Kıbrıs'ta alarm zilleri | 3

SORUNUN DOĞRU TARİFİ

Esasen Kıbrıs sorunu ifadesi, bilinçli şekilde kullanılan yanlış bir tanımlamadır.

Bu tanımlama; görüşmelerle çözülmesi gereken iki taraflı bir sorunun varlığını kabule ve ortak yapıdan ayrılmış olan Türk tarafının çözüm için Rum tarafına karşı sorumlu olduğu ve adımlar atması (tavizler vermesi) gerektiği anlayışına dayanmakta ve bu haliyle uluslararası ilişkilerde sürekli olarak Türkiye’nin önüne konulmaktadır.

Türkiye bu tanımı reddetmelidir. İki toplumun birbirinden ayrılması ve iki ayrı devlet olarak yaşamaları sorun olarak nitelendirilemez. Bir toplum, kendi iradesiyle siyasi yönünü tayin etmesinden ötürü kınanamaz, başka türlü seçim yapmaya zorlanamaz.

Kıbrıs Türkünün ayrılırken Rum kesiminden bir talebi olmamış, onların haklarına tecavüz etmemiş ve onlardan eksiltmemiştir. Ancak, egemenlik ve güvenliğine kast eden eylemler nedeniyle ve haklı olarak, kendi toprağında, kendi devletini kurmuştur.  Bu manada, Rumlarla karşılıklı müzakere edilecek ve çözülecek bir sorun bulunmamaktadır.

Doğru tarifiyle asıl sorun; adadaki iki bağımsız devletten biri olan KKTC’nin haksız şekilde, tanınmaması ve Kıbrıs Türk toplumunun haklarının teslim edilmemesidir.

Halihazırda KKTC dünya devletleri tarafından tanınmadığı gibi, Türk toplumuna uygulanan ambargo ve kısıtlamalar nedeniyle Kıbrıs Türkü, en temel haklarından mahrum bırakılmaktadır. İşte gerçek sorun budur.

KKTC, sınırları belli vatan toprağı, milleti, ordusu, milli meclisi, parası, bayrağı, tüm siyasi ve idari kurumlarıyla bağımsız bir devlet olmanın bütün unsurlarına sahiptir. Hakkettiği tek şey tanınmaktır.

Dünyada hiçbir güç, dili, dini, tarihi, kültürü, gelecek tasavvuru farklı olan ve bir arada yaşama iradesi göstermeyen iki toplumu bir arada yaşamaya zorlayamaz. Bir arada yaşamayı tercih etmemeleri, toplumlar için cezalandırma nedeni olamaz.

Kıbrıs Türkü self determinasyon hakkını kullanmış ve bağımsız devletini kurmuştur. Bu devlet kimsenin malı-mülkü üzerine kurulmamış, kimsenin varlığını gasp etmemiştir. Kıbrıs Türkü öz varlığını devam ettirebilmek için, kendi siyasi iradesiyle tercihini yapmış ve devletini kurmuştur. Kıbrıs Türk toplumunun bu nedenle cezalandırılması, hukuki olmadığı gibi insani ve vicdani de değildir.

Şimdi gereken şey, ada Türklerinin temel insani haklarının teslim edilmesidir. Uygulanan ambargo ve kısıtlamalarla, uluslararası hukuka aykırı şekilde, KKTC vatandaşları insani, siyasi, kültürel ve ekonomik haklarından mahrum bırakılmaktadır.  

O yüzden, sorunun adı Kıbrıs sorunu değil, KKTC’ye yapılan haksızlıklar sorunudur. Şimdi bu sorunun çözümüne odaklanmak gerekir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nejmettin Özdemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Nehir Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Nehir Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Nehir Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Nehir Haber değil haberi geçen ajanstır.