İz Bırakanlar - Hamdi MERSİN

Halk Kütüphanesi Müdürü Hidayet Oktay'ın, ilçe kültür sanatına yön veren değerleri ele aldığı "İz Bırakanlar" köşesinde bugünün konuğu Hamdi MERSİN.

Haber Giriş Tarihi: 05.09.2023 13:01
Haber Güncellenme Tarihi: 05.09.2023 13:01
https://www.nehir.net/

Hamdi MERSİN

Aynı coğrafyanın havasını solumuş bu havadan aynı tatları almış birisi olarak Hamdi Bey'i kendime yakın hissettim. Uzun bir yatılı okul eğitiminden sonra memurluk sonrasında özel sektör çalışmışı. Bütün bunların yanında kaleme ile toplumuna hizmet etmeye devam eden bir Anadolu aydını. Yaşamış olduğu zor şartları kendisine şans belleyip kabuğunu kırıp ülkenin değişik kentlerinde geçimini sağlayan bilge insan bu bilgi birikimini kalemi ile kâğıda kitaba aktarmış bu kitaplar ulusal edebiyatımızın eşsiz tatları olarak okurun belleğinde kalacaktır. Hamdi Bey kalemini doğmuş olduğu coğrafyanın usta edebiyatçılarının izinden giderek Torosları, Çukurova'yı, Mersin'in zor coğrafyasını kaleme almış aynı duygularla Karacaoğlan, Orhan kemal, Yaşar kemal Muzaffer İzgi de yol almamış mıydı? Yüreğine sağlık Hamdi Öğretmenim. H.O: Hamdi MERSİN kimdir? (3- 4 Cümle ile) 1958 Anamur doğumluyum. Tekeli yörüklerindenim. Öğretmen okullarının son mezunlarından biri olarak 18 yaşında öğretmen oldum. Öğretmenlik yaparken An. Ün. Hukuk Fakültesini bitirdim. Halen serbest avukat olarak çalışıyorum. Çok okuyan biri olarak her kitaptan hayatım içinde bana faydalı farklı şeyler öğrendiğimi fark ettim. 'Benim de diğer insanlara sunabileceğim faydalı yönlerimi niye paylaşmayayım' , dedim ve yazmaya başladım. Bir de başta çocuklarım olmak üzere çevreme örnek olmak istedim. Yazmanın yenilenme, hatta ebedi aleme göçseniz bile eserlerinizle yaşamaya devam edecek olmanın güzelliği beni çok etkiledi. H.O: Hamdi MERSİN için Manavgat ne anlatmaktadır? Manavgat olağanüstü olanaklara sahip güzel bir kent. Bir beldede bulunması arzu edilen her şey burada var. Deniz, nehir, ova, dağ, tarih... Türkiye'de tüm bu güzelliklerin hepsine birden sahip olan kaç belde vardır ki? H.O: Hamdi MERSİN için yazmak nedir? Yazmanızın gerekçesi nedir? H.O: Hamdi MERSİN siz emekli bir öğretmensiniz, yazma eylemine başladıktan sonra öğretmenlik mesleğinin size vermiş olduğu değerleri kullandınız mı? Yazma eyleminizde öğretmenlik mesleği size ne gibi katkılar sağladı? Arkadaşlar belki alınacaklar ancak ben bir avukat olmakla birlikte öğretmen olarak daha farklı bir gurur duyuyorum. Her mesleği değerli kılanlar o mesleğin mensuplarıdır. Öğretme aşkı, heyecanı olağanüstü bir duygu. Elbette yazarken bu duygu beni kamçılıyor. Bunu söylerken avukatlığı yemiyorum. "Çığlık" romanımı yazarken hukukçu yönümden faydalandım. H.O: Hamdi MERSİN için edebiyat nedir. Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydi? Büyük Atatürk sanata, sanatçıya çok önem vermiş, "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir" veciz sözü ile bu düşüncesini ebedileştirmiştir. Bir Atatürk sevdalısı olarak bize düşen de elimizden geldiğince sanatın gelişmesine katkıda bulunmaktır. Ben de edebiyat alanında katkıda bulunabileceğimi düşündüm ve bu yönde eserler vermeye başladım. Elbette edebiyatsız bir yavan dünyada yaşamak istemezdim. H.O: Hamdi MERSİN siz uzun yıllar devlette çalıştınız sonra serbest meslek avukatlık yapıyorsunuz, devlette görev yaparken edindiğiniz deneyimler ile serbest meslekteki karşılaştığınız olayları eserlerinizde kullanıyor musunuz? Bu bağlamda sizin ilham kaynağınız yada etkilendiğiniz olaylar nelerdir? 