Satranç turnuvaları, çocuklar için sadece bir rekabet ortamı değil, aynı zamanda önemli karakter gelişim alanlarıdır. Turnuvalarda çocuklar stratejik düşünmeyi, sabretmeyi ve hem galibiyeti hem de mağlubiyeti olgunlukla karşılamayı öğrenirler. Hakemler, bu organizasyonların adil ve düzenli yürütülmesini sağlar. Hakemler yalnızca kuralları uygulatmaz; aynı zamanda çocukların turnuva deneyimlerini olumlu bir şekilde yaşamaları için destekleyici bir tutum sergiler. Yanlış hamlelerde öğretici müdahalelerde bulunur, zaman yönetiminde rehberlik eder. Ancak asıl önemli olan, velilerin çocuklarına sadece kazanmayı değil, kaybetmeyi de bir öğrenme fırsatı olarak görmeyi öğretmeleridir. Turnuva sonunda bir kısım çocuklar sevinç yaşarken bir kısmı üzüntüyle yüzleşir; ancak her iki durumda da çocuklar, kişisel gelişimleri için çok kıymetli birer deneyim kazanmış olurlar. Bu nedenle satranç turnuvaları, sadece sonuç odaklı değil, süreç odaklı düşünülmeli; çocuklara sporun gerçek ruhu olan dostluk, saygı ve sabır kazandırılmalıdır.
Geçen hafta sonu Manavgat 75. Yıl Okulunda satranç turnuvasındaydık. Masalar muntazam dizilmiş, her birinde sessizliğin içinde fırtınalar kopuyor. Küçücük eller, devasa bir ciddiyetle taşlara uzanıyor. Yürekleri heyecanla atıyor. Minik eller açılış hamlelerini yaparken yüzlerinde ciddi bir kararlılık beliriyor. Rakibin hamlesi beklenirken, gözlerde sabırla örülmüş bir sessizlik. Taşlar yer değiştiriyor; kaleler devriliyor, atlar sıçrıyor, vezirler şahları tehdit ediyor. Her hamlede çocukların kalbinde bir fırtına kopuyor. Bu bir satranç turnuvası... Küçük bedenlerin taşıdığı büyük duyguların, küçük bir tahtada hayat bulduğu bir gün. Çocuklar için satranç turnuvaları, sadece taşları ileri geri oynatmaktan ibaret değildir. O an orada; hayaller kurulur, kaygılarla boğuşulur, bazen gözler dolu dolu olur, bazen de sevinçle taşar. Her hamlede bir karakter oluşur, her karşılaşmada bir hayat dersi yazılır. Hakemler, bu dünyanın sessiz gözcüleridir. Satranç hakemleri adaleti korumaya, küçük kalplere adil bir arena sunmaya çalışırlar. Onlar yalnızca kuralları uygulamaz; bazen bir bakışlarıyla teselli eder, bazen bir tebessümleriyle özgüven aşılarlar. Hakemler ne çok şey biliyorlar ve ne kadar da sessizler! Bazen bir yanlış hamlede sessizce yanaşıyorlar, bazen kuralların katılığını, bir öğretmenin şefkatiyle yumuşatıyorlar. Her kararları adalet terazisinde tartılıyor.
Veliler... Onlar da kenarda bekleyen görünmez kahramanlardır. Ellerinde sıkıca tuttukları bir su şişesi, gözlerinde dualarla dolu bir sabır vardır. Çocuklarının her hamlesinde kendi kalp atışlarını duyarlar. Kazanırsa sevinçten gözleri dolar; kaybederse çocuğunun üzülmemesi için kendi üzüntüsünü yutarlar. Belki de bu turnuvada, en ağır yükü veliler taşır. Çocuklarına sadece oyunu değil, hayatı kaybetmeyi ve kaybedince de ayakta durmayı öğretmek onlara düşer. Ve sonunda biri kazanıyor… Bir çocuk sevinçle zıplıyor; diğeri, göz yaşlarını içine akıtıp elini uzatıyor rakibine: "Tebrikler!" İşte gerçek zafer burada saklı. Günün sonunda bazı çocuklar galip gelir, bazıları mağlup. Kazananlar bir kupa kaldırır, mağlup olanlar sessizce masalarını toplar. Ama o gün orada herkes bir şey kazanmıştır: Kimisi sabrı, kimisi cesareti, kimisi yenilgiden doğan direnci. Çocuklar, küçük yaşta öğrendikleri bu zafer ve yenilgi döngüsünü, hayatları boyunca sırt çantalarında taşıyacaklardır. Çünkü satrançta olduğu gibi hayatta da bazen en büyük hamle, kaybettikten sonra ayağa kalkabilmektir. Kupa bir çocuğun elinde yükselse de bu salondan herkes bir ödülle ayrılıyor: sabırla, cesaretle, saygıyla. Ve turnuva biter, masalar toplanır, salon boşalır. Geride ise bir günün değil, bir karakter inşasının ayak sesleri kalır. Çünkü satrançta galip de gelse mağlup da olsa kazanan aslında kendisidir.
