Bilindiği gibi geçmişten günümüze, iş hayatında iz bırakan ve başarı hikâyesi bulunan yöneticilerin öne çıkan ortak özelliklerini, "risk almaları ile riski yönetme bilgi ve cesaretine sahibi olmalarıdır" şeklinde özetleyebiliriz. Söz konusu yöneticilerin aynı zamanda özgüven sahibi, kararlı ve bilgiyi esas alan vizyoner bir bakış açısına sahibi olmaları ile de farkındalık oluşturdukları gözlemlenir.
İşletmelerde “bir defada doğru yapmak” ilkesinin gerçekleşebilmesi için ürünün oluşumunu etkileyen tüm bileşenlerin birlikte ve uyum içinde hareket etmeleri beklenir. Bu kapsamda iş süreçlerinde meydana gelecek olası risklerin olumsuz etkilerini ortadan kaldıracak bir risk yönetim sistemine sahip olmaları, işletmelere yol gösterici olacaktır.
Risk; ürün veya hizmet üreten kurum ve kuruluşların hedeflerini gerçekleştirebilmek amacıyla, yürütmekte oldukları faaliyetlerin gidişatını olumlu veya olumsuz etkileyecek hususlar veya olaylar olarak ifade edilmektedir.
Diğer bir ifade ile risk yönetimi, gerek Ar-Ge ve gerekse üretim süreçlerinde risk oluşturma ihtimali olan unsurların veya olası sorunların tespit edilmesi ile henüz oluşmadan önlenmesi için yapılan planlı faaliyetlerin bütünü olarak tanımlandığı da görülmektedir. Bu kapsamda hazırlanacak risk planının, sürekli iyileştirmeye yönelik faaliyetlerle ilgili gerekli kaynakları da içeren bir yapıda olması büyük önem arz etmektedir.
ISO standardının konu ile ilgili maddesinde, “kuruluşların kaliteyle ilgili riskleri ve fırsatları belirlemek, saptamak ve değerlendirmek için gerekli süreç uygulamalarını başlatmaları” gerektiği belirtilmektedir. Bu amaç doğrultusunda yapılacak planlama, sürecin kapsamı, risk ve fırsatlara karşı gerçekleştirilecek eylemleri de içermesi gerektiği ifade edilmektedir.
Doğru bir anlatım şekli ile risk, iyi yönetilirse bir fırsat, yönetilemezse bir tehdit olarak kendini ifade edecektir. İşletmeler açısından, alınan riskin sonuçlarının olumsuz olmasının en büyük etkisinin, itibarsızlaşma yönünde olacağının da altının özellikle çizilmesi gerekir. Bu nedenle ürün ve hizmet üretiminde risk kaynağı olarak kabul edilecek her verinin analiz edilerek kayıt altına alınması, karar vericiler için büyük kolaylık sağlayacaktır.
Sanayinin tarihsel süreci içerisinde gerçekleştirilen tüm çalışmalar, potansiyel risk kaynağı olarak tanımlanan hata veya uygunsuzlukların oluşmadan önlenebilmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Hata veya uygunsuzluk oluştuktan sonra yapılacak düzeltme ve düzeltici faaliyetler ise ürün maliyetini artıracağı gibi işletmeleri, öz kaynak kaybından müşteri memnuniyetsizliğine kadar birçok ilave problemle baş başa bırakacaktır.
Kurumsallaşma sürecini tamamlamış işletmelerde, belirli aralıklarla yapılan güç analizi (SWOT) ile Ar-Ge veya üretim aşamalarında gerçekleştirilen hata türleri etki analizi (FMEA) gibi yöntemler, potansiyel hata kaynaklarının tespitine yönelik çalışmalara önemli oranda katkı vermektedirler.
Gerek Ar-Ge ve gerekse üretim süreçleri ile ilgili hata önleme yöntemleri uygulanmasına rağmen üretim aşamalarında veya ürünün müşteriye tesliminden sonra meydana gelecek hata veya olumsuzluklarla ilgili riskin büyüklüğüne göre düzeltici veya önleyici faaliyetlerin başlatılması gerekmektedir.
Sistem tasarımcıları tarafından İşletmelerde gerçekleştirilecek önleyici veya düzeltici faaliyet uygulamalarında, uygunsuzluğun tespiti, kök neden analizi, gerçekleştirilecek faaliyetlerin planlanması ve uygulanması ile sonuçlarının değerlendirilmesi olarak ardışık sıradan oluşan bir sistematik çalışmanın planlanması ve uygulanması önerilmektedir.
