
HALIL YILDIRIM
Namı diğer Neptün Halil Ağa. Manavgat eşrafının en renkli simalarından olan Halil Yıldırdım, ilçemizde turizmin ilk öncülerindendir. Turizmcilikten önce kültür sanat alandı da ilçemizin ilk öncüsüdür. Daha 1970'li yıllarda Side de Gelişim Haşet'in yayınlarını satarak ilçemizin ilk yabancı dil dergi gazetelerini satan Neptün Halil Ağa, daha sonra, seyyah, zeybek (Efe) yazar olarak Manavgat kültür sanatında yer almıştır. Kendi deyimi ile 'Bir kültür taşıyıcısı' olan Neptün Halil Ağa, ilçemizin ilk turizm hareketlerini anlattığı 'Nar tanem Side' kitabı ile Manavgat kültür sanatına adım atmıştır. Şiirsen bir dili olan yazarımız Hayri Mumcu'dan çok etkilenerek şiir alanında da bir kitap yayınlayan Neptün Halil ağa yeni çalışmaları ile ilçemiz kültür sanatına yön vermeye devam edecektir. Tek aşkının Side olduğunu tahmin ettiğimiz Halil Ağa'nın emeğine yüreğine sağlık, kısaca (NEHAS)
H.O: Halil Yıldırım kimdir? 1950 yılında, Side olarak anılan Selimiye Köyünde dünyaya geldim. Turizm öncesi 2. Dünya Savaş yılları akibi zamanın şartları içerisinde yoğrulmuşum. Köyümüz yarım ada olması nedimeyle bütün köylümüz gibi istemeden balıkçılık yaptım. Babam öküz çiftçisi olduğu için tarlalarda çiftçilik yaptım. Köyümüze gelen bir marangoz kursuna katıldım ve bu meslekte çırak olarak çalıştım. Askere gidene kadar (8 Yıl) marangozluk yaptım. Tarihte Roma İmparatorluğunun önemli liman şehirlerinden birisi olan Antik Side'de doğduğumun farkında değildim. Köyümüz antik bir kent olmasından dolayı 1965-1970 yıllarında yerli yabancı misafirler geliyordu. Ben bir köylü çocuğu olarak gelen misafirlerle ilgilenmeye başladım. Babamın evinin bir odasında gelen misafirleri ağırlamaya başladım misafirler bana para vermeye başlayınca diğer köylülerim gibi bende evimizin bir odasını pansiyon olarak kullanmaya başladım. Bu nedenle turizm denilen günümüzün sektörleşmiş işinin içinde kendimi buldum. Köyümüzde misafirlerden para alınacak onlar turist olacak para alan köylülerimizde turizmci olacak deseler kimseler inanmazdı. Yıllar içinde para verenler turist para alanlarda turizmci oldu. Bende bu vesile ile köyümüzde pansiyonculuk, hediyelik eşya dükkânı ile turizm işine girmiş oldum. Daha sonra Side de beşinci otel olan Neptün oteli yaparak turizmci oldum.
H.O: Halil Yıldırım, sizin için Manavgat özelinde Side ne anlama gelmektedir? İnsanın doğduğu yer kaderdir. Bu kader beni dünyanın en önemli bir coğrafyasın da yokluklar içinde dünyaya getirmiş. Bu nedenle, Manavgat benim dünyamdır. O yıllarda ben, Antalya'yı bile bilmiyordum. Manavgat'ın güneyindeki denize bakan ormanlıklar çalılıklar içinde ki bir yarım ada da benim cennetimdi. Ben bu yaşıma kadar bütün dünyayı gezmeme rağmen Manavgat'ıma, Side'me aynı duygularla sarılıyorum.
H.O: Halil Yıldırım için yazmak nedir? Yazmanızın gerekçesi nedir? 1960'lı yılların yokluk yıllarında Selimiye ilkokulunda öğrenciyken bütün içtenliğimle gelecekte imkânım olduğunda hiç durmadan okuyup yazmayı hayal ederdim. O yıllarda kalemim çöptendi, bir defterimize yazdıklarımızı silip silip yeni bilgiler yazardık. Bu çaresizlik beni hep yazmaya yönlendiriyordu. İlkokulu bitirdikten sonra kâğıt kalem alacak imkânı bulduğum andan itibaren en çok kitap ve kâğıt kalem alıp yaşantımdaki sıra dışı olayları yazmaya başladım. O anda kendime bile söyleyemediğim, içimden gelen coşku acaba günün birinde bir kitabım olur mu hayali kurmaya başladım. İlkokuldayken kitapları birbirimizden ödünç alarak okurduk. Bir kitabım olsun hayalim, bir gün kütüphaneye gidebilme hayalim. Bunların üstünde okta okul lise diplomalarımın olması hayalimi tetikledi. Benim için böyle başlayan yazma hevesi günümüzde hala çağlayanlar gibi coşkuyla devam ediyor. Benim için okumanın ve yazmanın gerekçesi, rüzgârın nasıl olduğu bulutun nasıl oluştuğu, bilimsel gerçeğini merak edip, araştırmak istiyordum bu nedenle okumak yazmak hayatımı geliştirmek, yenilemek ve yenidünyalara açılmak idi.
