İz Bırakanlar - Osman Mülayim

Halk Kütüphanesi Müdürü Hidayet Oktay'ın, ilçe kültür sanatına yön veren değerleri ele aldığı "İz Bırakanlar" köşesinde bugünün konuğu Osman Mülayim...

Haber Giriş Tarihi: 05.09.2023 13:00
Haber Güncellenme Tarihi: 05.09.2023 13:00
https://www.nehir.net/

Osman MÜLAYİM

Manavgat’ta hocaların hocası olarak bilinen Osman Hocam nezdinde bütün öğretmenlerimiz öğretmenler gününü kutlarım. Osman Hocam, ilçemiz için büyük bir şans olarak ilçemize gelmiş ve burada yerleşmiştir. Kader bazen insanları öyle bir noktaya atar ki istese de olduğu yerden ayrılamaz. Osman hocam, 1968 yılında geldiği Manavgat binlerce öğrenci yetiştirmiş ve o değerlerin ışığında yaşamaktadır.

Öğretmenlik öylesine kutsal bir meslektir ki hiçbir öğretmen sabah evden işe giderken işe gidiyorum demez ‘okula’ gidiyorum der. İşte Osman öğretmenimde yaşam okulunda bizlere her daim güzellikler sunmaktadır. Yıllardır gazetedeki köşesinden insanlara ışık olmaya çalışan Hocamız yine yıllardır Manavgat kültür sanatına farklı boyutlarda hizmet etmektedir. Hocam yüreğine sağlık. Her şey için teşekkürler.

H.O: Osman MÜLAYİM kimdir? (3- 4 Cümle ile) 1944 Hatay Erzin doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi mi Hatay’da tamamladıktan sonra 1962 yılında Gaziantep ilk öğretmen okulundan mezun oldum. 1964 yılında Bursa Eğitim enstitüsü edebiyat gurubundan mezun oldum. 1964 yılında Kayseri Sarız ortaokulu, 1963 Kayseri Tomarza ortaokulu, 1968 Manavgat Lisesinde öğretmenliğine atandım. Daha sonra Manavgat merkez ortaokulunda görevine devam etmiştir. 1995 yıllında öğretmenlik mesleğinden emekli olmuştur. 1968 yılından beri Manavgat’ta yaşamaktadır.

H.O: Osman MÜLAYİM için Manavgat ne anlatmaktadır? Manavgat’ta birçok ilkler Osman Mülayim ile başladı. İlk basketbol takımı, ilk orkestra, ilk bando takımı, ilk lise öğretmenliği, Türk halk müziği korosu, Türk sanat müziği korosu vb. gibi. 1968 yılında tanıştığım dünya kenti Manavgat ile gönül ve yaşam bağım hiç kopmamıştır. İnsanlar doğdukları yer ile doydukları yerlerde iz bırakmalıdırlar bizlerde bu dünya kenti Manavgat’ta geleceğe dönük hizmetler vermekteyiz. Bu baklamda Manavgat benim için gerçek bir yaşam merkezidir.

H.O: Osman MÜLAYİM için yazmak nedir? Yazmanızın gerekçesi nedir? Okumayı çok seven birisiyim. Öğrenilen bilgiler paylaşılmadığı sürece bir anlam ifade etmez. Bu nedenle okuduğum eserlerdeki önemli yerleri bir gazetede halkımızla paylaşmak için bu bilgilere kâğıda dökmekteyim. Biz doğduğumuz coğrafyanın inancı gereği ilk emri oku olan bir dinin temsilcileriyiz. Bu bağlamda inancımızın ilk emrini yerine getiriyorum. Sadece kitapları değil doğayı, evreni hatta sonsuzluğu okuyorum. Benim için yazmak bir hobidir, ekonomik bir değeri yoktur. Okuma fukarası olan bir toplum da zaten yazmanın da çok büyük bir değer ifade etmediğini üzülerek görüyorum.

Ben edindiğim bilgilerin daha fazla insana ulaşması için yazıyorum. Yazarken kendim mutlu olduğum içinde bu eyleme devam ediyorum. Kimi insan balık avlarken mutlu olur kimisi spor yaparken ben de yazdıkça mutlu oluyorum. Bunun içinde fırsat buldukça yazıyorum.

H.O: Osman MÜLAYİM siz emekli bir öğretmensiniz yüzlerce öğrenci yetiştirdiniz. Yetiştirdiğiniz öğrencilerden Manavgat kültür sanatına katkı yapanlar var mı? Bunlar ne iş yapıyorlar. Manavgat’ta Otuz beş bini aşkın öğrencim bulunmaktadır. Bunların içerisinde onlarca profesör doçent öğretim görevlisi, sanayici, turizmci, iş insanı, sanatçı, sporcu gibi değerler bulunmaktadır.

