İşletmelerin rekabetçi bir karaktere sahip olması için öncelikle kurumsallaşma sürecini tamamlamalarının gerektiği tartışılmaz bir gerçekliktir. Ürün ve hizmet üretimini, verimlilik esasına göre mümkün olan en kısa zamanda, öngörülen kalitede ve rekabetçi bir maliyette gerçekleştirmek işletmeler için gereklilikten öte yaşamsal bir zorunluluktur. Bu nedenle işletmelerdeki karmaşık bir yapının ahenk içerisinde eşgüdümlü olarak çalışması ve beklenen performansı sağlaması, ancak iyi kurgulanmış bir yönetim sistemi ile mümkün olabilir. Başka bir anlatım şekli ile işletmeler için sürdürülebilir bir gelecek vizyonu tanımlamasında rekabetçi bir yapının oluşması, kalite, verimlilik ve maliyet gibi hususların birlikte değerlendirilmesi gerektiği ve bunun da ancak bir sistem disiplini içerisinde olabileceği öngörülmektedir.
Günümüzde bir çok işletme tarafından kabul gören “Yalın Yönetim” anlayışı, işletmelerin tanımlanmış iş süreçlerinde katma değer oluşturmayan faaliyetlerinin azaltılması ile hedef kitlenin yani müşterilerin istek ve beklentilerinin karşılanmasını sağlayan bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Yalın Yönetim sistemi işletmelere sürekli iyileştirme ve gelişme fırsatı verirken, aynı zamanda israf olarak tanımlanacak ve sonuçları ürün veya hizmet maliyetlerini olumsuz etkileyecek tüm etkenleri de minimize etmeyi hedefler. Bu durum ancak işletme vizyonunun yalın yönetim anlayışını desteklemesi ve tüm süreçlerin hata yapılmadan yönetilmesi ile mümkün olabileceğinin altını çizmek gerekir.
Bilindiği gibi rekabetçi bir ortamda ürün satış fiyatları pazarda oluşmaktadır. Bu durumda ürün- pazar ilişkisini etkileyen en önemli faktör de ürün maliyeti olmaktadır. Ürün maliyetini rekabetçi kılan ise, her türlü israfın kontrol altına alınması ile malzeme ve işgücü kayıplarının giderek azaltacak sistematik bir yaklaşım gerekliliğidir. Başka bir anlatım şekli ile üretimi olumsuz anlamda etkileyecek tüm parametrelerin kontrol altına alındığı ve fayda/maliyet açısından da katma değer sağlayan yalın yönetim anlayışının işletmelerde başarı ile uygulandığını gözlemlemekteyiz.
İşletmelerde, disiplinler arası iş akışının neden olduğu kayıplar ile lojistik anlamındaki taşımacılık maliyetlerinin kabul edilebilir seviyede olması bir zorunluluktur. Bu nedenle iş yeri yerleşim planlamasını da içeren sistem tasarımı bir şekilde işletmenin geleceğini de doğrudan etkileyecektir. Doğru kurgulanmış bir sistem tasarımı, işletmelerde kalitenin üretilmesi ile müşteri memnuniyeti ile sadakatinin sağlanmasında ana etken ve belirleyici unsur olan fiyat politikalarını da optimize edecektir.
Yalın yönetim anlayışına göre işletme kayıplarının azaltılmasında en büyük katkı iç müşteri olarak da tanımlanan işletme çalışanları tarafından verilmektedir. Bu nedenle işletmelerde sürdürülebilir bir gelişme için çalışan memnuniyetinin sağlanması kritik bir eşiktir. Çalışan memnuniyetinin yükseltilmesi aynı zamanda işletme bütçelerine ciro bazlı artış ve sürdürülebilir bir büyüme olarak yansıyacaktır.
Genel Müdür olarak görev yaptığım ve entegre bir sanayi kuruluşu olan TÜLOMSAŞ’ ta özellikle “Yalın Yönetim Sistemi” esasını baz alan bir kalite yönetim sistemi modelini uyguladık. Bu kapsamda, şirket vizyon tanımlamamız gereğince bölgesel bir güç olan kurumu global anlamda bir üst seviyeye çıkartmayı hedef olarak belirledik. Bu amaca uygun olarak, sektörel bazda dünyanın en gelişmiş oyun kurucu ve üretici bir firma ile uzun süreli stratejik ortaklık anlaşması imzaladık. Bu anlaşma ile Avrupa demiryolu standartlarını karşılayan ve son teknoloji ürünü bir lokomotif tipini yerli katkı oranı ile ve yalın üretim yöntemlerini kullanarak şirketimizde üretme başarısı gösterdik. Stratejik ortaklık anlaşması gereğince şirketimizin, anılan lokomotiflerin Avrupa ve bölgemiz için tek üreticisi olarak tanımlanmasını sağlayarak ihracat kabiliyetimizi de artırmış olduk.
