Antalya Halkevi Dergisi Türk Akdeniz örnekleminde 20. yüzyılın ilk yarısında sosyokültürel açıdan Manavgat [5]
Yazının Giriş Tarihi: 13.04.2025 03:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.04.2025 03:39
Önceki yazımızda Müze Direktörü S. Fikri Erten’in “Antalya’dan Anamur’a Doğru -II-” yazısının ilk bölümünü vermiş ve Güvercinlik Kalesi’nin güncel hâlini paylaşmıştık. Buradan devamla, S. Fikri Erten şunları söylemektedir:
“Yukarda adı geçen Güvercinlik’den sonra dalgalı ve münbit ovalar geçilerek iki buçuk saatta Hatıplar köyüne varılır. (2)
[(2) 1891 yılında burasını ziyaret eden (Rudolf Heberder) eski bir duvar ile birkaç nakışlı taşa tesadüf ettiğini eserinde yazıyor. Rudolf, burada … mükemmmel bir ziyafet verildiğini ve buradaki eski taşların (Seleuxia)dan geldiğini de ilave ediyor.]
Burada bazı eski eserler görülmekte ise de bunların başka yerlerden getirilmiş olduğuna şüphe yoktur. Köyün şark tarafında daha yüksek tepeler geçilerek bir buçuk saatta (Sarılar) köyüne varılır. Sarılar'da ev duvarlarına konulmuş pek çok heykel ve nakışlı mermer parçaları göze çarpmaktadır ki, bunların, yarım saat şimali şarkide bulunan ve Dikmen denilen hisardan getirildiği söylenmektedir. Köyün cami kapusu üzerinde şu kitabe vardır:
(Sahibülhayrat Eccamiüşşerif Tuğayzade Mehmet ağa Nevverallahü Merkadehu ve Bena hazel İmaretül-mübareke İbrahim ağa bini Tuğayzade Mehmet ağa Esadallahu Fiddareyn Seb’a ve Miete ve Elf kâtip Osman Gaferallahü)
Bu kitabeden anlaşıldığına göre cami, 1177 H (1763M) yılında Tuğayzadelerden Mehmet ağanın vasiyeti üzerine oğlu İbrahim ağa tarafından yaptırılmıştır. Caminin yan duvarında dahi (Sahibülhayrat velhasanat Hasan Paşa |||) kırık kitabesi mevcut ise de bahsedilen Hasan Paşa mıdır, yoksa bu kitabe başka yerden getirilip gelişi güzel buraya mı konulmuştur; bu cihet anlaşılamamaktadır.” (Erten, 1938a, ss. 10-12). Yazıda da görüleceği üzere, Erten, Seyahatname’deki bilgileri herhangi bir yorum yapmadan geniş bir biçimde vermiştir. Yazının başında ve sonunda kendi gözlemlerini aktarmıştır.
Türk Akdeniz Dergisinin 8. sayısı, Nisan 1938’de çıkmıştır. Bu sayıda da S. Fikri Erten’in “Antalya’dan Anamur’a Doğru -III-” yazısı tamamen Manavgat’a ayrılmıştır. 7. sayıdaki yazı devam ettirilmiştir. Bu yazıda verilen bilgiler şöyledir:
“Sarılar köyünde dikkate değer ikinci bir bina da (1907-1323) yılında yanmış olan Tuğayzadelerin pek büyük ve muntazam konaklarıdır. Cephesi güneye bakan bu iki katlı konağın enkazı ve yüksek duvarları hâlâ mevcuttur. Bu yangında Türk eserlerine ait pek çok silâhlar, halılar ve elbiselerle hesapsız eski avaninin dahi yanmış olduğu söylenmektedir. Konağın üst katında henüz yıkılmamış olan hamamın döşemeleri ve kapı dikmelerinin mermerden olduğuna bakılırsa konakta her türlü istirahat esbabı temin edilmişti. Konaklara bitişik ve yangından kurtulmuş; fakat bilâhara o da harap olmuş fevkaniğ selamlığı görmek Tuğayların eski debdebe ve daratının ne derece yüksek olduğunu anlamağa kati bir delildir.
Selâmlığın konaktan daha önce yapılmış olduğu ve hatta Kadı Abdurrahman Paşa ile edilen çarpışma sırasında Kadı Paşa tarafları tarafından muhasara edildiği anlaşılmakta ve bu çarpışmada atılan kurşunların izleri selâmlık duvarlarında hâlâ gösterilmektedir.
Selâmlığın işlenmiş pencere kapakları ile kapısını söktürerek müzemize hediye eden Bay Cemal Tuğayoğluna burada teşekkür etmeyi bir ödev sayarım.
