Bazı satranç anlarında oyuncunun eli taşın üzerinde durur. Hamleyi yapmak üzeredir, ama zihnin içine bir şüphe düşer. Acaba doğru mu görüyorum? Bir tehdit mi kaçırdım? Daha iyi bir hamle var mı? Oyuncu o anda sadece tahtayla değil, kendi kararsızlığıyla da mücadele eder. Satrançta bazen en büyük hata kötü hamle yapmak değil, hamle yapamamaktır.
Bugünün çocuklarına baktığımda giderek büyüyen başka bir problem görüyorum: Sürekli başlayıp yarım bırakmak. Bir kursa hevesle giriliyor, birkaç hafta sonra ilgi kayboluyor. Kitaplar yarım kalıyor. Hedefler sık sık değişiyor. Yeni heyecanlar hızla tüketiliyor. Dışarıdan bakıldığında hareket var gibi görünüyor, ama derinleşme olmuyor. Sanki herkes taşlara dokunuyor, fakat hiçbir hamle gerçekten oynanmıyor. Bunun sebebi çoğu zaman tembellik değil. Daha derinde, çağın ruhuna dönüşen bir kararsızlık problemi var. Çünkü modern dünya çocuklara seçim yapmayı öğretiyor, ama seçimin ağırlığını taşımayı öğretmiyor. Önlerinde sayısız seçenek var. Her gün yeni bir başarı hikâyesi, yeni bir kariyer modeli, yeni bir “ideal hayat” örneği görüyorlar. İnsan zihni bu kadar ihtimal arasında bir yola bağlanmakta zorlanıyor. Sürekli daha iyisinin olabileceği düşüncesi, mevcut yolu değersiz hissettirmeye başlıyor.
Satrançta buna çok benzeyen bir durum vardır. Oyuncu sürekli plan değiştirirse pozisyonunu geliştiremez. Bir saldırı düşünür, vazgeçer. Savunmaya yönelir, onu da bırakır. Her varyantın ortasında yeni bir şüphe belirir. Sonunda saat işler, zaman azalır ve oyuncu çoğu zaman en başta düşündüğü hamleden daha kötü bir karar verir. Çünkü zihinsel enerji üretmeye değil, kararsızlıkla savaşmaya harcanmıştır. Bugünün öğrencileri de biraz böyle büyüyor. Bir hedefe uzun süre bağlı kalmak giderek zorlaşıyor. Çünkü çağımız hız üzerine kurulu. Hızlı başarı, hızlı tüketim, hızlı vazgeçiş… Sosyal medya sürekli sonuç gösteriyor, ama süreci göstermiyor. Kimse yıllarca aynı masaya oturmayı, aynı konuda tekrar tekrar hata yapmayı, sabırla gelişmeyi görmek istemiyor. Bu yüzden çocuklar daha yolun başında kendi ilerlemelerini yetersiz sanıyor. Oysa satrançta ustalık biraz da aynı pozisyonun içinde kalabilme sabrıdır. Bir açılışı çalışırsınız, kaybedersiniz, tekrar oynarsınız, yine hata yaparsınız. Ama aynı yapının içinde kalmaya devam ettikçe fikirler oturur, taşların uyumu gelişir, pozisyon hissi oluşur. Dışarıdan bakıldığında büyük bir değişim görünmez ama oyuncu içeriden dönüşmeye başlar.
Hayatta da gerçek gelişim çoğu zaman sessizdir. Bir anda olmaz. Küçük tekrarlarla, görünmeyen ilerlemelerle oluşur. Fakat bugünün dünyası sabırsızlıkla örülü. İnsanlar sonucu hemen görmek istiyor. Çocuklar daha emek meyve vermeden yön değiştirmeye başlıyor. İlk başarısızlıkta sistem suçlanıyor, hedef değişiyor, motivasyon kayboluyor. Antrenörlükte yıllardır aynı farkı görüyorum. Bazı öğrenciler ilk kayıpta oyundan kopuyor. Bazıları ise kaybetmesine rağmen tekrar masaya oturuyor. Çoğu zaman aradaki fark zekâ değil, dayanıklılık oluyor. Çünkü başarıyı belirleyen şey yalnızca doğru hamleyi bulmak değil, zor pozisyonlarda oyunun içinde kalabilmek. Kararsızlık çağın en görünmez problemlerinden biri hâline geldi. Çünkü dışarıdan aktif bir hayat varmış gibi görünüyor. Sürekli yeni başlangıçlar yapılıyor. Ama insanın karakterini asıl geliştiren şey başlamak değil, sürdürebilmektir. Aynı yolda kalabilmek, sıkıldığında da devam edebilmek, hemen sonuç alamadığında da emek vermeyi sürdürebilmektir.
Satrançta kötü bir hamle bile bazen kararsızlıktan iyidir. Çünkü oynanan hamle yeni bir oyun doğurur. Yeni fikirler öğretir. Deneyim kazandırır. Ama sürekli düşünen, sürekli vazgeçen oyuncu aynı yerde kalır. Zaman ilerler, fakat oyun ilerlemez. Belki de bugünün çocuklarının en çok ihtiyacı olan şey yeni motivasyon cümleleri değil, sebat etmeyi öğrenmek. İlk kayıpta masadan kalkmamayı öğrenmek. Her kararın içinde biraz belirsizlik olduğunu kabul etmek. Taşa dokunduğunda elini geri çekmemek…
Günün Bulmacası
Beyaz oynar, 2 hamlede mat eder.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Fatih Öztürk
Fatih Hoca ile satranç köşesi
Fatih Hoca ile satranç köşesi
Bazı satranç anlarında oyuncunun eli taşın üzerinde durur. Hamleyi yapmak üzeredir, ama zihnin içine bir şüphe düşer. Acaba doğru mu görüyorum? Bir tehdit mi kaçırdım? Daha iyi bir hamle var mı? Oyuncu o anda sadece tahtayla değil, kendi kararsızlığıyla da mücadele eder. Satrançta bazen en büyük hata kötü hamle yapmak değil, hamle yapamamaktır.
