Hava Durumu

İz Bırakanlar - Yılmaz ALİ

Halk Kütüphanesi Müdürü Hidayet Oktay'ın, ilçe kültür sanatına yön veren değerleri ele aldığı "İz Bırakanlar" köşesinde bugünün konuğu Yılmaz Ali...

Haber Giriş Tarihi: 26.09.2022 02:33
Haber Güncellenme Tarihi: 05.09.2023 13:00
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.nehir.net/
İz Bırakanlar - Yılmaz ALİ

YILMAZ ALİ

Türk kültüründe veciz bir söz vardır, ‘İnsan kıyafeti ile karşılanır sohbeti ile ağırlanır’ diye. Yılmaz ALİ de yaradılışı gereği insanları gülen yüzü aydınlık bakışları ile karşılamaktadır. Bu ilk izlenim kendisini sosyal iletişimde bir sıfır gibi skorla maça başlatmakta. Yüzündeki o aydınlık bakış gülümseyen gözler kalemine yansımakta, okuyanlara bilgi, samimiyet olarak geri dönmektedir.

Biyografik romanları ile ilçemizdeki bir açığı kapatan Yılmaz ALİ, insanın yüreğini sızlatan hikâyelerle kitaplarını desteklemektedir.

Uzun yıllardır ilçemizde turizm sektöründe hizmet veren yazarımız kitaplarını buradan beslendiği hikâyelerle destekleyerek Türk kültürünü evrensel anlamda yaymada tam anlamı ile bir kültür elçisi gibidir. İngilizceye çevirdiği kitabı dünyanın birçok ülkesinde kitap raflarında ülkemizin adını onurlandırmaktadır. Eline kalemine yüreğine sağlık Yılmaz ALİ. Senden Manavgatlı bir değirmimizin romanını bekliyoruz.

H.O: Yılmaz Ali kimdir?
Yılmaz Ali: 1974 Gaziantep doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Gaziantep’te tamamladım. Atatürk Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği ön lisans mezunuyum. 1994’ten beri Antalya/Manavgat’ta yaşıyorum. Bugüne kadar biri İngilizce olmak üzere beş romanım yayınlanmıştır. İngilizce-Türkçe dillerinde yeminli tercümanım. Ayrıca Almanca, İsveççe ve Norveççe dillerini de konuşabiliyorum.

H.O: Ne tarz kitaplar yazıyorsunuz? Yayınlanmış eserleriniz hangileridir?
Yılmaz Ali: Ben gerçek yaşam hikâyelerinden esinlenerek roman yazıyorum. Bugüne kadar yayınlanan eserlerim: Ben Soffie, Hanan Bey, Kefen Giymiş Kale ve I Soffie (İngilizce olarak yurt dışında yayınlandı)

H.O: Yılmaz Ali için Manavgat ne anlatmaktadır?
Yılmaz Ali: Manavgat demek, deniz, barajlar ırmaklar yani su demektir. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, değerli tarihi mirası koruyan bu kent hayatımın en önemli parçasıdır.

H.O: Yılmaz Ali niçin yazar? Yazmanızın gerekçesi nedir?
Yılmaz Ali: Aslında bu soruyu genellemek daha doğru olur. Bir kişi konuşmak varken neden yazma gereği duyar. Yazmak demek kendini topluma adamak demek, yazmak demek toplumsal sorunları tespit edip gerekli çözümler üretmek demek, yazmak demek çağlar arası köprü olmak gerekir. Fakat burada naçizane bir önerim olacak. Yazar neyi, neden, niçin ve hangi amaca hizmet etmek için yazdığını bilmeli.

H.O: Yılmaz Ali için edebiyat nedir. Edebiyatsız bir dünyada yaşamak ister miydi?
Yılmaz Ali: Edebiyat” kelimesi, Arapça’dan dilimize geçen “adabiyyāt” kelimesinin kökenini oluşturan “adb” kelimesinin anlamı görgü, terbiye, konuk ağırlama adabı olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda edebiyatın ne denli önemli olduğu karşımıza çıkıyor. Ben yazar kimliğimden evvel okur kimliğimle gurur duyuyorum. Benim nezdimde edebiyatsız bir dünya notasız bir şarkıya benzer.

