AGD Manavgat Temsilciliğinden Epstein dosyasına sert tepki
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) Manavgat Temsilciliği, Manavgat Cumhuriyet Meydanında küresel gündemi sarsan Epstein dosyasına ilişkin sert bir basın açıklaması düzenledi. AGD Manavgat Temsilcisi Ahmet Ali Gök tarafından okunan bildiride, 1969’dan bu yana Milli Görüş hareketinin yaptığı uyarıların haklılığının bugün tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığı vurgulandı. Gök basın bildirisinde şu ifadeleri kullandı:
"1969’dan beri başta insanlık ve İslam alemi olmak üzere tüm Türkiye’de Siyonizm’in insanlığı ifsat ettiğine dair uyarılarda bulunduk. Bu uyarılar maalesef ki bugün tüm çıplaklığıyla yaşanmaktadır.
Irkçı emperyalizmin ve Siyonizm’in gerçek yüzünü ve nasıl bir ahlaka sahip olduklarını Epstein skandalı üzerinden insanlık nihayet anlamıştır. Yeryüzünü fesat ateşine vermeye etmeye çalışan Siyonistlerin uzun zamandır ABD’li bir Siyonist Yahudi olan Jeffrey Epstein üzerinden gerçekleştirdiği sapkınlık, küresel bir yapının nasıl da siyasileri ve yöneticileri esir aldığını gözler önüne sermiştir.
Önce ahlak ve maneviyat diyen Müslüman Türk dünyasının bir kalesi olan Milli Görüş hareketi, çocuklarımızın ve gençlerimizin madden ve manen her türlü tehlikeye ve sapkınlığa karşı korunmasına dair ikazları gerekli mercilerden destek görmese de geldiğimiz noktada Milli Görüşçü kurumların haklılığı ve yürüttüğü karşılıksız çalışmaların önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Epstein ve benzeri Siyonist örgütlerin kapalı kapılar arkasında veya Gazze’de yaptıkları ortadayken bu fitne hareketine karşı gerekli idari, siyasi ve kültürel tedbirlerin halen alınmaması, Epstein yuvalanmasının ülkemizdeki uzantılarının ortaya çıkarılmaması, ciddi bir soruşturmanın başlatılmamış olması, ülkemiz adına üzücü ve aynı zamanda da düşündürücüdür.
İnsanlığı ve özellikle de İslam alemini sömüren, ahlâkî değerleri yok sayan ve dokunulmazlık zırhı altında suç işleyen küresel elit anlayışı kabul etmediğimizi huzurlarınızda bir kez daha haykırmak istiyoruz.
Sapkın bir yapının siyasileri, idarecileri, sermaye sahiplerini ele geçirerek devletleri esir almasıyla kurdukları ve güçlünün haklı sayıldığı emperyalist ırkçı Siyonist batıl düzen; sadece ve sadece insanları vampir gibi sömürmeye yaramaktadır.
Medeniyetimizin yeşerdiği her yerde geride hiçbir şey bırakmayıncaya kadar devam ettirecekleri örtülü ve açık saldırılara karşı Müslüman Türk Milletinin gerçek bir adalet anlayışıyla yürüteceği mücadele, çocuk ve gençlerimizin güvenliğini sağlayabilir.
Kendilerinden başka hiçbir milleti ve toplumu insan olarak kabul etmeyen Siyonistler, insanlığı yok etmeyi ve geriye hiçbir şey bırakmamayı en önemli görev olarak kabul etmişlerdir. Her türlü kılığa ve posta bürünen bu organizasyonlar, içine sızdıkları devletleri ve teşkilatları ya yıkarak ya da ele geçirerek insanlığı köleleştirmeye çalışmaktadır.
Necmettin Erbakan’a ve Milli Görüşe bağlı Anadolu Gençlik Derneği ve Milli Gençlik Vakfı olarak çağrımız açık ve nettir:
Sadece Epstein değil Türkiye’de de var olan tüm istismar ağları bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalıdır. Tüm ceza ve hukuk davalarından bile önemli olan istismar şebekelerinin Türkiye’deki uzantıları derhal ortaya çıkarılmalı ve yargılanmalıdır.
Epstein ve benzeri şebekelerin Türkiye’deki yerli işbirlikçileri ve uzantıları, bunların müdavimlerinin Türk Milletine hesap vermesi sağlanmalıdır.
Türkiye’de her türlü istismara karşı duyarlı olan bir kamuoyu oluşturulmalıdır.
İnsan onurunu koruyan, ahlâk merkezli bir siyaset anlayışını tüm insanlığa örnek olacak şekilde hayata geçirilmelidir.
Uluslararası yargı mekanizmalarının Epstein ile irtibatlı dünyada kim varsa ortaya çıkarılması ve bunların en ağır şekilde cezalandırılması için Türk Dışişleri Bakanlığının devreye girmesi şarttır. İsmi Epstein belgelerinde sıklıkla geçen ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın istenmeyen adam ilan edilmesi ve ülkemizden gönderilmesi için şartlar sonuna kadar zorlanmalıdır.
Buradan bir kez daha haykırıyoruz kimse korkmasın, ürkmesin adil bir dünya mümkündür. Bunun yoluysa ahlâk ve maneviyatı merkeze alan, sömürüye karşı duran bir siyaset anlayışıyla mümkündür.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."