Memur-Sen tarafınfan Antalya'da düzenlenen 'Filistin'e Destek, İsrail'e Lanet' yürüyüşü binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Haber Giriş Tarihi: 22.10.2023 08:01
Haber Güncellenme Tarihi: 22.10.2023 08:17
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.nehir.net/
Antalya müzesi önünden başlayan ve Güllük Caddesi yakınlarına kadar devam eden 'Filistin'e Destek, İsrail'e Lanet' etkinliğinde, Filistin bayrakları ve meşalelerle yürüyen binlerce kişi İsrail'in abluka altındaki Gazze'ye yönelik saldırılarını protesto etti. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı yürüyüşe; AK Parti Antalya milletvekilleri Mustafa Köse, Kemal Çelik, İbrahim Ethem Taş ve AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin de katılarak destek verdi.
MEMUR-SEN GENEL BAŞKANI ALİ YALÇIN KONUŞMA YAPTI
Yürüyüşte konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın şunları dile getirdi; "Kıymetli Antalyalı hemşehrilerimiz ve Memur-Sen camiamızın siz değerli üyeleri, hepiniz hoş geldiniz demek isterdik ama hüzünlü geldiğinizi biliyoruz. Umutsuz muyuz, hayır. Allah’ın izniyle bizleri güzel günlerin beklediğine de inancımız tamdır. Zalimin zulmü bir gün biter mi, biter. Tarih boyunca bu dünya nice zalimleri gördü mü, gördü. Hepsi toprağa karıştı mı, karıştı. Her zalim ne yaparsa aslında kendine yapar mı, yapar. Nerden biliyoruz, şu ayet-i kerimeden: Bismillahirrahmanirrahim Kehf Suresi 7. ayette rabbimiz Ey İsrailoğulları: “İyilik yaparsanız kendiniz için iyilik yapmış olursunuz; kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. Artık sonuncu zamanı gelince, yüzlerinizi kapkara edecek, daha önce girdikleri gibi yine Mescide girecek ve üstün gelip her şeyi tahrip edecek, ordular size musallat olur. Yahudilerin kitaplarında da aynısı yazıyor mu yazıyor, şöyle ki: Yeremya 5-ile 8. pasajlarda: "Ey sizler, Yahuda halkı ve Yeruşalim'de yaşayanlar, kendinizi RAB'be adayın, bunu engelleyen her şeyi yüreğinizden uzaklaştırın. Yoksa yaptığınız kötülüklerden ötürü öfkem ateş gibi yağacak, her şeyi yiyip bitirecek ve söndüren olmayacak. Yahuda'da duyurun, Yeruşalim'de ilan edin, Ülkede boru çalın! deyin, Toplanın diye haykırın, Surlu kentlere kaçalım! deyin. Siyon'a giden yolu gösteren bir işaret koyun! Güvenliğiniz için kaçın! Durmayın! Üzerinize kuzeyden felaket, büyük yıkım getirmek üzereyim.” Aslan ininden çıktı, Ulusları yok eden yola koyuldu. Ülkenizi viran etmek için yerinden ayrıldı. Kentleriniz yerle bir edilecek, içlerinde yaşayan kalmayacak. Onun için çula sarının, dövünüp haykırın, çünkü RAB'bin kızgın öfkesi üzerinizden kalkmadı.
'EY SİYONİST TERÖR DEVLETİ İSRAİL!'
