Manavgat, yalnızca eşsiz doğal güzellikleri ve tarihî mirasıyla değil, son zamanlarda kadın sanatçıların öncülüğünde gerçekleştirilen sanatsal etkinliklerle de adından söz ettirmektedir. Manavgat, geçmişten bugüne farklı kültürlerin bir araya geldiği bir yer olarak sanatsal birikim açısından da güçlü bir temele sahip. Side ve Melas (Manavgat) ırmağının anlatıldığı ilk şiiri yazan Bilitis’in 2500 yıl önce bu topraklarda yaşayan bir kadın şair olduğunu da hatırlamak gerek. Günümüzde de kadınların öncülüğünde şekillenen sanatsal projeler, Manavgat’ı sadece bir turizm merkezi olmaktan çıkarıp bir kültür-sanat odağı hâline getirecektir.
Kentimizde yaşayan pek çok kadın sanatçı olsa da bugünkü yazımda güncellik açısından sadece kasım ayında yaptıklarıyla ön plana çıkan yalnızca birkaç kadın sanatçıya yer vereceğim. Bunlardan ilki, Kültür Bakanlığı Sanatçısı, halk ozanı ve yazar kimliklerini taşıyan Gülşen Yıldırım Karahanlı Hanımefendi. “Ben Yörük kızıyım, Manavgatlıyım!” diyecek kadar kentimizi benimseyen, “Ağarmış Toroslar borandan kardan/ Akdeniz’in beli eli Manavgat/ Yüreğimde sevdan ateşten kordan/ Akdeniz’in alı balı Manavgat” diyerek kentimize türküler yakan Gülşen Yıldırım Karahanlı Hanımefendi’ye burada yer vermemin sebebi, Musa Eroğlu’nun kasım ayında yeni çıkan bir parçasıdır. Gülşen Yıldırım Karahanlı Hanımefendi’nin yazdığı “Yükü Ağırdır” şiiri, Ahmet Ozansoy tarafından bestelenip değerli sanatçımız Musa Eroğlu tarafından seslendirildi ve dijital mecralarda yayımlandı. Kendisiyle ne kadar gurur duysak azdır.
Bahsedeceğim ikinci isim ise Leyla Bacaksız Hanımefendi. Mersin’de dünyaya gelip uzun yıllardır kentimizde yaşayan Bacaksız’ın yazdığı “Bilime Engelsiz Seyahat” adlı çocuk oyununun prömiyeri 14 Kasım’da Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Manavgat Belediyesi Kent Tiyatrosu (MAKET), 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne özel olarak tekrar sahneye koydu. 15 Aralık tarihinde üçüncü kez sahnelenen ve MAKET Genel Sanat Yönetmeni Kosta Kortidis’in yönettiği “Bilime Engelsiz Seyahat”, hayatın sıkıntılarından ve zorluklarından bunalmış bir kız çocuğunun hikâyesini konu alıyor. Leyla Hanımefendi’yi içtenlikle tebrik ederim.
Burada bahsedeceğim diğer isimler ise eğitimci-sanatçı Saide Çetinel Mersin ve eğitimci-yazar Ayşe Kaya Hanımefendi. Bu iki sanatçının geliştirdiği “Manavgat’a Sihirli Dokunuşlar Projesi” yine kasım ayında faaliyetlerine başladı. Toplumda çevre bilincini yaygınlaştırmanın amaçlandığı proje, Manavgat Belediyesinin desteği ve izniyle gerçekleşiyor. Kadın sanatçılar, Manavgat’taki çöp konteynırlarına ve çöp kovalarına doğa temalı resimler çizmeye başladılar. Böylece çöplerin etrafa değil kovalara atılmasını sağlamak için daha dikkat çekici hâle getirecekler. Gökyüzünün mavisinin yeryüzünün yeşilliğiyle yarıştığı bir kent olan Manavgat’ı bir tuvale dönüştürmeyi düşünüyorlar. Manavgat’taki kadın sanatçılar, sanatın birleştirici gücünü toplumsal fayda için kullanarak hem bireysel hem de kolektif düzeyde ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Var olsunlar!
