Antalya Halkevi Dergisi Türk Akdeniz örnekleminde 20. yüzyılın ilk yarısında sosyokültürel açıdan Manavgat [9]
Yazının Giriş Tarihi: 26.04.2025 18:16
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.04.2025 18:21
Önceki yazımızda S. Fikri Erten’in özellikle Side tarihi hakkında yazdığı tafsilatlı bilgileri vermiştik. Bu bölümde de Erten’in Side hakkında verdiği bilgilere devam ediyoruz:
“Surlara dikkat edilirse deniz tarafından bazı yerlerde traventilerden ve ekserisi Bresya taşlarından ibarettir. Lancekoronski'nin ifadesine göre surun cenup ucunda on metre arzında ve on beş metre tulûnda kısmı cenubisi müdevver harice doğru çıkmış ve yalnız alt tarafı bakiğ kalmış bir tek kule mevcuttur. Bugün işbu kulenin hiçbir escrine tesadüf edilememekte ise de kulenin şimal tarafında şark ile cenuptan gelen surların birleştiği noktada ve deniz kenarında yuvarlak ve cesim bir kule görülmektedir. Keza kahve ittihaz olunan yerin önünde mustatil bir kule kaidesine tesadüf edilir ki bu kulenin zemini kırmızı, beyaz ve kahve renkli muzayıklarla tezyin edilmiştir. Bu şekilde sağlam harçla dondurulmuş döşemelere şehrin daha birçok yerlerinde tesadüf olunmaktadır.
Kahvenin bir az garbinden itibaren şimale doğru uzanmış bir dalga kıran mevcuttur. Yüz metreden ziya de devam eden bu dalga kıranın Side limanı için yapılmış olduğu muhakkaktır. Sidenin müterakkiğ asırlarında burası mükemmel bir liman iken bugün bir kısmı kumlarla dolmuş ise de yine pek güzel istifade edilmektedir. İşbu limanın cenup, şark ve şimal cihetleri kapalı; garp tarafında dalga kıranla mahfuz bulunduğundan rüzgârlı ve fırtınalı zamanlarda kayık ve yelkenlileri tehdit etmediği cihetle ilk ve orta zamanlarında Side şehrinin deniz ticaretinde ileri gitmesine büyük bir sebep olmuştur.
Geniş ve dairevî olan bu lâtif koyun şimalinde kumlu ve temiz bir sahil görünür. Bu müstevi sarı kumlar üzerinde dağılan beyaz köpüklü dalgalar tatlı bir manzara teşkil etmektedir. Liman etrafında eskiden birçok kâşanelerin ve büyük ticarethanelerin sıralandığı enkazlarından anlaşılmaktadır. Burada garba doğru Antalya'ya kadar bütün sahil göründüğü gibi şimalden cenuba doğru uzanan Lisya'nın esmer renkli sıra dağları görülmektedir. Bu limanın biraz cenubunda dahi bir küçük liman mevcut idi. Fakat bu liman kumla dolmuş olduğundan istifade edilememektedir.
Side’nin cenup tarafındaki surlarda pek büyük metanet gösterilmiştir. Taşlar ikişer metreden ziyade uzun olarak yekdiğerine geçirilmiş olduğundan bu inşa tarzı ile denizin devamlı hücümlerine karşı gelinmiş olduğu anlaşılıyor. Bu metin surun arkasında da yetmiş santim arzında diğer bir istinad duvarı vardır ki bu hususta sarfedilen emek ve çekilen zahmetler hayrete şayandır.
Surun cenup kısmında görülen iki kıvrıntı yerinde bir mabet vardır: Bütün şehri kateden büyük caddenin başlanğıcı burasıdır. Burada bir kapının da bulunması ihtimali kavidir. Mabet bu kapının biraz şimalinde ve caddenin sol mebdeindedir.
