İz Bırakanlar - Nadire SÖNMEZ

Halk Kütüphanesi Müdürü Hidayet Oktay'ın, ilçe kültür sanatına yön veren değerleri ele aldığı "İz Bırakanlar" köşesinde bugünün konuğu Nadire Sönmez...

Haber Giriş Tarihi: 05.09.2023 13:00
Haber Güncellenme Tarihi: 05.09.2023 13:00
https://www.nehir.net/

Nadire SÖNMEZ

Manavgat’ın yetiştirdiği öğretmen şairlerden olan nadire Hanım, yüreğinde taşıdığı sevgi damlacıklarını söze, dizeye şiire dönüştürüp bizlerle buluşturmuş. Ozan yüreğinin sıcaklığı ile sanatın her alanında kendini gösteren Nadire Öğretmenim, Antalya kültür sanatında ilçemizi hak ettiği şekilde temsil etmektedir. Antalya sanatçılar derneğinin (ANSAN) her etkinliğinde ilçemizi temsilen bulunmaktadır.

İnsanlar doğdukları coğrafyaya her zaman borçludurlar. Bu borcu ödemenin birçok yolu vardır. Nadire Öğretmenim de borcunu kültür sanat alanında yapmış olduğu çalışmalarla ödemektedir. Yüreğine sağlık değerli öğretmenim. Dizelerin her daim sevgiyle kâğıda dökülsün.

1-H.O: Nadire Sönmez kimdir? N.S: Manavgat doğumluyum. Manavgat Çağlayan İlkokulu ve Ortaokulu ile Antalya Lisesinde okudum. Ankara Gazi Eğitim Ens. Almanca Bölümü mezunuyum. Yurdun çeşitli yerlerinde devlette 25 yıl, özel bir yabancı Dil Dershanesinde de 17 yıl Almanca öğretmeni olarak çalıştım.

Ortaokuldan beri şiirle ilgileniyorum. Yayımlanmış üç şiir kitabım var. Dilimin Ucunda, Teslim Al Beni Aşk ve en son kitabım annemin ismi olan ve ona adadığım Kafiye.

Benim şiirle buluşmama Ortaokul öğretmenim Memduh Kural vesile oldu. Kendisi Yarbaydı ve bize derse geliyordu. Her dersin başında şiir okurdu. Bir gün Edgar Allan Poe’nun( 1809-1849) Annabel Lee isimli şiirini okudu. Eve gidince ben de ona benzer bir şiir yazdım ve derste öğretmenimiz şiir okuyunca parmak kaldırdım, ben de şiir yazdım okuyabilir miyim dedim. Memduh öğretmen tabii ki dedi, şiiri okudum. Başta kendisi olmak üzere bütün sınıf alkışladı. O günden sonra her derste ben de şiir okuyordum. Artık şiirle daha çok ilgileniyordum, bir şiir defteri tutmuştum. Hala o defterimi saklarım.

Benim babam Aksu Köy Enstitüsü ve Kızılçullu Köy Enstitüsü Sağlık Kolu mezunu Emekli Sağlık Memuru Emin Erol’dur. Köy Enstitülerinde kültür ve mesleki eğitiminin yanında başta dünya Klasikleri olmak üzere büyük bir okuma seferberliği ile yetiştirildiler. O zamanki Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in çevirilerini yaptırdığı yüzlerce kitap okul kütüphanelerinde mevcuttu. Biz de evimizde babamın kitapları, dergileri ile büyüdük, köyde ilk radyo bizim evimizde vardı. İlk, orta ve lisede öğretmenlerimizin çoğu Köy Enstitüsü mezunuydu. O ruhla yetiştirdiler bizleri de. Başta geçen yıl kaybettiğimiz babam olmak üzere hepsini rahmetle anıyorum. Şiirin yanında resim de yapıyorum. Pek çok karma ve kişisel sergide yer aldım. Soyut çalışıyorum. Soyut resim, şiir dünyamın yansımasıdır adeta. Gerek kullandığım renklerle gerekse lekelerle o şiirselliği yakalamaya çalışıyorum. Resim çalışmak mı şiir mi diye soruyorlar çoğu kez. Şiir kuma istemez derler... Fazıl Hüsnü Dağlarca şiir dışında hiç başka bir şey yazmamıştır. Bence sanat disiplinleri birbirini besler. Pek çok şair aynı zamanda da ressamdır. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mezunu ve Paris’te resim öğrenimi gören Bedri Rahmi Eyüboğlu hem ünlü bir ressam hem de şairdir. Ekim 2021 Antalya Kültür Sanat AKS de Şairler Neden Resim Yapar adıyla bir sergi açıldı. Burada Tevfik Fikret, Arif Dino, İlhan Berk, Nazım Hikmet, Rıfat Ilgaz gibi 15 şairin resimleri, baskı eserleri, desenleri, kartpostalları sergilendi. Birçoğunun da geçimi resimle sağlaması ilginçti.

