"Kalkan ile Kaputaş’ın (Kapıtaş’ın) Arası" türküsü, bugünlerde sosyal medyada yeniden popüler hâle geldi. Hasan Kalkan’ın yaktığı ağıt formundaki bu türkünün yöresi Antalya / Kaş-Kalkan’dır. Hamdi Özbay tarafından derlenerek TRT Türk halk müziği repertuvarına (No: 4111) dâhil edilen bu türkünün hikâyesi anlatılırken Halil adlı bir yiğidin Kaputaş̧ yolu yapımında meydana gelen iş kazasında hayatını kaybeden işçilerden biri olduğu iddia edilmektedir. Ancak, durum böyle değil. Ölen kişiler arasında Halil diye birisi bulunmuyor. Öncelikle bu ağıdın sözlerine bakalım, ardından hikâyesine geçelim.
"Kalkan ile Kapıtaş’ın arası Yol mu bulamadı dağlar arası Halil’im düşmüş de elde çapası
Halil'ime kement bağlayamadım Halil'im düşmüş̧ de toplayamadım Her yanları ganlı paklayamadım Bağlantı
Adı taş üstüne yazılı galdı Curası duvarda asılı galdı Hörü'sü ardında yasılı galdı Bağlantı"
Gerçekten de Antalya’nın Kaş ilçesinde yer alan Kaputaş mevkisinde 1960'lı yıllarda Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda bir yol yapım çalışması gerçekleştirilmiştir. 1962 ve 1963 yılında gerçekleşen iki iş kazasında 4 işçi yaşamını yitirmiştir. 17 Kasım 1962 tarihinde vukua gelen kazada 1945 doğumlu Hasan Şahin, 1933 doğumlu Mahmut Erdoğan, 1931 doğumlu Mehmet Teker; 21 Mart 1963 tarihinde meydana gelen kazada ise 1928 doğumlu Mehmet Karagül vefat etmiştir. Bu dört şehidin cenazeleri, Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü tarafından bugünkü adıyla Kaş Merkez Yüzbaşı Hasan Fehmi Sokullu Mezarlığının kuzeybatı köşesinde toprağa verilmiştir.
Türkünün nasıl ortaya çıktığıyla ilgili gerçeği ise bu türküyü yakan Hamdi Kalkan’dan dinleyelim: “Herhalde Kalkan'dan Kaş’a yolculuğunuz olmuştur. Kapıdaş Deresi'ni bilirsiniz. Kanyonunu bilirsiniz. O kanyondan o yolu geçirirken dört tane işçimiz ölmüştü 1960'lı yıllarda. Ben daha o zaman yeni yetme çocuğum. Bizim Kalkan tarafında böyle olaylar olmaz. Olunca da hakikaten baya bir sorun olur. İnsanlar ağlar, cızgırır, bağırır, yas tutar. Biz de iki çocuk, hadi o tarafa doğru herkes gidiyor, biz de yürüdük, gittik vardık. Bir kadın gördüm ben. Sırtını taşa dayamış̧, şöyle kayaya. ‘Halil'im, ah Halil'im’ diye ağıt yakıyor. Kadının gözünün yaşları kurumuş̧ artık, bitmiş̧. Biz varınca kadar tabii ne zaman başladı ağlamaya, kim ne kadıncağız. Dizlerini dövüyor ‘Halil'im’ diye. Öyle kalmış̧ benim aklımda o. Yıllar sonra Halil'in türküsü̈ oldu. Ama orada Halil isimde bir kimse yok. Mesela Hasan var, ben Hasan demedim. Ben o kadının Halil'ini dedim. Ama o kadının Halil'i kim idi, hangisiydi bilmiyorum.”
Kısacası, bu türkü, Kaputaş mevkiinde meydana gelen iş kazasına giden sanatçımızın orada denk geldiği bir kadının ağıtlarından etkilenmesiyle yazılmıştır; ancak, doğrudan doğruya burada yaşamını yitiren işçileri anlatmamaktadır. Gerçek ne olursa olsun, bir vesileyle popülerleşen bu türkü sayesinde tarihî bir olayı hatırlamış olduk. Bu güzel türkü aracılığıyla Halil’e, yaşamını yitiren işçilere rahmet; yakınlarına ve sevenlerine tekrar baş sağlığı diliyoruz.