İlk defa Manavgat’ta bir devlet okulunda resmî satranç turnuvası düzenlenmesi benim gibi bütün satranç severleri mutlu etti. Manavgat 75.Yıl Okulundaki muhteşem satranç turnuvası organizasyonunda emeği geçen Okul Müdürü Şükrü Özdemir’e, Anaokulu Müdür Yardımcısı Yeter Koç’a, İlkokul Müdür Yardımcıları Emine Yaman’a ve İlknur Halefoğlu’na, Ortaokul Müdür Yardımcıları Ali Ormancı ve Aslı Özer’e, Okul Aile Birliği Başkanı Fatma Çelik ve ekibine, Türkiye Satranç Federasyonu Manavgat Temsilciliğine ve Manavgat’ta görev yapan değerli satranç hakemlerine teşekkür ederim. Bu turnuvasının yapılmasında en büyük emek sahibi Hasan Gümüş ve Önder Yalçın hocama ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Her doğru hamlede, her başı dik yenilgide, her dürüst karşılaşmada sizin ve diğer hocalarımızın emeği var. Satranç tahtalarının ötesinde bir karakter turnuvası kazandırıyorsunuz çocuklarımıza. Belki de satranç dediğimiz şey, bir çocukla bir antrenörün ve bir hakemin yürekleri arasında kurulan görünmez bir köprüdür... Teşekkürler, sessiz kahramanlar...
Günün Bulmacası
Siyah oynar, 3 hamlede mat. (Cornette, Matthieu-Pantsulaia, Levan).
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Fatih Öztürk
Karelerde büyüyen hayaller
Fatih Hoca ile satranç köşesi
Satranç turnuvaları, çocuklar için sadece bir rekabet ortamı değil, aynı zamanda önemli karakter gelişim alanlarıdır. Turnuvalarda çocuklar stratejik düşünmeyi, sabretmeyi ve hem galibiyeti hem de mağlubiyeti olgunlukla karşılamayı öğrenirler. Hakemler, bu organizasyonların adil ve düzenli yürütülmesini sağlar. Hakemler yalnızca kuralları uygulatmaz; aynı zamanda çocukların turnuva deneyimlerini olumlu bir şekilde yaşamaları için destekleyici bir tutum sergiler. Yanlış hamlelerde öğretici müdahalelerde bulunur, zaman yönetiminde rehberlik eder. Ancak asıl önemli olan, velilerin çocuklarına sadece kazanmayı değil, kaybetmeyi de bir öğrenme fırsatı olarak görmeyi öğretmeleridir. Turnuva sonunda bir kısım çocuklar sevinç yaşarken bir kısmı üzüntüyle yüzleşir; ancak her iki durumda da çocuklar, kişisel gelişimleri için çok kıymetli birer deneyim kazanmış olurlar. Bu nedenle satranç turnuvaları, sadece sonuç odaklı değil, süreç odaklı düşünülmeli; çocuklara sporun gerçek ruhu olan dostluk, saygı ve sabır kazandırılmalıdır.
