Hava Durumu

Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangının yıl dönümünde Yaşar Kemal ve Manavgat [2]

Yazının Giriş Tarihi: 30.07.2025 09:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.07.2025 09:55

Manavgat’taki gezi ve röportajlarına devam eden Yaşar Kemal, eserinde ardıç ağacından nasıl keski yapıldığını, çam ağacının odunu ile kabuğu arasında bulunan ve soyularak yenilen yalamığı şiirsel bir dille anlatır. Burmahan’ı gerçekçi bir dille tanıtan Y. Kemal, köylülerle uzun uzun sohbet eder. Ormancılar ise köylülerin tarla açmak için ormanları bilinçli olarak yaktığını söyler. Boğulmuş ormanları gezen Y. Kemal, ormandan açma tarlaları tek tek gezer.

Burmahan’dan Düzağaç ve Kırkkavak köylerine giden Y. Kemal, burada aynı manzaralara rast gelir. Beşkonak Sütlüce arasını on beş günde gezen Y. Kemal, on kadar köyü dolaşır ve yüzlerce insanla görüşme gerçekleştirir. Kimi köylerde imamların bile orman suçundan mahkemeye verildiğini görür. Bozyaka ve Tazı’da da orman yangınlarının sebeplerini yerinde tespit eder. Ormancılarla köylüler arasında bir husumet olduğu görülmektedir. Farklı köyden olanlar da diğer köydekileri orman yakmakla, orman düşmanı olmakla suçlar. O dönemde orman yangınlarının temel sebebinin ekonomik olduğu görülmektedir. Köylüler yaşamlarını sürdürebilmek için tarla açmaya mecburdur.

Bolasan köyünde ilginç şeylerle karşılaşır Y. Kemal. Yaşlı bir orman mühendisi, ağaçları kesilmekten kurtarmak için kimi ağaçlara bez bağlamıştır. Köylüler de o ağacı ve bölgeyi kutsal saydığı için dokunamamaktadır. Böylelikle mühendis epey orman kurtarmış.

Köylülerin anlattığına göre, ormana zarar veren diğer bir faktör de keçilerdir. Çam ağaçlarının kabuklarını ve filizlerini yiyen keçileri köylüler aç kalmamak için beslemek zorundadır.

Ardından Y. Kemal, Yörüklerin yayladan dönüşünü adeta bir tablo gibi anlatır: “Yol boyunca ağır ağır bir renk cenneti taşınıyor. Develer bir renk cümbüşü içinde, dalgalana dalgalana, tozuta tozuta bol kasım güneşi altında ilerliyorlar. Develer değil, bir çiçek bahçesi, bir güneş bahçesi yürüyor. Kopmuş yürüyor. Akıyor. Kızların altınlarının parıltısı da caba...” (s. 148). Yörüklerin yaşadığı problemler de sayfalarca dile getirilir.

Daha sonra Y. Kemal, ormanla ilgili olmalarından dolayı Tahtacılarla da görüşür ve onları şu sözlerle tanıtır: “Tahtacıları çoğumuzun duymuşluğu vardır. Tahtacılar Toroslarda ağaç kesmek, tahta biçmekle geçinen bir obadır. Bunlar Maraş’tan Marmaris’e kadar olan dağlarda barınırlar. Tahtacılıktan başka bir iş görmezler. Olsun olmasın görmezler. Bugün de Orman İşletmelerinin ağaçlarını tahtacılar kesiyorlar. Yazın dağlarda, kışın sahildedirler.” (s. 155). Tahtacılar da Yörükler gibi, artık dönemlerinin kapandığından dem vurarak “Tahtacılık öldü.” derler.

Yaşar Kemal’in edindiği bilgilere göre, “1937’den, yani Devlet Orman İşletmesi kurulmadan önce müteahhitler ormanları insaf etmeden tıraş etmişler. Yangınlardan önce güney ormanlarını müteahhitler bitirmişler. Ve Suriyeye satmışlar. Mısıra satmışlar. Bütün Araplar yıllarca güney ormanlarını haraç mezat kullanmışlar.” Ormancıların şu iddiası ise oldukça dikkat çekicidir: “Türkiye’de ne kadar orman kanunu çıkmışsa her kanundan sonra bir orman tıraşlaması olmuştur. Ormanları orman kanunları bitirmiştir.” (s. 157).

Bir millî mesele olan ormanla dertlenip çözüm yolları arayan Yaşar Kemal, günümüze de önemli mesajlar iletmektedir. Ele aldığımız eser, döneminin panoramasını sunması açısından büyük bir önem taşımaktadır. Kendisine minnettarız. Yazımızda faydalandığımız eserin künyesi şöyledir: Kemal, Yaşar (2020). Yanan Ormanlarda 50 Gün- Bu Diyar Baştanbaşa 2. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Bugün, büyük Manavgat yangının üzerinden dört yıl geçmiş olsa da bu acının külleri hâlâ soğumadı. Yanan ormanların yerine dikilen fidanlar büyümeye başladı, ama ekosistemin kendini toparlaması belki on yıllar alacak. İnsan hafızasında açılan o büyük yara ise çok daha uzun süre kanayacak gibi görünüyor. Bu yüzden bugün, doğaya sahip çıkmak artık bir tercih değil, bir mecburiyet.  Unutmayalım, “Doğa insansız da yaşar, ama insan doğasız yaşayamaz.” Anlaşılan o ki, yanan her ağacın ardından sadece bir fidan değil, yeni bir bilinç dikmek zorundayız.

Sevgiyle kalın…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.