
Emel FETTAHOĞLU
İnsanlar işlerini iyi yaptıkları sürece çalıştıkları yerlerde iz bırakırlar. Emel Hanım, Doğu Akdeniz'den gelip ilçemizde görev yapan binlerce vatandaşımızdan birisi. Yalnız Emel Hanım'ın farkı işini aşkla, sevgiyle tutkuyla yapması. Bu yüzdendir ki ilçemizden ayrıldıktan sonra bile ilçemizde bırakmış olduğu izler hala sıcaklığını korumaktadır. İlçemizden Emel Hanım'ın kaleminden ulusal kültürümüze yayılan şiirler, romanlar her daim emel hanım ile birlikte Manavgat'ı da çağrıştıracaktır. Her şey için teşekkürler
1. H.O: Emel FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) kimdir? (3- 4 Cümle ile)
Ev hanımı. 1954 Adana - Kadirli doğumlu; bir torunu var ve bir kız bir erkek, iki çocuk annesi. Yazar, şair, programcı, gazeteci…
2. H.O.: Emel FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) için Manavgat ne anlatmaktadır?
Masal şehri. Deniz, sahil, turizm, canlılık, cazibe... İnsanları da tabiatı kadar canlı ve samimi.
3. H.O.: Emel FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) için kültür sanat ne anlama gelmektedir?
Sanat: Sanat; estetiktir, mesajdır, cemiyetin dile getiremediklerini ifade etmektir. Toplum sözcülüğüdür.
Atamızın sözünden yola çıkarak “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Kültür: Geçmiş ile geleceğin köprüsüdür. Toplumun değerlerinin nesillere taşıyıcısıdır.
4. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) için yazmak nedir? Yazmanızın gerekçesi nedir?
Yazmak, aydınlıktır. Amaç, kişileri aydınlatmak, insanlara pencere açmaktır.
5. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) siz şiir ve roman yazan bir insansınız. Sizin bakış açınızla, bir roman mı yoksa şiir mi yazmak zordur? İkisinin de farklı sosyolojileri vardır ama siz hangisini tercih edersiniz?
Şiir; Allah vergisidir, kabiliyettir, kültür birikimidir. Hislerin, estetik çerçevede dile gelmesidir.
Nesir, fikirlerin kaleme yansımasıdır. Akla gelenlerin, kurgunun kâğıda dökülmesi ve topluma yön verilmesi aracıdır.
Her iki tür de aynı derecede tercihimdir.
6. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) için edebiyat nedir? Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydiniz?
Kelime kökünde de vücut bulduğu gibi, edebiyat “edep”le, ahlâkla alâkalı sözlerdir, anlatımlardır. Güzellikle, kaliteyle ilgili fikirlerin dile getirilmesidir.
Edebiyatsız dünyada yaşama fikrine ise “katiyetle hayır!”
7. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) sanatın sanat içinde de edebiyatın amiral gemisi nedir? (Şiir, roman, tiyatro, deneme gibi) açıklar mısınız?
Sanat, hislerin aynası olması hasebiyle, sanatın amiral gemisi elbette şiirdir.
Peki, şiir nasıl yazılır? Bu konuya, dört büyük şairimizin fikirlerini çatarak yani bu düşünceleri harmanlayıp bağdaştırarak ifade etmeye çalışayım:
Büyük şair Fuzuli 16. yüzyılda “İlimsiz şiir, temelsiz duvardır.” der. Peki, şiirde ilim nedir? Bu sualin cevabı Koca Yunus Emre'dedir. Şöyle seslenir 14. yüzyılın başlarında. “İlim, ilim bilmektir / İlim kendini bilmektir / Sen kendini bilmezsen / Ya nice okumaktır”. Demesi odur ki kendini bilmek, ilmin temelidir. Şair Talibî'nin “Çeşm-i insaf gibi kâmile mizan olmaz. / Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.” sözleri, ilmin diğer unsurunun, kişinin noksanını bilip bu eksikleri gidermesidir.
Büyük şair Abdurrahim Karakoç, bu mevzuda şu fikirleriyle son noktayı koymuştur: Benim sevdiğim şairler çoktur, güzel şiirlerin hepsini severim ama ben ondan etkilenmem. Beğendiklerim, bundan daha güzelini yaz der bana. Tarihin derinliklerinden bu yana gerek Türk, gerek Fars, gerek Avrupalı şairlerin şiirlerini, tercüme olsun, orijinal olsun hepsini okumuşumdur. Böyle kalkıp da ben şiir yazacağım denmez. Fuzuli'yi, Dadaloğlu'nu, Köroğlu'nu, Yunus'u okumadan şiir yazamazsın. Gideceksin Edgar Allan Poe'yu da okuyacaksın. Ama Hint şiirini de okuyacaksın. Bunların hepsini okuduğun zaman sende şiire tam manasıyla bir vukufiyet bulunur. Ama onlara benzememeye gayret edeceksin. Ben Beşinci Mevsim'de onun için diyorum: “Gölgede olanın gölgesi olmaz.”. Bir başkasına benzediğin zaman senin gölgen olmaz. Onun için benim gençlere tavsiyem kimseye benzemeyin, kendiniz olun, her dağ kendi zirvesini tamamlar.
