İz Bırakanlar - Ece Çinler

İZ BIRAKANLAR (H.M.) - HABER MERKEZİ | 11.01.2023 - 21:26, Güncelleme: 12.01.2023 - 10:14 2027 kez okundu.
 

İz Bırakanlar - Ece Çinler

Halk Kütüphanesi Müdürü Hidayet Oktay'ın, ilçe kültür sanatına yön veren değerleri ele aldığı "İz Bırakanlar" köşesinde bugünün konuğu Ece Çinler...
Ece ÇİNLER İlçemize ithal ettiğimiz kültür sanat elçilerinden olan Ece Hanım, iki kültürü yapıtlarında yansıtmaktadır. Bütün eğitim yaşantısını yurt dışında gerçekleştiren yazarımız, Türk dilinin derinliklerine giremese de, dilimizi güzel kullanarak eserler vermektedir. Genç okurların ilgi gösterdiği yazarımız kendi yaşantısında esinlenerek eserler üretmekte. İlçemizin turizm varsıllıklarını kitaplaştıran yazarımız turizm elçiliği yaprak da farklı bir kültür elçiliği yapmaktadır. Kalemine ve yüreğine sağlık genç kardeşim. H.O: Ece Çinler kimdir? (3- 4 Cümle ile) - 1994 yılında Hatay’ın Antakya şehrinde doğdu. 1 yaşında ailesi ile Almanya’nın Köln şehrinde yasamaya başladı. Eğitim ve öğretim hayatına Almanya'da devam etti. Liseyi bitirdikten sonra üniversite için Hollanda’nın Amsterdam şehrine yerleşerek orada yaşamaya başladı. Okul yıllarında yazdığı kompozisyon ve şiir yarışmalarında iyi dereceler yaparak öğretmenleri tarafından yazması için teşvik edildi. Fantastik bilim kurgu, genç edebiyatında yol almaya başladı. H.O: Ece Çinler için Manavgat ne anlatmaktadır? - Manavgat’a gelip yerleşik yasama geceli dört yıl oldu. Manavgat’a ilk olarak tatile gelmiştim. Doğası ve güzellikleriyle beni büyüleyerek içimde bir fidan gibi yeşermeye ve bana umut olmaya başladı. Bu umuda tutunarak burada yaşamaya karar verim. İyi ki de gelmişim. Güzel Manavgat’ımızın bana kattığı bir çok güzelliklerden biri de kitaplarımı burada ilham bularak bastırmış olmamdı. H.O: Ece Çinler, siz yurt dışında doğup büyüdünüz, öğrenim yaşantınız Hollanda'da gerçekleşti. Şimdi buradan bakınca Hollanda ile Türkiye arasında kültürel anlamda ne gibi bir farklılık ya da yakınlık görmektesiniz? - Ülkeler arasında birçok farklılıklar var tabi. Bunların içerisine eğitim öğretim kültürel farklılıklar ve bir çok diğer şey baş gösteriyor. Eğitime Avrupa’da daha çok önem verilirken Türkiye'de hem zor bir öğrenim ortamı ve hem de yetersiz bir öğretim karşılıyor sizi. Buna en basit örnek olarak herkesin bildiği gibi İngilizce öğrenimine değinmek isterim. Türkiye’de “The simple Present Tense” denilen dersle sürekli adın ne? Nerelisin? Yaşın kaç? gibi cümlelerle orta örettim ve lise yılları geçiyor. Öğrenciler okuldan mezun olduklarında tek kelime İngilizce konuşamıyorlar. Türkiye’de en çok sevdiğim ve Avrupa’da sahip olamadığım tek gerçek ise aile sevgisi. Türkiye'de aileler birbirine bağlı bir şekilde yaşarken Avrupa’da kimse kimsenin umurunda değil. Türkiye'de misafirperverliğimiz ve insanlara olan merhametimiz en güzel kültürdür bence, Avrupa’da akrabanız bile olsa sizi evine çağırıp buyurun birlikte yemek yiyelim diye sizi kimse davet etmez. Oysa ki burada tanımadığın insanlar bile seni sofrasına davet edebilir. Teknoloji olarak çok gelişmiş ileri derecede olsalar da bir çok bakımdan Türkiye seviyesinin altındalar. Bir Türk olduğum için gurur duyuyorum. H.O: Ece Çinler, Hollanda okuru ile Türk okuru arasında bir kıyaslama yapsanız iki ülke okuru arasındaki en önemli farklılık olarak ne görmektesiniz? - Avrupa’da kitaplara daha çok özen gösteriliyor. İnsanlar okumayı seviyorlar ayrım olmaksızın, bir çok erkek okur bulunuyor. Oysaki Türkiye'de çok fazla erkek okurumuz yok. Gençler okumak yerine oyun oynamayı tercih ediyor. H.O: Ece ÇİNLER, Avrupa'da yaşayan Türkler