Manavgat’ın görsel zenginliği sanatçılar için her zaman ilham kaynağıdır. Halkın eğitim düzeyi, sanata olan ilgisi, gençlerin sanata desteği her zaman çok fazla olmuştur.

Antalya Sanatçılar Derneği ANSAN ve Manavgat’lı sanatçılar ile birlikte Belediye Başkanı Şükrü Sözen’in de destek ve katılımlarıyla “Kadına Şiddeti Fırçalıyoruz” etkinliğini tüm Türkiye çapında eşzamanlı olarak yaptık. Köprübaşına serilen metrelerce tuval üzerinde çoluk çocuk, genç ihtiyar resim yaptı. Ortaya çıkan eserler Cumhuriyet meydanında sergilendi. Manavgat’ta bunlar süreğen olmalı, çeşitli resim etkinlikleri, çalış taylar yapılmalıdır. Donanımlı bir resim galerisi oluşturmalı, yurt içinden, yurt dışından önemli sanatçıların resim sergilerine ev sahipliği yapmalıdır. Bugün turizmde Bodrum gibi birçok yöremizi yakalayan kentimiz sanatsal anlamda da o yöreleri ivedilikle yakalamalıdır bence.

2 -H.O. Nadire Sönmez için Manavgat ne anlatmaktadır? Benim için Manavgat, doğup büyüdüğüm yer olmasının dışında doğal ve kültürel güzellikleriyle bir cennettir. Ve o güzellikleri her soluduğumda çocukluğumun bayramları, yazlık sinemaları, oyunları, ırmağın zümrüt rengi, denizin sesi renk olarak, sözcük olarak dile geliyor. İnsanın anayurdu çocukluğudur derler. O yüzden ister roman yazalım, ister öykü ya da şiir hepsi bizim yaşantımızdan el izleri taşır.

3- H.O. Nadire Sönmez için yazmak nedir? Yazmanızın gerekçesi nedir? Benim için yazmak bir iç dökümdür her şeyden önce. Beni yaralayan, kanatan, duygulandıran şeyler kalemimde dile gelir adeta.

4- H.O. Nadire Sönmez için edebiyat nedir? Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydiniz? Edebiyat, klasik anlamda kişinin duygu ve düşüncelerinin, olayların, hayallerinin, estetik kurallar çerçevesinde kendine özgü bir dille yazılı veya sözlü anlatımıdır.

Edebiyatsız bir medeniyet, medeniyetsiz bir edebiyat olamaz. Medeniyet geçmişten gelir, şimdiye anlam verirken geleceği imler. Sanat da, edebiyat da, bilim de bir medeniyet meselesidir. Kişi kendi içinin arkeoloğu olamazsa sadece başkalarını yazmak kişiyi savurur. Edebiyatsız bir dünya belleksiz, dilsiz bir dünya gibidir.

5-H.O. Sizce edebiyatın amiral gemisi nedir.( Şiir, roman, tiyatro, deneme gibi)açıklar mısınız? Bir eğitimci ve şair olarak şiirin tarihsel sürecini anlatır mısınız? Sözlü ve yazılı olarak sanatsal bir tavırla ortaya konan edebiyat nazım ve nesir diye ikiye ayrılır. Edebi türlerin en eskisi bir nazım türü olan şiirdir. Çağlar boyunca duygu, düşünce ve hayallerin en etkili anlatım biçimi, dışa vurumu olmuştur. Özünde barındırdığı söz sanatları ile ritim ile mecazlarla, imgelerle, anlam katmanlarıyla adeta bir dil senfonisidir. Diğer nesir türleri olan roman, öykü, tiyatro, deneme gibi türlerden bu anlamda ayrılır. Zor ve en etkili edebiyat türüdür şiir… Gerek halk şiirinde gerek divan şiirinde olsun sayfalar dolusu bir romanın anlattıklarını şair birkaç dizeyle anlatıverir. Tarihsel süreçte Pir Sultan dan Nesimi ye birçok şair yazdıkları şiirlerden ötürü cezalandırılmış, öldürülmüşlerdir.

