Hava Durumu

“Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var bu dünyada.”

Yazının Giriş Tarihi: 18.06.2025 08:55
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.06.2025 08:56

Haziran… Yaz mevsiminin ilk ayı olmasının yanı sıra doğamız için de pek çok farkındalık teması içeren güne sahip: 5 Haziran Dünya Çevre Günü, 8 Haziran Dünya Okyanus Günü, Toprak Bayramı ve Toprak Haftası, 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü gibi… Yılın en uzun gündüzü ve en kısa gecesinin yaşandığı 21 Haziran Yaz Gündönümü (ekinoks) de yine bu ay içerisinde… Bu ay içerisinde doğayı daha çok akla getirmek gerek, belki de…

***

Ben de bugünkü yazımı Hayrettin Karaca, namıdiğer Toprak Dede’nin “Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var bu dünyada. Paran varsa bile tüketmeye hakkın yok.” cümlesinden hareketle yazmak ve sizlere Türkiye’nin en büyük doğa vakfı olan TEMA’yı tanıtmak istedim.

Hayrettin Karaca’nın sade, ama sarsıcı sözleri, insanın yeryüzündeki sorumluluğunu birkaç kelimeyle özetler: “Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var bu dünyada. Paran varsa bile tüketmeye hakkın yok.” Bu cümle, çağımızın unutmaya yüz tuttuğu bir hakikati hatırlatır: Varlık, yalnızca kişisel mülkiyet değil; ortak bir sorumluluktur. Çağdaş insan, sahip olduklarını kazanılmış hak gibi görmeye eğilimlidir. Bilgiyi bilenin zekâsının, parayı çalışkanlığın ya da şansın bir sonucu olarak yorumlar. Oysa Karaca’nın sözleri, sahip olduğumuz her şeyin aslında birer emanet olduğunu gösterir. Bilgi, sadece bilmek için değil, paylaşmak için anlamlıdır ve kıymetlidir. Varlık, yalnızca tüketmek için değil, çoğaltmak ve yaymak içindir.

“Paran varsa bile tüketmeye hakkın yok.” ifadesi, tüketim kültürünün sorgusuzca kabullenildiği bir dönemde yankılanan bir vicdan çağrısı gibidir. Çünkü doğa, insanın israfına göre değil, dengesine göre işler. Her fazla tüketim, başka bir yerde bir eksilmeye; her bencilce sahipleniş, başka bir canlının yaşam hakkına tecavüze dönüşür. Zenginlik, başkasının yoksulluğuna göz yumarak sürdürülemez.

Bilenin bilmeyene borcu vardır; çünkü bilgi bir ayrıcalık değil, bir köprüdür. Öğrenilen her şey, bir başka zihni aydınlatmak için vardır. Sessiz kalan bilginin, karanlıkla iş birliği yaptığı çağlarda yaşadık biz. Bilgi, paylaşıldıkça çoğalır. Aksi hâlde kibir üretir, eşitsizlik doğurur.

Karaca’nın sözleri aynı zamanda bir çağrıdır: Dayanışmaya, paylaşmaya, bilgelikle tüketmeye ve tüketimden arınarak yaşamaya. Onun temsil ettiği doğa sevgisi ve sade yaşam felsefesi, modern dünyanın bencilce hızlılığını yavaşlatma teklifidir. Çünkü bu dünya, sadece bizim değil. Ağaçların, kuşların, toprakta sessizce yürüyen karıncaların ve henüz doğmamış çocukların da hakkı var bu yeryüzünde. İnsanın en büyük erdemi, gücü olduğu hâlde onu kullanmamayı seçebilmesidir. Bu yüzden paran varsa bile her şeye sahip olamazsın. Bilgin varsa bile susmayı, anlatmayı; imkânın varsa bile paylaşmayı öğrenmelisin. Çünkü insan, yalnızca kendinden değil, başkalarından da sorumludur ve bu dünya, hepimizin ortak mirasıdır.

***

Toprak Dede Hayrettin KARACA ile Yaprak Dede A. Nihat GÖKYİĞİT, 11 Eylül 1992 tarihinde Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı’nı kurdu. Şu anda 1 milyon 200 bini aşkın gönüllüyle bir halk hareketine dönüşen TEMA Vakfı’nın varoluş nedeni, yaşama yani toprağa sahip çıkmak ve onu korumaktır. Çünkü toprak hepimizin yuvası, gıdamızın %95’inin doğrudan ya da dolaylı kaynağı, habitatlarımızın dayanıklılık kaynağıdır. Okyanuslardan sonraki en büyük karbon yutağı olarak toprak, iklim krizi ile mücadelenin de önemli bir aktörüdür. Toprağımız varsa ormanımız, tarımımız, meralarımız ve hayvancılığımız var. Toprağın 1 santimetresinin oluşması için 500 yıl gerekirken her yıl 642 milyon ton toprağımız erozyona uğruyor. Yaşama ve dolayısıyla toprağa sahip çıkmayı amaç edinmiş TEMA Vakfı’nın varoluş nedeni toprağı korumaktır.

Unutmamalıyız ki doğa, insanın hizmetkârı değil; insan doğanın bir parçasıdır. Ağaçlar gölge verdiği için değil, varlıklarıyla dünyanın dengesini kurdukları için değerlidir. Toprak, yalnızca üzerinde yürüdüğümüz değil, besinimizi, nefesimizi, yaşamımızı borçlu olduğumuz en büyük mirastır. Onu hoyratça kullanmak, geleceğimizi hoyratça tüketmektir. Bu yüzden doğayı korumak, sadece çevrecilik değil; insanca yaşamanın, vicdanla var olmanın gereğidir. Her damla su, her yeşil yaprak, her sessiz orman bize şunu fısıldar: “Sahip olduğun değil, koruduğun kadar insansın.”

Ben de bu vesileyle tüm doğaseverlere ve Manavgat’ımızda doğa bilinciyle sevgisinin oluşması için çok uzun yıllardır çaba gösteren TEMA Vakfı Manavgat İlçe Sorumlusu Sn. Şenay MALBORA’ya en kalbî duygularla teşekkür ediyorum.

Sevgiyle kalın…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.