Büyüme ve gelişme, iş hayatında stratejik olarak kabul edilen ve çok sık karşılaşılan iki kavram olarak tanımlanmaktadır. İşletmeleri daha çok görünür ve anlaşılır kılan bu kavramların, sayısal olarak ifade edilmesi ile büyüme ve gelişmenin yönü ve hızı ile ilgili veri tabanının oluşması sağlanmış olacaktır.
Mevcut veya faaliyetine yeni başlayan her kurum veya kuruluş büyüyerek gelişmeyi hedefler. Bu bağlamda işletmeler açısından farkındalık oluşturacak en önemli kritik faktör ise yetkin bir iradenin gerekliliğidir. Büyüme yönü ve hızının doğru belirlenmesi, öğrenen organizasyon olma konusundaki kararlılık ile süreç kontrolündeki başarı, sağlıklı bir büyüme ile birlikte gelişmeyi de sürekli kılacaktır.
Bilindiği gibi işletmelerde gerçekleştirilen her faaliyetin bir maliyeti vardır. Bu nedenle işletmelerin büyüme adına yaptıkları her türlü yatırımın geri dönüş süreleri ile hızı aynı zamanda gelişmenin yönünü de gösterecektir. Diğer bir anlatım şekli ile kontrol altına alınamayan veya büyüme karakterine uygun olarak yürütülemeyen iş ve işlemlerin işletmelere büyük mali yükler getireceği de unutulmamalıdır.
Sadece görevini eksiksiz yapmaya kendini adamış ve gelecek kaygısı taşımayan bir yönetim anlayışının, sorumluluğu altındaki işletmelerin büyümesi veya gelişmesi adına eylemde bulunmalarını beklemek aşırı derecede iyi niyetli bir yaklaşım olarak kabul edilebilir. Ancak teknolojinin baş döndürücü hızla geliştiği, pazar ihtiyaçlarının daha iyi tanımlandığı ve rekabetin acımasız olduğu bir ortamda gelişerek büyüme istikrarını yakalayamayan işletmelerin varlıklarını sürdürmeleri de uzun vadede mümkün olmayacaktır.
Genel bir kabul olan ve çalışma hayatında çok sık kullanılan “en iyi bildiğiniz işi yapın” cümlesi ile büyüme yönünün gelişmeyi de kapsayacak şekilde ve mevcut işleri ile ilişkili veya ilintili olması önerilmektedir. Başka bir anlatış şekli ile işletmeler açısından büyüme adına, kendi sektörü dışında gerçekleştirecekleri her girişimin sıkıntılı ve bir o kadar da stresli olacağı çok açıktır.
Yönetim guruları tarafından, büyümeye karar veren kuruluşlar için öncelikle stratejik bir plan hazırlamaları önerilmektedir. Bu bağlamda hedeflenen amacı gerçekleştirecek bir yönetim sisteminin kurgulanması önerilmektedir. Aynı zamanda kendisini geliştirmek isteyen ve takım çalışmasına uyumlu insan kaynağının istihdam edilmesinin sistematik hale getirilmesinin altı da özellikle çizilmektedir. Çalışanlar açısından verimlilik ve başarının ödüllendirildiği bir yaklaşımın tercih edilmesinin, motivasyon yönünden pozitif etki oluşturacağı unutulmamalıdır.
Her işletme sahibi veya üst yöneticinin öncelikli hedefi, sorumluluğu altındaki işletmeleri bir üst lige çıkarmak olması gerektiğini ifade etmek hatalı bir yaklaşım olmayacaktır. Bu kapsamda yönetim erkini kullanan karar vericilerin yetkin olması ile birlikte büyüme ve gelişme ile ilgili bilgi sahibi, ekip çalışmasına yatkın, yenilikçi ve vizyon sahibi olmaları beklenir.
Yönetme sorumluluğunu üstlendiğim kurumda stratejik planlama kapsamında on yıllık geliştirme programı hazırlanmış ve her süreç ile ilgili gelişmeyi sağlayacak politikalar belirlenmiş ve yayınlanmıştır. Bu bağlamda, çıktısı sayısal olan her süreç için ölçülebilir hedefler konularak dönemsel bazlı izlenmiş ve sonuçları üst yönetim toplantılarında değerlendirilmiştir.