Ve devam eder: Ben mahkemeye falan çok giderdim memurluğum dolayısıyla. Kaymakamlıkta falan işlerim olurdu, gider görürdüm oradaki vatandaşın nasıl karşılandığını, nasıl kovulduğunu, nasıl hüsrana uğradığını. Bunları yazmak mecburiyetindeyim. Çünkü onun da içinden geçeni biliyorum, onun dili yok, sözü yok; ben yapıyorum onun yerine bunu. Halk şairi demek de zaten odur.
8. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) eserlerini üretirken nasıl bir yol takip etmektesiniz? Günün hangi saatlerinde yazarsınız? Günde kaç sayfa yazarsınız? Yazmak nasıl bir duygudur? Yazdıklarınızı kendiniz beğenir misin?
Nesirde; duyguların birikmesinin yoğunlaşması, bunların belli bir plan dâhilinde yazıya aktarılması şeklinde bir yol takip ederim.
Nazım ise hisler ve ilham geldiği anda dile gelir.
Günde ortalama 7-8 sayfa yazarım.
Beğenmediğim duyguları kâğıda geçirmem yani yazmış olmak için yazmam. Yazdıklarımın topluma katkısı olduğu inanırım.
9. H. O.: Bilim dünyası insanların yazması için en uygun zamanın sabah saat 10 ile 12 arası olarak belirlenmiş. Siz bu konuda ne dersiniz?
Bilim dünyasının araştırmalarını ve neticesindeki fikirlerini göz ardı etmek tabiatıyla çok yanlış fakat sanatçı, ruh hâline göre yazar ve bunun vakti, hislerin yola çıktığı, günün her saatidir.
10. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) için bir kitap yazmak hem bir meslek hem bir hobidir yani hem bir iş hem bir tutkudur. Ne dersiniz?
Sanatı bir meslek ve hobi olarak görmedim. Bir tutku ve hislerin dışa yansıması olarak kabul ettim.
11. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) sizce kitap yazmak mı zor yoksa o kitabı düzeltmek mi? Bir de düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası “hızlı yaz yavaş düzenle” ilkesine sahiptir, siz nasıl yazıyorsunuz?
Yazmak yazarın, düzeltmek ise editörün vazifesi. Yalnız, yazdıktan sonra kontrolden geçirip ilaveler veya çıkarmalar yapmak yine sanatçıya ait. Her ikisi de keyifli.
Roman, hikâye, masal gibi olay yazıları veya şiir, yazma işi bittikten sonra tekrar gözden geçirilir ve tamamlamalardan sonra yayıma hazır hâle gelir. İleriki zamanlarda ilaveler pek yapılmaz. Makale, deneme, tenkit benzeri fikir yazılarında ise değişen şartlara ve gelişmelere göre eklemeler yani düzeltmeler yapılabilir.
Her yazıda düzenleme mutlaka yapılır. Resimde eskiz neyse, edebî yazılarda da ilk yazım yani eserin ham hâli odur. Yazma, kontrol, düzenleme ve yayımlama merhaleleri dikkat ve itina istediğinden, bu aşamalarda aceleye ve hıza gerek yok.
12. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) sizi etkileyen Türk ve dünya edebiyatındaki önemli kalemler kimlerdir. Neden? Bir de Türk edebiyat tarihindeki en önemli romancı ile şair kimdir? Neden?
Maksim Gorki, Balzac, Aleksandr Soljenitsin, Mehmet Âkif Ersoy, Ahmet Hamdi Tanpınar, Aziz Nesin, Abdurrahim Karakoç, Tarık Buğra, Cemil Meriç, Ziya Gökalp…
Topluma, eserleriyle yön vermeleri sebebiyle mühim sanatçılardır.
Türk Edebiyatında: Mehmet Âkif Ersoy, Hüseyin Nihal Atsız
Dünya Edebiyatında: Dostoyevski
13. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir şiir güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi?
Sanatçıya göre değişen bir ruh hâlidir yazma. Bunun yanı sıra, kişi çaresizliği de güzelliği de iyiyi de kötüyü de yaşar hayatında. Bu durumların hepsi, bir sanatçı için yazma sebebi ve ilhamıdır.
14. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) size nasıl hitap edilmesini tercih ederdiniz? (Dr., Prof, Av., Hakim, Yazar/ Şair, Ressam, Müzisyen, Sanatçı… gibi)? Neden?
Emel Fettahlıoğlu. Yunus'un dediği gibi “Ete kemiğe büründüm Emel diye göründüm.”
15. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) kitaplarınız için ülke okurlarına ne söylemek istersiniz? Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı? Manavgat edebiyatı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sadece benim değil, emek sarf eden bütün sanatçıların eserlerinin okunmasını tavsiye ederim. Çünkü her eser, topluma sunulan bir emektir. Batılı bir yazarın ifade ettiği üzere “Her kitabın içinde, ders alınacak taraf mutlaka vardır.”