30 yıl öğretmenlik yaptım. 10 yıldır da hukuk dünyası içindeyim. Elbette yazarken bu geçmişten faydalanıyorum. Duygusal bir insanım. Bir de sanki doğuştan muhalif bir insanım. Anılar, haksızlıklar beni çok etkileyen şeyler. Sarayın Sırp Gelini eserim İLESAM Türkiye birinciliğine layık görülen bir tarihi roman. Konusu bir kadın. Siyasi amaçlarla istemediği halde bir Osmanlı sultanı ile evlendirilen bir prensesin dramı. Çığlık romanım da yine 13 yaşında tecavüzcüsüyle evlendirilen bir kadının dramını anlatır. Birincisinde öğretmenlik birikimlerimi kullanırken ikinci eserde avukatlık birikimlerinden faydalandım. Sırlar Dağının Melekleri ise hepsinin yer bulduğu bambaşka bir eser olarak ortaya çıkar. H.O: Hamdi MERSİN açısından edebiyatın amiral gemisi nedir. (Şiir, roman, tiyatro, deneme gibi) açıklar mısınız? Edebiyatta bir amiral gemisi var mı? Bence böyle bir ayrım zor. Roman güzel bir edebiyat dalı ancak insanlığın tarihinde geçmişi çok yeni. Şiir herhalde edebiyatın temelidir. Mezopotamya, Hindistan, Akdeniz, Orta Asya... Nereye gidersek gidelim şiirle karşılaşırız H.O: Hamdi MERSİN eserlerini üretirken nasıl bir yol izlemektedir? Günün hangi saatlerinde yazar. Günde kaç sayfa yazar. Yazmak nasıl bir duygudur. Yazdıklarınızı kendiniz beğenir misin? -Edebiyat, daha doğrusu yazarlık benim asıl mesleğim değil. Böyle olsaydı zaten açtık. Burada şunu söylemekte fayda var: Eserlerimi baskıya hazır hale geldikten sonra en az beş yayınevine gönderirim. Çoğu hiç okumadan bir iki gün sonra olumsuz geri dönüşler yaparlar. Yayıncılar da kapitalist sistemin maalesef bir parçası haline gelmiş durumdalar. Bunu yadırgamıyorum ancak en azından ışık vadeden birkaç yeni yazara da mı yardımcı olamazlar. Bunu özellikle Sarayın Sırp Gelini eserinde net olarak gördüm. Çok ünlü bir yayınevi gönderdiğimin ikinci günü olumsuz dönüş yaptı ve o eser aynı yıl içinde çoğu değerli edebiyatçı ve profesörden oluşan on kişilik jüriden geçerek birinci oldu. Dolayısıyla her ne kadar yazmaya devam etsem de benim geçim kaynağım yazarlık değil. Bu nedenle sabah şu saatte yazmaya başlıyorum diyecek bir durumum yok. Bazen gece yarısı, bazen gün ortası... Yazma duygusunun ya da ilham perisinin beni dürtüklediği saat pek belli olmuyor. H. O: Hamdi MERSİN sizce kitap yazmak mı zor yoksa o kitabı düzeltmek mi? Birde düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, hızlı yaz yavaş düzenle ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz? Bir kitabı düzeltmekten daha zor bir iş sanırım yoktur. H.O: Hamdi MERSİN sizi etkileyen Türk ve Dünya yazınındaki önemli kalemler kimlerdir. Neden? Birde Türk edebiyat tarihinde ki en önemli romancı ile şair kimdir. Neden? Her eserin mutlaka farklı güzel tarafı var. Bende iz bırakan eserleri etkilendiğim alanları ile ifade etmek istersem şöyle özetlenebilir: Şeker Portakalı, çocukluğuma dokunduğu için, Limon