Hava Durumu

Hazar’dan Akdeniz’e: Türk dünyasına uzanan hain plan -1-

Yazının Giriş Tarihi: 23.11.2025 07:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.11.2025 07:37

GİRİŞ

Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte tamamıyla siyonist-evanjelist aklın kontrolüne giren Amerikan dış politikası, Orta Doğu’daki planlarına Türk dünyasını da eklemlemenin peşinde.

Son olarak Amerikan elçisi Barrack’ın bu konuda yaptığı açıklama oldukça çarpıcı ve dikkat çekicidir. Bahreyn’in başkenti Manama'da düzenlenen bir forumda konuşan ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, “Türkiye ile İsrail savaşmayacak, yakın gelecekte Türkiye ile İsrail arasında bir ticaret anlaşması imzalanabilir, Türkiye ile İsrail arasında Hazar Denizi'nden Akdeniz'e kadar bir iş birliği göreceksiniz, Hazar’dan Akdeniz'e kadar bir hizalanma olacak" ifadelerini kullandı.

Türkiye’de siyasi çevrelerce tepki çeken bu açıklama, bir sefirin görev yaptığı ülkeye politik rota çizme densizliği olmanın ötesinde, derinlemesine incelemeyi gerektiren kritik bir meseleye işaret ediyor.

ABD Elçisi’nin “Hazar’dan Akdeniz’e” Söylemi Ne Anlama Geliyor?

Barrack’ın söylemlerini elbette bir elçinin şahsi görüşü değil, ABD-İsrail ekseninin bölgede uygulamaya geçtiği planın ilanı şeklinde okumak gerekir.

Esasen elçi Tom Barrack'ın Hazar'dan Akdeniz'e söylemi, Türkiye ile İsrail arasında olası bir işbirliğini ve bu işbirliğinin Orta Doğu ile Orta Asya’nın jeopolitiğini yeniden şekillendireceğini ifade ediyor. Barrack’ın ifadelerine göre Hazar'dan Akdeniz'e planının içeriği şöyle;

Türkiye-İsrail Yakınlaşması: Plan Türkiye İsrail ilişkilerin normalleşmesini ve bunun için Türkiye’nin Abraham Anlaşmalarını imzalamasını öngörüyor.

Stratejik Hizalanma-Hazar-Akdeniz Kuşağı: Bu plan, Türkiye-İsrail eksenli bu işbirliğinin sadece ikili ilişkilerle sınırlı kalmayacağı, Hazar Denizinden başlayıp Türkiye üzerinden Akdeniz'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada yeni bir ekonomik ve stratejik ittifakın doğacağı kurgusunu içeriyor.

Bölgesel Güç Dengesi: Plana göre, bu yeni hizalanma, özellikle İran ve Rusya'nın etkisine karşı bölgedeki geleneksel güç dengelerini değiştirecek ve ABD'nin bölgedeki stratejik çıkarlarıyla uyumlu olacak.

Bu haliyle Tom Barrack'ın "Hazar'dan Akdeniz'e" söylemi, ABD'nin arabuluculuğu ve teşvikiyle, Türkiye dahil Müslüman ülkeler ile İsrail arasında işbirliği kurulması ve Orta Asya'dan Akdeniz'e uzanan yeni bir jeopolitik ve ekonomik eksen oluşturulmasının planlandığı anlamına geliyor.

Esas itibariyle bu açıklama, ABD’nin İsrail’in güvenliğini ve Siyonist yayılmacılığını Orta Doğu’dan sonra Türk dünyasına da genişletmeyi planladığını gösteriyor.

Hazar’dan Akdeniz’e planı büyük İsrail projesini de aşan boyutta, Orta Doğu ve Orta Asya’yı içine alan yeni bir emperyal kuşatmayı ifade ediyor.

Bunun için Abraham Anlaşmalarını kullanan ABD, önce Arap dünyasına dayattığı anlaşmaları şimdi, Hazar’dan Akdeniz’e çizdiği hatla, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Türk devletlerine dayatmaya çalışıyor.

Arap Baharından Sonra Türk Baharı mı!

Kuzey Afrika ve Orta Doğuyu hedef alan büyük Ortadoğu projesi (BOP)’un ilk ayağı olan “Arap Baharı”yla İsrail’in etrafında sorun çıkaracak ülkelerde temizlik harekatı yapılmasının ardından, şimdi Hazar’dan Akdeniz’e projesiyle, karşılıklı işbirliği ve ekonomik kazanımlar kisvesi altında, zorunlu Abraham Anlaşmalarıyla, İsrail’i tanıyan, ilişkilerini normalleştiren ve Filistin meselesini görmezden gelen bir bölge oluşturulmaya çalışılıyor. ABD bu projede, BOP ve Arap Baharının başlangıcında olduğu gibi Türkiye’yi de yanında görmek istiyor.

Bu anlaşmalarla, bir yandan İsrail ve siyonist yayılmacılık tanınır ve meşru hale gelirken, diğer yandan ülkelerin sahip oldukları, enerji kaynakları, madenleri ve nadir minerallerinin işletme hakları, uzun yıllar boyunca ABD’ye devredilmiş oluyor. Bu yolla ABD bir yandan bölgede İsrail’i güvenceye alıp meşrulaştırırken, diğer yandan bölgenin zenginliklerine cebir ve tehditle çökmüş oluyor.

Başta Ukrayna olmak üzere, Grönland’dan Kanada ve Venezuella’ya, Sudan’dan Asya’daki Türk Cumhuriyetlerine kadar dünya üzerindeki pek çok yerde, gelecek için kritik önemdeki nadir mineralleri ele geçirmek, Trump’ın eliyle yürüyen ABD’nin yeni dış politikasının öncelikli hedefi haline gelmiş durumda.

Türk Dünyasının Birliği İçin Büyük Tehlike

Şu ana kadar Abraham anlaşmalarını imzalayan devletler, Birleşik Arap Emirlikleri Bahreyn, Fas ve Sudan iken, son olarak, beş Türk devletinin liderlerini Beyaz Saray’da toplayan Trump burada, Kazakistan’ın da Abraham Anlaşmalarına katılmayı kabul ettiğini açıkladı.

Esasen Türkiye’nin bölgede süregelen politikalarına karşı ABD’nin attığı adımlarla, bölgede iki ülke arasında kıyasıya bir mücadele uzun süredir ve açıktan devam ediyor. Amerika yaptığı hamlelerle, Türkiye’nin bölgesel liderliği ve Türk birliğini baltalayan adımlar atmayı ısrarla sürdürüyor.

Devam edecek...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.