Halk Kütüphanesi Müdürü Hidayet Oktay'ın, ilçe kültür sanatına yön veren değerleri ele aldığı "İz Bırakanlar" köşesinde bugünün konuğu Mahmut Öz...
Haber Giriş Tarihi: 05.09.2022 16:30
Haber Güncellenme Tarihi: 05.09.2023 13:00
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.nehir.net/
Değerli Manavgatlılar, İlçemize hizmet eden herkesin ilçemiz kalkınmasında önemli bir yeri vardır. Bürokratından, memuruna, işçisinden iş insanına, köylüsünden ev hanımına kadar herkesin ilçemizin bu ünlere gelmesinde önemli katkıları olmuştur. Biz, bu köşemizde ilçemizin kültür sanatına yön veren değerlerimizi ele alacağız. Kültür kavramı dünyada en çok tanımı yapılan terimlerden birisidir. Her etmenin içine girebilen çok geniş bir alanı ilgilendirmekteki. Yine kültür sanat kolunun halka dönmesi çok uzun bir süreç içerir. Onun içindir ki kültür sanat insanları genellikle bu alemden göçtükten sonra anlaşılır. Bizler değerlerimizi hayattayken onurlandırmak istedik. Bu köşemizde ilçemizde yaşayan şair, yazar, araştırmacı, ressam, fotoğraf sanatçısı, heykeltıraş gibi değerlerimizi sizlerle buluşturacağız.
MAHMUT ÖZ Türk kimliğinin karakteristik fiziksel özelliklerini taşıyan Mahmut Öz, Türk tarihi alanındaki yazmış olduğu romanlarla ilçemizde haklı bir gurura sahiptir. Ben romancılığını beğenirken O, araştırmacılığa yönelerek ilçemizin bilenmeyen tarihsel gerçeklerini belgelerden çıkararak Manavgat halkına çok büyük hizmetler vermektedir. Nüfusu yüz binden az ilçelerde bir yüz bin ile iki yüz elli bin arasındaki nüfuslu ilçelerde en az iki adet Mahmut Öz olmalı ki o ilçeler yaşadıkları ilçenin tarihsel gerçeklerini belgelerden öğrensin. Mahmut Öz ilçemiz için çok büyük bir şanstır. Zamanını, parasını, emeğini ilçemiz gerçeklerini gün yüzüne çıkarmak için harcamaktadır. Bütün çalışmaları için sonsuz teşekkürler. Kalemine yüreğine sağlık Mahmut Ağabey,
RÖPORTAJ H.O: Mahmut Öz kimdir? (3- 4 Cümle ile) Manavgat'ta doğdum, eğitim hayatımı Manavgat'ta tamamladım. Anadolu Üniversitesi Eczacılık fak. Bitirdim. Uzun yıllardır yayın hayatındayım. Dergilerde, gazetelerde köşe yazarlığı ve genel yay. Müdürlüğü yaptım. Roman ve araştırma eserleri yayınladım.
H.O: Manavgat kültür sanatında Mahmut Öz'ün yeri neresidir? Manavgat Kültür ve sanatına, yayınladığım kitaplarımla ve doğa incelemelerimle, yeni keşiflerimle katkı sunmaya çalışıyorum
H.O: Mahmut Öz için yazmak nedir? Yazmanızın gerekçesi nedir? Yazmak benim için yaşamın bir doğal parçasıdır. Tabi bir ihtiyaç. Var olma hesaplaşması. İçimde yaşattığım ben ile konuşmak, ona dertlerimi anlatmak, ona sevgimi ifade etmek en büyük motivasyonumdur. Annem beni dinler, tosmur oğlum diye başımı okşar, benimle gurur duyardı. Yazarken halen anneme anlatıyor gibi yazıyorum, halen onun ellerini başımda okşarken hissediyorum, onu gururlandırmak istiyorum.
H.O: Mahmut Öz için edebiyat nedir. Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydi? Edebiyat benim için Tanrı fısıltısıdır. İçimizde ki bene Tanrının müdahalesidir. Onu güzelleştirmesidir. Çünkü tanrı önce güzel sözü yarattı.
H.O: Mahmut Öz açısından edebiyatın amiral gemisi nedir. Edebiyatın amiral gemisi elbette romandır. Bu sorunun değişik zaman dilimlerinde karşılığı da değişmiştir. Etrafımıza baktığımız zaman ülkemizde birçok antik tiyatro bulunmaktadır. Sanırım bunda 2-3 bin yıl önce edebiyatın amiral gemisi tiyatro imiş. Ki antik kentlerin hepsinde kocaman tiyatrolar bulunmaktadır. Daha sonra tiyatronun yerini şiir almış ama benim için roman edebiyatın en önemli dalıdır.
H.O: Mahmut Öz eserlerini üretirken nasıl bir yol izlemektedir? Günün hangi saatlerinde yazar. Günde kaç sayfa yazar. Düzenli okumak ve düzenli yazmak benim temel felsefemdir. Ben gecelerin çocuğuyum. Çok geç uyurum. Gecenin yalnızlığında yazarım. Düzenli yazarım. Geceleri ya okuyorumdur, ya yazıyorumdur.
H. O: Bilim dünyası insanların yazması için en uygun zamanın sabah saat 10 ile 12 arası olarak belirlenmiş siz bu konuda ne dersiniz.? Yukarda belirttiğim gibi ben gecelerin yalnızlığında insanların yarı ölüm uykusunda diri kalmayı, o saatlerde kendime ulaşmayı seviyorum. Geceler tefekkür, sabahlar şükür saatidir diye tanımlarım. Beni sabaha çıkaran, gecemi hayra çeviren tanrıya niyaz ederim.
H.O: Mahmut Öz için Bir kitap yazmak hem bir meslek, hem de bir hobidir, yani hem bir iş hem de bir tutkudur. Ne dersiniz. Kitap yazmayı meslek olarak tanımlamıyorum. Kitap yazmak tutkudur. Hobi boş kalan zamanda yapılan eylemler bütünüdür. Yazmak eylemi, bilinçli olmalı, disiplinli olmalı ve aşkla olmalı. Meslekler ise profesyonel çalışmalardır. Yazmak profesyonel bir iş kolu değil, aşkla tutkuyla yapılan bir eylemdir.
H.O:Mahmut Öz, sizin çalışmalarınız genelde tarihsel belgelerin taranıp bilinmeyen Manavgat gerçeklerini tarihsel belgeleriyle günümüz Manavgat halkının hizmetine sunmak şeklinde. Bu tür yazmayı mı yeğlersiniz yoksa benim çok daha değerli olduğuna inandığım romanları yazmayı istersiniz? İlk kitabım Mavi Kan roman tarzında idi. İkinci ve üçüncü kitabım, “Bozkır yelesi ve Bozkırın Efendileri” yine roman tarzındadır. Tarih araştırmalarım ise, bugüne kadar Manavgat'ı tenezzül edip çalışmayan prof. lara isyanımla başladı. Tüm belgeler Osmanlı, Selçuklu, Bizans arşivlerinde dururken, hiçbir hoca Manavgat'ı çalışmaya lüzum görmedi. Bu hırsla Osmanlı Arşivlerine girdim. Yıllar sonra Osmanlıca öğrendim, destek olacak hocalar buldum. Manavgat hakkında külliyat olacak eserler ortaya çıktı. Bugün dahi Antalya ilinde bile yapılmamış 1840 nüfus defteri çevirisini ilçemize kazandırdım. “Beylikten Cumhuriyete” adlı kitabımda ise, Beylikler döneminde Manavgat Emirliği adlı, sikke basılan, bayrağı olan bir beylik fikrini ortaya koydum. Cumhuriyet belgelerine girerek, Atatürk'ün Manavgat için aldığı kararları, ilçe olma kararlarını yayınladım. 1450 yılında Osmanlı Devletinin Manavgat Tımar defterini yayına hazırladım. Bu bölgemiz için ilktir. Manavgat evliyalarını belgeleri ile yazdım. “Osmanlı Belgelerinde Manavgat” adlı eserin birinci bölümünü yayınladım, ikinci bölümünü yayına hazırlıyorum. Sarılar Köyümüz başlı başına bir kitap oldu. 1225 yılından bugüne Manavgat'ın sosyo ekonomik durumu yayına hazır beklemektedir. Manavgat'ta yüzlerce yıldır meydana gelen isyanlar ve eşkıyalıkları yayına hazırladım. “Manavgat Nasıl ilçe oldu” adlı ilçe olma maceramızı kitap haline getirdim. Bugüne kadar gazete ve dergilerde yazdığım yazıları “Gündemdekiler” adı ile yayına hazırladım. Manavgat turizm ve kültür rotası adlı bir çalışmayı sürdürmekteyim. Manavgat'taki Köyler ve Aşiretler başlıklı kapsamlı bir araştırma eserini tamamlayıp, tarihimize, kültürümüze, geleceğimize bir eser bırakacağım. Roman benim tutkum. Araştırma eserlerinden dolayı biraz ara vermiştim. Ancak kafamda Mavi Kan'ın ikincisini düşünüyorum. Bozkır Yelesinde 1000 yıllarında geçen öykümüzü yazmıştım, Bozkırın efendilerinde devletleşme sürecimizi yazmıştım, üçüncü romanı Anadolu'daki serüvenimizi yazmak istiyorum. “Tanrı Türk'e Kut verdi” isimli bir roman tasarlıyorum. Derviş ve Oğlum adlı bir roman da beynimde yazıldı, ufak ufak kaleme gelmeye başladı.