Söz konusu lokomotiflerin kurumumuzda başarı ile üretilmesi, stratejik ortağımız ve global anlamda bağımsız otoriteler tarafından bir başarı hikayesi olarak kabul edilmiş ve övgü ile bahsedilmiştir. Yalın üretim sistemi uygulamaları sonucunda iş sahaları daha ekonomik ve etkin kullanıldı, ihtiyaç harici malzeme stoklanmadığı için gereksiz stok maliyeti oluşmadı, israfın önlenmesine yönelik 5 S yöntemi başarı ile uygulandı, bu anlamda malzeme ve işçilik kayıpları minimize edilirken her seviyede eğitim etkin olarak kullanıldı.
Sonuç olarak; Global ortağımız tarafından bir başarı örneği olarak gösterilen yalın üretim çalışmalarımız, beklenildiği gibi çalışanlarımız da yüksek motivasyon sağlayarak yeni bir heyecan ve sinerji oluşturdu. Lokomotifler planlandığı şekilde, istenilen kalitede ve rekabetçi maliyetle üretmekle birlikte kayıpların azaltılması, beraberinde verimlilik artışını da getirdi. Verimlilik artışını, aylık bazda ana ürün olan lokomotif ve yük vagonu başta olmak üzere tüm üretim kalemlerinin önceki dönemlere göre kıyasla, katlanarak artması şeklinde ifade edebiliriz. Aynı zamanda yüksek teknoloji ürünü bu lokomotifler, sektör açısından başarı olarak kabul edilen bir yerlilik oranı ile üretilerek ülke eko sistemine önemli bir katkı sağlanmış oldu.
Son Söz;
“Uyguladığınız yöntemlerle başarılı olamıyorsanız, yönteminizi değiştirin.”
“Yalın yönetim uygulamaları kolay ve aynı zamanda basittir.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hayri Avcı
Yönetim, yöntem ve sistem
İşletmelerin rekabetçi bir karaktere sahip olması için öncelikle kurumsallaşma sürecini tamamlamalarının gerektiği tartışılmaz bir gerçekliktir. Ürün ve hizmet üretimini, verimlilik esasına göre mümkün olan en kısa zamanda, öngörülen kalitede ve rekabetçi bir maliyette gerçekleştirmek işletmeler için gereklilikten öte yaşamsal bir zorunluluktur. Bu nedenle işletmelerdeki karmaşık bir yapının ahenk içerisinde eşgüdümlü olarak çalışması ve beklenen performansı sağlaması, ancak iyi kurgulanmış bir yönetim sistemi ile mümkün olabilir. Başka bir anlatım şekli ile işletmeler için sürdürülebilir bir gelecek vizyonu tanımlamasında rekabetçi bir yapının oluşması, kalite, verimlilik ve maliyet gibi hususların birlikte değerlendirilmesi gerektiği ve bunun da ancak bir sistem disiplini içerisinde olabileceği öngörülmektedir.
Günümüzde bir çok işletme tarafından kabul gören “Yalın Yönetim” anlayışı, işletmelerin tanımlanmış iş süreçlerinde katma değer oluşturmayan faaliyetlerinin azaltılması ile hedef kitlenin yani müşterilerin istek ve beklentilerinin karşılanmasını sağlayan bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Yalın Yönetim sistemi işletmelere sürekli iyileştirme ve gelişme fırsatı verirken, aynı zamanda israf olarak tanımlanacak ve sonuçları ürün veya hizmet maliyetlerini olumsuz etkileyecek tüm etkenleri de minimize etmeyi hedefler. Bu durum ancak işletme vizyonunun yalın yönetim anlayışını desteklemesi ve tüm süreçlerin hata yapılmadan yönetilmesi ile mümkün olabileceğinin altını çizmek gerekir.