Bu çalışmaların sonucunda kurumun sektörel anlamda oyun kurucu rolü üstlendiği yurt içi ve yut dışındaki tüm sektör temsilcileri tarafından kabul edilmiştir. Görev dönemimin sonunda, bir önceki döneme göre işletme bütçesi ciro bazlı olarak yaklaşık on kat büyümüştür. Aynı zamanda disiplin altında sürdürülen çalışmalar sonucunda dört ana üretim fabrikası kendi markamızı taşıyan ürünler ile pazardaki yerini almıştır. Bu kapsamda kurum tarihinde ilk olarak kıta Avrupa’sına ve İngiltere’ye lokomotif ihracatı gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca. her fabrika birbirinden bağımsız yurt içi ve yurt dışı müşteri portföyüne sahip olmuştur. Sektörel anlamda bir ilk olarak tanımlanan, tedarikçileri kapsayan küme yapılanmasına öncülük edilmiş ve sektörün ülke geneline yayılmasına yönelik gerekli çaba gösterilmiştir. Netice olarak, kurumda yürütülen kapsamlı çalışmaların sonucunda, ülke eko sistemine önemli oranda katkı sağlanmıştır. Bir başarı hikayesi olarak kabul edilen bu çalışmalarımızın, halen güncelliğini koruduğunu ve bir çok işletme tarafından da örnek alındığı ifade edilmektedir.
Yukarıdaki başarı hikayesinden de anlaşılacağı gibi büyüme ve gelişme, işletmeler için birbirinden bağımsız düşünülemez. Gelişmeyi sayısal anlamda hedeflemeyen bir büyüme girişiminin ekonomik açıdan sürdürülebilir olmayacağı çok açıktır. Bununla birlikte sonucunda sayısal değer oluşan her sürecin geliştirilebildiği de yukarıdaki örnekten anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak stratejik açıdan büyüme ve gelişmenin anlamlı olması için tüm çıktılar sayısal olarak ifade edilebilmelidir. Böylece büyüme ve gelişme ile ilgili performans ve verimlilik gibi kavramları baz alan ölçeklendirme ve kıyaslama işlemleri yapılabilecektir. İşletmelerin büyüme ve gelişime yönelik doğru stratejileri uygulamaları sonucunda elde edecekleri katma değerin etkisi, başta karlılık ve istihdam artışı olmak üzere ülke eko sistemine olumlu olarak yansıyacaktır.
Son söz;
“Büyüme ve gelişme için bilgi ve iradeye ihtiyaç vardır.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hayri Avcı
Büyüme ve gelişme stratejisi…
Büyüme ve gelişme, iş hayatında stratejik olarak kabul edilen ve çok sık karşılaşılan iki kavram olarak tanımlanmaktadır. İşletmeleri daha çok görünür ve anlaşılır kılan bu kavramların, sayısal olarak ifade edilmesi ile büyüme ve gelişmenin yönü ve hızı ile ilgili veri tabanının oluşması sağlanmış olacaktır.
Mevcut veya faaliyetine yeni başlayan her kurum veya kuruluş büyüyerek gelişmeyi hedefler. Bu bağlamda işletmeler açısından farkındalık oluşturacak en önemli kritik faktör ise yetkin bir iradenin gerekliliğidir. Büyüme yönü ve hızının doğru belirlenmesi, öğrenen organizasyon olma konusundaki kararlılık ile süreç kontrolündeki başarı, sağlıklı bir büyüme ile birlikte gelişmeyi de sürekli kılacaktır.
Bilindiği gibi işletmelerde gerçekleştirilen her faaliyetin bir maliyeti vardır. Bu nedenle işletmelerin büyüme adına yaptıkları her türlü yatırımın geri dönüş süreleri ile hızı aynı zamanda gelişmenin yönünü de gösterecektir. Diğer bir anlatım şekli ile kontrol altına alınamayan veya büyüme karakterine uygun olarak yürütülemeyen iş ve işlemlerin işletmelere büyük mali yükler getireceği de unutulmamalıdır.
Sadece görevini eksiksiz yapmaya kendini adamış ve gelecek kaygısı taşımayan bir yönetim anlayışının, sorumluluğu altındaki işletmelerin büyümesi veya gelişmesi adına eylemde bulunmalarını beklemek aşırı derecede iyi niyetli bir yaklaşım olarak kabul edilebilir. Ancak teknolojinin baş döndürücü hızla geliştiği, pazar ihtiyaçlarının daha iyi tanımlandığı ve rekabetin acımasız olduğu bir ortamda gelişerek büyüme istikrarını yakalayamayan işletmelerin varlıklarını sürdürmeleri de uzun vadede mümkün olmayacaktır.