H.O: Yılmaz Ali açısından edebiyatın amiral gemisi nedir. )Şiir, roman, tiyatro, deneme gibi) açıklar mısınız? Bir eğitimci olarak şiirin tarihsel sürecini anlatır mısınız?
Yılmaz Ali: Bence edebiyatın en zirvedeki bayrağı şiirdir. Şiiri sever ve şiir kitaplarını okurum. Fakat son zamanlarda iki dörtlük yazan herkes kendisini şair zannedip kitap çıkarıyor. Bunun edebiyata ciddi zarar verdiğini düşünüyorum. Yahya Kemal‘e göre şiir, kalpten geçen bir hadisenin lisan halinde tecelli edişidir. Bana sorarsanız anlık duyguların ölümsüzleştirilmesidir şiir. Zira sevdiğine kavuşmak için yanıp tutuşan bir şairin o anki duyguları, kavuştuktan sonraki duygularla aynı olamaz. İşte şiir burada devreye girer ve o duyguları ölümsüzleştirir.

H.O: Yılmaz Ali eserlerini üretirken nasıl bir yol izlemektedir? Günün hangi saatlerinde yazar. Günde kaç sayfa yazar.
Yılmaz Ali: Doğrusunu söylemek gerekirse bir yazar sadece bilgisayar veya masa başındayken yazmaz. Günün hemen her saatinde beyni yazacağı şeylerle meşgul olur. Örneğin bir roman yazıyorsa önce kafasında bitirmeli. Yazmak için en elverişli saatle hiç kuşkusuz gece yalnız başına kalmak en uygun zaman. Bugüne kadar on iki sayfa yazdığım gün de oldu, tek cümle yazamadığım günler de oldu. Kanımca bunun belirli bir kıstası yok.

H. O: Bilim dünyası insanların yazması için en uygun zamanın sabah saat 10.00 ila 12.00 arası olarak belirlenmiş siz bu konuda ne dersiniz?
Yılmaz Ali: Günümüz koşullarında yazarlar mutlaka başka işler de yapmaktadır. Eğer bir kişinin yazmaktan başka işi olmasa belki de bu saat dilimini çok iyi değerlendirebilir. İtiraf etmeliyim ki o saat aralığında neredeyse hiç yazmadım. Fakat denemekte fayda olduğunu düşünüyorum.

H.O: Yılmaz Ali için Bir kitap yazmak hem bir meslek, hem de bir hobidir, yani hem bir iş hem de bir tutkudur. Ne dersiniz?
Yılmaz Ali: Her ne kadar yazarlıkla ilgili bir hayalim olmasa da bir anda beş yayınlanmış eserin yazarı olarak buldum kendimi. Hayatımın geri kalanında en büyük hayalim tek mesleğimin yazarlık olmasıdır. Çünkü yazmaktan büyük keyif alıyor, bu keyfi okurlarımla paylaşmak istiyorum.

H. O: Yılmaz Ali, sizce kitap yazmak mı zor yoksa o kitabı düzeltmek mi? Birde düzeltmenin sonu var mı? Edebiyat dünyası, hızlı yaz yavaş düzenle ilkesine sahiptir siz nasıl yazıyorsunuz?
Yılmaz Ali: Her şeyden önce ben yazarım diyen kişi aynı zamanda iyi bir editör de olmalı. Tecrübelerim iyi bir edebi bilgi sahibi olmadan yazılan eserin çok büyük eksikler barındırıyor. Genelde yayınevleri profesyonel editöryel desteğimiz var der fakat gönderilen eserlerin birçoğunda tek kelime bile düzenlenmeden basılır. Bu anlamda işi şansa bırakmamak gerekir. Hızlı yaz, yavaş düzenle metodunu doğru buluyorum. Çünkü yeri geliyor bir cümleyi yirmi defa değiştirmek gerekebiliyor. Dediğim gibi yazım kuralları ve dil bilgisine hâkim olmak şarttır.