H.O: Halil Yıldırım için edebiyat nedir. Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydi? 1962 yılında Selimiye ilkokulundan mezun olan Halil Yıldırım, 2008 yılında ortaokul, 2012 yılında da lise diploması alarak lise mezunu olmuştur. Ben lise diplomasını aldıktan sonra edebiyat diye bir bilim dalı olduğunu öğrendim. Oysa ben alaylı bir edebiyatçı olarak edebiyatla haşır neşirmişim. İlkokulda öğretmenimiz bende ki edebiyat ışığını görmüş ki okuldaki şiir ve piyeslerde sürekli bana görevler verirdi. Ben o şiirleri hala belleğimde tutmaktayım. Turizm sektöründe olduğumdan dolayı ben doğal olarak birçok insanla iç içe yamak zorunda kaldım. Ama ben bu kadar insan topluluğu içinde kendime edebiyatçıları yakın buldum. Bu edebiyatçılardan da hiç kopmadım. Onlar bana edebiyatın ne olduğun yaşayarak öğrettiler. Annemin, babamın bana ve kardeşlerime söylediği mani, ninnilerin benzerini tanıdığım edebiyatçılardan duyunca birden irkildim. Tanıdığım edebiyatçılardan mani ninnin bir edebiyat türü olduğun öğrendim. Ve kulak yatkınlığım olan şiirler yazmaya başladım. Bu nedenle yazmadan okumadan, şiirden romandan uzak yaşamak bana boşlukta yamakmış gibi geliyor.
H.O: Halil Yıldırım açısından edebiyatın amiral gemisi nedir. (Şiir, roman, tiyatro, deneme gibi) açıklar mısınız? Benim için edebiyat demek yazmak demektir. Yazmakta şiirle olur. Ama üzülerek görmekteyim ki son zamanlarda şiir hak ettiği yerden bir hayli aşağılara inmiştir. Teknolojik dünya şiiri ve düz yazıyı yiyip eritiyor. Hâlbuki şiirsiz, bir dünya yavan bir dünyadır. İnsanlar öldüğü zaman bile mezar taylarına şiir dizeleri yazılmaktadır. Ama ön önemlisi doğal hayatın içinde olman lazım. Bütün bunları yapa bilmek içinde öncelikle okuman gerekir. Okumayan yazamaz. Şiirde yazamaz romanda, hikâye de.
H.O: Halil Yıldırım eserlerini üretirken nasıl bir yol izlemektedir? Günün hangi saatlerinde yazar. Günde kaç sayfa yazar. Benim için zaman bir bütündür. Ne zaman nerede ne yazacağımı bende bilmem. Bakıyorum, baktığım şeyi görmeye çalışıyorum, görmeye çalıştığım şeylerin içinde ki renkler, hareketlerdeki damlalar da bana şiir ya da düz yazı yazmam konusunda mesajlar veriyor. Günlük yaşamda yaşadığım, duyduğum şeylere insani duygular içinde değerlendiriyorum, olaylar olgunlaşınca zamanını ben bile bilmeden bu duygu düşünceleri kâğıda döküyorum. Kafamda yazacağım konu olmasına karşın ne yazacağıma kalemi elime alınca karar veriyorum. Yerin fazla önemi yok. Bazen sahilde, bazen yemekte, bazen sokakta. Yeter ki bir ışık alayım.
H. O: Bilim dünyası insanların yazması için en uygun zamanın sabah saat 10 ile 12 arası olarak belirlenmiş siz bu konuda ne dersiniz.? Bilime saygı duyarım, ancak bende zaman mevhumu yok. Bilim bu zaman dilimini nasıl bulmuş bilmiyorum, ama benim için önemli olan yazının ne zaman yazıldığı değil içeriğinde vermiş olduğu gerçek ve doğal anlamdır. Benim tek amacım yaşamak için yaşatmaktır. Bütün yazılarımda bunların işaretlerini vermeye çalışmaktayım.