6-H.O. Nadire Sönmez eserlerini üretirken nasıl bir yol izlemektedir? Günün hangi saatlerinde yazar. Günde kaç sayfa yazar. Çalışma saatlerim ya sabahtan öğleye kadar ya da akşam geç saatler ve gecedir. El ayak çekilince, günlük meşgalelerimin bittiği saatlerdir bunlar. İşimin yoğunluğuna bağlı olarak çalışma saatlerim değişir.

Şiir ne zaman ve nasıl geleceğini kendisi belirler. Aklıma bir dize geldiğinde onu hemen bulduğum bir kâğıda ya da telefonuma yazarım. Bu kimi kez not defteri, peçete, ya da bir gazete kenarı bile olabilir. Daha sonra bunları deftere, bilgisayara alarak orada üzerinde çalışırım, düzeltiler yaparım. Şiirin tamamlanması bende bazen uzun zaman alabilir. Bazen de hemen biter. Şiir ciddi bir masa başı çalışması isteyen sanat dalıdır. İşçiliği çoktur.

Bazen de çat kapı geliverir, bir çırpıda çıkıverir şiir ortaya.… O sizin belleğinizde hazır beklemektedir. Yıllar önce bir öğretmen arkadaşım telefonla aradı. Kütüphane haftası için benden kitapla ilgili bir şiir yazmamı istedi. Ben de çarşıda olduğumu, bankaya gideceğimi eve dönünce halledebileceğimi söyledim. Telefonu kapattık. Ama anında ilk dize geldi, hemen çantamdan kâğıt kalem çıkardım, yazmaya başladım yolda. Bu arada bankaya da gelmiştim. Bankoya yaklaştım, hala yazıyorum. Elimdeki dekontun arkasına devam ettim Memur bayan ne yazıyorsunuz dedi, şiir dedim. Kâğıt vereyim ona yazın dedi. Bankadan çıkınca arkadaşımı aradım. Şiiri yazdığımı söyledim. Ne çabuk yazdın dedi şaşırdı. …Okudum.

Kimi kez de bir tek dize için, bir tek sözcük için aylarca, yıllarca bekler şiir…

Şiir dışında dergilerde şiir kitapları üzerine inceleme yazıları ve düz yazılar da yazıyorum.

7-H.O: Nadire Sönmez için bir kitap yazmak hem bir meslek, hem de bir hobidir, yani hem bir iş hem de bir tutkudur. Ne dersiniz. Yazmak bir tutku olduğu kadar kimi insanlar için da bir yaşam biçimi, bir meslektir. İnsanın hobisinin aynı zamanda mesleği de olması harika bir şeydir. Bunu kim istemez.

8-H. O: Nadire Sönmez, sizce kitap yazmak mı zor yoksa o kitabı düzeltmek mi? Birde düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, hızlı yaz yavaş düzenle ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz? Elbette şiir ile diğer edebiyat türleri arasında önemli bir fark vardır. Siz bir ozan olarak nereden beslenmektesiniz? İster yazın dünyasında olsun ister plastik sanatlar, ya da müzik üretmek her zaman için işin en zor kısmıdır. Düzelti dediğimiz şey bir elbisenin provası gibidir. Elbisenin dokusu, müşterinin yapısı, istekleri, terzinin mahareti bunu belirler. Artık tek bir sözcük bile yer değiştiremiyorsa o şiir bitmiştir.

Ben hayatın kendinden beslenirim en çok. Yaşadığım olaylar, duygular, okuduğum kitaplar özellikle iyi şiirler, izlediğim haberler şiir yazma sürecinde beslendiğim kaynaklardır.

