz çalışıp gece zihni dinlendirme taraftarıyım. Belki de alışkanlıkların yaşam tarzına dönüşmesi, beni bu şekilde çalışmaya sevk etmiştir.
H. O.: Bir kitap yazmak hem bir meslek hem de bir hobidir. Yani hem bir iş hem de bir tutkudur. Siz bu konuda ne dersiniz? Kitap yazmak, entelektüel bir birikimi de gerektirdiği için bir meslek sayılabilir. Ama ülkemizde çoğunlukla ekonomik gerekçelerle bu uğraşın hobi olmaktan öteye gidemediğini görüyoruz. Sanatçının ekonomik kaygılarının olmaması daha verimli çalışmasını sağlar. Bu evrensel bir gerçekliktir. Tarihte de örneklerini görmekteyiz. XV. yüzyıldan itibaren Avrupa’da “Mécène” sınıfının ortaya çıkıp sanatçıları ve bilim insanlarını koruyup kollamalarıyla Avrupa çağ atlayarak Rönesans’ı yaşamıştır. Günümüzde böyle bir destek olmasa da en azından köstek olunmaması daha önemli hâle gelmiştir. Yazarlar ister şiir ister roman, isterse araştırma kitabı yazsın, yazdığı şeyi ilmek ilmek işlemesi gerekir. Kaliteli işler ancak böyle ortaya çıkar.
H. O.: Celâl GÖRGEÇ, sizce kitap yazmak mı zor yoksa o kitabı düzeltmek mi? Birde düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, “hızlı yaz yavaş düzenle” ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz? Bana kalırsa kitap yazmak daha zordur. Ancak yazılan bir eseri düzeltmek/ düzenlemek daha uzun bir zaman alabilir. Zaten insan yazdığını bir süre demlenmeye bırakmalıdır. Yazım bittikten sonra belli bir süre metinden uzaklaşılmalı ki tekrar o metne bakıldığında hatalar daha net görülebilsin. Ben her yazdığım bölümden sonra kontrol ederim. Yazı bittikten sonra bütüncül olarak tekrar kontrol ederim. Bu aşamada yazıyı dış gözlerin eleştirisine de açmak önemlidir. Bizim göremediğimiz şeyleri bir başkası görebilir. Böylelikle daha derli toplu, hatalardan arınmış bir çalışma ortaya konulabilir.
H.O.: Okuduğunuz kitaplardaki yazım yanlışlarını görünce neler düşünmektesiniz? Bu yazım yanlışları kitabın değerine etki ediyor mu? (Okur açısından) Kimileri meramımı ifade edebiliyorsa yazım kurallarının bir önemi yoktur, diye düşünebilir. Ancak bir yazarın, entelektüelin konuşuru olduğu dilin yazım kurallarını önemsememesi veya bilmemesi hafife alınabilecek bir şey değildir. Çünkü bu insanların topluma öncü olmak, örnek olmak gibi vasıfları var. Söyledikleri kadar yazdıklarıyla da toplumun önündedir. Bu açıdan yazarın toplum nezdinde yazdıklarından sorumlu olduğunu bilmesi gerekir.
H. O.: Celâl GÖRGEÇ, sizi etkileyen Türk ve Dünya yazınındaki önemli kalemler kimlerdir, neden? Bir de Türk edebiyat tarihindeki en önemli romancı ile şair kimdir? Neden? Bana kalırsa, Türk dilini edebiyat diline dönüştüren başlıca isimler şöyledir: Yûnus Emre, Fuzulî, Pir Sultan Abdal, Adalet Ağaoğlu, R. Nuri Güntekin, Yaşar Kemal, N. Hikmet Ran, Oğuz Atay, Şükrü Erbaş, A. Hamdi Tanpınar, İ. Oktay Anar, Cengiz Aytmatov, Muhtar Äwezov, Mağjan Jumabayev, Mirjakıp Duwlatov, Abay Kunanbayev.