Aynı zamanda, uygulanacak düzeltici ve önleyici faaliyetlerin her aşamasında gerçekleştirilecek iş ve işlemlerin, geriye dönük doğrulama yapmak amacıyla kayıt altına alınması gerekliliğinin altı özellikle çizilmektedir.
Riskin oluşturacağı olumsuzlukların ve sapmaların etkisini azaltmak veya ortadan kaldırmak için sürekli iyileştirmenin kurum kültürü haline gelmesi işletmelerin geleceğe güvenle bakmasını sağlayacaktır. Risk yönetiminin aynı zamanda, düzeltici, önleyici ve iyileştirme faaliyetleri ile uygunsuzlukların tekrarlama riskinin ortadan kaldırılmasına yönelik iş ve işlemleri kapsaması hedeflenmelidir.
Risk yöneticisi aynı zamanda, uygunsuzlukların kök neden analizi ile ilgili olarak, çevresel koşullar, malzeme, iş gücü ve kullanılan tezgâh, cihaz ve ekipmanlara yönelik uygulayacakları sorun çözme yöntemlerini ilgili prosedürlerde belirlemesi faydalı olacaktır.
Sonuç olarak, yöneticilerin yönetme sorumluluğu üstlendikleri kurum veya kuruluşların geleceği ile ilgili karar verme süreçlerinde alacakları risk veya risklerle ilgili yeterli bilgi ve veriye sahip olmaları gerekir.
Alınacak riskin, sonuçları itibarı ile işletmelerin geleceğini, işletme sahiplerini, hissedarları, çalışanları ve diğer tüm paydaşları doğrudan etkileyeceği de çok açıktır. Bu bağlamda riskin yönetilmesinde kararlılık ve süreklilik kadar, karar vericiler ile uygulayıcıların da yetkin olması gerekliliği göz ardı edilmemelidir.
Risk yönetimi aynı zamanda işletmelere, vizyoner bir yaklaşım ve öğrenen organizasyon olmaları ile sürekli iyileştirme merkezli bir çalışmaya odaklanmaları açısından önemli kazanımlar sağlayacaktır.
Son söz;
“Çalışma hayatında risk, bilgi ve cesaret gerektirir.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hayri Avcı
Risk yönetimi
Bilindiği gibi geçmişten günümüze, iş hayatında iz bırakan ve başarı hikâyesi bulunan yöneticilerin öne çıkan ortak özelliklerini, "risk almaları ile riski yönetme bilgi ve cesaretine sahibi olmalarıdır" şeklinde özetleyebiliriz. Söz konusu yöneticilerin aynı zamanda özgüven sahibi, kararlı ve bilgiyi esas alan vizyoner bir bakış açısına sahibi olmaları ile de farkındalık oluşturdukları gözlemlenir.
İşletmelerde “bir defada doğru yapmak” ilkesinin gerçekleşebilmesi için ürünün oluşumunu etkileyen tüm bileşenlerin birlikte ve uyum içinde hareket etmeleri beklenir. Bu kapsamda iş süreçlerinde meydana gelecek olası risklerin olumsuz etkilerini ortadan kaldıracak bir risk yönetim sistemine sahip olmaları, işletmelere yol gösterici olacaktır.
Risk; ürün veya hizmet üreten kurum ve kuruluşların hedeflerini gerçekleştirebilmek amacıyla, yürütmekte oldukları faaliyetlerin gidişatını olumlu veya olumsuz etkileyecek hususlar veya olaylar olarak ifade edilmektedir.
Diğer bir ifade ile risk yönetimi, gerek Ar-Ge ve gerekse üretim süreçlerinde risk oluşturma ihtimali olan unsurların veya olası sorunların tespit edilmesi ile henüz oluşmadan önlenmesi için yapılan planlı faaliyetlerin bütünü olarak tanımlandığı da görülmektedir. Bu kapsamda hazırlanacak risk planının, sürekli iyileştirmeye yönelik faaliyetlerle ilgili gerekli kaynakları da içeren bir yapıda olması büyük önem arz etmektedir.
ISO standardının konu ile ilgili maddesinde, “kuruluşların kaliteyle ilgili riskleri ve fırsatları belirlemek, saptamak ve değerlendirmek için gerekli süreç uygulamalarını başlatmaları” gerektiği belirtilmektedir. Bu amaç doğrultusunda yapılacak planlama, sürecin kapsamı, risk ve fırsatlara karşı gerçekleştirilecek eylemleri de içermesi gerektiği ifade edilmektedir.
Doğru bir anlatım şekli ile risk, iyi yönetilirse bir fırsat, yönetilemezse bir tehdit olarak kendini ifade edecektir. İşletmeler açısından, alınan riskin sonuçlarının olumsuz olmasının en büyük etkisinin, itibarsızlaşma yönünde olacağının da altının özellikle çizilmesi gerekir. Bu nedenle ürün ve hizmet üretiminde risk kaynağı olarak kabul edilecek her verinin analiz edilerek kayıt altına alınması, karar vericiler için büyük kolaylık sağlayacaktır.
Sanayinin tarihsel süreci içerisinde gerçekleştirilen tüm çalışmalar, potansiyel risk kaynağı olarak tanımlanan hata veya uygunsuzlukların oluşmadan önlenebilmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Hata veya uygunsuzluk oluştuktan sonra yapılacak düzeltme ve düzeltici faaliyetler ise ürün maliyetini artıracağı gibi işletmeleri, öz kaynak kaybından müşteri memnuniyetsizliğine kadar birçok ilave problemle baş başa bırakacaktır.
Kurumsallaşma sürecini tamamlamış işletmelerde, belirli aralıklarla yapılan güç analizi (SWOT) ile Ar-Ge veya üretim aşamalarında gerçekleştirilen hata türleri etki analizi (FMEA) gibi yöntemler, potansiyel hata kaynaklarının tespitine yönelik çalışmalara önemli oranda katkı vermektedirler.
Gerek Ar-Ge ve gerekse üretim süreçleri ile ilgili hata önleme yöntemleri uygulanmasına rağmen üretim aşamalarında veya ürünün müşteriye tesliminden sonra meydana gelecek hata veya olumsuzluklarla ilgili riskin büyüklüğüne göre düzeltici veya önleyici faaliyetlerin başlatılması gerekmektedir.
Sistem tasarımcıları tarafından İşletmelerde gerçekleştirilecek önleyici veya düzeltici faaliyet uygulamalarında, uygunsuzluğun tespiti, kök neden analizi, gerçekleştirilecek faaliyetlerin planlanması ve uygulanması ile sonuçlarının değerlendirilmesi olarak ardışık sıradan oluşan bir sistematik çalışmanın planlanması ve uygulanması önerilmektedir.
Aynı zamanda, uygulanacak düzeltici ve önleyici faaliyetlerin her aşamasında gerçekleştirilecek iş ve işlemlerin, geriye dönük doğrulama yapmak amacıyla kayıt altına alınması gerekliliğinin altı özellikle çizilmektedir.
Riskin oluşturacağı olumsuzlukların ve sapmaların etkisini azaltmak veya ortadan kaldırmak için sürekli iyileştirmenin kurum kültürü haline gelmesi işletmelerin geleceğe güvenle bakmasını sağlayacaktır. Risk yönetiminin aynı zamanda, düzeltici, önleyici ve iyileştirme faaliyetleri ile uygunsuzlukların tekrarlama riskinin ortadan kaldırılmasına yönelik iş ve işlemleri kapsaması hedeflenmelidir.
Risk yöneticisi aynı zamanda, uygunsuzlukların kök neden analizi ile ilgili olarak, çevresel koşullar, malzeme, iş gücü ve kullanılan tezgâh, cihaz ve ekipmanlara yönelik uygulayacakları sorun çözme yöntemlerini ilgili prosedürlerde belirlemesi faydalı olacaktır.
Sonuç olarak, yöneticilerin yönetme sorumluluğu üstlendikleri kurum veya kuruluşların geleceği ile ilgili karar verme süreçlerinde alacakları risk veya risklerle ilgili yeterli bilgi ve veriye sahip olmaları gerekir.
Alınacak riskin, sonuçları itibarı ile işletmelerin geleceğini, işletme sahiplerini, hissedarları, çalışanları ve diğer tüm paydaşları doğrudan etkileyeceği de çok açıktır. Bu bağlamda riskin yönetilmesinde kararlılık ve süreklilik kadar, karar vericiler ile uygulayıcıların da yetkin olması gerekliliği göz ardı edilmemelidir.
Risk yönetimi aynı zamanda işletmelere, vizyoner bir yaklaşım ve öğrenen organizasyon olmaları ile sürekli iyileştirme merkezli bir çalışmaya odaklanmaları açısından önemli kazanımlar sağlayacaktır.
Son söz;