Bilindiği gibi rekabetçi bir ortamda ürün satış fiyatları pazarda oluşmaktadır. Bu durumda ürün- pazar ilişkisini etkileyen en önemli faktör de ürün maliyeti olmaktadır. Ürün maliyetini rekabetçi kılan ise, her türlü israfın kontrol altına alınması ile malzeme ve işgücü kayıplarının giderek azaltacak sistematik bir yaklaşım gerekliliğidir. Başka bir anlatım şekli ile üretimi olumsuz anlamda etkileyecek tüm parametrelerin kontrol altına alındığı ve fayda/maliyet açısından da katma değer sağlayan yalın yönetim anlayışının işletmelerde başarı ile uygulandığını gözlemlemekteyiz.
İşletmelerde, disiplinler arası iş akışının neden olduğu kayıplar ile lojistik anlamındaki taşımacılık maliyetlerinin kabul edilebilir seviyede olması bir zorunluluktur. Bu nedenle iş yeri yerleşim planlamasını da içeren sistem tasarımı bir şekilde işletmenin geleceğini de doğrudan etkileyecektir. Doğru kurgulanmış bir sistem tasarımı, işletmelerde kalitenin üretilmesi ile müşteri memnuniyeti ile sadakatinin sağlanmasında ana etken ve belirleyici unsur olan fiyat politikalarını da optimize edecektir.
Yalın yönetim anlayışına göre işletme kayıplarının azaltılmasında en büyük katkı iç müşteri olarak da tanımlanan işletme çalışanları tarafından verilmektedir. Bu nedenle işletmelerde sürdürülebilir bir gelişme için çalışan memnuniyetinin sağlanması kritik bir eşiktir. Çalışan memnuniyetinin yükseltilmesi aynı zamanda işletme bütçelerine ciro bazlı artış ve sürdürülebilir bir büyüme olarak yansıyacaktır.
Genel Müdür olarak görev yaptığım ve entegre bir sanayi kuruluşu olan TÜLOMSAŞ’ ta özellikle “Yalın Yönetim Sistemi” esasını baz alan bir kalite yönetim sistemi modelini uyguladık. Bu kapsamda, şirket vizyon tanımlamamız gereğince bölgesel bir güç olan kurumu global anlamda bir üst seviyeye çıkartmayı hedef olarak belirledik. Bu amaca uygun olarak, sektörel bazda dünyanın en gelişmiş oyun kurucu ve üretici bir firma ile uzun süreli stratejik ortaklık anlaşması imzaladık. Bu anlaşma ile Avrupa demiryolu standartlarını karşılayan ve son teknoloji ürünü bir lokomotif tipini yerli katkı oranı ile ve yalın üretim yöntemlerini kullanarak şirketimizde üretme başarısı gösterdik. Stratejik ortaklık anlaşması gereğince şirketimizin, anılan lokomotiflerin Avrupa ve bölgemiz için tek üreticisi olarak tanımlanmasını sağlayarak ihracat kabiliyetimizi de artırmış olduk.
Söz konusu lokomotiflerin kurumumuzda başarı ile üretilmesi, stratejik ortağımız ve global anlamda bağımsız otoriteler tarafından bir başarı hikayesi olarak kabul edilmiş ve övgü ile bahsedilmiştir. Yalın üretim sistemi uygulamaları sonucunda iş sahaları daha ekonomik ve etkin kullanıldı, ihtiyaç harici malzeme stoklanmadığı için gereksiz stok maliyeti oluşmadı, israfın önlenmesine yönelik 5 S yöntemi başarı ile uygulandı, bu anlamda malzeme ve işçilik kayıpları minimize edilirken her seviyede eğitim etkin olarak kullanıldı.
Sonuç olarak; Global ortağımız tarafından bir başarı örneği olarak gösterilen yalın üretim çalışmalarımız, beklenildiği gibi çalışanlarımız da yüksek motivasyon sağlayarak yeni bir heyecan ve sinerji oluşturdu. Lokomotifler planlandığı şekilde, istenilen kalitede ve rekabetçi maliyetle üretmekle birlikte kayıpların azaltılması, beraberinde verimlilik artışını da getirdi. Verimlilik artışını, aylık bazda ana ürün olan lokomotif ve yük vagonu başta olmak üzere tüm üretim kalemlerinin önceki dönemlere göre kıyasla, katlanarak artması şeklinde ifade edebiliriz. Aynı zamanda yüksek teknoloji ürünü bu lokomotifler, sektör açısından başarı olarak kabul edilen bir yerlilik oranı ile üretilerek ülke eko sistemine önemli bir katkı sağlanmış oldu.
Son Söz;