açısından hatta Avrupa edebiyatı bağlamında en tanınmış Türk edebiyatçı kimdir (Şair ve romancı olarak) - Dünyada tanılan edebiyatçılar denildiğinde şair olarak aklıma ilk gelen büyük isim Nazım Hikmet’tir. Büyük bir şair olarak kabul edilir. Pegasus ödülünü kazanarak adını yazdıran diğer bir isim ise, Bilge Karasu’dur. Roman ve hikaye yazılarında başarılı bir yazardır. En büyük örnek aldığım yazarlardan biride Nobel Edebiyat ödülünü kazanan Orhan Pamuk’tur. Ayrıca Sabahattin Ali gibi bazı yazarlarımız da Avrupa’da bilinenler arasındadır. H.O: Ece Çinler, siz genç yaşta yazma eylemi ile haşır neşir oldunuz, sizin için yazmak nedir? Yazmanızın gerekçesi nedir? Genç yazarlara ve okurlara bir akranları olarak ne söylemek istersiniz? - Yazmak fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak beni olumlu etkileyen bir dünyadır. Duygu ve düşüncelerimi düzenli olarak kâğıda dökerek nefes aldığımı hissediyorum. Ruhumu ve bedenimi arındırdığım bir boyuttur yazmak benim için. Yazarak kendinizi geliştirebilir, ruh halinizi iyileştirebilirsiniz. H.O: Ece Çinler sizce bir romanı kurgulamak mı yoksa yazmak mı zordur? Yazarken kurgularınız da değişiklik oluyor mu? Bir konunun hiç beklemediğiniz bir noktaya doğru evrildiği oldu mu? - Bana göre ikisi de birbiriyle bağlantılı olarak zor değildir. Sevdiğiniz bir dünyada nefes alabileceğiniz bir yerde neden zorluklar olsun ki, ben yazdıkça mutlu olanlardanım. O yüzden kitaplarımı yazarken ve kurgularken hiç zorlanmıyorum. Kitabımı yazmadan kurgularımı bir film gibi düzenliyorum ve ardından kurguma göre yazmaya başlıyorum. Yazdıkça kurguda küçük dokunuşlar değiştiriyorum ama hikayem belli olduğu için pek yolumdan sapmıyorum. Çünkü yolu şaşırınca bir çok betimleme yapmak zorunda kalırsınız. Betimlemeler bence çok, uzun uzun, sayfalarca olmamalı. Bu okuyucuyu sıkabilir. Tadında bırakmayı bilmelisiniz. H.O: Ece Çinler için edebiyat nedir. Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydi? - Edebiyat benim için duygu düşünce, olay ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır. Edebiyatsız bir dünya düşünemezdim bile. Çünkü ben hayallerim ve duygularımla yaşayan bir yazarım. H.O: Ece Çinler açısından edebiyatın amiral gemisi nedir. (Şiir, roman, tiyatro, deneme gibi) açıklar mısınız? Ece Çinler eserlerini üretirken nasıl bir yol izlemektedir? Günün hangi saatlerinde yazar. Günde kaç sayfa yazar? Yazmak nasıl bir duygudur? Yazdıklarınızı kendiniz beğenir misin? - Hayallerimi ve kurgularımı gerçeğe dönüştürürken duygularımla hareket ederim. Bir yazar olarak değil bir okuyucu olarak kitabımı ve yazdıklarımı değerlendirmeye çalışırım. Yazmaya başladığımda ortamda beni rahatsız eden herhangi bir şey yoksa kendimi kaptırarak saatlerce yazabilirim. Günün belli saatleri diye bir şeye inanmıyorum. Çünkü ben duygularıma göre hareket ederim. H. O: Bilim dünyası insanların yazması için en uygun zamanı sabah saat 10 ile 12 arası olarak belirlemiş, siz bu konuda ne dersiniz? - Pek katıldığımı söyleyemem çünkü ben gece yazmayı daha çok tercih edenlerdenim. Duygularımı daha yoğun yaşadığım ve yazmaya meyilli olduğum saatler hep gece 24 ten sonrasıdır. Ama bazen öğleden sonralarında yağmur sesinde ya da denizin dalga sesleri arasında yazdığım da olmuştur. H.O: Bir kitap yazmak hem bir meslek, hem de bir hobidir, yani hem bir iş hem de bir tutkudur. Ne dersiniz. - Evet kesinlikle öyle. Muhteşem bir hobi. H. O: Sizce kitap yazmak mı zor, yoksa o kitabı düzeltmek mi? Bir de düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, hızlı yaz yavaş düzenle ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz? - Ben düşünerek kurguyu gözlerimin önünde gerçekleştirerek yazanlardanım. O yüzden hızlı yaz yavaş düzenle ilkesi bana uymuyor. Türkçeyi de sonradan öğrendiğim için düzenlemeyi editöre bırakmayı tercih ediyorum. Olmayan bir dünyayı var etmeyi ve orada muhteşem kahramanlar var etmeyi. H.O: Ece Çinler sizi etkileyen Türk ve Dünya yazınındaki önemli kalemler kimlerdir. Neden? Bir de Türk edebiyat tarihindeki en önemli romancı ile şair kimdir. Neden? - Türk klasikleri, Dünya klasikleri ve diğer yazarlar hepsini okuyorum. Okumayı çok seviyorum. Çoğu zaman ne okuduğumun bir önemi yok, ya da hangi yazarın kitabını okuduğumun. Benim için önemli olan o kitabın bana ne kattığı ve ne öğrettiğidir. İşte o zaman yazarın kim olduğuna dikkat ederim. H.O: Bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir şiir güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi? - Bence iki şekilde de yazılabilir. Bu yazarın kendisini nasıl hissettiği ve duygularını nasıl dile getireceğiyle ilgilidir. Dostoyevski hiç bir zaman bir göl kenarında kitap yazmamıştır. Hep sefaletin ve karmaşanın ortasındayken acılarını yaşarken kitaplarını yazmıştır. H.O: Ece Çinler size gelecekte nasıl hitap edilmesini istersiniz? Neden? - Ece Çinler olarak devam etmek isterim. Çünkü her zaman önemlidir nerden geldiğim ve nereden başladığım. H.O: Ece Çinler kitaplarınız için ülke okurlarına ne söylemek istersiniz. Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı? Manavgat edebiyatı hakkında ne düşünüyorsunuz? - Gökyüzünden yeryüzüne düşen temiz kalpli tüm ruhlara buradan merhaba demek isterim. Muhteşem bir aşk hikayesinde kaybolmak ve bu yaşadığımız hayattan biraz uzaklaşmak, nefes almak isterlerse kitaplarımı okumalarını rica ederim. Güzel Manavgat’ımızda inşallah edebiyat için harika şeyler yapacağız diye düşünüyorum. Birlikte güzel okurlarımızın bize destek çıkmasını cani gönülden isterim. H.O: Sizi en çok etkileyen kitap (roman, şiir, tiyatro ya da araştırma) nedir? Birkaç kelime ile anlatırsanız sevinirim. - Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol'un ölümsüz eseri beni çok etkilemiştir. Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali. Mai ve Siyah, Halit Ziya Uşaklıgil ve diğerleri... H.O: Aşağıdaki isimler size neyi çağrıştırmaktadırlar? - Orhan Veli: Güzel şiirleri ve yalın bir anlatımı vardır. - Attila İlhan: Ben sana mecburum şiirine bayilerim. - Anna Woltz: Hollanda’da çocuk kitapları ile yok satan bir yazardır. Alaska - Peter van Gestel; Büyük üstat birçok ödüllü kitabı vardır ve benim sevdiklerim arasındadır. - Cengiz Aytmatov: Hiç kitaplarını okuma şansım olmadı. - Yaşar Kemal: İnce Mehmet ağlayarak okuduğum bir kitaptır. - Reşat Nuri: Anadolu insanın dilinden anlayan yazar. - Orhan Pamuk: Nobel edebiyat ödülünü alan en genç yazar. Masumiyet müzesi - Shakespeare: En iyi drama yazarı ve oyun yazarı Hamlet. - Dostoyevski: Suç ve Ceza, Ezilenler, Kumarbaz - Dünya klasikleri: Bir idam mahkumunun son günü, Fareler ve insanlar, Beyaz zambaklar ülkesinde, Notre Damein kamburu, Anne Karenina, Vadideki zambak, Babalar ve oğulları. - Türk klasikleri: Yaban, Kiralık Konak, Ateşten Gömlek, Mai ve siyah, Vatan yahut Silistre. - Hollanda edebiyatı: Ivan Wolffers, Thomas Kempis, Aart de Vreede, Jan van der Graaf. H.O: Kitaplarınızı sıralarsanız onları gazetede yayınlarım - Neria ilk kitabımdır. Ardından ikinci kitabim Raphael olarak gelir. Yunan mitolojisinde melekleri anlatır, Fantastik bilim kurgudur.
Halk Kütüphanesi Müdürü Hidayet Oktay'ın, ilçe kültür sanatına yön veren değerleri ele aldığı "İz Bırakanlar" köşesinde bugünün konuğu Ece Çinler...

Ece ÇİNLER
İlçemize ithal ettiğimiz kültür sanat elçilerinden olan Ece Hanım, iki kültürü yapıtlarında yansıtmaktadır. Bütün eğitim yaşantısını yurt dışında gerçekleştiren yazarımız, Türk dilinin derinliklerine giremese de, dilimizi güzel kullanarak eserler vermektedir. Genç okurların ilgi gösterdiği yazarımız kendi yaşantısında esinlenerek eserler üretmekte. İlçemizin turizm varsıllıklarını kitaplaştıran yazarımız turizm elçiliği yaprak da farklı bir kültür elçiliği yapmaktadır. Kalemine ve yüreğine sağlık genç kardeşim.

H.O: Ece Çinler kimdir? (3- 4 Cümle ile)
- 1994 yılında Hatay’ın Antakya şehrinde doğdu. 1 yaşında ailesi ile Almanya’nın Köln şehrinde yasamaya başladı. Eğitim ve öğretim hayatına Almanya'da devam etti. Liseyi bitirdikten sonra üniversite için Hollanda’nın Amsterdam şehrine yerleşerek orada yaşamaya başladı. Okul yıllarında yazdığı kompozisyon ve şiir yarışmalarında iyi dereceler yaparak öğretmenleri tarafından yazması için teşvik edildi. Fantastik bilim kurgu, genç edebiyatında yol almaya başladı.

H.O: Ece Çinler için Manavgat ne anlatmaktadır?
- Manavgat’a gelip yerleşik yasama geceli dört yıl oldu. Manavgat’a ilk olarak tatile gelmiştim. Doğası ve güzellikleriyle beni büyüleyerek içimde bir fidan gibi yeşermeye ve bana umut olmaya başladı. Bu umuda tutunarak burada yaşamaya karar verim. İyi ki de gelmişim. Güzel Manavgat’ımızın bana kattığı bir çok güzelliklerden biri de kitaplarımı burada ilham bularak bastırmış olmamdı.