Bugünün çocuklarına baktığımda giderek büyüyen başka bir problem görüyorum: Sürekli başlayıp yarım bırakmak. Bir kursa hevesle giriliyor, birkaç hafta sonra ilgi kayboluyor. Kitaplar yarım kalıyor. Hedefler sık sık değişiyor. Yeni heyecanlar hızla tüketiliyor. Dışarıdan bakıldığında hareket var gibi görünüyor, ama derinleşme olmuyor. Sanki herkes taşlara dokunuyor, fakat hiçbir hamle gerçekten oynanmıyor. Bunun sebebi çoğu zaman tembellik değil. Daha derinde, çağın ruhuna dönüşen bir kararsızlık problemi var. Çünkü modern dünya çocuklara seçim yapmayı öğretiyor, ama seçimin ağırlığını taşımayı öğretmiyor. Önlerinde sayısız seçenek var. Her gün yeni bir başarı hikâyesi, yeni bir kariyer modeli, yeni bir “ideal hayat” örneği görüyorlar. İnsan zihni bu kadar ihtimal arasında bir yola bağlanmakta zorlanıyor. Sürekli daha iyisinin olabileceği düşüncesi, mevcut yolu değersiz hissettirmeye başlıyor.
Satrançta buna çok benzeyen bir durum vardır. Oyuncu sürekli plan değiştirirse pozisyonunu geliştiremez. Bir saldırı düşünür, vazgeçer. Savunmaya yönelir, onu da bırakır. Her varyantın ortasında yeni bir şüphe belirir. Sonunda saat işler, zaman azalır ve oyuncu çoğu zaman en başta düşündüğü hamleden daha kötü bir karar verir. Çünkü zihinsel enerji üretmeye değil, kararsızlıkla savaşmaya harcanmıştır. Bugünün öğrencileri de biraz böyle büyüyor. Bir hedefe uzun süre bağlı kalmak giderek zorlaşıyor. Çünkü çağımız hız üzerine kurulu. Hızlı başarı, hızlı tüketim, hızlı vazgeçiş… Sosyal medya sürekli sonuç gösteriyor, ama süreci göstermiyor. Kimse yıllarca aynı masaya oturmayı, aynı konuda tekrar tekrar hata yapmayı, sabırla gelişmeyi görmek istemiyor. Bu yüzden çocuklar daha yolun başında kendi ilerlemelerini yetersiz sanıyor. Oysa satrançta ustalık biraz da aynı pozisyonun içinde kalabilme sabrıdır. Bir açılışı çalışırsınız, kaybedersiniz, tekrar oynarsınız, yine hata yaparsınız. Ama aynı yapının içinde kalmaya devam ettikçe fikirler oturur, taşların uyumu gelişir, pozisyon hissi oluşur. Dışarıdan bakıldığında büyük bir değişim görünmez ama oyuncu içeriden dönüşmeye başlar.
Hayatta da gerçek gelişim çoğu zaman sessizdir. Bir anda olmaz. Küçük tekrarlarla, görünmeyen ilerlemelerle oluşur. Fakat bugünün dünyası sabırsızlıkla örülü. İnsanlar sonucu hemen görmek istiyor. Çocuklar daha emek meyve vermeden yön değiştirmeye başlıyor. İlk başarısızlıkta sistem suçlanıyor, hedef değişiyor, motivasyon kayboluyor. Antrenörlükte yıllardır aynı farkı görüyorum. Bazı öğrenciler ilk kayıpta oyundan kopuyor. Bazıları ise kaybetmesine rağmen tekrar masaya oturuyor. Çoğu zaman aradaki fark zekâ değil, dayanıklılık oluyor. Çünkü başarıyı belirleyen şey yalnızca doğru hamleyi bulmak değil, zor pozisyonlarda oyunun içinde kalabilmek. Kararsızlık çağın en görünmez problemlerinden biri hâline geldi. Çünkü dışarıdan aktif bir hayat varmış gibi görünüyor. Sürekli yeni başlangıçlar yapılıyor. Ama insanın karakterini asıl geliştiren şey başlamak değil, sürdürebilmektir. Aynı yolda kalabilmek, sıkıldığında da devam edebilmek, hemen sonuç alamadığında da emek vermeyi sürdürebilmektir.
Satrançta kötü bir hamle bile bazen kararsızlıktan iyidir. Çünkü oynanan hamle yeni bir oyun doğurur. Yeni fikirler öğretir. Deneyim kazandırır. Ama sürekli düşünen, sürekli vazgeçen oyuncu aynı yerde kalır. Zaman ilerler, fakat oyun ilerlemez. Belki de bugünün çocuklarının en çok ihtiyacı olan şey yeni motivasyon cümleleri değil, sebat etmeyi öğrenmek. İlk kayıpta masadan kalkmamayı öğrenmek. Her kararın içinde biraz belirsizlik olduğunu kabul etmek. Taşa dokunduğunda elini geri çekmemek…
Günün Bulmacası
Beyaz oynar, 2 hamlede mat eder.