Geçen hafta sonu Manavgat 75. Yıl Okulunda satranç turnuvasındaydık. Masalar muntazam dizilmiş, her birinde sessizliğin içinde fırtınalar kopuyor. Küçücük eller, devasa bir ciddiyetle taşlara uzanıyor. Yürekleri heyecanla atıyor. Minik eller açılış hamlelerini yaparken yüzlerinde ciddi bir kararlılık beliriyor. Rakibin hamlesi beklenirken, gözlerde sabırla örülmüş bir sessizlik. Taşlar yer değiştiriyor; kaleler devriliyor, atlar sıçrıyor, vezirler şahları tehdit ediyor. Her hamlede çocukların kalbinde bir fırtına kopuyor. Bu bir satranç turnuvası... Küçük bedenlerin taşıdığı büyük duyguların, küçük bir tahtada hayat bulduğu bir gün. Çocuklar için satranç turnuvaları, sadece taşları ileri geri oynatmaktan ibaret değildir. O an orada; hayaller kurulur, kaygılarla boğuşulur, bazen gözler dolu dolu olur, bazen de sevinçle taşar. Her hamlede bir karakter oluşur, her karşılaşmada bir hayat dersi yazılır. Hakemler, bu dünyanın sessiz gözcüleridir. Satranç hakemleri adaleti korumaya, küçük kalplere adil bir arena sunmaya çalışırlar. Onlar yalnızca kuralları uygulamaz; bazen bir bakışlarıyla teselli eder, bazen bir tebessümleriyle özgüven aşılarlar. Hakemler ne çok şey biliyorlar ve ne kadar da sessizler! Bazen bir yanlış hamlede sessizce yanaşıyorlar, bazen kuralların katılığını, bir öğretmenin şefkatiyle yumuşatıyorlar. Her kararları adalet terazisinde tartılıyor.
Veliler... Onlar da kenarda bekleyen görünmez kahramanlardır. Ellerinde sıkıca tuttukları bir su şişesi, gözlerinde dualarla dolu bir sabır vardır. Çocuklarının her hamlesinde kendi kalp atışlarını duyarlar. Kazanırsa sevinçten gözleri dolar; kaybederse çocuğunun üzülmemesi için kendi üzüntüsünü yutarlar. Belki de bu turnuvada, en ağır yükü veliler taşır. Çocuklarına sadece oyunu değil, hayatı kaybetmeyi ve kaybedince de ayakta durmayı öğretmek onlara düşer. Ve sonunda biri kazanıyor… Bir çocuk sevinçle zıplıyor; diğeri, göz yaşlarını içine akıtıp elini uzatıyor rakibine: "Tebrikler!" İşte gerçek zafer burada saklı. Günün sonunda bazı çocuklar galip gelir, bazıları mağlup. Kazananlar bir kupa kaldırır, mağlup olanlar sessizce masalarını toplar. Ama o gün orada herkes bir şey kazanmıştır: Kimisi sabrı, kimisi cesareti, kimisi yenilgiden doğan direnci. Çocuklar, küçük yaşta öğrendikleri bu zafer ve yenilgi döngüsünü, hayatları boyunca sırt çantalarında taşıyacaklardır. Çünkü satrançta olduğu gibi hayatta da bazen en büyük hamle, kaybettikten sonra ayağa kalkabilmektir. Kupa bir çocuğun elinde yükselse de bu salondan herkes bir ödülle ayrılıyor: sabırla, cesaretle, saygıyla. Ve turnuva biter, masalar toplanır, salon boşalır. Geride ise bir günün değil, bir karakter inşasının ayak sesleri kalır. Çünkü satrançta galip de gelse mağlup da olsa kazanan aslında kendisidir.
İlk defa Manavgat’ta bir devlet okulunda resmî satranç turnuvası düzenlenmesi benim gibi bütün satranç severleri mutlu etti. Manavgat 75.Yıl Okulundaki muhteşem satranç turnuvası organizasyonunda emeği geçen Okul Müdürü Şükrü Özdemir’e, Anaokulu Müdür Yardımcısı Yeter Koç’a, İlkokul Müdür Yardımcıları Emine Yaman’a ve İlknur Halefoğlu’na, Ortaokul Müdür Yardımcıları Ali Ormancı ve Aslı Özer’e, Okul Aile Birliği Başkanı Fatma Çelik ve ekibine, Türkiye Satranç Federasyonu Manavgat Temsilciliğine ve Manavgat’ta görev yapan değerli satranç hakemlerine teşekkür ederim. Bu turnuvasının yapılmasında en büyük emek sahibi Hasan Gümüş ve Önder Yalçın hocama ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Her doğru hamlede, her başı dik yenilgide, her dürüst karşılaşmada sizin ve diğer hocalarımızın emeği var. Satranç tahtalarının ötesinde bir karakter turnuvası kazandırıyorsunuz çocuklarımıza. Belki de satranç dediğimiz şey, bir çocukla bir antrenörün ve bir hakemin yürekleri arasında kurulan görünmez bir köprüdür... Teşekkürler, sessiz kahramanlar...
Günün Bulmacası
Siyah oynar, 3 hamlede mat. (Cornette, Matthieu-Pantsulaia, Levan).