16. Yüzyılda Manavgatlı bir şair ve müderris: Manav Seydî [2]
Yazının Giriş Tarihi: 26.02.2025 06:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.02.2025 06:15
Önceki yazımızda 16. yüzyılda yaşamış Manavgatlı bir şair ve müderris olan Manav Seydî’nin biyografisi verilmiş ve Manav Seydî’nin “el-Bedî‘iyyetü’l-Manâviyye” diye bilinen kasidesinin tam hâlinin bir sonraki yazıda verileceği belirtilmişti.
Manav Seydî hakkında en geniş bilgiyi verenlerden biri Âşık Çelebi olsa da Manav Seydî’nin şiirinin tam hâlini Nev‘îzâde Atâyî’nin “Hadâiku'l-Hakâik fî Tekmileti'ş-Şakâ’ik” adlı eserinde bulabilmekteyiz. İlk olarak Taşköpizâde’nin kaleme aldığı biyografik bir eser olan Şakâ’ik adlı esere pek çok zeyiller (ekler) yapılmıştır. Bunların en hacimlisi ve ilk defa Türkçe olarak yazılanı Nev‘îzâde Atâyî’ye aittir. Atâyî’de şairimizin adı, el-Mevlā Seyyidı̇̄ bin Ḫalı̇̄l (Manav Seyyidı̇̄) olarak kayıtlıdır ve genel olarak Âşık Çelebi’de verilen bilgiler tekrarlanır, kimi zaman da bilgiler birbiriyle çelişir. Manav Seydî, evvela yirmi akçe ile Bursa’da Molla Hüsrev Medresesine, sonra yirmi beş akçe ile Edirne’de Beylerbeyi Medresesine, sonra otuz akçe ile Bursa’da Molla Yegân Medresesine müderris oldu. 1552/1553 senesinde kırk akçe ile Edirne’de Halebiye Medresesine atandı, Ekim 1556 yılına kadar bu görevde kaldı. 1560 ortasında Kasım Paşa’ya, Mayıs 1566’da Üç Şerefeli Medreseye atandı. 1569’da Fevrî Efendi yerine Sahn-ı Seman’a geldi. Temmuz 1571’de vefat etmiştir.
Nev‘îzâde Atâyî, Manav Seydî’nin “el-Bedî‘iyyetü’l-Manâviyye” adlı eserinin dillere destan olduğunu belirtmiştir. Bu şiirin tam hâli, transkripsiyonlu olarak aşağıdaki gibidir:
“Be şara giden ġardaşlar, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Bu şiirde Manav Seydî’nin oldukça serbest ve halk diline dayalı bir üslubu olduğu görülmektedir. Bu durum, kimileri tarafından dikkat çekici bulunurken kimileri tarafından şairin taşralı olmasına bağlanarak aşağı görülmüştür. Kimileri tarafından sevilen kimileri tarafından sevilmeyen şairimiz, Manavgat’ın tarihî simalarından biri olarak yerini almıştır.
Kaynakça:
Donuk, S. (2017). Hadâiku'l-Hakâik fî Tekmileti'ş-Şakâ’ik (Nev‘îzâde Atâyî’nin Şakâ’ik Zeyli). (C. 1). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Celâl Görgeç
16. Yüzyılda Manavgatlı bir şair ve müderris: Manav Seydî [2]
Önceki yazımızda 16. yüzyılda yaşamış Manavgatlı bir şair ve müderris olan Manav Seydî’nin biyografisi verilmiş ve Manav Seydî’nin “el-Bedî‘iyyetü’l-Manâviyye” diye bilinen kasidesinin tam hâlinin bir sonraki yazıda verileceği belirtilmişti.
Manav Seydî hakkında en geniş bilgiyi verenlerden biri Âşık Çelebi olsa da Manav Seydî’nin şiirinin tam hâlini Nev‘îzâde Atâyî’nin “Hadâiku'l-Hakâik fî Tekmileti'ş-Şakâ’ik” adlı eserinde bulabilmekteyiz. İlk olarak Taşköpizâde’nin kaleme aldığı biyografik bir eser olan Şakâ’ik adlı esere pek çok zeyiller (ekler) yapılmıştır. Bunların en hacimlisi ve ilk defa Türkçe olarak yazılanı Nev‘îzâde Atâyî’ye aittir. Atâyî’de şairimizin adı, el-Mevlā Seyyidı̇̄ bin Ḫalı̇̄l (Manav Seyyidı̇̄) olarak kayıtlıdır ve genel olarak Âşık Çelebi’de verilen bilgiler tekrarlanır, kimi zaman da bilgiler birbiriyle çelişir. Manav Seydî, evvela yirmi akçe ile Bursa’da Molla Hüsrev Medresesine, sonra yirmi beş akçe ile Edirne’de Beylerbeyi Medresesine, sonra otuz akçe ile Bursa’da Molla Yegân Medresesine müderris oldu. 1552/1553 senesinde kırk akçe ile Edirne’de Halebiye Medresesine atandı, Ekim 1556 yılına kadar bu görevde kaldı. 1560 ortasında Kasım Paşa’ya, Mayıs 1566’da Üç Şerefeli Medreseye atandı. 1569’da Fevrî Efendi yerine Sahn-ı Seman’a geldi. Temmuz 1571’de vefat etmiştir.
Nev‘îzâde Atâyî, Manav Seydî’nin “el-Bedî‘iyyetü’l-Manâviyye” adlı eserinin dillere destan olduğunu belirtmiştir. Bu şiirin tam hâli, transkripsiyonlu olarak aşağıdaki gibidir:
“Be şara giden ġardaşlar, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Kürügi ḳovan yoldaşlar, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
On yıl ḳaz buzaġı gütdüm, tarlalarda buġday ütdüm
Ṣoŋra zuḫta yolın ṭutdum, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Keş getürdüm Manavġad’dan, bekler idüm anı yatdan
Daḫı ṭururdur ol otdan, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Eşegüm öŋe ḳatardum, Keşiş ṭaġında oṭardum
Burūsa’da odun ṣatardum, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Yagır yagır yamalaḳlar, domur domur domalaḳlar
Yuvarların yuvalaḳlar, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Aşum unumdur hevengel, ḳaynaduram böngel böngel
Ardı ṣıra yirüm döngel, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Mor ḳozalaḳdur yimişüm, emmidür yoldaşum eşüm
Avadan olupdur ġuşum, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Al ġumaştandur guşaġum, yügrüşüp gelür uşaġum
Çaḳı bilmezdür ṭ*şaġum, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Dün vardum Taḥt-ı Ḳal‘a’ya, başum uġradı belāya
Zünbegüm düşdi ḥelaya, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Ṣarf u naḥiv oḳumadum temām, vaḳy u arā’iżi ḳomam
Alacaḳda oldum imām, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Ḳal aṣlında ḳaveledür, ṭal aṣlında ṭaveledür
Ammā meylüm ġaveledür, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa
Seksen beşindedür yaşum, aġarmışdur g*tüm başum
Boyadırum ammā rı̇̄şüm, Manav Seydı̇̄ dirler baŋa” (Donuk, 2017, s. 574-575).
Bu şiirde Manav Seydî’nin oldukça serbest ve halk diline dayalı bir üslubu olduğu görülmektedir. Bu durum, kimileri tarafından dikkat çekici bulunurken kimileri tarafından şairin taşralı olmasına bağlanarak aşağı görülmüştür. Kimileri tarafından sevilen kimileri tarafından sevilmeyen şairimiz, Manavgat’ın tarihî simalarından biri olarak yerini almıştır.
Kaynakça: