Günümüzde değişimin hızı sınırları zorluyor ve iş yapma şekilleri ile alışkanlıkları sorgulamaya yöneltiyor. İşletmeler, rekabet gücünü yükselterek, pazardaki payını artırmak, teknolojiyi etkin kullanma kapsamında yapay zeka, nesnelerin interneti ve robotik gibi uygulamalara yönelme ve şirket evlilikleri gibi değişik yöntemler kullanarak karlılıklarını sürekli artırmak istemektedirler. Başka bir açıdan bakarsak işletmelerdeki değişim talebini, rakiplere üstünlük sağlamak ve daha çok kazanmak isteği olarak da tanımlayabiliriz. Günümüzde değişim ve dönüşümü ancak geleceği yönetebilme başarısını gösteren veya gösterecek işletmeler için kullanmak daha doğru bir ifade olacaktır.
Bir asrı aşan geçmişi olan şirketlerin ortak özelliklerini, girişimcilik ve yenilikçilik karakterine sahip olmaları ile farkındalık oluşturma çabaları olarak isimlendirebiliriz. İşletmelerin rekabetçi bir ortamda varlıklarını sürdürebilmeleri ve rakiplerinin önünde olmak zorunda oldukları için değişimin doğasına uygun stratejiler ve politikalar üretmeleri gerektiği de aşikardır.
Faaliyet tanımlamalarında, Ar-Ge faaliyetleri ile üretim ve ürün geliştirme amaçları bulunmayan işletmelerin fonksiyonlarını sadece ticari olarak tanımlayabiliriz. Genel olarak, ticari faaliyetlerde esas olan ürün-müşteri ilişkisi ile alış ve satış fiyat döngüsünün yönetilmesi ile karlılığın sağlanması olarak ifade edilebilir. Günümüzde pazarın bir gerçeği olarak, aynı karakterdeki ürün çeşitliliğinin çok fazla olması, müşteri beklentilerinin giderek farklılaşması ile ürünlerin, tedarik ve müşteriye sunum koşulları işletmeleri giderek zorlamaktadır. Aynı zamanda, teknolojideki hızlı değişim ve müşteri bilinçlenmesinin artması, müşterinin alım gücüne ve beğenisine göre ürün bulundurma zorluğu, ürün raf ömrü kısıtlaması ile stok maliyetleri işletmeler tarafından dikkate alınması gereken hususlar olarak sayabiliriz.
Bu nedenle, sadece ticari faaliyet gerçekleştiren işletmelerin, müşteri beklentileri ile pazarın dayatmış olduğu değişim taleplerini karşılama maliyeti beklentilerinden yüksek olabiliyor, bu durumda söz konusu işletmelerin finansal anlamda da sıkıntı yaşama ihtimalleri de artmış oluyor .
Pazarda oyun kurucu olan işletmeler ise genellikle marka sahibi olmanın ayrıcalığı ve güçlü üretim karakterleri ile gündeme gelmektedirler. Bu tür işletmelerin pazardaki önemli diğer bir avantajı, güçlü bir Ar-Ge’ye, etkin ve yaygın bir tedarik /satış ağına sahip olmaları ile geleceğin teknolojilerini üretebilme imkan, kabiliyet ve kapasitelerine sahip olmalarıdır. Sahip oldukları imkan ve kabiliyetleri ile elde edilecek değişim aynı zamanda bu tür işletmeler için itici bir güç ve aynı zamanda motivasyon kaynağı olabiliyor.
İşletmelerdeki değişim olgusunu anlatırken beraberinde mutlaka “hız” kavramını da anlamamız gerekiyor. Günümüzde “hız” kavramı belirleyici bir unsur olarak günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde uygulanan ekonomik modelleri farklı bir bakış açısı ile değerlendirirsek, daha çok üretmek, daha hızlı üretmek ve daha hızlı tüketmek olarak ifade etmek yanıltıcı olmayacaktır. Bu durum kutsi bir söz olan “Her şey zıttı ile kaimdir” deyimini de doğrulamaktadır. Bir başka anlatım şekli ile üretim miktarı ile tüketim hızının aynı zamanda müşteri bağımlılığı ve müşteri sadakati ile doğrudan ilişkili olduğu göz önüne alınmalıdır. Bu durum işletmelerin amaçlanan karlılığa ulaşılabilmesi için değişim programı kapsamında çeşitli satış ve pazarlama yöntemlerini uygulamasını zorunlu kılmaktadır.