9-H.O: Nadire Sönmez, bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir şiir güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi? Acı, hüzün, çaresizlik duyguları, ayrılık, ölüm, savaş, yokluk her zaman duyguları daha doruk noktasına taşırlar. Dolayısıyla sanat yapıtları bu duygulardan beslenir çoğunlukla. Ama güzel bir manzara karşısında etkilenip yazılan çok güzel şiirler de vardır.

10-H.O: Aşağıdaki isimler siz de neyi çağrıştırmaktadır. Sizi en çok etkileyen kitap (Roman, şişir, tiyatro ya da araştırma) nedir? Sanatçıyı en doğru eserleri anlatır. Ben de onları eserleriyle değerlendirmek isterim.

Orhan Veli: Cımbızlı Şiir Attila İlhan: Sisler Bulvarı Nihal Atsız: Yolların Sonu Necip Fazıl: Kaldırımlar Cengiz Aytmatov: Selvi Boylum Al Yazmalım Yaşar Kemal: İnce Memed Reşat Nuri: Çalıkuşu Orhan Pamuk: Kara Kitap Shakespeare: Soneler Dostoyevski: Karamazof Kardeşler

Dünya Klasiklerinde beni en çok etkileyen yazar Dostoyevski'dir. Suç ve Ceza onun en beğendiğim ve beni etkileten eseridir. Karamazof Kardeşler de öyle.

Yaşar Kemal Türk klasiklerinde en sevdiğim Türk yazarıdır. Onun kült eseri İnce Memed en güzel eserlerindendir. Bunun dışında Ölmez Otu ve Üç Ada Hikayesini de saymalıyım.

Orhun Yazıtlarına gelince, Türklerden bahseden, ilk Türk adının geçtiği ilk yazılı metindir. Türk hitabet sanatının da ilk örnekleri olarak kabul görür. Döneminin yaşamı hakkında bize ipuçları vermesi nedeniyle Türk tarihine ışık tutan bir eserdir. Göktürlerin kendi alfabesi olan “Kök Türk Alfabesi” ile yazılmıştır. Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk adına yazılmışlardır. Kitabeleri yazan kişi Yolluğ Tigin'dir. Kitabeler 4 cephelidir. 3 cephesi Türkçe, bir cephesi Çincedir.

11-H.O: Kitaplarınız için ülke okurlarına ne söylemek istersiniz. Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı? Manavgat edebiyatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Şiir yazması kadar okuyup anlaması da zor gelen bir sanat dalıdır. Tıpkı soyut resim gibi. O resmi izleyenin algıladığı şeyle sanatçının düşündüğü şey farklı olabilir. Başka başka insanlar başka duygular hissedebilir. Şiir de böyledir. Sizin yazarken hissettiğiniz duygu ile okurun algıladıkları farklı olabilir.

Manavgat sanatın ve sanatçının yeri ve yurdudur diye düşünüyorum. Edebiyat ve güzel sanatlar alanında pek çok projeye ev sahipliği yaptı. Başta Manavgat Belediyesi ve Manavgat Kütüphane Müdürü olarak sizler bunların tohumlarını attınız. Yazar arkadaşların bir araya gelip kitap tanıtımı yapması ve imza, onlarca okulda kitap tanıtımı, Manavgat Kitap Fuarları gibi projeler gerçekleştirildi. Benim de projelerinde yer aldığım, Manavgat Belediyesinin nezaretinde “Kadınlar Öykü Atölyeleri Ve Öykü Yarışması” yapılarak dereceye giren öyküler kitaplaştırıldı. Ayrıca Ulusal baz da bir şiir yarışması yapılarak ödül töreni Side Kültür Evinde gerçekleştirildi. Ayrıca 2014 yılında Manavgat’lı eğitimci şair Hasan Varol’la birlikte ve Manavgat Belediyesini katkılarıyla Manavgat Şiir Günlerinin ilkini yapmıştık ... Çok değerli şair arkadaşlarımız, Prof. Dr. Yusuf Alper, Arife Kalender ve Aydan Yalçın ve eğitimci yazar Mustafa Koç’u Manavgat’ta ağırladık. Tüm bu çabaların sonunda bugün görüyoruz ki Manavgat ta yazan, okuyan, kitap yayımlayan yazarların günden güne çoğalması gurur kaynağı. Tüm bu projelerin ve yapılacak olanların süreğen olması tek dileğimizdir… Nadire Sönmez