Sonunuz yaklaşıyor, tünelin ucundaki ışık gözüküyor, dövemediği adamın karısını kızını döverek itibar toplamaya çalışan kişinin örneği gibi siz de korkunuzdan kara harekâtına girişemeyip, durmadan sivil insanları bombalamakla kaybettiğiniz itibarınızı toplamaya çalıştığınızın çok iyi farkındayız. Ama bu da bir yerde bitecek ve siz acı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaksınız. O gün çok yakındır. Bu gün aydınlığa en yakın olduğumuz karanlık vaktidir. Eteğinizdeki son taşları bitirdiğiniz zaman asıl o zaman sizi göreceğiz. Şu anki pervasızlığınızın halkınızın ve askerinizin moralini düzeltmek, içini soğutmak için, yer ile yeksan olan itibarınızın düzelmesi için olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu saatten sonra ne yaparsanız yapın, artık kartondan bir kaplan olduğunuzu biz biliyorduk da bütün dünya da görmüş oldu. Siz bir korkaklar ordususunuz. Allah'ın izniyle kitabınızda geçen "kuzeyden gelen ordu" Türk ordusu olacaktır. Sizi bir gün gelecek, yer ile yeksan edeceğiz. Bekleyin, biz de bekliyoruz. Fakat o güne kadar bazı şeyleri de bizim düzeltmemiz gerekiyor: Birincisi Emperyalist Batı'nın dayattığı ve adına Uluslararası Sistem/Toplum dediği yapıdan bu güne kadar İslam coğrafyasının lehine bir tek karar çıkmamıştır, çıkmayacaktır. Lehte karar çıkması şöyle dursun, aldıkları tüm kararların neredeyse tamamı İslam Coğrafyasına kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Bugün Gazze'de Filistin'de yaşananlar ilk kez yaşanmıyor... Bu gidişle son kez de yaşanmış olmayacak. Bir sorun, onu doğuran düşünce yapısı ya da sistemle ÇÖZÜLEMEZ... Artık bu konuların açıktan dillendirilmesi gerekmektedir. Bu güne kadar bizi oyalayan, hatta Batı'yı ve İsrail'i koruma altına alırken İslam ülkelerini tuzağa çeken ne kadar NATO gibi, Uluslararası Ceza Mahkemesi, Cenevre Anlaşması gibi hatta İslam Birliği Teşkilatı gibi oyalayıcı ne kadar Uluslar arası teşkilat varsa ayrılmalıyız. Filistin halkı, İslâm dünyasında dahi yalnızdır. Hiçbir yaptırım gücü olmayan sivil protesto grupları dışında Filistin üzerinde yoğunlaşmış nitelikli bir destek yoktur. Artık İslam Ülkeleri Birliği Modeli gibi bir birliğin oluşturulması, Birliğin oluşturacağı Savunma Kuvvetlerine bağlı Barış Gücü’nün ivedilikle kurularak, İslam coğrafyasındaki işgal ve kriz bölgelerine sevk edilebilir hale gelinmesi ve bunun başını da Türkiye'nin çekmesi gerekmektedir. Nerede mazlum ve mağdur bir ülke varsa dinine bakmadan hamisi, savunucusu olunmalıdır. İkinci düzeltilmesi gereken konu ALGILARIMIZDIR. Bir kez daha görüyoruz ki algı yönetimi, Batı ve İsrail’in askeri müdahaleleri kadar yıkıcı hale gelmiştir. Öyle ki olaylar, mazlumu zalim, zalimi mazlum olarak algılatacak şekilde çarpıtılmış durumdadır. Öncelikle sorunun FİLİSTİN SORUNU olarak değil, bütünüyle İslâm dünyasının hatta dünyanın “SİYONİZM SORUNU” olarak tanımlanması gerekmektedir. İsrail sorunu, BM kararları, uluslararası hukuk çerçevesinde ve tarihi gerçekler ışığında çözümlenecek bir sorundur. Ancak, sorunun böyle ele alınmasının önündeki en büyük engel, söz konusu gerçeklere duyarsız bir Batı ve İslam kamuoyudur. İsrail’in çıkarları ile örtüşen bu duruma birilerinin merhamete gelerek son vereceğini beklemek ne kadar yanlış ise, sadece Filistin’in askerî veya diplomatik olarak fonksiyonel bir karşılık vermesini beklemek de o kadar yanlış olacaktır. Çözüm İslam Dünyası’nın fonksiyonel ve nitelikli dayanışmasında düğümlenmektedir. İsrail’in stratejisine, fonksiyonel bir strateji ile karşılık veren bir İslâm dayanışması teşkil edilmelidir. Batı ve İsrail, karşısında bu keyfiyeti kazanmış bir muhatap olarak topyekûn İslâm dünyasını bulmadıkça, çözüm de olmayacaktır. Yaşananların vebalini İsrail ve Batı kampına yüklemek yetmez. İslâm dünyası neden bu keyfiyeti kazanamamaktadır? Karşımızdaki en ağır sorun da budur. Bu iki sorun aşılmadan başka çözümler aramak beyhude birer çaba olmaktan öteye geçememektedir. Bu gün Filistinli bir kardeşten şöyle bir çağrı geldi: "Tüm Araplara ve Müslümanlara duyurun, bizim gıyabi cenaze namazımızı kılmasınlar. Filistin halkı diridir, ölü olan sizlersiniz." Bu kardeşimiz ne kadar haklı değil mi? Belki de onlar bizim gıyabi cenaze namazımızı kılmalılar. Belki de bizim dirilmeye ihtiyacımız vardır, olamaz mı? Buradan Siyon-Haçlı İttifakı'na sesleniyoruz,
'EY SİYON-HAÇLI İTTİFAKI!'