H. O: Mahmut Öz, sizce kitap yazmak mı zor yoksa o kitabı düzeltmek mi? Birde düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, hızlı yaz yavaş düzenle ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz? Benim en büyük sorunum düzenleme.. Hızlı düşünüp, yavaş yazdığım için bazen kelimelerde harf düşer, eksik olur. Cümleleri çok uzun ve ağdalı kurarım, bazen okuyucu başı ile sonunu birleştiremez. Kendim tekrar okuduğumda da o hatalarımı görmem. Ben öze, vermek istediğim mesaja kaptırırım kendimi. Teferruatı unuturum. Benim en büyük şansım Hidayet Oktay gibi bir arkadaşımın olması, usanmadan benim yanlışlarımı düzeltmesidir. Her kitap taslağımı okur, tek tek kırmızı kalemle çizer, düzeltir.
H.O: Mahmut Öz, sizi etkileyen Türk ve Dünya yazınındaki önemli kalemler kimlerdir. Neden? Birde Türk edebiyat tarihinde ki en önemli romancı ile şair kimdir. Neden? Benim bir yazara sorulmaması gereken, en sevmediğim sorudur. Biz ergen gençler değiliz ki bir idol edebiyatçı belirleyerek onu izleyelim. Beni besleyen o kadar çok yazar oldu ki, saymakla bitmez. Peyami Safa'nın üslubundan çok şey öğrendim. Yazılarımda Ahmet Altan'ın dünya görüşünü tasvip etmemekle birlikte tarzımın ona benzemeğini gördüm. Çok tasvir, çok hayal.. Örnek vermek gerekirse; bir kağnı, anne baba ve iki ergence çocuk, tozlu köy yolunda bir tepeye doğru çıkıyorlar, atlar yorgun….
O kağnı o tepeye çıkana kadar, 40 sayfa o dört kişin hayalini, ruhaniyetini, doğa koşullarını anlata anlata bitmez, o kağnı o tepeye varamaz. 40 sayfa sonra tümseğe çıkar, bir oh çekersin. İşte bunun gibi, çok ağdalı, bol tasvirli, konular arası geçirgenliği olan bir tarz yazdığımı fark ettim.
H.O:Mahmut Öz, bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir şiir güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi? Kişiye göre değişir ancak yoksunluk en büyük motivasyondur. Bu yüzden ben melankolik durumlarda daha bir rabıtalı oluyorum.
H.O: Mahmut Öz, gelecekte Eczacı Mahmut olarak mı hatırlanmak isterisiniz yoksa yazar (Romancı) Mahmut Öz olarak mı? Neden? Önemli olan halkın kalbinde yer bulmak, Rıza-i Bari'ye kavuşmaktır. Güzel milletim şimdilik Hocam lakabını taktılar. Onlar nasıl hatırlarsa öyle hatırlanmak isterim. Bir tek isteğim var. Eğer bir gün insanımız bir vefa göstermek isterse; İsmimin bir kültür sanat evinde, müzesinde, olmasını isterim.