Manavgat’ta birçok insanın yardıma ihtiyacı olduğu zaman, bu öğrencilerimi devreye sokup onların işlerini kolaylaştırmaktan büyük zevk duyuyorum. Manavgat kültür sanatına katkı yapan birçok öğrencim bulunmaktadır. Fotoğraf sanatçısı M. Tevfik KÖYMEN, Emekli öğretmen, Ressam yazar Ahmet Refik İNCİ, Eczacı yazar Mahmut ÖZ, emekli öğretmen şair yazar Nuri UYGUR, müzik sanatçısı AlP ASLAN ve ismini hatırlayamadığım diğer sanatçı öğrencilerim Manavgat kültür sanatına hizmet etmeye devam ediyorlar.

Bu öğrencilerim yaşamlarını idame ettirmek için farklı iş kollarında hizmet etmektedirler. Ama yine de kültür sanat etkinliklerinden vaz geçmiyorlar.

H.O: Osman MÜLAYİM siz uzun yıllardır bir gazetede köşe yazıları yazmaktasınız, gazete yazısı ile roman, şiir hikaye yazmak arasında seçme şansınız olsa hangisini seçerdiniz? Birde yazılarınıza geri dönüş alıyor musunuz? Gazete yazıları, bir günlüktür. Oysa roman hikâye, diğer yazım türleri kalıcı ve daha etkileyicidir. Gazete yazılarımdan geri dönüşleri alıyorum. Birçok insan bu köşe yazılarını keserek kendi arşivlerine koymakta olduklarını biliyorum. Bazı iş yerlerinde bu yazıların kesilerek panolarına asılmasını gördükçe mutlu oluyorum. Ve yapmış olduğum için ne kadar önemli olduğunun farkına varıyorum.

H.O: Osman MÜLAYİM için edebiyat nedir. Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydi? Bir ülkenin gerçek kimliği ana dilidir. Edebiyat dünyası denince binlerce yıllık geçmişi olan Türk Dilinin korunması, öne çıkarılması en büyük hedef olmadır. Son yıllarda dilimizin yozlaştırılması Arapça ve farsça sözcüklerin dilimize sokulması bir edebiyat öğretmeni olarak beni oldukça rahatsız etmektedir. Dili korumakta o ulusun edebiyatının gücü ile olur. Bizler ulusal baz da iyi edebiyat ürünleri veremezsek dilimizi koruyamayız. Edebiyat dünyası çok derin bir anlam ifade eder. Bu konulara girersek sayfalarca yazmamız gerekir. Bu ayrı bir inceleme konusudur.

Bir edebiyat öğretmeni olarak bu soruyu duymamış olayım. Edebiyatsız bir dünyada kim yaşamak ister ki? Okumak, güzellikleri görmek ufku genişletmek çağdaş yaşama ayak uydurmak, kısacası güzel yaşamaktır edebiyat.

H.O: Osman MÜLAYİM açısından sanatın amiral gemisi nedir. (edebiyat, sinema, resim heykel gibi) açıklar mısınız? Günümüzde, kültür ve sanata verilen değer gittikçe azalmaktadır. Oysa ulu önder Atatürk, kültür ve sanatı bir ülkenin olmazsa olamazı diye tanımlar. Özellikle okullarımızda kültür ve sanata verilen değerin (Müzik, resim, tiyatro müsamere gibi) gittikçe azalması, öğrencilerin daha çok matematik değerlerle yoğrulması kültür ve sanatı sürekli ötelemektedir. Bu da gelecekte bu öğrencilerin psikoloji ve ruhsal gelişiminde olumsuz etkiler gösterdiklerini gözlemliyoruz. Bu nedenle kültür ve sanatın her dalı farklı farklı amiral gemileridir. Yet erki sizler bu gemilerden bir yer edine bilin.

H.O: Osman MÜLAYİM eserlerini üretirken nasıl bir yol izlemektedir? Günün hangi saatlerinde yazar. Günde kaç sayfa yazar. Yazmak nasıl bir duygudur. Yazdıklarınızı kendiniz beğenir misin? Okumak en büyük hobilerimden birisidir. Okurken mutlaka yanımda kâğıt ve kalem bulundururum. Yaşadığım çevreye katkıda bulunacak önemli yerleri not ederim. Daha sonraları bunu yaşadığım çevredeki insanlarla paylaşırım. Onların bir şeyler kazandırdığımı düşünerek mutlu olurum. Bu nedenle günün her saatinde okuma ve yazma eylemimim gerçekleşebilir. Benim yazma anım ya da saatim yoktur. Yeter ki güzel bir veriye ulaşayım. Anında kâğıda dökerim.

Yazdıklarımı beğenme konuşana gelince benim beğenmem önemli değil başkalarının beğenmesi beni mutlu eder.

H. O: Bilim dünyası insanların yazması için en uygun zamanın sabah saat 10 ile 12 arası olarak belirlenmiş siz bu konuda ne dersiniz? Bileme saygı duyuyorum böyle bir saptama yaptıysa mutlaka bir gerekçesi ve bilimsel açıklaması vardır. Ama ben o saatlerde genellikle okumayı tercih ediyorum.