H.O: Halil Yıldırım için Bir kitap yazmak hem bir meslek, hem de bir hobidir, yani hem bir iş hem de bir tutkudur. Ne dersiniz? Bir kitabım olsun hayalim çocukluğumda başlayan zirvemdi. Benim Kaf Dağımdı. Örneğin ilk kitabımın tanıtımında kütüphane müdürünün beni arayıp 'Ben kütüphaneden arıyorum Kütüphane Müdürüyüm' diyerek beni tebrik etmesi benim Kaf Dağımın taçlanmasıdır. Buna ne dersiniz bilmiyorum ama benim için yemek, içmek, hava olmak gibi bir tutkudur. Yaşamamın olmazsa olmazımdır. Bunun için her yere defter kitap ve kalemimle giderim.
H. O: Halil Yıldırım, sizce kitap yazmak mı zor yoksa o kitabı düzeltmek mi? Birde Düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, hızlı yaz yavaş düzenle ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz? Elbette şiir ile diğer edebiyat türleri arasında önemli bir fark vardır. Siz bir ozan olarak nereden beslenmektesiniz?
Kitap yazmak kolay iş değildir. Alın teri emek ve yaşamak gerek. Kitabı yayına hazırlamak yani düzenlemek, yeni bir meyve bahçesi kurmak, yetiştirmek, büyütmek gibidir. Daha çok emek bilgi ve zaman gerekmektedir. Sabır, emek gerektirir. Şiir yaşadığımız hayatın iliklerinden süzülen çiğ damlaları gibi zerrelerle, duyguların içinden kalem ile kelama dökülen hayatın damıtılmış özü ve mayasıdır. Bütün şiirlerimin beslendiği yer yaşamımın özüdür. Yazdığım bütün şiirlerimin bir hikâyesi vardır. Benim şiir dağarcığımın kaynağı derin Türk edebiyatıdır.
H.O: Halil Yıldırım, sizi etkileyen Türk ve Dünya yazınındaki önemli kalemler kimlerdir. Neden? Birde Türk edebiyat tarihinde ki en önemli romancı ile şair kimdir. Neden? Eğitim öğretim hayatım kesintilerle geçtiği için edebiyat bilgi akademik olarak çok sınırlıdır. Ama yine de benim okuduğum edebiyatçılar içinde Ömer Hayyam, Farabi, yakın tarihte de Cemal Safi, Gültekin Çeki, Hayri Mumcu, Mehmet Sözen gibi şairlerden etkilenmekteyim. Bunlar benim için birer idoldür.
H.O: Halil Yıldırım, bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir şiir güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi? Bir edebiyatçıyı ikisi de tetikler. Güzellik olmadan çaresizliği algılayamaya biliriz. Dağın zirvesi ile vadilerin derinlikleri şairler için olmazsa olmaz kaynaklardandır. Bir de insan öncelikle kendisini doğayı, bütün canlıları çok seviyor alması lazımdır. Sevgi şairin ilk damlasıdır.
H.O: kitaplarınız için okurlarınıza ne söylemek istersiniz. Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı? Böyle bir okur ayırımı yapmak sana göre değil. Okurlarıma öncelikle saygı ile seviler sunuyorum. Onlar olmazsa yazılar bulut gibi havada kalır. Bulut gibi havada muamma geleceğe sürüklenir. Okurlarım kitaplarım konusunda içtenlikle samimi eleştireli beni yeni ufuklara adım atmamı kamçılar. Kitaplarınız hakkında bir şeyler söyler misiniz? İlk kitabım "Nar Tanem Side," belgesel türde anılarımın izinde bir çalışmadır. Turizmin ülkemizde doğuşunu anlatan bir kitaptır. İkinci kitabım "Tepedeki Adam", turizmden sonra özellikle bölgemizdeki değişen hayatımızın teknolojik dünya ile birlikte gidişatını anlatın gerçek deneme türü bir kitaptır. Üçüncü kitabım "Silik ışıklı Sesler" bu iki kitabın gerçek şiirsel anlatımıdır.
H.O: Halil Yıldırım başka kitap çalışmanız var mı Varsa ne zaman okuru ile buluşacak? Evet var, bu yıl sonunda birkaç çalışmam yayınlanacak. Şu anda bu kitapların bilgisayar aktarımı, derlenmesi ve editör çalışmaları devam ediyor. Umarım 2023 yılına yeni kitaplarımızla gireriz. Son sözünüz; Her su içişinizde okumayı düşünün, her gün batımında şiir yazmayı hayal edin, her güneş doğduğunda yeni kitaplar düşleyin.