Önemli bir düşünürümüzün deyimi ile “günümüzde insanlar tüketim bağımlısı değil, satın alma bağımlısı oldular” tanımlaması bireysel anlamda da değişimin sınırları zorladığını işaret etmektedir. Pazarda ihtiyaç gözetilmeksizin yapılan alış verişlerin izah edilmesinde bu tanımlamanın çok uygun düştüğü söylenebilir. Ancak bireysel anlamda bu tarz bir değişime uyum sağlama çabası ekonomik anlamda tahmin edilemeyen sonuçlarla karşılaşma ihtimalini de güçlendirmektedir.
Değişim için mutlaka proje yaklaşımına göre hareket etmek her zaman kazandıracaktır. Ayrıca proje sürecinde, hız kavramının etkisini kırmak ve kontrol altında tutmak için uygun bir program hazırlanması da faydalı olacaktır. Bu programın her aşaması işletme ve pazar gerçekleri ile uyumlu olacak şekilde iyi planlanmalı, süreç yönetimi yaklaşımı ile her aşaması takvime bağlı olarak tanımlanmalı ve elde edilen sonuçlar iyi analiz edilerek programın sürekli güncel tutulması sağlanmalıdır.
Genel Müdür olarak yönetme sorumluluğu aldığım kurumda, geliştirme ve değişim faaliyetlerini aynı zamanda eşgüdümlü olarak başlatma kararı verdik. Bu kapsamda, öncelikle on yıllık TÜLOMSAŞ Geliştirme programı ile anılan programın hayata geçirilebilmesi için stratejik plan hazırlandı, daha sonra süreçler ve hedefler belirlendi. Aynı zamanda Ür-Ge ve Ar-Ge faaliyetleri ile her seviyedeki eğitim teşvik edilerek desteklendi ve dönemsel toplantılarla plan ve programların sürekli güncel olmasını sağlandı.
Sonuç olarak,
Uzun yıllar aynı kurumda birlikte çalışma alışkanlığı kazanmış yöneticiler olarak, değişimi uygulamanın ötesinde yaşadık ve sonuçlarını görerek değerlendirme fırsatımız oldu. Bu kapsamda kurumumuzdaki değişimin pozitif yöndeki etkisini, uygulamaya aldığımız 10 yıllık geliştirme programının büyük bölümünün ilk 5 yılın sonunda tamamlandığını tespit ederek kanıtlamış olduk. Aynı zamanda kapasite kullanma oranı ile verimlilik artışında da önemli ilerlemeler kaydettik.
Bu süreçte şirketteki kapasite kullanımı ile verimlik artışındaki değişimi, ana üretim konularından olan lokomotif üretimini aylık bazda üç kat artırarak altı lokomotif ve yük vagonları üretiminde ise günlük iki adet olan üretim miktarının günlük beş vagon olarak gerçekleşmesi şeklinde ifade edebiliriz.
Birlikte çalıştığımız uluslararası partnerlerimiz ile şirketimize gelen ziyaretçiler, yönetim anlayışımız ve üretim uygulamalarımıza yönelik, “Bir kamu kurumu olarak, özel sektör uygulamalarının çok ötesindesiniz” şeklinde övgü dolu ifadeler kullanarak, bir şekilde yaşamış olduğumuz değişim ve dönüşümü takdir etmişlerdir.
Son Söz
“Değişimin sonuçları işletmelere, ticari olarak katma bir değer sağlıyorsa anlamlıdır.”
“Kurumsal veya bireysel olarak alışkanlıklarımızı ve iş yapma şekillerimizi gözden geçirmek maliyeti olmayan bir değişimdir.”