H. O: Osman MÜLAYİM sizce bir makale, hikâye, şiir yazmak mı zor yoksa o yazıyı düzeltmek mi? Birde düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, hızlı yaz yavaş düzenle ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz? Yazmak her zaman kolaydır. Yeter ki sen yazmak istediğin konuda karar kıl gerisi zaten gelecektir. Eğer sizin dağarcığınızda o konu gelişmişse yazı kendiliğinden gelir. Düzeltme konusu biraz karışık. Birçok insanın yazmış olduğu kitapları, makalenin düzeltilmesi konusunda benden yardım istenmiştir. Bu düzeltmelerde imla kuralları dışındaki beğenmediğim konuların düzeltmesine dokunamamak beni çok rahatsız etmiştir. Ama eser sahibine aittir ilkesinden bakınca o konulara dokunamadım. Birde düzeltmenin sonu yoktur insanın ruh haline göre farklılıklar gösterebilir bir yazıyı her okuduğunuzda farklı düzeltmeler yapabilirsiniz.

H.O: Osman MÜLAYİM sizi etkileyen Türk ve Dünya yazınındaki önemli kalemler kimlerdir. Neden? Birde Türk edebiyat tarihinde ki en önemli edebiyatçı kimdir. Neden? Ben doğduğum coğrafyanın edebiyatından beslenmekteyim. Hayatımızın ilk yıllarında Ömer Seyfettinleri, Yaşar kemalleri, Aziz Nesinleri, Orhan kemalleri, kısaca Türk klasiklerini okuyarak büyüdüm. Bu bağlamda seçim yapmam zordur. Son yıllarda daha çok bilimsel sosyal ve ekonomik konuları işleyen yazarları okumak bana keyif vermektedir.

H.O: Osman MÜLAYİM emekli bir öğretmen olarak siz ülkemizin son altmış yıllık eğitim öğretim yaşantısını tanıklık ettiniz bu süreçteki eğitim öğretim serüveni hakkında ne söylemek istersiniz? Bu sorunun temelinde kendi öğrencilik ve öğretmenlik yıllarımı düşünerek, eğitim ve öğretimin temeli olan öğretmen ögesini nasıl şekillendiğini anlatmak isterim. Ben öğretmen okuluna gitmek istediğim zaman, önce okuluma dilekçe verdim, bu dilekçe okul öğretmenler kurulu ile beni sosyal ve fiziksel yönden incelemeye alarak öğretmen olup olamayacağıma öğretmenlerim ilk kararı verdiler. Sonra ülke genelinde yapılan sınavlara katıldım, Daha sonra tercih ettiğim öğretmen okulunda altı komisyondan bir hafta boyunca sorgulandım. Ancak bunlardan sonra öğretmen okuluna girmeye hak kazandım. Okul müdürünün ilk konuşması bu okuldan mezun olacaklar mutlaka öğretmen olacaktır. Bu okuldan bir müzik alete çalmadan ve Atatürk büstünü alçıdan yapıp duvara asılacak hale getirmeden asla mezun olamazsınız. Sözleri idi. Biz bu okullarda eğitim psikolojisi, sosyoloji, metot, çocuk edebiyatı, vb gibi dersleri okuduk ve altı ay köy okullarında uygulamalı eğitim yaptıktan sonra mezun olabildik. Peki şimdi nasıl öğretmen olunuyor? Eğitimin temel sorunlarından birisi budur.

1980’li yıllarda, Almanya ya eğitim konuları ile ilgili incelemeye gittim. Gördüm ki meslek okulları ilgili fabrikaların içerisinde öğrenciler öğleye kadar kuramsal eğitim öğleden sonra uygulamalı eğitim almaktadırlar. Bizim de ara elemanlara çok ihtiyacımız vardır. Bu tür fabrikaların içerisinde ancak uygulamalı eğitim yaparak geleceğin üretken iş insanlarını yetiştirmek mümkün olur.

Eğitimimizin mutlaka ezbercilikten kurtarılarak, yaparak yaşayarak uygulayarak, bilimsel düşünerek özgür bir biçimde uygulanması gerekmektedir. İlkokulu 1-2-3 sınıflarda öğretim yapılmamalı, iyi bir insan iyi bir vatandaş olmanın bilinci öğrencilere verilmeli. Ancak 4. Sınıftan sonra öğretime geçilmelidir.

İlkokul 1-2-3 sınıflarda çözülmesi çok zor ev ödevlerinin verilmesi hem öğrencilerin hem de aile bireylerinin psikolojilerini bozmaktadır. Bu konuya okul yöneticilerinin yönetmelik hükümlerine göre hareket etmesi gerekmektedir.

H.O: Aşağıdaki isimler size neyi çağrıştırmaktadırlar? Orhan Veli: özgürlük Nihal Atsız: Okumama ilk adım atmamı sağlayan yazar. Necip Fazıl: Tutuculuk Yaşar Kemal: Çukurova ve yoksulluk. Reşat Nuri: umut Shakespeare: Okuma zevki Dostoyevski: Suç ve ceza Dünya klasikleri: Hayat görüşümün ilk penceresi Türk klasikleri: Yaşamın ulusal adımları