H.O: kitaplarınız için ülke okurlarına ne söylemek istersiniz. Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı? Okurlarıma müteşekkirim. Bana değer verdiler, fikirlerime sahip çıktılar, kitaplarımı okudular okuttular, Manavgat Kültürünü, tarihini öğrendikçe bana sahip çıktılar. Cuma Pazarında şalvarı ile sebze satan bacım, “Hocam seni takip ediyoruz, seviyoruz “ diyorsa, Avason dağında defne kesen köylü, “Hocam sayende köyümüzü öğrendik, seni çok seviyoruz “ diyorsa, bir genç, köyünde, dağında bulduğu her tarihi ve kültürel öğeyi bana fotoğraflayıp gönderiyor, köyüne çağırıyorsa, bir kafede “Hocam 16 yıldır Manavgat'tayım, sizi okuyunca Manavgat hakkında bir şey bilmiyormuşum, sayenizde öğrendim” diyorsa, bu okuyucuya ancak minnet duyabilirim. Manavgat yazarlar ve sanatçılar için gerçek bir cevher, hatta mücevher. Yeter ki iyi işlensin.
H.O.: Aşağıdaki isimler siz de neyi çağrıştırmaktadır. Sizi en çok etkileyen kitap (Roman, şişir, tiyatro ya da araştırma) nedir? Orhan Veli: Orhan veli şiirleri bana bir yakın akraba sesi gibi gelir. Attila İlhan: Atila ilhan da bilgelik görürüm. Nihal Atsız: Nihal Atsız bana Türkçülüğü kazandıran yazardır. Necip Fazıl: Gençliğimin üstadı, kelimelere dans ettiren adam. Benim neslim ve benim düşünce gurubum, Çile kitabını bazen ezberden bazen yüzünden, hatim indirir gibi, bir kişi bir şiirini, diğer arkadaşımız diğerini okuyarak bitirirdik. Cengiz Aytmatov: Ezilen Tüklerin sesi. Yaşar Kemal: Anadolu kokulu kalem Reşat Nuri: Cumhuriyetin nazlı gelini Orhan Pamuk: Orhan Pamuk'a ideolojik karşıtlığım yok ancak edebiyat anlamında çok uzağım. Bütün eserlerini de okudum. Orhun Yazıtları: İlgi ile izlediğim, köklerimi bulduğum, Türk tarih felsefemin mimarı yazıtlar
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İz Bırakanlar - Mahmut ÖZ
Halk Kütüphanesi Müdürü Hidayet Oktay'ın, ilçe kültür sanatına yön veren değerleri ele aldığı "İz Bırakanlar" köşesinde bugünün konuğu Mahmut Öz...
Değerli Manavgatlılar,
İlçemize hizmet eden herkesin ilçemiz kalkınmasında önemli bir yeri vardır. Bürokratından, memuruna, işçisinden iş insanına, köylüsünden ev hanımına kadar herkesin ilçemizin bu ünlere gelmesinde önemli katkıları olmuştur.
Biz, bu köşemizde ilçemizin kültür sanatına yön veren değerlerimizi ele alacağız. Kültür kavramı dünyada en çok tanımı yapılan terimlerden birisidir. Her etmenin içine girebilen çok geniş bir alanı ilgilendirmekteki. Yine kültür sanat kolunun halka dönmesi çok uzun bir süreç içerir. Onun içindir ki kültür sanat insanları genellikle bu alemden göçtükten sonra anlaşılır. Bizler değerlerimizi hayattayken onurlandırmak istedik. Bu köşemizde ilçemizde yaşayan şair, yazar, araştırmacı, ressam, fotoğraf sanatçısı, heykeltıraş gibi değerlerimizi sizlerle buluşturacağız.
MAHMUT ÖZ
Türk kimliğinin karakteristik fiziksel özelliklerini taşıyan Mahmut Öz, Türk tarihi alanındaki yazmış olduğu romanlarla ilçemizde haklı bir gurura sahiptir. Ben romancılığını beğenirken O, araştırmacılığa yönelerek ilçemizin bilenmeyen tarihsel gerçeklerini belgelerden çıkararak Manavgat halkına çok büyük hizmetler vermektedir. Nüfusu yüz binden az ilçelerde bir yüz bin ile iki yüz elli bin arasındaki nüfuslu ilçelerde en az iki adet Mahmut Öz olmalı ki o ilçeler yaşadıkları ilçenin tarihsel gerçeklerini belgelerden öğrensin.
