Hava Durumu

 “Sırça Köşkte Oturanlar” yahut “İçinizde kim günahsızsa ilk taşı o atsın!”

Yazının Giriş Tarihi: 19.01.2025 05:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.01.2025 10:22

Yargılamak, sınıflandırmak ve eleştirmek, çoğu zaman hoyratça kullandığımız, kendimize çok itiraf edemesek de aslında çok sevdiğimiz hasletler. Aslında atalar “çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batır!” diye öğütlerken günümüzde neredeyse bu sözün tam tersi egemen durumda. Çuvaldızı başkasına batırmada problem görmezken kendimize iğneyi bırakın batırmayı, göstermeyi bile istemiyoruz. İnsanların en eski çağlardan beri taşıdığı bu özellik, belki de günümüzün “gösteri toplumu”nda daha da ayyuka çıkmış durumda.  “Çağımızın... tasviri nesneye, kopyayı aslına, temsili gerçekliğe, dış görünüşü öze tercih ettiğinden kuşku yoktur... Çağımız için kutsal olan tek şey yanılsama, kutsal olmayan tek şey ise hakikattir. Dahası, hakikat azaldıkça ve yanılsama çoğaldıkça çağımızın gözünde kutsal olanın değeri artar, öyle ki bu çağ açısından yanılsamanın had safhası, kutsal olanın da had safhasıdır.” (Feuerbach’tan akt. Guy Debord, Gösteri Toplumu, Ayrıntı Yay., 1996).

Anlatıya göre, zina yaptığı iddiasıyla yakalanan bir kadın, zamanının hahamları ve halk tarafından cezalandırılmak üzere Hz. İsa’nın karşısına getirilir. Yahudi kanunlarına göre, bu suçu işleyen bir kadının taşlanarak öldürülmesi gerekir. Ancak hahamlar, Hz. İsa’nın tepkisini ölçmek, onun merhametini ve adalet anlayışını sorgulamak amacıyla kadını önüne getirirler. Kalabalık, Hz. İsa’ya bu kadının taşlanıp taşlanmaması gerektiğini sorar. Bu esnada Hz. İsa, yere eğilir ve bir süre hiçbir şey söylemeden toprağa yazı yazar. Ardından başını kaldırarak kalabalığa şu sözleri söyler: “İçinizde kim günahsızsa ilk taşı o atsın!” Bu sözler karşısında kalabalık sessizleşir ve tek tek oradan ayrılır; zira hiçbiri günahsız olduğunu iddia edememektedir. Sonunda kadının etrafında kimse kalmaz. Hz. İsa, kadına baktığında kimsenin onu kınamadığını ve kendisinin de kınamayacağını söyleyerek gitmesini ve artık bu hataya düşmemesini tembih eder. Burada insanın kusursuz olmadığını, her insanın kendi hataları ve eksiklikleri olduğunu vurgulayan evrensel bir mesaj yatmaktadır. Günahsız kimse olmadığına göre, kimsenin başkalarını yargılama hakkı var mıdır? İnsanlar, hataları veya farklılıkları dolayısıyla başkalarını eleştirirken çoğu zaman kendi kusurlarını göz ardı eder. İnsanlık tarihi, her zaman ellerinde atmak üzere taşı hazır olanları görmüştür. Fakat, başkasına yönelik bir yargı veya kınama eylemi gerçekleştirilmeden önce, kendimize dönüp bakmamız gerekir. İlk taşı atabilme hakkına sahip kimse yoksa —belki de— yargılamanın kendisi başlı başına bir yanılgıdır.

Günümüzde sırça köşklerde oturup etrafına taş atanlar o kadar çok ki… Bilindiği gibi, sırça “cam; camdan yapılan” anlamlarına gelmektedir. Sırça köşkler, kırılgan ve kolayca zarar görebilecek kadar hassas yapılardır. Aslında hepimiz sırça köşklerdeyiz, farkında olmasak da… Başkalarını eleştirirken aslında kendimizin de benzer zaaflara sahip olduğumuzu görmüyoruz. Kendi kusurlarımızı görmezden gelip kolayca başkalarını yargılayabiliyoruz. Unutmamak gerek, sırça köşkte oturan biri, etrafına taş attığında aslında ilk zarar görecek olan kendisidir; çünkü bulunduğu yerin kırılganlığı, yaptığı eleştirileri destekleyebilecek sağlam bir zemin sağlamaz. Bununla ilgili olarak Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk’ü çok şeyler anlatır, anlamak isteyene...

Yazımı Antoine de Saint-Exupéry’nin Küçük Prens kitabında yer alan şu sözlerle bitirmek isterim: “O zaman sen de kendini yargılarsın. En gücü de budur zaten. Kendini yargılamak, başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür.”

Sevgiyle kalın…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.