Sevgiyle kalın, dostça kalın…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Celâl Görgeç
"Kalkan ile Kaputaş’ın Arası" türküsü ve hikâyesi
"Kalkan ile Kaputaş’ın (Kapıtaş’ın) Arası" türküsü, bugünlerde sosyal medyada yeniden popüler hâle geldi. Hasan Kalkan’ın yaktığı ağıt formundaki bu türkünün yöresi Antalya / Kaş-Kalkan’dır. Hamdi Özbay tarafından derlenerek TRT Türk halk müziği repertuvarına (No: 4111) dâhil edilen bu türkünün hikâyesi anlatılırken Halil adlı bir yiğidin Kaputaş̧ yolu yapımında meydana gelen iş kazasında hayatını kaybeden işçilerden biri olduğu iddia edilmektedir. Ancak, durum böyle değil. Ölen kişiler arasında Halil diye birisi bulunmuyor. Öncelikle bu ağıdın sözlerine bakalım, ardından hikâyesine geçelim.
"Kalkan ile Kapıtaş’ın arası
Yol mu bulamadı dağlar arası
Halil’im düşmüş de elde çapası
Bağlantı:
Halil'im Halil’im garip Halil'im
Yar başından düşmüş̧ ölmüş̧ Halil'im
Halil'ime kement bağlayamadım
Halil'im düşmüş̧ de toplayamadım
Her yanları ganlı paklayamadım
Bağlantı
Adı taş üstüne yazılı galdı
Curası duvarda asılı galdı
Hörü'sü ardında yasılı galdı
Bağlantı"
Türkünün nasıl ortaya çıktığıyla ilgili gerçeği ise bu türküyü yakan Hamdi Kalkan’dan dinleyelim: “Herhalde Kalkan'dan Kaş’a yolculuğunuz olmuştur. Kapıdaş Deresi'ni bilirsiniz. Kanyonunu bilirsiniz. O kanyondan o yolu geçirirken dört tane işçimiz ölmüştü 1960'lı yıllarda. Ben daha o zaman yeni yetme çocuğum. Bizim Kalkan tarafında böyle olaylar olmaz. Olunca da hakikaten baya bir sorun olur. İnsanlar ağlar, cızgırır, bağırır, yas tutar. Biz de iki çocuk, hadi o tarafa doğru herkes gidiyor, biz de yürüdük, gittik vardık. Bir kadın gördüm ben. Sırtını taşa dayamış̧, şöyle kayaya. ‘Halil'im, ah Halil'im’ diye ağıt yakıyor. Kadının gözünün yaşları kurumuş̧ artık, bitmiş̧. Biz varınca kadar tabii ne zaman başladı ağlamaya, kim ne kadıncağız. Dizlerini dövüyor ‘Halil'im’ diye. Öyle kalmış̧ benim aklımda o. Yıllar sonra Halil'in türküsü̈ oldu. Ama orada Halil isimde bir kimse yok. Mesela Hasan var, ben Hasan demedim. Ben o kadının Halil'ini dedim. Ama o kadının Halil'i kim idi, hangisiydi bilmiyorum.”
Kısacası, bu türkü, Kaputaş mevkiinde meydana gelen iş kazasına giden sanatçımızın orada denk geldiği bir kadının ağıtlarından etkilenmesiyle yazılmıştır; ancak, doğrudan doğruya burada yaşamını yitiren işçileri anlatmamaktadır. Gerçek ne olursa olsun, bir vesileyle popülerleşen bu türkü sayesinde tarihî bir olayı hatırlamış olduk. Bu güzel türkü aracılığıyla Halil’e, yaşamını yitiren işçilere rahmet; yakınlarına ve sevenlerine tekrar baş sağlığı diliyoruz.
Sevgiyle kalın, dostça kalın…