Ağacı, vatan, memleket hasretime, Gün Olur Asra bedel, adalet duyguma, Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek öyküsü vefa, fedakarlık duyguma dokundukları için çok etkilendiğim eserlerden birkaçı... H.O: Hamdi MERSİN bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir şiir güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi? Bir yazarı güzellik mi etkiler, çaresizlik mi? Bence bunu bir kalıba sokmak oldukça zor. Bu tamamen sanatçının kişisel özellikleri ile ilgili. Ben şahsen yazarken ya bulunduğum ortam ve yaşadıklarımdan etkilenirim ya da başkalarının yaşadıkları olumsuzluklardan bir şekilde haberdar olduğumda empati kurarım, onlardan ilham alırım. H.O: Hamdi MERSİN size nasıl hitap edilmesini tercih ederdiniz (Dr. Prof, Av., Hakim, Yazar/ Şair, Ressam, Müzisyen, Sanatçı… gibi)? Neden? Hitap konusunda özel bir beklentim hiçbir zaman olmadı ancak ben hep öğretmen olarak anılmak istenmişimdir. "Öğretmenim" şeklindeki bir hitap beni daha fazla mutlu eder. H.O: Hamdi MERSİN kitaplarınız için ülke okurlarına ne söylemek istersiniz. Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı? Manavgat edebiyatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Hepimizin rahatsız olduğu bir konu, ülkemiz insanı az okuyor. Siz de mutlaka rahatsızsınızdır. Kitap imzaladığınız insanın, hele de yakın bir dostunuz ise olumlu ya da olumsuz, size bir şekilde dönmesini beklersiniz. Eksikleriniz varsa eleştirilmeyi, eseriniz güzel etkiler bırakmışsa onure edilmeyi beklersiniz. En üzücü olanıysa kitabınızın önemsiz bir eşyaymış gibi bir kenara atılması ya da vitrinde süs olarak sergilenmesi... Okuyucudan beklentim önüne gelen esere, okumadan, meşhur bir yazarın eseri olmadığı gibi saçma gerekçelerle değersiz bir bakış açısıyla yaklaşması yerine objektif bir şekilde yaklaşması en başta gelen beklentimdir. Okuyucu araştırdığı zaman görecektir, günümüzde dünya çapında tanınırlık ve beğeni sahibi birçok eser yazarının ölümünden on yıllar, hatta yüz yıllar sonra hak ettiği yere ulaşmıştır. Buna gerek kalmaması için bizim eserlerimizin de hak ettiği yerlere çıkmasını sağlığımızda görmek istemenin hakkımız olduğunu bilmelerini isterim. H.O: Sizi en çok etkileyen kitap (roman, şiir, tiyatro ya da araştırma) nedir? Birkaç kelime ile anlatırsanız Beni roman ve öykü alanında en çok etkileyen eserlerden yukarıda söz ettim. Diğer alanlarda da etkilendiğim değerli eserler elbette var. Tarih alanında Kayıp Aydınlanma, politika alanında Diplomasi, ekonomi alanında Das Kapital ve Ulusların Düşüşü... Yazar ismi vermeme nedenim açık: Okuyucu da biraz merak etsin, araştırsın. En iyi öğrenme şekli, yemeği bizzat kendinizin pişirmesidir. Kitaplarınızı sıralarsanız onları gazetede yayınlarım İlk yazdığım kitabım olan BİRİNCİ YOL politik bir araştırma-inceleme kitabı. 2. Eserim fantastik denebilecek bir roman. AK ÜLKE KRALI CİŞEİN. 3.Kitabım Yıldırım Bayezid dönemini konu alan bir tarihi roman olan SARAYIN SIRP GELİNİ. 4.Eserim yine sosyal bir konuyu, tecavüze uğramış çocukları konu alan ÇIĞLIK adlı roman. Son eserim ise çok önemli geri dönüşleri olan Türk Klasik romanları arasında yer alacağı umulan bir roman: SIRLAR DAĞININ MELEKLERİ.