Rivayete göre yanan konak, Kadı Paşa'nın meşhur vakasından sonra Tuğaylardan Ali ağa tarafından yaptırılmıştır. Konağın bahçesi çok geniş ve müteaddit havuzlarla bezenmiştir. Bahçenin birkaç kapısı vardır ki, birisinin yanı başında Selçuk yazılarına benzer bazı yazı parçaları görülüyor. Cümle kapısının yanı başında görülen bir kitabede yalnız ‘Tuğay zade Mehmet bin Mustafa’ kelimeleri okunabiliyor.
Yanan konakta Tuğaylar sülâlesinin tarihiğ vakalarını natık silsilenamelerin dahi yanmış olduğu ifade edilmektedir ki, cidden zayiattandır. Çünkü bu sülâlenin uzun müddet buralarda mühim roller oynadıkları şüphesizdir
Bu sülalenin birinci Bayezid zamanında Horasandan geldiği ve Kara İsalı aşireti ile birçok savaşlarda bulundukları ve oğlu Mehmet Bey’e kız verdiklerinden dolayı Kadı Abdurrahman Paşa ile araları açılarak çarpışmalar yaptıkları ve bu çarpışmada Antalya mütesellimi Tekelioğlu’nun kendileri ile müttefik bulunduğu söylenmektedir.
Sarılarda Tuğay sülalesine ait muntazam bir kabristan vardır ki, kabir taşlarının bazılarında atideki tarihler okunmaktadır: Süleyman ağa bin Mustafa 1117, İbrahim ağa bin Mehmet ağa 1180, Kethüda Mehmet ağa 1178, Mustafa ağa 1228, Gülizar 1222, Mehmet Reşit bin Ali 1258, Mehmet Ali bin Ali 1265, Ayşe Hanım binti Emin ağa 1280, Hacı Mehmet Emin Bey 1300. Kabir taşlarının birisinde:
Erten’in yazısının devamında Bucakşeyhler köyüne ait bilgiler verilmektedir.
Devamı var…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Celâl Görgeç
Antalya Halkevi Dergisi Türk Akdeniz örnekleminde 20. yüzyılın ilk yarısında sosyokültürel açıdan Manavgat [5]
Önceki yazımızda Müze Direktörü S. Fikri Erten’in “Antalya’dan Anamur’a Doğru -II-” yazısının ilk bölümünü vermiş ve Güvercinlik Kalesi’nin güncel hâlini paylaşmıştık. Buradan devamla, S. Fikri Erten şunları söylemektedir:
“Yukarda adı geçen Güvercinlik’den sonra dalgalı ve münbit ovalar geçilerek iki buçuk saatta Hatıplar köyüne varılır. (2)
[(2) 1891 yılında burasını ziyaret eden (Rudolf Heberder) eski bir duvar ile birkaç nakışlı taşa tesadüf ettiğini eserinde yazıyor. Rudolf, burada … mükemmmel bir ziyafet verildiğini ve buradaki eski taşların (Seleuxia)dan geldiğini de ilave ediyor.]
Burada bazı eski eserler görülmekte ise de bunların başka yerlerden getirilmiş olduğuna şüphe yoktur. Köyün şark tarafında daha yüksek tepeler geçilerek bir buçuk saatta (Sarılar) köyüne varılır. Sarılar'da ev duvarlarına konulmuş pek çok heykel ve nakışlı mermer parçaları göze çarpmaktadır ki, bunların, yarım saat şimali şarkide bulunan ve Dikmen denilen hisardan getirildiği söylenmektedir. Köyün cami kapusu üzerinde şu kitabe vardır:
(Sahibülhayrat Eccamiüşşerif Tuğayzade Mehmet ağa Nevverallahü Merkadehu ve Bena hazel İmaretül-mübareke İbrahim ağa bini Tuğayzade Mehmet ağa Esadallahu Fiddareyn Seb’a ve Miete ve Elf kâtip Osman Gaferallahü)
Bu kitabeden anlaşıldığına göre cami, 1177 H (1763M) yılında Tuğayzadelerden Mehmet ağanın vasiyeti üzerine oğlu İbrahim ağa tarafından yaptırılmıştır. Caminin yan duvarında dahi (Sahibülhayrat velhasanat Hasan Paşa |||) kırık kitabesi mevcut ise de bahsedilen Hasan Paşa mıdır, yoksa bu kitabe başka yerden getirilip gelişi güzel buraya mı konulmuştur; bu cihet anlaşılamamaktadır.” (Erten, 1938a, ss. 10-12). Yazıda da görüleceği üzere, Erten, Seyahatname’deki bilgileri herhangi bir yorum yapmadan geniş bir biçimde vermiştir. Yazının başında ve sonunda kendi gözlemlerini aktarmıştır.