Bu projeden bahsetmişken Ayşe Kömür Kaya Hanımefendi’ye ayrı bir yer vermek istiyorum. 21 Kasım tarihinde AKM’de Öğretmenler Günü kutlamaları kapsamında Ayşe öğretmenin zorlu hayat mücadelesini, öğretmenliğe atılışını anlatan “Kara Elmas” belgesel filmini izledik. Belgeselin yönetmenliğini yine bir kadın, Deniz Çankaya Salmanlı gerçekleştirmiş. Hikâyenin kahramanı Kömür Ayşe, yedi çocuklu fakir, ama mutlu bir ailenin beşinci çocuğudur. Okula giderken soyadıyla çokça dalga geçmişlerdi. Bir gün tarih öğretmeni onu ağlarken görmüş ve şöyle demiş: “Kömür ne demek biliyor musun? Sen kara elmassın.” Bu sözler onda büyük bir değişimin kıvılcımı olmuştu. Sonradan öğrendi ki, “karbonlar yan yana dizilince kömür, üst üste dizilirse elmas oluyordu.” Felsefe hocası, “Kötü duygular insanı yataylaştırır, iyi duygular ise dikeyleştirir.” diye anlatmıştı. Ayşe çocukluğundaki Kömür Ayşe’yle o gün barışmıştı. Dikeyleşmeye çalışan bir kadının hikâyesini izledik orada.
Burada bahsedeceğim son kişi ise henüz 4. sınıfta iken ilk kitabı çıkan, Beril Berra Özel. “Kelebeklerin Macerası” kendisi küçük hayalleri ve kalbi kocaman yazarımızın ilk kitabı. Bu vesileyle, tekrar yazarlık yolunda attığı bu adım için tebrik eder, hayal gücü ve kaleminden dökülen sözleriyle edebiyat yolunda başarılarının daim olmasını dilerim.
Bu yazıyla kentimizde sadece kasım ayında dahi müzik, tiyatro, resim, sinema ve edebiyat gibi sanatın pek çok dalında kadınlar tarafından ne kadar güzel ürünler ortaya konulduğunu anlatmak istedim. Eksiği vardır, fazlası yoktur. Kadınların sanattaki başarılarının devam etmesi, görünür hâle gelmesi, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının destekleriyle daha anlamlı hâle gelecek ve Manavgat’ın sanatsal kimliğinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlayacaktır. Kadın sanatçıların üretimleri, kentin sanatsal kimliğini sadece yerelde değil, ulusal ve uluslararası ölçekte de tanınır hâle getirecektir. Burada andığım, anamadığım tüm kadınlara kentimize kattıkları değer için ayrı ayrı teşekkür ederim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Celâl Görgeç
Kadın sanatçılarıyla öncü bir kent: Manavgat
Manavgat, yalnızca eşsiz doğal güzellikleri ve tarihî mirasıyla değil, son zamanlarda kadın sanatçıların öncülüğünde gerçekleştirilen sanatsal etkinliklerle de adından söz ettirmektedir. Manavgat, geçmişten bugüne farklı kültürlerin bir araya geldiği bir yer olarak sanatsal birikim açısından da güçlü bir temele sahip. Side ve Melas (Manavgat) ırmağının anlatıldığı ilk şiiri yazan Bilitis’in 2500 yıl önce bu topraklarda yaşayan bir kadın şair olduğunu da hatırlamak gerek. Günümüzde de kadınların öncülüğünde şekillenen sanatsal projeler, Manavgat’ı sadece bir turizm merkezi olmaktan çıkarıp bir kültür-sanat odağı hâline getirecektir.
Kentimizde yaşayan pek çok kadın sanatçı olsa da bugünkü yazımda güncellik açısından sadece kasım ayında yaptıklarıyla ön plana çıkan yalnızca birkaç kadın sanatçıya yer vereceğim. Bunlardan ilki, Kültür Bakanlığı Sanatçısı, halk ozanı ve yazar kimliklerini taşıyan Gülşen Yıldırım Karahanlı Hanımefendi. “Ben Yörük kızıyım, Manavgatlıyım!” diyecek kadar kentimizi benimseyen, “Ağarmış Toroslar borandan kardan/ Akdeniz’in beli eli Manavgat/ Yüreğimde sevdan ateşten kordan/ Akdeniz’in alı balı Manavgat” diyerek kentimize türküler yakan Gülşen Yıldırım Karahanlı Hanımefendi’ye burada yer vermemin sebebi, Musa Eroğlu’nun kasım ayında yeni çıkan bir parçasıdır. Gülşen Yıldırım Karahanlı Hanımefendi’nin yazdığı “Yükü Ağırdır” şiiri, Ahmet Ozansoy tarafından bestelenip değerli sanatçımız Musa Eroğlu tarafından seslendirildi ve dijital mecralarda yayımlandı. Kendisiyle ne kadar gurur duysak azdır.
