Hava Durumu

Manavgat türküleri [1]

Yazının Giriş Tarihi: 15.10.2025 06:55
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.10.2025 06:57

Başlığı okuyunca kimilerinin “Manavgat’ın türküsü mü var?” dediğini duyar gibiyim. Cevap: Var! Hem de düşündüğünüzden çok daha fazlasıyla…

Türküler, Türk halk edebiyatının en yaygın ve köklü sözlü anlatım türlerindendir. Halkın sevinç, üzüntü, özlem, aşk, kahramanlık, gurbet, ölüm, doğa gibi duygu ve düşüncelerini yalın, içten ve ezgiyle bütünleşmiş bir biçimde dile getiren şiirsel bir halk müziği ürünüdür. Sivas, Kırşehir, Malatya, Erzurum, Şanlıurfa gibi illerimiz, türkülerinin çokluğuyla bilinse de türküsü olmayan yöremiz yok gibidir. Aslında pek çok türküye sahip olsa da bilinmeyen, yaygınlaşamayan bölgelerimiz de bulunmaktadır: Manavgat gibi.

Manavgat, yalnızca doğal ve tarihî güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin halk kültürü geleneğiyle de dikkat çekmektedir. Manavgat ve çevresi halk kültüründe önemli olaylar, acılar, ayrılıklar, sevgiler üstüne irticalen söylenen sözlü halk edebiyatı ürünlerine “yakım” denilmektedir. Yani, kabaca “türkü”nün yöremizdeki karşılığı denilebilir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen “10. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi”ne Prof. Dr. Fatih Uslu Hocamla birlikte “Manavgat ve çevresi halk kültüründe yakım, yakımcılık ve yakım yakmak terimleri üzerine disiplinler arası bir inceleme” başlıklı bir bildiriyle katılmış ve Manavgat’a ait birkaç türküyü bilim dünyasının dikkatine sunmuştuk.

Bireysel olarak hazırladığım başka bir araştırmada Manavgat’a ait 20’den fazla türkünün olduğunu tespit ettim. Bu, bir ilçe için azımsanamayacak bir sayıdır. Taşağıl yöresi, halk ezgileri konusunda öne çıkmaktadır ve hakkında bir yüksek lisans tezi dahi hazırlanmıştır. [Bkz. Yöntem, Ç. (2020). Manavgat Taşağıl mahallesi müzik pratikleri. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi. Afyon Kocatepe Üniversitesi.]

İlçemizde yaşayan Tahtacılar da sözlü halk edebiyatı unsurları açısından zengin bir geleneğe sahiptir ve semahlarda söylenen deyişleri, düğünlerde söylenen/dönülen “mengi”leri de bu bağlamda değerlendirmek mümkündür. Tahtacılardaki mengi geleneği hakkında da bir yüksek lisans tezi hazırlanmıştır. [Bkz. Bayat, H.B. (2019). Tahtacı düğünlerinde semah dönmek: Antalya ili Manavgat ilçesi Kalemler köyü örneği. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi. Akdeniz Üniversitesi.]

Burada, özellikle Yörükler arasında yaygın olan “boğaz çalma” geleneğine ve “ıklık” çalgısına da değinmek isterim. Iklık, en eski Türk yaylı çalgısıdır ve Anadolu’da sadece bizim yöremizde yaşamaktadır. Bu durum, kültürel açıdan ne kadar köklü bir geleneğe sahip olduğumuzun da göstergesidir. TRT sanatçısı Uğur Önür, 2021 yılında “Iklık” adlı bir albüm hazırlayarak bu çalgının ve yöremizin türkülerinin tanıtılmasına büyük bir katkı sağlamıştır, var olsun. Bu albümde Manavgat’tan derlenen iki türküye de yer verilmiştir. Zerk köyünden Gülistan Katter ebemizin çaldığı boğaz havası da kadim bir geleneği tekrar hatırlatmıştır.

“Tanrı Dağları’ndan Toroslar’a uzanan uzun göç yolculuğunun neticesinde, Antalya ve Isparta’nın ortak yaylalarından Anamas ve çevresindeki Yörüklerle günümüze kadar taşınmış iki telli yaylı bir çalgı olan ıklık; Kazak ve Kırgızlara göre kopuzu icat eden büyük Türk ulusu Korkut Ata’nın elinde halka öğüt, yiğitlere güç veren kutlu ve ilahî bir sesti. Eski Türklerdeki Şaman baksıların ayin, fal, sihir ve tedavide kullandığı bu kutlu ses, ulu ozanın elinde ıklıyor, iniliyor, kişniyor, yas tutuyor, adeta konuşuyordu. Iklayan bu kutlu kopuz, Hakas Türklerinde “ıh” ya da “ıyık”, Tuva Türklerinde “igil”, Kırgızistan’da “kıl kıyak”, Türkmenistan’da “gıcek” ve Anadolu’daki Yörüklerde “ıklık” adıyla yaşamaktadır. Iklığın kutsal kayın ağacından gövdesi, deri gerilmiş su kabağı ile birleşir. At kuyruğundan tellerine yay dokununca kutlu sesine kavuşur, ıklamaya başlar. Yörük ozanların elinde bu çalgı dertlerini, öğütlerini, özlemlerini, sevdalarını dile getirdikleri aşık sazı olmuştur. Yörük kızları da bu sevdaya karşılık verebilmek için Orta Asya’dan taşıdıkları boğaz çalma geleneğini sürdürürmüşlerdir. Boğaz havaları; ıklık çalgısı ile çalınan ezgi dağarcığının büyük bölümünü oluşturan, günümüze kadar aktarılmış kadim ezgilerdir.

Toroslardaki Yörüklerin yaşamlarındaki önemli müzik türlerinden birisi olan boğaz havaları, ıklık çalgısının ezgi dağarcığını besleyen en zengin kaynaktır. Özellikle yayla kültüründe, Yörük kızları erkeklerin çalgısına cevaben, boğazlarını çalgı gibi kullanarak Teke yöresine has diyebileceğimiz bir gelenek ortaya çıkarmışlardır. Bunu geçmişte, Türk şaman ve baksıların eski dinî törenlerinde çıkardığı gizemli sesler ve ezgiler olarak da nitelendirebiliriz.” (*Son iki paragraf, Uğur Önür’ün albüm tanıtım yazısından alınmıştır.)

Ayrıca Manavgat’ımızda Âşık Veli Deniz ve Remzi İşbilir gibi, değerli halk ozanlarımızın da olduğunu belirtmek isterim. Âşık Veli Deniz hakkında bir lisans bitirme çalışması da yapılmıştır. [Bkz. Öz, H. (1997). Manavgatlı halk âşığı Veli Deniz (hayatı-sanatı-şiirleri). Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü.]

***

Sonraki yazımızda Manavgat türkülerinden örnekler verilerek değerlendirmelerde bulunulacaktır.

Sevgiyle, türkülerle kalın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.