H.O: Yılmaz Ali, sizi etkileyen Türk ve Dünya yazınındaki önemli kalemler kimlerdir. Neden? Birde Türk edebiyat tarihinde ki en önemli romancı ile şair kimdir. Neden?
Yılmaz Ali: Bu soruyu düzenli bir okur olarak cevaplamak istiyorum. Yerli ve yabancı yazarlar arasında beğendiğin onlarca kalem var. Fakat illa isim vermemi isterseniz yabancı yazarlar arasında en beğendiğim kalem Khaled Hosseini, yerli yazarlar arasında ise Orhan Kemal’i çok beğenirim. Khaled Hosseini’nin Uçurtma Avcısı kitabı düzenli bir okur olma yolunda beni tetikleyen en önemli eser olmuştur. Özellikle betimlemeler ve toplumsal gerçeklik yanlarını çok seviyorum. Orhan Kemal’in Eskici ve Çocukları kitabı ise beni derin düşüncelere sevk eden harikulade bir eser olmuştu. Günlerce hikâyedeki kahramanları düşündüm. Bence her iki yazar da okur nezdinde hedefine ulaşmıştır.

H.O: Yılmaz Ali, bir edebiyatçıyı güzellik mi tetikler yoksa çaresizlik mi? Bir roman güzel bir göl kenarında mı yazılır yoksa çaresizlik içinde mi?
Yılmaz Ali: Bu soruyu sadece edebiyat olarak ele almamak lazım. Çünkü toplum sanatçının yaşadıkları doğrultusunda eserden etkilenir. Bana kalırsa tarihte derin izler bırakan eserlerin birçoğu çaresizlikten kıvranan sanatçılar tarafından ortaya konmuştur. Mutluluk bir nevi sarhoşluktur fakat çaresizlik mıh gibi çakılır insanların yüreğine.

H.O: kitaplarınız için ülke okurlarına ne söylemek istersiniz. Ayrıca Manavgat okurlarına özel bir mesajınız var mı?
Yılmaz Ali: Ben evrensel düşünen bir yazarım. Bilgisayarımın başına oturduğumda yazacağım kitabı Kenya’daki bir öğretmenin, Katmandu’daki bir keşişin, Hindistan’da bir sadhunun, Kanada’da bir çöpçünün, Almanya’da bir fabrika işçisinin veya Kars’ta koyunlarını otlatan bir çobanın okuduğunu hayal ederek klavyenin tuşlarına basarım. En nihayetinden İngilizceye çevrilen bir eserimin bütün dünyada satılıyor olması hedefime kısmen de olsa ulaştığımı gösteriyor. Ülkem insanının kitap okumak için zaman yaratmasını istiyorum. Bütün hayatı bir köyde geçen bir insan bile kitaplar sayesinde bütün dünyayı gezmiş gibi olur. Büyük hayranı olduğum Manavgatlı dostlarıma da kitap okumalarını öneriyorum.

H.O: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Yılmaz Ali: Manavgat, denizi, barajları, ırmakları, tarihi zenginliği, tarımsal çeşitliliği ve karma kültürüyle muhteşem bir kent. Bu kültürel zenginliği edebiyat alanında da görmekteyiz. Manavgat’ta kırkın üzerinde yazar, şair ve halk ozanının olması bu kentin sanata ilham kaynağı olduğunun en belirgin örneğidir. Tabi biz yazarların en büyük şansı ise Manavgat Halk Kütüphanesi müdürü Sn. Hidayet OKTAY’dır. Bütün yazar ve yazar adaylarına büyük önem veren müdürümüz arzu eden her yazarın eserini yayınlanmadan önce mutlaka okur ve kişisel fikrini söyler. Öte yandan biz yazarları öğrencilerle buluşturur ve köy okullarına götürür. Burada şahsım ve Manavgat’ta yaşayan diğer yazarlar adına teşekkür ediyorum.

H.O: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Yılmaz Ali: Bana bu fırsatı verdiğiniz ve edebiyata katkıda bulunduğunuz için size ve takipçilerinize gönülden teşekkür ediyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.