Manavgat, edebî yönü ve birikimleri yüksek olan bir beldemiz. Dolayısıyla Manavgat üzerine yazılan çok kıymetli eserler ve bunları kazandıran saygıdeğer sanatçılarımız mevcut.
Manavgatlı okurlarımla çok hoş hatıralarımız oldu. Tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Var olsunlar.
Bu mevzuda, Manavgat âşığı büyük şair Ömer Bedrettin Uşaklı'yı anmadan geçmek, sanatçımıza haksızlık olur kanaatindeyim. 1928-1932 yıllarında Manavgat'ta kaymakamlık yapan Ömer Bedrettin Uşaklı'yı, Manavgat Irmağı kıyısında sevdiğiyle buluşmalarından birinde yazdığı şiirle hatırlayalım.
Yıldızların Altında
Benim gönlüm sarhoştur
Yıldızların altında
Sevişmek ah ne hoştur
Yıldızların altında
Yanmam gönül yansa da
Ecel beni alsa da
Gözlerim kapansa da
Yıldızların altında
Sular rüzgârı dinler
Âşıklar hep serinler
Çoban yolları inler
Yıldızların altında.
Mavi nurdan bir ırmak
Gölgede bir salıncak
Bir de ikimiz kalsak
Yıldızların altında
Yanmam gönül yansa da
Ecel beni alsa da
Gözlerim kapansa da
Yıldızların altında
Ne keder ne yas olur
Yıldızların altında
Çakıllar elmas olur
Yıldızların altında
Yanmam gönül yansa da
Ecel beni alsa da
Gözlerim kapansa da
Yıldızların altında
Ettiğim ah değildir
Bahtım siyah değildir
Buse günah değildir
Yıldızların altında
16. H.O.: FETTAHLIOĞLU (ÇAMURDAN) Sizi en çok etkileyen kitap (roman, şiir, tiyatro yahut araştırma) nedir? Birkaç kelime ile anlatırsanız sevinirim.
Ak Zambaklar Ülkesinde, Gazap Üzümleri, Böğürtlen Kışı, Cimri
Bu eserler sadece kendi cemiyetlerine değil, bütün insanlığa hitap ettiğinden, bu eserlerin, yanımda ayrı değerleri var. Üslupları da ayrıca övgüye değer.
17. H.O.: Aşağıdaki isimler size neyi çağrıştırmaktadırlar?
Orhan Veli: Beş Hececi. Hecenin beş şairinden, şiirimize yeni bir soluk katan sanatçılarımızdan.
Attila İlhan: İstanbul, Sadri Alışık, Çolpan İlhan.
Nihal Atsız: Atatürk yolu. Türk birliği. Turan.
Necip Fazıl: Mistik, metafizik.
Cengiz Aytmatov: “Cemile” dünyanın en güzel aşk romanı. Sovyet Rusya zulmünün yaşattığı acıların dışa vurumu.
Fransız şair Aragon: Romeo ve Juliet ile kıyaslanacak bu eser dünyanın en güzel aşk hikâyesidir.
Yaşar Kemal: Çukurova. Sarı sıcak.
Reşat Nuri: Cumhuriyet. Çalıkuşu.
Orhan Pamuk: Anlaşılması zor, sıkıcı bir postmodern.
Shakespeare: İngiliz edebiyatının kurucusu. Balzac “Millet, edebiyatı olan topluluktur.” der. Shakespeare de edebî eserleriyle Kelt kökenli Britonları İngiliz milleti yapan büyük sanatçı.
Dostoyevski: Dünya sanatçısı, edebiyat dâhisi.
Dünya klasikleri: Hemen hepsini okudum ve zihnime kazıdım. Dünya klasikleri demek, gelmiş geçmiş bütün insanları ve insanlık âlemini ifade etmek demek.
Türk klasikleri: Tanzimat sonrası hız kazanan edebiyatımızın hemen bütün eserlerini okudum. İlerleyen yıllar içinde olgunlaşan ve Atamızın deyişiyle “asrî medeniyetleri yakalayan” bir edebiyat.
Orhun Yazıtları: Avrupalıların “Barbar Türkler bunları yazmış olamaz.” dedikleri fakat sonradan kabul etmek mecburiyetinde kaldıkları, taşa kazınan Türk felsefesi, yaşayışı, öğütleri. Atamın Gençliğe Hitabe'sinde verdiği mesajların aynısı.
Kitaplarınızı sıralarsanız onları gazetede yayımlarım.
Yayımlanmış Eserleri
Ayrılıklar Bizim İçin - Şiir
Sen Gittin Ya - Şiir
Artık Sen Yoksun Mısralarımda - Şiir
Yağmurlar Yağıyordu - Şiir
Kasımda Kuşlar Uçmaz - Şiir
Aşkın Mahşeri - Şiir
Gittiğinin Gölgesi - Şiir
Pembe Mavi - Şiir
İki Ayrı Resim - Roman
Hayat Tesadüflerle Dolu - Roman
Gülperi - Roman
Sesimin Sessizliğinde - Roman