Genel bir kabul olan ve çalışma hayatında çok sık kullanılan “en iyi bildiğiniz işi yapın” cümlesi ile büyüme yönünün gelişmeyi de kapsayacak şekilde ve mevcut işleri ile ilişkili veya ilintili olması önerilmektedir. Başka bir anlatış şekli ile işletmeler açısından büyüme adına, kendi sektörü dışında gerçekleştirecekleri her girişimin sıkıntılı ve bir o kadar da stresli olacağı çok açıktır.
Yönetim guruları tarafından, büyümeye karar veren kuruluşlar için öncelikle stratejik bir plan hazırlamaları önerilmektedir. Bu bağlamda hedeflenen amacı gerçekleştirecek bir yönetim sisteminin kurgulanması önerilmektedir. Aynı zamanda kendisini geliştirmek isteyen ve takım çalışmasına uyumlu insan kaynağının istihdam edilmesinin sistematik hale getirilmesinin altı da özellikle çizilmektedir. Çalışanlar açısından verimlilik ve başarının ödüllendirildiği bir yaklaşımın tercih edilmesinin, motivasyon yönünden pozitif etki oluşturacağı unutulmamalıdır.
Her işletme sahibi veya üst yöneticinin öncelikli hedefi, sorumluluğu altındaki işletmeleri bir üst lige çıkarmak olması gerektiğini ifade etmek hatalı bir yaklaşım olmayacaktır. Bu kapsamda yönetim erkini kullanan karar vericilerin yetkin olması ile birlikte büyüme ve gelişme ile ilgili bilgi sahibi, ekip çalışmasına yatkın, yenilikçi ve vizyon sahibi olmaları beklenir.
Yönetme sorumluluğunu üstlendiğim kurumda stratejik planlama kapsamında on yıllık geliştirme programı hazırlanmış ve her süreç ile ilgili gelişmeyi sağlayacak politikalar belirlenmiş ve yayınlanmıştır. Bu bağlamda, çıktısı sayısal olan her süreç için ölçülebilir hedefler konularak dönemsel bazlı izlenmiş ve sonuçları üst yönetim toplantılarında değerlendirilmiştir.
Bu çalışmaların sonucunda kurumun sektörel anlamda oyun kurucu rolü üstlendiği yurt içi ve yut dışındaki tüm sektör temsilcileri tarafından kabul edilmiştir. Görev dönemimin sonunda, bir önceki döneme göre işletme bütçesi ciro bazlı olarak yaklaşık on kat büyümüştür. Aynı zamanda disiplin altında sürdürülen çalışmalar sonucunda dört ana üretim fabrikası kendi markamızı taşıyan ürünler ile pazardaki yerini almıştır. Bu kapsamda kurum tarihinde ilk olarak kıta Avrupa’sına ve İngiltere’ye lokomotif ihracatı gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca. her fabrika birbirinden bağımsız yurt içi ve yurt dışı müşteri portföyüne sahip olmuştur. Sektörel anlamda bir ilk olarak tanımlanan, tedarikçileri kapsayan küme yapılanmasına öncülük edilmiş ve sektörün ülke geneline yayılmasına yönelik gerekli çaba gösterilmiştir. Netice olarak, kurumda yürütülen kapsamlı çalışmaların sonucunda, ülke eko sistemine önemli oranda katkı sağlanmıştır. Bir başarı hikayesi olarak kabul edilen bu çalışmalarımızın, halen güncelliğini koruduğunu ve bir çok işletme tarafından da örnek alındığı ifade edilmektedir.
Yukarıdaki başarı hikayesinden de anlaşılacağı gibi büyüme ve gelişme, işletmeler için birbirinden bağımsız düşünülemez. Gelişmeyi sayısal anlamda hedeflemeyen bir büyüme girişiminin ekonomik açıdan sürdürülebilir olmayacağı çok açıktır. Bununla birlikte sonucunda sayısal değer oluşan her sürecin geliştirilebildiği de yukarıdaki örnekten anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak stratejik açıdan büyüme ve gelişmenin anlamlı olması için tüm çıktılar sayısal olarak ifade edilebilmelidir. Böylece büyüme ve gelişme ile ilgili performans ve verimlilik gibi kavramları baz alan ölçeklendirme ve kıyaslama işlemleri yapılabilecektir. İşletmelerin büyüme ve gelişime yönelik doğru stratejileri uygulamaları sonucunda elde edecekleri katma değerin etkisi, başta karlılık ve istihdam artışı olmak üzere ülke eko sistemine olumlu olarak yansıyacaktır.
Son söz;