Dünya edebiyatının en önemli kalemlerini şöyle sıralamak mümkündür: Amin Maalouf, Daniel Defoe, Paulo Coelho, J. R. R. Tolkien, Herman Hesse, Christian Jacq, Antoine De Saint-Exupéry.
Bu yazarlar insanı insana anlatmaktaki başarılarıyla tanınmış ve okunagelmiştir. Edebî güçleriyle hepsinin yeri ayrıdır. Her birinden edebî zevk alabilmek, öğrenebilmek, anlayabilmek, düşünebilmek asıl gaye olmalıdır. Kim bunu başarmışsa en önemli romancı da şair de odur.
H. O.: Celâl GÖRGEÇ, bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir şiir güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi? Buna tek bir cevap vermek olanaksızdır. Çünkü kimisi umuttan güç alarak “umudun şairi” olur, kimisi ayrılıklardan ilham alarak “ayrılıkların şairi” olur, kimisi hürriyete vurulur “hürriyet şairi” olur... “Sanat, sanat içindir!” diyen bir edebiyatçıyla “Sanat, halk içindir!” diyen bir edebiyatçının bu soruya vereceği cevap da farklı olacaktır.
H. O.: Kitaplarınız için ülke okurlarına ne söylemek istersiniz? Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı? Manavgat edebiyatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Benim şu anda çalışmalarım akademik mecrada olsa “halk” dediğimiz güçlü bir ilham kaynağına sahibiz. Bu kaynağın bizi edebiyatın farklı alanlarına yöneltmesi oldukça olasıdır. Okurlara söyleyebileceğim en önemli şey, İranlı sosyolog Ali Şeriatî’nin şu sözünden farklı olmayacaktır: “Okuyun, diyor okuyun. Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor.”
Manavgat, onlarca yazar ve şairiyle Anadolu’nun en mümbit topraklarından biridir. Ülkemizde kırktan fazla yazarı olan çok az ilçe vardır. XVI. yüzyılın sonu ile XVIII. yüzyılın başında yaşayan mutasavvıf şairlerden Manavgatlı Ali Zelilî ve daha niceleriyle bu coğrafya, bir edebiyat vahası olagelmiştir. Umarım Manavgat’ımız, kaliteli yazarlarıyla edebiyat tarihimizde daha çok yer alacaktır.
H.O: Sizi en çok etkileyen kitap (roman, şiir, tiyatro ya da araştırma) nedir? Birkaç kelime ile anlatırsanız sevinirim. Beni en çok etkileyen edebî kitap, Paulo Coelho’nun Simyacı adlı eseri oldu. Bununla birlikte Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan Küçük Prens’i de anmam gerekiyor. Fakat bu eserler popüler olduğu için okunmamalı. Kişinin içsel yolculuğuna bir bilet olarak değerlendirilmelidir.