Adına medeniyet diyerek kurduğunuz Haçlı-Siyon İttifakı insanlık geçmişinin en zalim ve en karanlık tarihidir. Yıkılsın bu kanlı medeniyetiniz. Yerin dibine batsın sizin insanlığınız. Yetmiş beş yılda yok edemediğiniz yetimliğin üstüne hep birden çullanışınız kahrolsun. Eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve tiksinti veren riyakârlığınızın abidesi olarak diktiğiniz sisteminiz cehennemin dibine batsın. Afrika’dan Asya’ya emdiğiniz insan kanlarıyla semiren bedenleriniz ateşlerde kavrulsun. Son Filistinli yetimi boğmak için sıraya giren güruh, size diyorum; ey zulmün, şiddetin, haramın ve hilenin yuvasını Olimpos’a kurmuş olan fitnenin torunları. Dünyayı yaşanmaz kılan fesat tohumları. Hz. İsa’yı çarmıha geren sahtekârlar. Şeytanın safına katılıp, Hz. Musa’ya isyan eden firavunun son kalıntıları. Hz. Zekeriya’yı, Hz. Yahya‘yı hunharca öldüren katiller. Cehennemin yakıtı zalimler. İnsanlığın yüz karası caniler. Bebek bedenlerini parçalayıp alkışlayan azgın maymunlar. Besininiz, oksijeniniz, havanız, suyunuz kan, ekmeğiniz kan, adaletiniz kan, özgürlük vaadiniz kan, eşitlik anlayışınız ve yalan dolu sözleriniz kan, insanlıktan anladığınız kan... Size de sesleniyoruz ey Batı, ey Amerika: Lanetli dediğiniz aşağılık yaratıkları topraklarınızdan sürüp, İslam beldelerine atınca onlarla iş birliği yaptınız. Çünkü onlarla kimyanız, mayanız aynı. Birlikte el ele verip Afganistan’da, Libya’da, Yemen’de, Bosna’da, Cezayir’de, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de, Myanmar’da, Filistin'de böldünüz, parçaladınız, yaktınız, yıktınız. Sizin dünyanız insanlığın değil haydutluğun, vahşiliğin ve katilliklerin dünyası iken, gerçek soyunuzu saklamışsınız insanlıktan. Bu da sizin başka bir sahtekârlığınız. Siz Ebu Cehillerin, Nemrutların, Firavunların, Karunların izinden hiçbir zaman ayrılmadınız, insanlığın yüz karasısınız siz. Allah’ın ve tüm yarattıklarının laneti, onlarca yıldır insanların evlerini başlarına yıkanların, bunu alkışlayanların, eziklerin, ırkçıların ve sesini çıkarmayanların üzerine olsun. Cehennem çukurlarına atılsın sizin adaletiniz. Her taşın altından engerek yılanları gibi zehirli, pis dilini çıkaran sinsi İngiliz olanlarınızın kanlı elleriyle Ortadoğu’nun kalbine yerleştirdiğiniz Peygamber katilleri yetmiş beş yıldır cinayet işledikçe hepiniz alkışladınız, işgal ettikçe yeni silahlar verdiniz, insanları evlerinden çıkarıp zindanlara attıkça desteklediniz, şimdi de yetim Filistinlileri tamamen yok etmek için kocaman ağızlarını açan timsahlar gibi topunuz birden saldırıyorsunuz. Şeytandan bile daha ırkçı oldunuz, Allah sizi kahretsin. Adına medeniyet diyerek kurduğunuz Haçlı-Siyon İttifakı, insanlık geçmişinin en zalim ve en karanlık tarihidir. Mazlum milletlere karşı kurduğunuz bu ittifakınızı Allah paramparça etsin.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Antalya'dan Filistin'e Destek, İsrail'e Lanet
Memur-Sen tarafınfan Antalya'da düzenlenen 'Filistin'e Destek, İsrail'e Lanet' yürüyüşü binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Antalya müzesi önünden başlayan ve Güllük Caddesi yakınlarına kadar devam eden 'Filistin'e Destek, İsrail'e Lanet' etkinliğinde, Filistin bayrakları ve meşalelerle yürüyen binlerce kişi İsrail'in abluka altındaki Gazze'ye yönelik saldırılarını protesto etti.
Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı yürüyüşe; AK Parti Antalya milletvekilleri Mustafa Köse, Kemal Çelik, İbrahim Ethem Taş ve AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin de katılarak destek verdi.
MEMUR-SEN GENEL BAŞKANI ALİ YALÇIN KONUŞMA YAPTI
Yürüyüşte konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın şunları dile getirdi; "Kıymetli Antalyalı hemşehrilerimiz ve Memur-Sen camiamızın siz değerli üyeleri, hepiniz hoş geldiniz demek isterdik ama hüzünlü geldiğinizi biliyoruz. Umutsuz muyuz, hayır. Allah’ın izniyle bizleri güzel günlerin beklediğine de inancımız tamdır. Zalimin zulmü bir gün biter mi, biter. Tarih boyunca bu dünya nice zalimleri gördü mü, gördü. Hepsi toprağa karıştı mı, karıştı. Her zalim ne yaparsa aslında kendine yapar mı, yapar. Nerden biliyoruz, şu ayet-i kerimeden:
Bismillahirrahmanirrahim
Kehf Suresi 7. ayette rabbimiz Ey İsrailoğulları: “İyilik yaparsanız kendiniz için iyilik yapmış olursunuz; kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. Artık sonuncu zamanı gelince, yüzlerinizi kapkara edecek, daha önce girdikleri gibi yine Mescide girecek ve üstün gelip her şeyi tahrip edecek, ordular size musallat olur.
Yahudilerin kitaplarında da aynısı yazıyor mu yazıyor, şöyle ki:
Yeremya 5-ile 8. pasajlarda: "Ey sizler, Yahuda halkı ve Yeruşalim'de yaşayanlar, kendinizi RAB'be adayın, bunu engelleyen her şeyi yüreğinizden uzaklaştırın. Yoksa yaptığınız kötülüklerden ötürü öfkem ateş gibi yağacak, her şeyi yiyip bitirecek ve söndüren olmayacak. Yahuda'da duyurun, Yeruşalim'de ilan edin, Ülkede boru çalın! deyin, Toplanın diye haykırın, Surlu kentlere kaçalım! deyin. Siyon'a giden yolu gösteren bir işaret koyun! Güvenliğiniz için kaçın! Durmayın! Üzerinize kuzeyden felaket, büyük yıkım getirmek üzereyim.”
Aslan ininden çıktı, Ulusları yok eden yola koyuldu. Ülkenizi viran etmek için yerinden ayrıldı. Kentleriniz yerle bir edilecek, içlerinde yaşayan kalmayacak.
Onun için çula sarının, dövünüp haykırın, çünkü RAB'bin kızgın öfkesi üzerinizden kalkmadı.
'EY SİYONİST TERÖR DEVLETİ İSRAİL!'
Sonunuz yaklaşıyor, tünelin ucundaki ışık gözüküyor, dövemediği adamın karısını kızını döverek itibar toplamaya çalışan kişinin örneği gibi siz de korkunuzdan kara harekâtına girişemeyip, durmadan sivil insanları bombalamakla kaybettiğiniz itibarınızı toplamaya çalıştığınızın çok iyi farkındayız. Ama bu da bir yerde bitecek ve siz acı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaksınız. O gün çok yakındır. Bu gün aydınlığa en yakın olduğumuz karanlık vaktidir. Eteğinizdeki son taşları bitirdiğiniz zaman asıl o zaman sizi göreceğiz. Şu anki pervasızlığınızın halkınızın ve askerinizin moralini düzeltmek, içini soğutmak için, yer ile yeksan olan itibarınızın düzelmesi için olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu saatten sonra ne yaparsanız yapın, artık kartondan bir kaplan olduğunuzu biz biliyorduk da bütün dünya da görmüş oldu. Siz bir korkaklar ordususunuz. Allah'ın izniyle kitabınızda geçen "kuzeyden gelen ordu" Türk ordusu olacaktır. Sizi bir gün gelecek, yer ile yeksan edeceğiz. Bekleyin, biz de bekliyoruz.