Günün sonunda sorgulanması gereken, “değişim işlerimizi kolaylaştırıyor, yaşam kalitemizi artırıyor olabilir, ama mutlu ediyor mu?”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hayri Avcı
Değişim ve hız
Günümüzde değişimin hızı sınırları zorluyor ve iş yapma şekilleri ile alışkanlıkları sorgulamaya yöneltiyor. İşletmeler, rekabet gücünü yükselterek, pazardaki payını artırmak, teknolojiyi etkin kullanma kapsamında yapay zeka, nesnelerin interneti ve robotik gibi uygulamalara yönelme ve şirket evlilikleri gibi değişik yöntemler kullanarak karlılıklarını sürekli artırmak istemektedirler. Başka bir açıdan bakarsak işletmelerdeki değişim talebini, rakiplere üstünlük sağlamak ve daha çok kazanmak isteği olarak da tanımlayabiliriz. Günümüzde değişim ve dönüşümü ancak geleceği yönetebilme başarısını gösteren veya gösterecek işletmeler için kullanmak daha doğru bir ifade olacaktır.
Bir asrı aşan geçmişi olan şirketlerin ortak özelliklerini, girişimcilik ve yenilikçilik karakterine sahip olmaları ile farkındalık oluşturma çabaları olarak isimlendirebiliriz. İşletmelerin rekabetçi bir ortamda varlıklarını sürdürebilmeleri ve rakiplerinin önünde olmak zorunda oldukları için değişimin doğasına uygun stratejiler ve politikalar üretmeleri gerektiği de aşikardır.
Faaliyet tanımlamalarında, Ar-Ge faaliyetleri ile üretim ve ürün geliştirme amaçları bulunmayan işletmelerin fonksiyonlarını sadece ticari olarak tanımlayabiliriz. Genel olarak, ticari faaliyetlerde esas olan ürün-müşteri ilişkisi ile alış ve satış fiyat döngüsünün yönetilmesi ile karlılığın sağlanması olarak ifade edilebilir. Günümüzde pazarın bir gerçeği olarak, aynı karakterdeki ürün çeşitliliğinin çok fazla olması, müşteri beklentilerinin giderek farklılaşması ile ürünlerin, tedarik ve müşteriye sunum koşulları işletmeleri giderek zorlamaktadır. Aynı zamanda, teknolojideki hızlı değişim ve müşteri bilinçlenmesinin artması, müşterinin alım gücüne ve beğenisine göre ürün bulundurma zorluğu, ürün raf ömrü kısıtlaması ile stok maliyetleri işletmeler tarafından dikkate alınması gereken hususlar olarak sayabiliriz.
Bu nedenle, sadece ticari faaliyet gerçekleştiren işletmelerin, müşteri beklentileri ile pazarın dayatmış olduğu değişim taleplerini karşılama maliyeti beklentilerinden yüksek olabiliyor, bu durumda söz konusu işletmelerin finansal anlamda da sıkıntı yaşama ihtimalleri de artmış oluyor .
Pazarda oyun kurucu olan işletmeler ise genellikle marka sahibi olmanın ayrıcalığı ve güçlü üretim karakterleri ile gündeme gelmektedirler. Bu tür işletmelerin pazardaki önemli diğer bir avantajı, güçlü bir Ar-Ge’ye, etkin ve yaygın bir tedarik /satış ağına sahip olmaları ile geleceğin teknolojilerini üretebilme imkan, kabiliyet ve kapasitelerine sahip olmalarıdır. Sahip oldukları imkan ve kabiliyetleri ile elde edilecek değişim aynı zamanda bu tür işletmeler için itici bir güç ve aynı zamanda motivasyon kaynağı olabiliyor.