Karadan çekilen surların üst katı baştan başa müdafaa mazgallariyle donadılmış ve surun arkasında birer istinadgâh yapılmıştır. Surun şark tarafı kâmilen murabba ve nisif daire şeklinde burçlarla tahkim edilmiş olup kalelerin arasında 35-60 metre kadar birer messfe bırakılmıştır. Beaufort, esas kapıdan başka biri garpta ve biri cenupta olarak daha iki kapı kaydediyorsa da bunlarım da izleri kalmamıştır.
Kalenin esas kapısı nimfeon'nun yanında görülüyor. Bu kapı, içeriye doğru nısıf daire şeklinde yapılmış olan duvarın ortasındadır ve dışardan medhalı darlatmak için iki taraf büyük burçlarla muhafaza edilmiştir. Kale içinde küçük yollardan başka iki büyük cadde görünüyor. Biri cenup garbide ve deniz kenarından başlayarak tiyatro yanında münferic bir zaviye teşkil ettikten sonra şimali şarkiye doğru uzanır. Diğeri şark tarafında ve cenuptan şimal istikametini takip ile kale kapısı yanında diğer cadde ile birleşir. Yerlere gömülmüş bu mükemmel caddelerin nihayetsiz sükûtu bugün insana havf ve dehşet vermektedir.
Portique olarak yapılan bu caddelerin iki tarafı muntazam üçer merdivenle yükseltmiş ve üstünde dokuz metre faslah sütunlarle tezyin edilmiştir. Sütunlar sıra ile cadde kenarını takip ettiği, yol kenarlarında yatmakta olan hesapsız sütun parçalarından ve kaidelerinden anlaşılmaktadır.
Garptaki caddenin mebdeinde mabed harabelerile birçok cesim bina harabeleri vardır. Burada hayret verici dokuz metre uzunluğunda ve doksan santim kutrunda oluklu ve pek beyaz mermer sütun gövdeleri vardır. 1,70-1,30 kutrunda sütun kaidelerine tesadüf edilmektedir. Granit sütunların irtifaı 4,60, kutru 54 santimdir.”
Devamı var…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Celâl Görgeç
Antalya Halkevi Dergisi Türk Akdeniz örnekleminde 20. yüzyılın ilk yarısında sosyokültürel açıdan Manavgat [9]
Önceki yazımızda S. Fikri Erten’in özellikle Side tarihi hakkında yazdığı tafsilatlı bilgileri vermiştik. Bu bölümde de Erten’in Side hakkında verdiği bilgilere devam ediyoruz:
“Surlara dikkat edilirse deniz tarafından bazı yerlerde traventilerden ve ekserisi Bresya taşlarından ibarettir. Lancekoronski'nin ifadesine göre surun cenup ucunda on metre arzında ve on beş metre tulûnda kısmı cenubisi müdevver harice doğru çıkmış ve yalnız alt tarafı bakiğ kalmış bir tek kule mevcuttur. Bugün işbu kulenin hiçbir escrine tesadüf edilememekte ise de kulenin şimal tarafında şark ile cenuptan gelen surların birleştiği noktada ve deniz kenarında yuvarlak ve cesim bir kule görülmektedir. Keza kahve ittihaz olunan yerin önünde mustatil bir kule kaidesine tesadüf edilir ki bu kulenin zemini kırmızı, beyaz ve kahve renkli muzayıklarla tezyin edilmiştir. Bu şekilde sağlam harçla dondurulmuş döşemelere şehrin daha birçok yerlerinde tesadüf olunmaktadır.
Kahvenin bir az garbinden itibaren şimale doğru uzanmış bir dalga kıran mevcuttur. Yüz metreden ziya de devam eden bu dalga kıranın Side limanı için yapılmış olduğu muhakkaktır. Sidenin müterakkiğ asırlarında burası mükemmel bir liman iken bugün bir kısmı kumlarla dolmuş ise de yine pek güzel istifade edilmektedir. İşbu limanın cenup, şark ve şimal cihetleri kapalı; garp tarafında dalga kıranla mahfuz bulunduğundan rüzgârlı ve fırtınalı zamanlarda kayık ve yelkenlileri tehdit etmediği cihetle ilk ve orta zamanlarında Side şehrinin deniz ticaretinde ileri gitmesine büyük bir sebep olmuştur.
