Tarihten bugüne Filistin sorunu ve Siyonizm | 18

2. BÖLÜM | FİLİSTİN-İSRAİL ÇATIŞMASININ BÖLGEYE VE TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

2.3. TÜRKİYE İÇİN ASIL MESELE

Doğu Akdeniz’deki kaynakların adil ve sürdürülebilir paylaşımı bölgenin istikrarı için önemli olmakla birlikte, sınırları üzerindeki egemenlik devletlerin güvenlik meselesi ve kırmızı çizgisidir.

Uluslararası hukuka göre, devletler kıyılarından 200 deniz mili mesafeye kadar olan alanı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan edebilirler. Ancak bu kuralın uygulanması halinde, Doğu Akdeniz’in coğrafi yapısı ve kıyı devletlerinin birbirlerine olan mesafeleri nedeniyle, devletlerin MEB’lerinin kesişmesi, iç içe girmesi kaçınılmaz. Özellikle Türkiye’ye yakınlığı nedeniyle Kıbrıs Adasının herhangi bir kıyı ülkesiyle yapacağı MEB anlaşması Türkiye’nin yetki sınırlarını ihlal edecektir.

Nitekim Güney Kıbrıs Rum Kesiminin, KKTC ve Türkiye’yi yok sayarak, Yunanistan, Mısır, İsrail ve Lübnan’la yaptığı MEB anlaşmaları, Türkiye’nin deniz yetki alanlarını fiilen ihlal etmektedir.

Türkiye, Filistin yönetimiyle ikili MEB anlaşması imzalamak için yoğun çaba harcamış, ancak son aşamada, İsrail’in Filistin’deki işgalci tutumu ve son olarak da Gazze saldırıları, bu anlaşmanın gerçekleşmesine engel olmuştur.

Batılı devletlerin de desteğiyle, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, Mısır, İsrail ve Lübnan arasında yapılan MEB anlaşmalarını kabul etmek, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarından vazgeçmesinin ötesinde, kendi karasına hapsedilmesi ve deniz yetki alanlarındaki ulusal egemenliğine kast edilmesi anlamına geliyor. Bu durum Türkiye için savaş sebebidir

İşte Doğu Akdeniz’e bunca askeri yığınağın yapılması öncelikle Türkiye’ye karşı caydırıcı unsur oluşturulduğunu ancak her halükarda Türkiye ile sıcak çatışmanın göze alındığını gösteriyor. Bölgede gelinen noktada, büyük İsrail projesine de hizmet edecek şekilde, asıl hedef Türkiye’dir. Ortadaki durum Filistin meselesi değil, bizatihi Türkiye’nin milli güvenlik ve beka meselesidir.

Doğu Akdeniz, gerek sahip olduğu muazzam enerji kaynakları, gerekse Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kavşak noktası olmasından ötürü stratejik önemi nedeniyle, yakın gelecekte Türkiye’nin de dahil olacağı sıcak çatışmalara gebe görünüyor.

2.4. BÖLGE BÜYÜK İSRAİL İÇİN HAZIRLANIYOR

“Filistin İslam dünyasının Sarı Öküzüydü.

Ve sürü Sarı Öküzü verdi, mukadder sonunu bekliyor gaflet içinde.”

Büyük İsrail’i kurma hayali peşinde, İsrail-Amerika ittifakının bölgedeki işgal planı, karadan ve denizden iki yönlü işliyor. Siyonizm, konjonktür itibariyle tarihinin en avantajlı pozisyonunu yakalamış durumda. Amerika ve Batılı devletlerin tam desteğini arkasına almış olmasından başka, İslam ülkelerinin dağınık, hatta birbirlerine düşmüş halleri, İsrail’e aradığı fırsatı fazlasıyla sunuyor.

Esasen bölgedeki büyük plan, 2010 yılından itibaren uygulamaya konuldu. Adına ironik şekilde “Arap Baharı” denilen operasyonla, İsrail’in güvenliği ve Doğu Akdeniz’in işgale hazır hale getirilmesi için, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da pek çok ülkenin yönetimleri değişti.

Bu operasyon öylesine etkili oldu ki, Siyonist Netenyahu Gazze saldırısı konusunda Arap devletlerinin liderlerine küstahça “sesinizi çıkarmayın ve oturun yerinize” dediğinde, hiçbirisi karşılık verebilecek bir onur sergileyemedi. Şimdi sıra sınırların değişmesine geldi ve o liderler başlarına geleceği gaflet ve acziyet içinde bekliyorlar.

Bölgede büyük İsrail projesinin önündeki tek engel ve gerçek güç Türkiye. Dünyada ise iki ülke var, Rusya ve Çin.