H.O: Ece Çinler, siz yurt dışında doğup büyüdünüz, öğrenim yaşantınız Hollanda'da gerçekleşti. Şimdi buradan bakınca Hollanda ile Türkiye arasında kültürel anlamda ne gibi bir farklılık ya da yakınlık görmektesiniz?
- Ülkeler arasında birçok farklılıklar var tabi. Bunların içerisine eğitim öğretim kültürel farklılıklar ve bir çok diğer şey baş gösteriyor. Eğitime Avrupa’da daha çok önem verilirken Türkiye'de hem zor bir öğrenim ortamı ve hem de yetersiz bir öğretim karşılıyor sizi. Buna en basit örnek olarak herkesin bildiği gibi İngilizce öğrenimine değinmek isterim. Türkiye’de “The simple Present Tense” denilen dersle sürekli adın ne? Nerelisin? Yaşın kaç? gibi cümlelerle orta örettim ve lise yılları geçiyor. Öğrenciler okuldan mezun olduklarında tek kelime İngilizce konuşamıyorlar.
Türkiye’de en çok sevdiğim ve Avrupa’da sahip olamadığım tek gerçek ise aile sevgisi. Türkiye'de aileler birbirine bağlı bir şekilde yaşarken Avrupa’da kimse kimsenin umurunda değil. Türkiye'de misafirperverliğimiz ve insanlara olan merhametimiz en güzel kültürdür bence, Avrupa’da akrabanız bile olsa sizi evine çağırıp buyurun birlikte yemek yiyelim diye sizi kimse davet etmez. Oysa ki burada tanımadığın insanlar bile seni sofrasına davet edebilir.
Teknoloji olarak çok gelişmiş ileri derecede olsalar da bir çok bakımdan Türkiye seviyesinin altındalar. Bir Türk olduğum için gurur duyuyorum.

H.O: Ece Çinler, Hollanda okuru ile Türk okuru arasında bir kıyaslama yapsanız iki ülke okuru arasındaki en önemli farklılık olarak ne görmektesiniz?
- Avrupa’da kitaplara daha çok özen gösteriliyor. İnsanlar okumayı seviyorlar ayrım olmaksızın, bir çok erkek okur bulunuyor. Oysaki Türkiye'de çok fazla erkek okurumuz yok. Gençler okumak yerine oyun oynamayı tercih ediyor.

H.O: Ece ÇİNLER, Avrupa'da yaşayan Türkler açısından hatta Avrupa edebiyatı bağlamında en tanınmış Türk edebiyatçı kimdir (Şair ve romancı olarak)
- Dünyada tanılan edebiyatçılar denildiğinde şair olarak aklıma ilk gelen büyük isim Nazım Hikmet’tir. Büyük bir şair olarak kabul edilir.
Pegasus ödülünü kazanarak adını yazdıran diğer bir isim ise, Bilge Karasu’dur. Roman ve hikaye yazılarında başarılı bir yazardır.
En büyük örnek aldığım yazarlardan biride Nobel Edebiyat ödülünü kazanan Orhan Pamuk’tur. Ayrıca Sabahattin Ali gibi bazı yazarlarımız da Avrupa’da bilinenler arasındadır.

H.O: Ece Çinler, siz genç yaşta yazma eylemi ile haşır neşir oldunuz, sizin için yazmak nedir? Yazmanızın gerekçesi nedir? Genç yazarlara ve okurlara bir akranları olarak ne söylemek istersiniz?
- Yazmak fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak beni olumlu etkileyen bir dünyadır. Duygu ve düşüncelerimi düzenli olarak kâğıda dökerek nefes aldığımı hissediyorum. Ruhumu ve bedenimi arındırdığım bir boyuttur yazmak benim için. Yazarak kendinizi geliştirebilir, ruh halinizi iyileştirebilirsiniz.

H.O: Ece Çinler sizce bir romanı kurgulamak mı yoksa yazmak mı zordur? Yazarken kurgularınız da değişiklik oluyor mu? Bir konunun hiç beklemediğiniz bir noktaya doğru evrildiği oldu mu?
- Bana göre ikisi de birbiriyle bağlantılı olarak zor değildir. Sevdiğiniz bir dünyada nefes alabileceğiniz bir yerde neden zorluklar olsun ki, ben yazdıkça mutlu olanlardanım. O yüzden kitaplarımı yazarken ve kurgularken hiç zorlanmıyorum.
Kitabımı yazmadan kurgularımı bir film gibi düzenliyorum ve ardından kurguma göre yazmaya başlıyorum. Yazdıkça kurguda küçük dokunuşlar değiştiriyorum ama hikayem belli olduğu için pek yolumdan sapmıyorum. Çünkü yolu şaşırınca bir çok betimleme yapmak zorunda kalırsınız. Betimlemeler bence çok, uzun uzun, sayfalarca olmamalı. Bu okuyucuyu sıkabilir. Tadında bırakmayı bilmelisiniz.

H.O: Ece Çinler için edebiyat nedir. Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydi?
- Edebiyat benim için duygu düşünce, olay ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır. Edebiyatsız bir dünya düşünemezdim bile. Çünkü ben hayallerim ve duygularımla yaşayan bir yazarım.

H.O: Ece Çinler açısından edebiyatın amiral gemisi nedir. (Şiir, roman, tiyatro, deneme gibi) açıklar mısınız? Ece Çinler eserlerini üretirken nasıl bir yol izlemektedir? Günün hangi saatlerinde yazar. Günde kaç sayfa yazar? Yazmak nasıl bir duygudur? Yazdıklarınızı kendiniz beğenir misin?
- Hayallerimi ve kurgularımı gerçeğe dönüştürürken duygularımla hareket ederim. Bir yazar olarak değil bir okuyucu olarak kitabımı ve yazdıklarımı değerlendirmeye çalışırım. Yazmaya başladığımda ortamda beni rahatsız eden herhangi bir şey yoksa kendimi kaptırarak saatlerce yazabilirim. Günün belli saatleri diye bir şeye inanmıyorum. Çünkü ben duygularıma göre hareket ederim.

H. O: Bilim dünyası insanların yazması için en uygun zamanı sabah saat 10 ile 12 arası olarak belirlemiş, siz bu konuda ne dersiniz?
- Pek katıldığımı söyleyemem çünkü ben gece yazmayı daha çok tercih edenlerdenim. Duygularımı daha yoğun yaşadığım ve yazmaya meyilli olduğum saatler hep gece 24 ten sonrasıdır. Ama bazen öğleden sonralarında yağmur sesinde ya da denizin dalga sesleri arasında yazdığım da olmuştur.

H.O: Bir kitap yazmak hem bir meslek, hem de bir hobidir, yani hem bir iş hem de bir tutkudur. Ne dersiniz.
- Evet kesinlikle öyle. Muhteşem bir hobi.

H. O: Sizce kitap yazmak mı zor, yoksa o kitabı düzeltmek mi? Bir de düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, hızlı yaz yavaş düzenle ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz?
- Ben düşünerek kurguyu gözlerimin önünde gerçekleştirerek yazanlardanım. O yüzden hızlı yaz yavaş düzenle ilkesi bana uymuyor. Türkçeyi de sonradan öğrendiğim için düzenlemeyi editöre bırakmayı tercih ediyorum. Olmayan bir dünyayı var etmeyi ve orada muhteşem kahramanlar var etmeyi.

H.O: Ece Çinler sizi etkileyen Türk ve Dünya yazınındaki önemli kalemler kimlerdir. Neden? Bir de Türk edebiyat tarihindeki en önemli romancı ile şair kimdir. Neden?
- Türk klasikleri, Dünya klasikleri ve diğer yazarlar hepsini okuyorum. Okumayı çok seviyorum. Çoğu zaman ne okuduğumun bir önemi yok, ya da hangi yazarın kitabını okuduğumun. Benim için önemli olan o kitabın bana ne kattığı ve ne öğrettiğidir. İşte o zaman yazarın kim olduğuna dikkat ederim.