Geniş ve dairevî olan bu lâtif koyun şimalinde kumlu ve temiz bir sahil görünür. Bu müstevi sarı kumlar üzerinde dağılan beyaz köpüklü dalgalar tatlı bir manzara teşkil etmektedir. Liman etrafında eskiden birçok kâşanelerin ve büyük ticarethanelerin sıralandığı enkazlarından anlaşılmaktadır. Burada garba doğru Antalya'ya kadar bütün sahil göründüğü gibi şimalden cenuba doğru uzanan Lisya'nın esmer renkli sıra dağları görülmektedir. Bu limanın biraz cenubunda dahi bir küçük liman mevcut idi. Fakat bu liman kumla dolmuş olduğundan istifade edilememektedir.
Side’nin cenup tarafındaki surlarda pek büyük metanet gösterilmiştir. Taşlar ikişer metreden ziyade uzun olarak yekdiğerine geçirilmiş olduğundan bu inşa tarzı ile denizin devamlı hücümlerine karşı gelinmiş olduğu anlaşılıyor. Bu metin surun arkasında da yetmiş santim arzında diğer bir istinad duvarı vardır ki bu hususta sarfedilen emek ve çekilen zahmetler hayrete şayandır.
Surun cenup kısmında görülen iki kıvrıntı yerinde bir mabet vardır: Bütün şehri kateden büyük caddenin başlanğıcı burasıdır. Burada bir kapının da bulunması ihtimali kavidir. Mabet bu kapının biraz şimalinde ve caddenin sol mebdeindedir.
Karadan çekilen surların üst katı baştan başa müdafaa mazgallariyle donadılmış ve surun arkasında birer istinadgâh yapılmıştır. Surun şark tarafı kâmilen murabba ve nisif daire şeklinde burçlarla tahkim edilmiş olup kalelerin arasında 35-60 metre kadar birer messfe bırakılmıştır. Beaufort, esas kapıdan başka biri garpta ve biri cenupta olarak daha iki kapı kaydediyorsa da bunlarım da izleri kalmamıştır.
Kalenin esas kapısı nimfeon'nun yanında görülüyor. Bu kapı, içeriye doğru nısıf daire şeklinde yapılmış olan duvarın ortasındadır ve dışardan medhalı darlatmak için iki taraf büyük burçlarla muhafaza edilmiştir. Kale içinde küçük yollardan başka iki büyük cadde görünüyor. Biri cenup garbide ve deniz kenarından başlayarak tiyatro yanında münferic bir zaviye teşkil ettikten sonra şimali şarkiye doğru uzanır. Diğeri şark tarafında ve cenuptan şimal istikametini takip ile kale kapısı yanında diğer cadde ile birleşir. Yerlere gömülmüş bu mükemmel caddelerin nihayetsiz sükûtu bugün insana havf ve dehşet vermektedir.
Portique olarak yapılan bu caddelerin iki tarafı muntazam üçer merdivenle yükseltmiş ve üstünde dokuz metre faslah sütunlarle tezyin edilmiştir. Sütunlar sıra ile cadde kenarını takip ettiği, yol kenarlarında yatmakta olan hesapsız sütun parçalarından ve kaidelerinden anlaşılmaktadır.
Garptaki caddenin mebdeinde mabed harabelerile birçok cesim bina harabeleri vardır. Burada hayret verici dokuz metre uzunluğunda ve doksan santim kutrunda oluklu ve pek beyaz mermer sütun gövdeleri vardır. 1,70-1,30 kutrunda sütun kaidelerine tesadüf edilmektedir. Granit sütunların irtifaı 4,60, kutru 54 santimdir.”
Devamı var…