Bahsedeceğim ikinci isim ise Leyla Bacaksız Hanımefendi. Mersin’de dünyaya gelip uzun yıllardır kentimizde yaşayan Bacaksız’ın yazdığı “Bilime Engelsiz Seyahat” adlı çocuk oyununun prömiyeri 14 Kasım’da Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Manavgat Belediyesi Kent Tiyatrosu (MAKET), 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne özel olarak tekrar sahneye koydu. 15 Aralık tarihinde üçüncü kez sahnelenen ve MAKET Genel Sanat Yönetmeni Kosta Kortidis’in yönettiği “Bilime Engelsiz Seyahat”, hayatın sıkıntılarından ve zorluklarından bunalmış bir kız çocuğunun hikâyesini konu alıyor. Leyla Hanımefendi’yi içtenlikle tebrik ederim.
Burada bahsedeceğim diğer isimler ise eğitimci-sanatçı Saide Çetinel Mersin ve eğitimci-yazar Ayşe Kaya Hanımefendi. Bu iki sanatçının geliştirdiği “Manavgat’a Sihirli Dokunuşlar Projesi” yine kasım ayında faaliyetlerine başladı. Toplumda çevre bilincini yaygınlaştırmanın amaçlandığı proje, Manavgat Belediyesinin desteği ve izniyle gerçekleşiyor. Kadın sanatçılar, Manavgat’taki çöp konteynırlarına ve çöp kovalarına doğa temalı resimler çizmeye başladılar. Böylece çöplerin etrafa değil kovalara atılmasını sağlamak için daha dikkat çekici hâle getirecekler. Gökyüzünün mavisinin yeryüzünün yeşilliğiyle yarıştığı bir kent olan Manavgat’ı bir tuvale dönüştürmeyi düşünüyorlar. Manavgat’taki kadın sanatçılar, sanatın birleştirici gücünü toplumsal fayda için kullanarak hem bireysel hem de kolektif düzeyde ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Var olsunlar!
Bu projeden bahsetmişken Ayşe Kömür Kaya Hanımefendi’ye ayrı bir yer vermek istiyorum. 21 Kasım tarihinde AKM’de Öğretmenler Günü kutlamaları kapsamında Ayşe öğretmenin zorlu hayat mücadelesini, öğretmenliğe atılışını anlatan “Kara Elmas” belgesel filmini izledik. Belgeselin yönetmenliğini yine bir kadın, Deniz Çankaya Salmanlı gerçekleştirmiş. Hikâyenin kahramanı Kömür Ayşe, yedi çocuklu fakir, ama mutlu bir ailenin beşinci çocuğudur. Okula giderken soyadıyla çokça dalga geçmişlerdi. Bir gün tarih öğretmeni onu ağlarken görmüş ve şöyle demiş: “Kömür ne demek biliyor musun? Sen kara elmassın.” Bu sözler onda büyük bir değişimin kıvılcımı olmuştu. Sonradan öğrendi ki, “karbonlar yan yana dizilince kömür, üst üste dizilirse elmas oluyordu.” Felsefe hocası, “Kötü duygular insanı yataylaştırır, iyi duygular ise dikeyleştirir.” diye anlatmıştı. Ayşe çocukluğundaki Kömür Ayşe’yle o gün barışmıştı. Dikeyleşmeye çalışan bir kadının hikâyesini izledik orada.
Burada bahsedeceğim son kişi ise henüz 4. sınıfta iken ilk kitabı çıkan, Beril Berra Özel. “Kelebeklerin Macerası” kendisi küçük hayalleri ve kalbi kocaman yazarımızın ilk kitabı. Bu vesileyle, tekrar yazarlık yolunda attığı bu adım için tebrik eder, hayal gücü ve kaleminden dökülen sözleriyle edebiyat yolunda başarılarının daim olmasını dilerim.
Bu yazıyla kentimizde sadece kasım ayında dahi müzik, tiyatro, resim, sinema ve edebiyat gibi sanatın pek çok dalında kadınlar tarafından ne kadar güzel ürünler ortaya konulduğunu anlatmak istedim. Eksiği vardır, fazlası yoktur. Kadınların sanattaki başarılarının devam etmesi, görünür hâle gelmesi, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının destekleriyle daha anlamlı hâle gelecek ve Manavgat’ın sanatsal kimliğinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlayacaktır. Kadın sanatçıların üretimleri, kentin sanatsal kimliğini sadece yerelde değil, ulusal ve uluslararası ölçekte de tanınır hâle getirecektir. Burada andığım, anamadığım tüm kadınlara kentimize kattıkları değer için ayrı ayrı teşekkür ederim.