H.O: Bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir şiir güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi?
- Bence iki şekilde de yazılabilir. Bu yazarın kendisini nasıl hissettiği ve duygularını nasıl dile getireceğiyle ilgilidir. Dostoyevski hiç bir zaman bir göl kenarında kitap yazmamıştır. Hep sefaletin ve karmaşanın ortasındayken acılarını yaşarken kitaplarını yazmıştır.

H.O: Ece Çinler size gelecekte nasıl hitap edilmesini istersiniz? Neden?
- Ece Çinler olarak devam etmek isterim. Çünkü her zaman önemlidir nerden geldiğim ve nereden başladığım.

H.O: Ece Çinler kitaplarınız için ülke okurlarına ne söylemek istersiniz. Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı? Manavgat edebiyatı hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Gökyüzünden yeryüzüne düşen temiz kalpli tüm ruhlara buradan merhaba demek isterim. Muhteşem bir aşk hikayesinde kaybolmak ve bu yaşadığımız hayattan biraz uzaklaşmak, nefes almak isterlerse kitaplarımı okumalarını rica ederim.
Güzel Manavgat’ımızda inşallah edebiyat için harika şeyler yapacağız diye düşünüyorum. Birlikte güzel okurlarımızın bize destek çıkmasını cani gönülden isterim.

H.O: Sizi en çok etkileyen kitap (roman, şiir, tiyatro ya da araştırma) nedir? Birkaç kelime ile anlatırsanız sevinirim.
- Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol'un ölümsüz eseri beni çok etkilemiştir. Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali. Mai ve Siyah, Halit Ziya Uşaklıgil ve diğerleri...

H.O: Aşağıdaki isimler size neyi çağrıştırmaktadırlar?
- Orhan Veli: Güzel şiirleri ve yalın bir anlatımı vardır.
- Attila İlhan: Ben sana mecburum şiirine bayilerim.
- Anna Woltz: Hollanda’da çocuk kitapları ile yok satan bir yazardır. Alaska
- Peter van Gestel; Büyük üstat birçok ödüllü kitabı vardır ve benim sevdiklerim arasındadır.
- Cengiz Aytmatov: Hiç kitaplarını okuma şansım olmadı.
- Yaşar Kemal: İnce Mehmet ağlayarak okuduğum bir kitaptır.
- Reşat Nuri: Anadolu insanın dilinden anlayan yazar.
- Orhan Pamuk: Nobel edebiyat ödülünü alan en genç yazar. Masumiyet müzesi
- Shakespeare: En iyi drama yazarı ve oyun yazarı Hamlet.
- Dostoyevski: Suç ve Ceza, Ezilenler, Kumarbaz
- Dünya klasikleri: Bir idam mahkumunun son günü, Fareler ve insanlar, Beyaz zambaklar ülkesinde, Notre Damein kamburu, Anne Karenina, Vadideki zambak, Babalar ve oğulları.
- Türk klasikleri: Yaban, Kiralık Konak, Ateşten Gömlek, Mai ve siyah, Vatan yahut Silistre.
- Hollanda edebiyatı: Ivan Wolffers, Thomas Kempis, Aart de Vreede, Jan van der Graaf.

H.O: Kitaplarınızı sıralarsanız onları gazetede yayınlarım
- Neria ilk kitabımdır. Ardından ikinci kitabim Raphael olarak gelir. Yunan mitolojisinde melekleri anlatır, Fantastik bilim kurgudur.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nehir.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Ege Türkoğlu
(12.01.2023 12:00 - #299)
Senin gibi güzel ve vizyonu yüksek bir yazarın çok daha iyi yerlerde göreceğimize inanıyorum. Kitaplarını okudum ve hayal dünyasının ne kadar ileride ve bakış açısının genişliğini gördüm. Herkes okuyup okutturmalı diye düşünüyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nehir.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.