Mahmut Öz ilçemiz için çok büyük bir şanstır. Zamanını, parasını, emeğini ilçemiz gerçeklerini gün yüzüne çıkarmak için harcamaktadır. Bütün çalışmaları için sonsuz teşekkürler. Kalemine yüreğine sağlık Mahmut Ağabey,
RÖPORTAJ
H.O: Mahmut Öz kimdir? (3- 4 Cümle ile)
Manavgat'ta doğdum, eğitim hayatımı Manavgat'ta tamamladım. Anadolu Üniversitesi Eczacılık fak. Bitirdim. Uzun yıllardır yayın hayatındayım. Dergilerde, gazetelerde köşe yazarlığı ve genel yay. Müdürlüğü yaptım. Roman ve araştırma eserleri yayınladım.
H.O: Manavgat kültür sanatında Mahmut Öz'ün yeri neresidir?
Manavgat Kültür ve sanatına, yayınladığım kitaplarımla ve doğa incelemelerimle, yeni keşiflerimle katkı sunmaya çalışıyorum
H.O: Mahmut Öz için yazmak nedir? Yazmanızın gerekçesi nedir?
Yazmak benim için yaşamın bir doğal parçasıdır. Tabi bir ihtiyaç. Var olma hesaplaşması. İçimde yaşattığım ben ile konuşmak, ona dertlerimi anlatmak, ona sevgimi ifade etmek en büyük motivasyonumdur. Annem beni dinler, tosmur oğlum diye başımı okşar, benimle gurur duyardı. Yazarken halen anneme anlatıyor gibi yazıyorum, halen onun ellerini başımda okşarken hissediyorum, onu gururlandırmak istiyorum.
H.O: Mahmut Öz için edebiyat nedir. Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydi?
Edebiyat benim için Tanrı fısıltısıdır. İçimizde ki bene Tanrının müdahalesidir. Onu güzelleştirmesidir. Çünkü tanrı önce güzel sözü yarattı.
H.O: Mahmut Öz açısından edebiyatın amiral gemisi nedir.
Edebiyatın amiral gemisi elbette romandır. Bu sorunun değişik zaman dilimlerinde karşılığı da değişmiştir. Etrafımıza baktığımız zaman ülkemizde birçok antik tiyatro bulunmaktadır. Sanırım bunda 2-3 bin yıl önce edebiyatın amiral gemisi tiyatro imiş. Ki antik kentlerin hepsinde kocaman tiyatrolar bulunmaktadır. Daha sonra tiyatronun yerini şiir almış ama benim için roman edebiyatın en önemli dalıdır.
H.O: Mahmut Öz eserlerini üretirken nasıl bir yol izlemektedir? Günün hangi saatlerinde yazar. Günde kaç sayfa yazar.
Düzenli okumak ve düzenli yazmak benim temel felsefemdir. Ben gecelerin çocuğuyum. Çok geç uyurum. Gecenin yalnızlığında yazarım. Düzenli yazarım. Geceleri ya okuyorumdur, ya yazıyorumdur.
H. O: Bilim dünyası insanların yazması için en uygun zamanın sabah saat 10 ile 12 arası olarak belirlenmiş siz bu konuda ne dersiniz.?
Yukarda belirttiğim gibi ben gecelerin yalnızlığında insanların yarı ölüm uykusunda diri kalmayı, o saatlerde kendime ulaşmayı seviyorum. Geceler tefekkür, sabahlar şükür saatidir diye tanımlarım. Beni sabaha çıkaran, gecemi hayra çeviren tanrıya niyaz ederim.
H.O: Mahmut Öz için Bir kitap yazmak hem bir meslek, hem de bir hobidir, yani hem bir iş hem de bir tutkudur. Ne dersiniz.
Kitap yazmayı meslek olarak tanımlamıyorum. Kitap yazmak tutkudur. Hobi boş kalan zamanda yapılan eylemler bütünüdür. Yazmak eylemi, bilinçli olmalı, disiplinli olmalı ve aşkla olmalı. Meslekler ise profesyonel çalışmalardır. Yazmak profesyonel bir iş kolu değil, aşkla tutkuyla yapılan bir eylemdir.
H.O:Mahmut Öz, sizin çalışmalarınız genelde tarihsel belgelerin taranıp bilinmeyen Manavgat gerçeklerini tarihsel belgeleriyle günümüz Manavgat halkının hizmetine sunmak şeklinde. Bu tür yazmayı mı yeğlersiniz yoksa benim çok daha değerli olduğuna inandığım romanları yazmayı istersiniz?