Türk Akdeniz Dergisinin 8. sayısı, Nisan 1938’de çıkmıştır. Bu sayıda da S. Fikri Erten’in “Antalya’dan Anamur’a Doğru -III-” yazısı tamamen Manavgat’a ayrılmıştır. 7. sayıdaki yazı devam ettirilmiştir. Bu yazıda verilen bilgiler şöyledir:
“Sarılar köyünde dikkate değer ikinci bir bina da (1907-1323) yılında yanmış olan Tuğayzadelerin pek büyük ve muntazam konaklarıdır. Cephesi güneye bakan bu iki katlı konağın enkazı ve yüksek duvarları hâlâ mevcuttur. Bu yangında Türk eserlerine ait pek çok silâhlar, halılar ve elbiselerle hesapsız eski avaninin dahi yanmış olduğu söylenmektedir. Konağın üst katında henüz yıkılmamış olan hamamın döşemeleri ve kapı dikmelerinin mermerden olduğuna bakılırsa konakta her türlü istirahat esbabı temin edilmişti. Konaklara bitişik ve yangından kurtulmuş; fakat bilâhara o da harap olmuş fevkaniğ selamlığı görmek Tuğayların eski debdebe ve daratının ne derece yüksek olduğunu anlamağa kati bir delildir.
Selâmlığın konaktan daha önce yapılmış olduğu ve hatta Kadı Abdurrahman Paşa ile edilen çarpışma sırasında Kadı Paşa tarafları tarafından muhasara edildiği anlaşılmakta ve bu çarpışmada atılan kurşunların izleri selâmlık duvarlarında hâlâ gösterilmektedir.
Selâmlığın işlenmiş pencere kapakları ile kapısını söktürerek müzemize hediye eden Bay Cemal Tuğayoğluna burada teşekkür etmeyi bir ödev sayarım.
Rivayete göre yanan konak, Kadı Paşa'nın meşhur vakasından sonra Tuğaylardan Ali ağa tarafından yaptırılmıştır. Konağın bahçesi çok geniş ve müteaddit havuzlarla bezenmiştir. Bahçenin birkaç kapısı vardır ki, birisinin yanı başında Selçuk yazılarına benzer bazı yazı parçaları görülüyor. Cümle kapısının yanı başında görülen bir kitabede yalnız ‘Tuğay zade Mehmet bin Mustafa’ kelimeleri okunabiliyor.
Yanan konakta Tuğaylar sülâlesinin tarihiğ vakalarını natık silsilenamelerin dahi yanmış olduğu ifade edilmektedir ki, cidden zayiattandır. Çünkü bu sülâlenin uzun müddet buralarda mühim roller oynadıkları şüphesizdir
Bu sülalenin birinci Bayezid zamanında Horasandan geldiği ve Kara İsalı aşireti ile birçok savaşlarda bulundukları ve oğlu Mehmet Bey’e kız verdiklerinden dolayı Kadı Abdurrahman Paşa ile araları açılarak çarpışmalar yaptıkları ve bu çarpışmada Antalya mütesellimi Tekelioğlu’nun kendileri ile müttefik bulunduğu söylenmektedir.
Sarılarda Tuğay sülalesine ait muntazam bir kabristan vardır ki, kabir taşlarının bazılarında atideki tarihler okunmaktadır: Süleyman ağa bin Mustafa 1117, İbrahim ağa bin Mehmet ağa 1180, Kethüda Mehmet ağa 1178, Mustafa ağa 1228, Gülizar 1222, Mehmet Reşit bin Ali 1258, Mehmet Ali bin Ali 1265, Ayşe Hanım binti Emin ağa 1280, Hacı Mehmet Emin Bey 1300. Kabir taşlarının birisinde:
Olıcak fermanı hak ister icabet davete
Emrine muti olan cümle ebrarı izzete
Azmedüp gitti bekayı milkine bir merdi sahi
El çeküp fâni cihandan erdi kurbi rahmete.
Hayatında ruzişep ikram ederdi âleme
Hanesinde nice kimse el sunardı nimete
Manavgat kazası Müdürü Tuğay zade merhum Ali efendinin ruhiçün fatiha 1279
Yukarda yazılı konağın bânisi bu zattır.”
Erten’in yazısının devamında Bucakşeyhler köyüne ait bilgiler verilmektedir.
Devamı var…