Hava Durumu

Antalya Halkevi Dergisi Türk Akdeniz örnekleminde 20. yüzyılın ilk yarısında sosyokültürel açıdan Manavgat [3]

Yazının Giriş Tarihi: 06.04.2025 04:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.04.2025 06:59

Önceki yazımızda Türk Akdeniz’in ilk dört sayısında yer alan ve Manavgat’ımızı konu edinen yazıları vermiştik. Bu bölümde derginin beşinci sayısıyla altıncı sayısı arasında bulunan yazılar ele alınmıştır.

Türk Akdeniz’in I. Teşrin (Ekim) 1937’de çıkan 5. sayısı, Muammer Lutfi’nin Cumhuriyetimizi kutlayan şu ifadeleriyle başlar: “29 Teşrinievvelin doğan güneşine bakın: Yapraklaşan ışık sayfalarında tarihin öz babası, zaferlerle eş olan bir milletin adı yazılı. O millet ki: Tarihin dünyasına batmaz bir güneş, bayrağının alevi kızıl bir ateştir.” (Lutfi, 1937c, s. 3). Bu sayının 19. ve 20. sayfalarında dönemin Antalya haritası da yer almaktadır. Manavgat’ın da yer aldığı bölüm aşağıdaki gibidir (s. 20):

Harita 1: Doğu Antalya Haritası (1935)

Türk Akdeniz’in 6. sayısı Birinci Kânun (Aralık) 1937’de çıkmıştır. Sayı, Reisicumhur Kemâl Atatürk’ün Kamutay’ı (TBMM) açtığı gün, ulusal ekonomi kalkınması üzerine verdiği direktiflerle başlamıştır. Bu sayıda Müze Direktörü S. Fikri Erten’in “Antalya’dan Anamur’a Doğru -I-” yazısında Manavgat hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir: “(Eurymedon -Köprü çayı) üzerine kurulmuş olan çok sağlam köprü, birinci Alâettin Keykubat bini Keyhusrev tarafından yapılmıştır. Köprü kenarında yakın zamana kadar büyük bir pazar kuruluyordu. Umumiğ harbe kadar burada bir han bile mevcuttu. Bugün burada pazardan eser kalmamıştır. Köprü suyu Serik ve Manavgat kazalarını birbirlerinden ayırır.

Artık Manavgat kazasına girmiş bulunuyoruz. Köprüden itibaren Tuğaylardan Bay Cemal’in arazisine girilir. Şosenin sol tarafında Çakış'taki Bay Cemal’in konakları yüksekçe bir tepe üzerinde görülür. Güney ve doğuya doğru uzanan geniş ovalar (Çakış ovası) namını taşımaktadır. Eski kayıtlarda Çakış'ın (Serlâvuş) [Serçavuş “başçavuş” olsa gerektir. (C.G.)] suretinde yazılı olduğunu görüyoruz. Burada eski eserlerden olarak yalnız tepenin batı cihetinde iri ve uzun tuğlalardan yapılmış ve üstü bellisiz mezarlara tesadüf olunmaktadır. Çakış ovasında görülen yüksek kaya (Zencirli kaya) adını taşır ki, üzerinde sarnıç ve harabe eserleri görülmektedir.

[Eski Piskopos kuyudatına nazaran kadim (Manava) piskoposluk şehri buralarda bulunduğundan bu havaliye (Manavgat) ismi verilmiştir. Kilise kuyudatına göre 680 tarihinde (Manava), ve bunun daha şimalinde kâim (Katenna) ile bir piskoposluk şehri olmak üzere birleştirilmişti. Manava mevkii (Katenna) ile dağların cenup cihetinde olan deniz sahillerinde olduğu Ramsey coğrafyasında yazılıdır. (Hans Rot eseri. Sahife 100 ve 419. Leipzig tabı) Malûm ya, eski Yunaniler her şehire kendi ananesinden bir şey uydurarak şehir ve mevkileri Yunanileştirmek kaidesini tutmuşlardı. Halbuki Tokat, Yozgat, Manavgat isimlerinde görülen (gat) gibi isimlerdeki gad kelimelerine başka anlamlar aramağa hiç de lüzum yoktur. Gad, gat, kat, kade, kuday, Farsça huda, Sümerce gudea, Avrupa dillerinde gatt, gad hepsi bizim “ağat” ana kökümüzden üremiş ve hepsi önce Türkler tarafından telâffuz edilmiş mabud adıdır. Kat- yükseklik ışık manasını ifade eder.]

Elbette, Manavgat adının kökenine dair açıklamaya eleştirel bir gözle bakmak gerekir. Verilen bu bilgilerin doğruluğu şüphelidir; ancak dönemin anlayışını göstermesi bakımından değerlidir. Manavgat adının kökeni hâlâ açık ve aydın değildir, etraflı bir araştırmayı gerektirmektedir. Günümüzde de ileri sürülen pek çok etimolojik açıklamanın bilimsel olarak geçerliği yoktur, yakıştırmalardan ibarettir. [Tartışmalarla ilgili bakınız.: Görgeç, Celâl (2023). Manavgat Yerleşim Yeri Adlarının Toponimi Açısından İncelemesi. Ege Üniversitesi Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, 23(2), 353-398]

Devamı var…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.