Fakat o güne kadar bazı şeyleri de bizim düzeltmemiz gerekiyor: Birincisi Emperyalist Batı'nın dayattığı ve adına Uluslararası Sistem/Toplum dediği yapıdan bu güne kadar İslam coğrafyasının lehine bir tek karar çıkmamıştır, çıkmayacaktır. Lehte karar çıkması şöyle dursun, aldıkları tüm kararların neredeyse tamamı İslam Coğrafyasına kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Bugün Gazze'de Filistin'de yaşananlar ilk kez yaşanmıyor... Bu gidişle son kez de yaşanmış olmayacak. Bir sorun, onu doğuran düşünce yapısı ya da sistemle ÇÖZÜLEMEZ...
Artık bu konuların açıktan dillendirilmesi gerekmektedir. Bu güne kadar bizi oyalayan, hatta Batı'yı ve İsrail'i koruma altına alırken İslam ülkelerini tuzağa çeken ne kadar NATO gibi, Uluslararası Ceza Mahkemesi, Cenevre Anlaşması gibi hatta İslam Birliği Teşkilatı gibi oyalayıcı ne kadar Uluslar arası teşkilat varsa ayrılmalıyız. Filistin halkı, İslâm dünyasında dahi yalnızdır. Hiçbir yaptırım gücü olmayan sivil protesto grupları dışında Filistin üzerinde yoğunlaşmış nitelikli bir destek yoktur. Artık İslam Ülkeleri Birliği Modeli gibi bir birliğin oluşturulması, Birliğin oluşturacağı Savunma Kuvvetlerine bağlı Barış Gücü’nün ivedilikle kurularak, İslam coğrafyasındaki işgal ve kriz bölgelerine sevk edilebilir hale gelinmesi ve bunun başını da Türkiye'nin çekmesi gerekmektedir. Nerede mazlum ve mağdur bir ülke varsa dinine bakmadan hamisi, savunucusu olunmalıdır.
İkinci düzeltilmesi gereken konu ALGILARIMIZDIR. Bir kez daha görüyoruz ki algı yönetimi, Batı ve İsrail’in askeri müdahaleleri kadar yıkıcı hale gelmiştir. Öyle ki olaylar, mazlumu zalim, zalimi mazlum olarak algılatacak şekilde çarpıtılmış durumdadır.
Öncelikle sorunun FİLİSTİN SORUNU olarak değil, bütünüyle İslâm dünyasının hatta dünyanın “SİYONİZM SORUNU” olarak tanımlanması gerekmektedir. İsrail sorunu, BM kararları, uluslararası hukuk çerçevesinde ve tarihi gerçekler ışığında çözümlenecek bir sorundur. Ancak, sorunun böyle ele alınmasının önündeki en büyük engel, söz konusu gerçeklere duyarsız bir Batı ve İslam kamuoyudur. İsrail’in çıkarları ile örtüşen bu duruma birilerinin merhamete gelerek son vereceğini beklemek ne kadar yanlış ise, sadece Filistin’in askerî veya diplomatik olarak fonksiyonel bir karşılık vermesini beklemek de o kadar yanlış olacaktır.
Çözüm İslam Dünyası’nın fonksiyonel ve nitelikli dayanışmasında düğümlenmektedir. İsrail’in stratejisine, fonksiyonel bir strateji ile karşılık veren bir İslâm dayanışması teşkil edilmelidir. Batı ve İsrail, karşısında bu keyfiyeti kazanmış bir muhatap olarak topyekûn İslâm dünyasını bulmadıkça, çözüm de olmayacaktır. Yaşananların vebalini İsrail ve Batı kampına yüklemek yetmez. İslâm dünyası neden bu keyfiyeti kazanamamaktadır? Karşımızdaki en ağır sorun da budur. Bu iki sorun aşılmadan başka çözümler aramak beyhude birer çaba olmaktan öteye geçememektedir.
Bu gün Filistinli bir kardeşten şöyle bir çağrı geldi: "Tüm Araplara ve Müslümanlara duyurun, bizim gıyabi cenaze namazımızı kılmasınlar. Filistin halkı diridir, ölü olan sizlersiniz." Bu kardeşimiz ne kadar haklı değil mi? Belki de onlar bizim gıyabi cenaze namazımızı kılmalılar. Belki de bizim dirilmeye ihtiyacımız vardır, olamaz mı?
Buradan Siyon-Haçlı İttifakı'na sesleniyoruz,
'EY SİYON-HAÇLI İTTİFAKI!'
Adına medeniyet diyerek kurduğunuz Haçlı-Siyon İttifakı insanlık geçmişinin en zalim ve en karanlık tarihidir. Yıkılsın bu kanlı medeniyetiniz. Yerin dibine batsın sizin insanlığınız. Yetmiş beş yılda yok edemediğiniz yetimliğin üstüne hep birden çullanışınız kahrolsun. Eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve tiksinti veren riyakârlığınızın abidesi olarak diktiğiniz sisteminiz cehennemin dibine batsın. Afrika’dan Asya’ya emdiğiniz insan kanlarıyla semiren bedenleriniz ateşlerde kavrulsun. Son Filistinli yetimi boğmak için sıraya giren güruh, size diyorum; ey zulmün, şiddetin, haramın ve hilenin yuvasını Olimpos’a kurmuş olan fitnenin torunları. Dünyayı yaşanmaz kılan fesat tohumları. Hz. İsa’yı çarmıha geren sahtekârlar. Şeytanın safına katılıp, Hz. Musa’ya isyan eden firavunun son kalıntıları. Hz. Zekeriya’yı, Hz. Yahya‘yı hunharca öldüren katiller. Cehennemin yakıtı zalimler. İnsanlığın yüz karası caniler. Bebek bedenlerini parçalayıp alkışlayan azgın maymunlar. Besininiz, oksijeniniz, havanız, suyunuz kan, ekmeğiniz kan, adaletiniz kan, özgürlük vaadiniz kan, eşitlik anlayışınız ve yalan dolu sözleriniz kan, insanlıktan anladığınız kan...
Size de sesleniyoruz ey Batı, ey Amerika: Lanetli dediğiniz aşağılık yaratıkları topraklarınızdan sürüp, İslam beldelerine atınca onlarla iş birliği yaptınız. Çünkü onlarla kimyanız, mayanız aynı. Birlikte el ele verip Afganistan’da, Libya’da, Yemen’de, Bosna’da, Cezayir’de, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de, Myanmar’da, Filistin'de böldünüz, parçaladınız, yaktınız, yıktınız.
Sizin dünyanız insanlığın değil haydutluğun, vahşiliğin ve katilliklerin dünyası iken, gerçek soyunuzu saklamışsınız insanlıktan. Bu da sizin başka bir sahtekârlığınız. Siz Ebu Cehillerin, Nemrutların, Firavunların, Karunların izinden hiçbir zaman ayrılmadınız, insanlığın yüz karasısınız siz.
Allah’ın ve tüm yarattıklarının laneti, onlarca yıldır insanların evlerini başlarına yıkanların, bunu alkışlayanların, eziklerin, ırkçıların ve sesini çıkarmayanların üzerine olsun. Cehennem çukurlarına atılsın sizin adaletiniz. Her taşın altından engerek yılanları gibi zehirli, pis dilini çıkaran sinsi İngiliz olanlarınızın kanlı elleriyle Ortadoğu’nun kalbine yerleştirdiğiniz Peygamber katilleri yetmiş beş yıldır cinayet işledikçe hepiniz alkışladınız, işgal ettikçe yeni silahlar verdiniz, insanları evlerinden çıkarıp zindanlara attıkça desteklediniz, şimdi de yetim Filistinlileri tamamen yok etmek için kocaman ağızlarını açan timsahlar gibi topunuz birden saldırıyorsunuz. Şeytandan bile daha ırkçı oldunuz, Allah sizi kahretsin. Adına medeniyet diyerek kurduğunuz Haçlı-Siyon İttifakı, insanlık geçmişinin en zalim ve en karanlık tarihidir. Mazlum milletlere karşı kurduğunuz bu ittifakınızı Allah paramparça etsin.
KAHROLSUN İSRAİL, KAHROLSUN SİYONİZM, KAHROLSUN EMPERYALİST DEVLETLER VE YAŞASIN ZALİMLER İÇİN CEHENNEM
Kaynak: HABER MERKEZİ
En Çok Okunan Haberler