İşletmelerdeki değişim olgusunu anlatırken beraberinde mutlaka “hız” kavramını da anlamamız gerekiyor. Günümüzde “hız” kavramı belirleyici bir unsur olarak günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde uygulanan ekonomik modelleri farklı bir bakış açısı ile değerlendirirsek, daha çok üretmek, daha hızlı üretmek ve daha hızlı tüketmek olarak ifade etmek yanıltıcı olmayacaktır. Bu durum kutsi bir söz olan “Her şey zıttı ile kaimdir” deyimini de doğrulamaktadır. Bir başka anlatım şekli ile üretim miktarı ile tüketim hızının aynı zamanda müşteri bağımlılığı ve müşteri sadakati ile doğrudan ilişkili olduğu göz önüne alınmalıdır. Bu durum işletmelerin amaçlanan karlılığa ulaşılabilmesi için değişim programı kapsamında çeşitli satış ve pazarlama yöntemlerini uygulamasını zorunlu kılmaktadır.
Önemli bir düşünürümüzün deyimi ile “günümüzde insanlar tüketim bağımlısı değil, satın alma bağımlısı oldular” tanımlaması bireysel anlamda da değişimin sınırları zorladığını işaret etmektedir. Pazarda ihtiyaç gözetilmeksizin yapılan alış verişlerin izah edilmesinde bu tanımlamanın çok uygun düştüğü söylenebilir. Ancak bireysel anlamda bu tarz bir değişime uyum sağlama çabası ekonomik anlamda tahmin edilemeyen sonuçlarla karşılaşma ihtimalini de güçlendirmektedir.
Değişim için mutlaka proje yaklaşımına göre hareket etmek her zaman kazandıracaktır. Ayrıca proje sürecinde, hız kavramının etkisini kırmak ve kontrol altında tutmak için uygun bir program hazırlanması da faydalı olacaktır. Bu programın her aşaması işletme ve pazar gerçekleri ile uyumlu olacak şekilde iyi planlanmalı, süreç yönetimi yaklaşımı ile her aşaması takvime bağlı olarak tanımlanmalı ve elde edilen sonuçlar iyi analiz edilerek programın sürekli güncel tutulması sağlanmalıdır.
Genel Müdür olarak yönetme sorumluluğu aldığım kurumda, geliştirme ve değişim faaliyetlerini aynı zamanda eşgüdümlü olarak başlatma kararı verdik. Bu kapsamda, öncelikle on yıllık TÜLOMSAŞ Geliştirme programı ile anılan programın hayata geçirilebilmesi için stratejik plan hazırlandı, daha sonra süreçler ve hedefler belirlendi. Aynı zamanda Ür-Ge ve Ar-Ge faaliyetleri ile her seviyedeki eğitim teşvik edilerek desteklendi ve dönemsel toplantılarla plan ve programların sürekli güncel olmasını sağlandı.
Sonuç olarak,
Uzun yıllar aynı kurumda birlikte çalışma alışkanlığı kazanmış yöneticiler olarak, değişimi uygulamanın ötesinde yaşadık ve sonuçlarını görerek değerlendirme fırsatımız oldu. Bu kapsamda kurumumuzdaki değişimin pozitif yöndeki etkisini, uygulamaya aldığımız 10 yıllık geliştirme programının büyük bölümünün ilk 5 yılın sonunda tamamlandığını tespit ederek kanıtlamış olduk. Aynı zamanda kapasite kullanma oranı ile verimlilik artışında da önemli ilerlemeler kaydettik.
Bu süreçte şirketteki kapasite kullanımı ile verimlik artışındaki değişimi, ana üretim konularından olan lokomotif üretimini aylık bazda üç kat artırarak altı lokomotif ve yük vagonları üretiminde ise günlük iki adet olan üretim miktarının günlük beş vagon olarak gerçekleşmesi şeklinde ifade edebiliriz.
Birlikte çalıştığımız uluslararası partnerlerimiz ile şirketimize gelen ziyaretçiler, yönetim anlayışımız ve üretim uygulamalarımıza yönelik, “Bir kamu kurumu olarak, özel sektör uygulamalarının çok ötesindesiniz” şeklinde övgü dolu ifadeler kullanarak, bir şekilde yaşamış olduğumuz değişim ve dönüşümü takdir etmişlerdir.
Son Söz