İlk kitabım Mavi Kan roman tarzında idi. İkinci ve üçüncü kitabım, “Bozkır yelesi ve Bozkırın Efendileri” yine roman tarzındadır. Tarih araştırmalarım ise, bugüne kadar Manavgat'ı tenezzül edip çalışmayan prof. lara isyanımla başladı. Tüm belgeler Osmanlı, Selçuklu, Bizans arşivlerinde dururken, hiçbir hoca Manavgat'ı çalışmaya lüzum görmedi. Bu hırsla Osmanlı Arşivlerine girdim. Yıllar sonra Osmanlıca öğrendim, destek olacak hocalar buldum. Manavgat hakkında külliyat olacak eserler ortaya çıktı. Bugün dahi Antalya ilinde bile yapılmamış 1840 nüfus defteri çevirisini ilçemize kazandırdım. “Beylikten Cumhuriyete” adlı kitabımda ise, Beylikler döneminde Manavgat Emirliği adlı, sikke basılan, bayrağı olan bir beylik fikrini ortaya koydum. Cumhuriyet belgelerine girerek, Atatürk'ün Manavgat için aldığı kararları, ilçe olma kararlarını yayınladım.
1450 yılında Osmanlı Devletinin Manavgat Tımar defterini yayına hazırladım. Bu bölgemiz için ilktir.
Manavgat evliyalarını belgeleri ile yazdım. “Osmanlı Belgelerinde Manavgat” adlı eserin birinci bölümünü yayınladım, ikinci bölümünü yayına hazırlıyorum.
Sarılar Köyümüz başlı başına bir kitap oldu.
1225 yılından bugüne Manavgat'ın sosyo ekonomik durumu yayına hazır beklemektedir.
Manavgat'ta yüzlerce yıldır meydana gelen isyanlar ve eşkıyalıkları yayına hazırladım.
“Manavgat Nasıl ilçe oldu” adlı ilçe olma maceramızı kitap haline getirdim.
Bugüne kadar gazete ve dergilerde yazdığım yazıları “Gündemdekiler” adı ile yayına hazırladım.
Manavgat turizm ve kültür rotası adlı bir çalışmayı sürdürmekteyim.
Manavgat'taki Köyler ve Aşiretler başlıklı kapsamlı bir araştırma eserini tamamlayıp, tarihimize, kültürümüze, geleceğimize bir eser bırakacağım.
Roman benim tutkum. Araştırma eserlerinden dolayı biraz ara vermiştim. Ancak kafamda Mavi Kan'ın ikincisini düşünüyorum.
Bozkır Yelesinde 1000 yıllarında geçen öykümüzü yazmıştım, Bozkırın efendilerinde devletleşme sürecimizi yazmıştım, üçüncü romanı Anadolu'daki serüvenimizi yazmak istiyorum.
“Tanrı Türk'e Kut verdi” isimli bir roman tasarlıyorum.
Derviş ve Oğlum adlı bir roman da beynimde yazıldı, ufak ufak kaleme gelmeye başladı.
H. O: Mahmut Öz, sizce kitap yazmak mı zor yoksa o kitabı düzeltmek mi? Birde düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, hızlı yaz yavaş düzenle ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz?
Benim en büyük sorunum düzenleme.. Hızlı düşünüp, yavaş yazdığım için bazen kelimelerde harf düşer, eksik olur. Cümleleri çok uzun ve ağdalı kurarım, bazen okuyucu başı ile sonunu birleştiremez. Kendim tekrar okuduğumda da o hatalarımı görmem. Ben öze, vermek istediğim mesaja kaptırırım kendimi. Teferruatı unuturum. Benim en büyük şansım Hidayet Oktay gibi bir arkadaşımın olması, usanmadan benim yanlışlarımı düzeltmesidir. Her kitap taslağımı okur, tek tek kırmızı kalemle çizer, düzeltir.
H.O: Mahmut Öz, sizi etkileyen Türk ve Dünya yazınındaki önemli kalemler kimlerdir. Neden? Birde Türk edebiyat tarihinde ki en önemli romancı ile şair kimdir. Neden?