İsrail-Amerika ikilisinin bölgedeki planları için, iç savaş sırasında Suriye yönetimini destekleyen ve hem ülke içinde, hem doğu Akdeniz’de askeri güç bulunduran Rusya bölgede zayıflatılmalı, mümkünse bölgeden çekilmesi sağlanmalıydı. Rusya-Ukrayna savaşının çıkarılmasının nedenlerinden birisi budur. Amerika, Ukrayna’yı Rusya’nın başına bela etmiş ve Ukrayna’ya verdiği destekle savaşı uzatarak Rusya’yı olabildiğince yıpratmayı, askeri gücünü zayıflatılmayı ve cephanesini tüketmeyi hedeflemiş, böylece Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de kendi elini rahatlatmak istemiştir.

Öte yandan Amerika, Çin’i de askeri çatışmaya sokmak için uzun süredir çaba harcıyor. Amerika tıpkı Rus-Ukrayna savaşında yaptığı gibi, Tayvan’ı Çin’e karşı uzun süre kışkırttı, bir çatışma için her yolu denedi, ancak Çin bu oyuna gelmedi.

Bölgedeki nihai hedeflerine ulaşma yolunda keskin bir viraja giren İsrail-Amerika ikilisi, tüm dünyayı etkileyecek uzun soluklu bir hamle başlattı. Bölgede dönüşü olmayan bir döneme girildi.

2.4.1. İsrail Durmayacak

İsrail’in Gazze’yi tamamen işgali yakın gözüküyor ve İsrail durmayacak, büyük İsrail’i kurma hayaliyle vaadedilmiş toprakları ele geçirmeye girişecek.

İsrail’in istediği topraklar bugün bölgede Türkiye dahil 10 ülkenin sınırları içerisinde yer alıyor. Yani bu plan bugün, Filistin, Ürdün, Lübnan, Suriye, Irak ve Kuveyt topraklarının tamamının, Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye ve İran topraklarının bir kısmının İsrail toprağı olması manasına geliyor. Türkiye’nin güneydoğusunda yer alan 20 il de bu topraklar arasında.

Siyonist İsrail, Gazze’den sonra, Amerika’nın desteğiyle, Batı Şeria, Lübnan ve Ürdün’ün batısını işgal edecek. Daha sonra Suriye içlerine doğru ilerleyecek. Vaadedilmiş toprakların sınırı olan Fırat nehrine kadar gitmek isteyecek.

Suriye’nin kuzeyinde ise Türkiye’ye karşı bambaşka bir hamle planlanıyor. Bu konuya ileride değineceğiz.

Mamafih, bugün yaşanan çatışma Filistin meselesi değil aksine, Türkiye’nin varlık ve beka meselesidir.

2.4.2. Amerika’nın Planı Ne?

İsrail’in Gazze’ye saldırmasının ardından Doğu Akdeniz’e olağan dışı askeri yığınak yapan Amerika, İsrail’e güvenlik şemsiyesi sağlamanın yanı sıra, buradaki zengin enerji kaynaklarından da büyük pay kapmanın peşinde. Amerika’nın bölgedeki askeri gücünü kullanarak, Doğu Akdeniz’in önemli kaynaklarının işletmesini Amerikan şirketlerine alacağı muhakkak.

Yine izah ettiğimiz gibi, Amerika İsrail’in bölgedeki yeni işgallerine askeri, mali, siyasi destek vermeyi ve İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturan unsurlara karşı önleme faaliyeti yapmayı sürdürecek. Amerika’nın bölgedeki İsrail bekçiliği devam edecek.

Bölgeye yapılan olağanüstü askeri yığınak, yakın bir savaşın göstergesi. Bölge, siyonist emeller uğruna, tüm dünyayı etkileyecek, büyük bir savaşa doğru sürükleniyor.

Bütün bu planlar içerisinde Türkiye, gerek askeri gücü, gerekse NATO üyesi olması nedeniyle ayrı bir yerde duruyor. Bu nedenle İsrail ve Amerika Türkiye ile doğrudan bir çatışmaya girmek istemiyor. Bunun yerine Türkiye’ye karşı Kürt kartı öne sürülecek. Bu konuya ileride değineceğiz.

Öte yandan Amerika Türkiye’yi, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Afrika, Karadeniz ülkeleri ve Orta Doğudaki üslerle çepeçevre kuşatmış durumda. Özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs’taki üslerin, teknik altyapısının ve askeri kapasitesinin olağan dışı yüksek olması karşısında, Türkiye’nin NATO içerisinde yüklendiği misyonun, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a kaydırıldığı yorumunu yapmak yanlış olmayacaktır.

Gerçek şu ki, Amerika bölgede Türkiye’ye ihtiyaç duymayacağı yeni bir düzen kuruyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nejmettin Özdemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Nehir Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Nehir Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Nehir Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Nehir Haber değil haberi geçen ajanstır.