Orhan Veli: Garip akımının avangart şairi Attilâ İlhan: Ayrılığı sevdaya dâhil eden şair Nihal Atsız: Ruhu Tanrı Dağları’nda bir şair Necip Fazıl: Kaldırımlar şairi Cengiz Aytmatov: Bozkırda koşan atların soluğunu eserlerine yansıtan “uluu cazuuçu” Yaşar Kemal: Anadolu insanını destansı bir dille anlatan büyük yazar Reşat Nuri: Yazdıklarıyla nice “Çalıkuşu” yaratan yazar Orhan Pamuk: Nobel Edebiyat Ödülü’nü alarak bu ödülü kazanan ilk Türk Shakespeare: İngiliz dilinin en büyük yazarı Dostoyevski: Yazdıklarıyla insan ruhunun evrensel derinliklerini anlatan Rus yazar Dünya Klasikleri: Her okuduğumuzda yeniden keşfettiğimiz eserler Türk Klasikleri: Çağdaş Türk edebiyatının üstüne kurulduğu eserler Orhun Yazıtları: Türk dilinin ilk görkemli örneği, taşa kazınan tarih
ESERLER
I. Kitaplar · GÖRGEÇ, C. (2021). Açıklamalı Manavgat Ağzı Sözlüğü. Konya: Palet Yayınları. · GÜRPINAR, H. R. (2022). Sevda Peşinde (Haz: Birsel Oruç Aslan, Celâl Görgeç vd.). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
II. Makaleler · GÖRGEÇ, C. (2022). Türkiye Türkçesi Ağızları ile Kazakçada Leksik Açıdan Ortaklaşan Unsurlar (Antalya Ağızları Örneğinde). Yeni Türkiye Dergisi (Kazakistan Özel Sayısı- 2. Cilt). 124, 230-248. · GÖRGEÇ, C. (2022). Kazak Halkının Yeni Ömür, Yeni Yıl ve Yeni Günle Görüşmesi: Amal (Körisüw) Merekesi. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, 53, 209-228. · GÖRGEÇ, C. (2019). Manavgat Yöresinde Halk Hekimliği Uygulamaları. Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi (SUTAD), 46. Sayı (Ağustos-2019). s. 195-219. · GÖRGEÇ, C. (2019). Antalya Yöresi Ağızlarında Eski Türkçe Ötümsüzlüklerin Korunumu ve Dağılımı. «Түркология» журналы “Türkoloji Dergisi” 96. Sayı (2019/№ 4). s. 46-67. Türkistan/Kazakistan. · GÖRGEÇ, C. (2018), Hasan Sabri Ayvazof’un Usûl-i Tedrîs ve Ta’lîm-Terbiye Adlı Eseri ve Pedagojik Açıdan Değerlendirilmesi, Türklük Bilimi Araştırmaları (TÜBAR), 44. Sayı (2018-Güz). s. 79-106.
III. Bildiriler · GÖRGEÇ, C. (2022). Анталья түрікмендері мен қазақ халқының ортақ салт-дəстүрлері туралы. «Фараби Әлемі» атты студенттер мен жас ғалымдардың халықаралық ғылыми конференциясының материалдары. Алматы: Қазақ университеті. (6 Nisan 2022). · GÖRGEÇ, C. (2022). Manavgat (Antalya) Ağzının Fonetik Özellikleri- I: Ünsüzler. Tam Metin Bildiri: XVI. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı (26-27 Eylül 2021). · GÖRGEÇ, C. ve ORUÇ ASLAN, B. (2021). Kazakçanın Alıntı Sözler Sözlüklerinde Arapça- Farsça Kaynaklı Gösterilen Sözlerin Kökenlerinde Düzeltme Önerileri. Tam Metin Bildiri: Uluslararası Kazak Tarihi, Kültürü ve Dili Kongresi. (26-78 Aralık 2021). · GÖRGEÇ, C. ve SAYGIN, M. (2018), Halil Oğlu Ali’nin Kıssa-i Yûsuf u Zelîhâ Adlı Eserinde Eskicil Ögeler, Tam Metin Bildiri: I. Karaman Uluslararası Dil ve Edebiyat Kongresi, Karaman: Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi. (7-9 Kasım 2018). · GÖRGEÇ, C. (2017), Manavgat Yöresinde Halk Hekimliği Uygulamaları. Sözlü Sunum: IV. Yıldız Sosyal Bilimler Kongresi, İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi, (21-22 Aralık 2017).
IV. Konferanslar · GÖRGEÇ, C. (2018), Halk Hekimliği ve Manavgat’ta Rastlanan Halk Hekimliği Uygulamalarına Genel Bir Bakış, Kazakistan Hoca Ahmet Yesevî Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Filoloji Fakültesi (Türkistan/ Kazakistan). · GÖRGEÇ, C. (2018), Halîl Oğlu Alî ve Kıssa-i Yûsuf u Zelîhâ, Kazakistan Hoca Ahmet Yesevî Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Türkoloji Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü (Türkistan/ Kazakistan).