Benim bir yazara sorulmaması gereken, en sevmediğim sorudur. Biz ergen gençler değiliz ki bir idol edebiyatçı belirleyerek onu izleyelim. Beni besleyen o kadar çok yazar oldu ki, saymakla bitmez.
Peyami Safa'nın üslubundan çok şey öğrendim. Yazılarımda Ahmet Altan'ın dünya görüşünü tasvip etmemekle birlikte tarzımın ona benzemeğini gördüm. Çok tasvir, çok hayal..
Örnek vermek gerekirse; bir kağnı, anne baba ve iki ergence çocuk, tozlu köy yolunda bir tepeye doğru çıkıyorlar,
atlar yorgun….
O kağnı o tepeye çıkana kadar, 40 sayfa o dört kişin hayalini, ruhaniyetini, doğa koşullarını anlata anlata bitmez, o kağnı o tepeye varamaz. 40 sayfa sonra tümseğe çıkar, bir oh çekersin. İşte bunun gibi, çok ağdalı, bol tasvirli, konular arası geçirgenliği olan bir tarz yazdığımı fark ettim.
H.O:Mahmut Öz, bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir şiir güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi?
Kişiye göre değişir ancak yoksunluk en büyük motivasyondur. Bu yüzden ben melankolik durumlarda daha bir rabıtalı oluyorum.
H.O: Mahmut Öz, gelecekte Eczacı Mahmut olarak mı hatırlanmak isterisiniz yoksa yazar (Romancı) Mahmut Öz olarak mı? Neden?
Önemli olan halkın kalbinde yer bulmak, Rıza-i Bari'ye kavuşmaktır. Güzel milletim şimdilik Hocam lakabını taktılar. Onlar nasıl hatırlarsa öyle hatırlanmak isterim. Bir tek isteğim var. Eğer bir gün insanımız bir vefa göstermek isterse; İsmimin bir kültür sanat evinde, müzesinde, olmasını isterim.
H.O: kitaplarınız için ülke okurlarına ne söylemek istersiniz. Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı?
Okurlarıma müteşekkirim. Bana değer verdiler, fikirlerime sahip çıktılar, kitaplarımı okudular okuttular, Manavgat Kültürünü, tarihini öğrendikçe bana sahip çıktılar. Cuma Pazarında şalvarı ile sebze satan bacım, “Hocam seni takip ediyoruz, seviyoruz “ diyorsa, Avason dağında defne kesen köylü, “Hocam sayende köyümüzü öğrendik, seni çok seviyoruz “ diyorsa, bir genç, köyünde, dağında bulduğu her tarihi ve kültürel öğeyi bana fotoğraflayıp gönderiyor, köyüne çağırıyorsa, bir kafede “Hocam 16 yıldır Manavgat'tayım, sizi okuyunca Manavgat hakkında bir şey bilmiyormuşum, sayenizde öğrendim” diyorsa, bu okuyucuya ancak minnet duyabilirim.
Manavgat yazarlar ve sanatçılar için gerçek bir cevher, hatta mücevher. Yeter ki iyi işlensin.
H.O.: Aşağıdaki isimler siz de neyi çağrıştırmaktadır. Sizi en çok etkileyen kitap (Roman, şişir, tiyatro ya da araştırma) nedir?
Orhan Veli: Orhan veli şiirleri bana bir yakın akraba sesi gibi gelir.
Attila İlhan: Atila ilhan da bilgelik görürüm.
Nihal Atsız: Nihal Atsız bana Türkçülüğü kazandıran yazardır.
Necip Fazıl: Gençliğimin üstadı, kelimelere dans ettiren adam. Benim neslim ve benim düşünce gurubum, Çile kitabını bazen ezberden bazen yüzünden, hatim indirir gibi, bir kişi bir şiirini, diğer arkadaşımız diğerini okuyarak bitirirdik.
Cengiz Aytmatov: Ezilen Tüklerin sesi.
Yaşar Kemal: Anadolu kokulu kalem
Reşat Nuri: Cumhuriyetin nazlı gelini
Orhan Pamuk: Orhan Pamuk'a ideolojik karşıtlığım yok ancak edebiyat anlamında çok uzağım. Bütün eserlerini de okudum.
Orhun Yazıtları: İlgi ile izlediğim, köklerimi bulduğum, Türk tarih felsefemin mimarı yazıtlar
En Çok Okunan Haberler