Uzun yaşamda başımıza neler gelmiştir neler. Şöyle bir düşünseniz belki usunuza hiçbir şey gelmez. Ama damlayan bir musluğu kapatmak bile başlı başına bir eylemdir. Onun için ben ne yaptım demeyin. Bir şeyler yapın ama yaptığınız işlemleri iyilikle, güzellikle, erdemle yapın sonucu mutlaka iyiliğe güzelliğe çıkacaktır.
Keyifle yapılmayan yemeğin bile tadı tuzu olmaz. Onun içindir ki bütün ustalar yaptıkları işin içine biraz iyilik, yürek temizliği, sabır, emek katarlar. Sabırla emek harcamadan yapılan bir eylem, iş hem yavan olur hem de ucuz. Sonunda da istenmeyen durumlar olabilir. Bir de gördüğünüzü hemencecik yorumlamayın. Bakın bakalım arkasında neler var. Acele karar verilen işlerin sonunda da çoğu zaman acı, gözyaşı, elem vardır. Ve geri dönüşü imkânsızlaşmıştır. Üç beş saniye düşünüp öyle karar verin. Çok şey kaybetmezsiniz.
“Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş. Şeytan kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş. Buzağı bu az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış debelenmiş ve boynundaki ip çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı süt kovasını devirmiş. Sağdığı süt ziyan olunca sinirlenen genç kadın eline geçirdiği odunu buzağıya vurunca yavru yere yığılmış. Yavrusuna saldırılan inek kayıtsız kalamayıp bir tekmede kadını yere serip öldürmüş. Uzaktan geçmekte olan kadının kayın pederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp ineği tüfekle vurmuş. Silah sesini duyan koca, karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce silahını çekip babasını öldürmüş. Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam, bu kadar acıya dayanamayıp intihar etmiş Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan; ‘Bu felaketi de bana yüklerler, buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım şimdi’ demiş.”
Evet, bizler bütün felaketleri ‘şeytana’ yıkmaya bayılırız. Tamam, kötülüklerin arkasında şeytanın parmağı vardır. Ama şöyle de bir sözümüz vardır. ‘Tedbir kaderi bozar’ diye. Sen hiçbir tedbir alma sonra da başına gelen bütün felaketlerden Şeytan’ı sorumlu tut. Olmaz, olmamalı. Bizler olayları beynimizle süzüp yorumlamadıktan sonra zaten şeytanın yoluna girmiş sayılırız. O sadece buzağının ipini gevşetir sonrasını da uzaktan keyifle izler. Fırsat vermeyin bu keyifli anlara. Gerekli tedbirleri alın, sonrasında bırakın şeytan sinirlensin, kudursun.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hidayet Oktay
Ben ne yaptım demeyin
Uzun yaşamda başımıza neler gelmiştir neler. Şöyle bir düşünseniz belki usunuza hiçbir şey gelmez. Ama damlayan bir musluğu kapatmak bile başlı başına bir eylemdir. Onun için ben ne yaptım demeyin. Bir şeyler yapın ama yaptığınız işlemleri iyilikle, güzellikle, erdemle yapın sonucu mutlaka iyiliğe güzelliğe çıkacaktır.
Keyifle yapılmayan yemeğin bile tadı tuzu olmaz. Onun içindir ki bütün ustalar yaptıkları işin içine biraz iyilik, yürek temizliği, sabır, emek katarlar. Sabırla emek harcamadan yapılan bir eylem, iş hem yavan olur hem de ucuz. Sonunda da istenmeyen durumlar olabilir. Bir de gördüğünüzü hemencecik yorumlamayın. Bakın bakalım arkasında neler var. Acele karar verilen işlerin sonunda da çoğu zaman acı, gözyaşı, elem vardır. Ve geri dönüşü imkânsızlaşmıştır. Üç beş saniye düşünüp öyle karar verin. Çok şey kaybetmezsiniz.
“Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş. Şeytan kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.
Buzağı bu az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış debelenmiş ve boynundaki ip çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı süt kovasını devirmiş. Sağdığı süt ziyan olunca sinirlenen genç kadın eline geçirdiği odunu buzağıya vurunca yavru yere yığılmış.
Yavrusuna saldırılan inek kayıtsız kalamayıp bir tekmede kadını yere serip öldürmüş. Uzaktan geçmekte olan kadının kayın pederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp ineği tüfekle vurmuş. Silah sesini duyan koca, karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce silahını çekip babasını öldürmüş. Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam, bu kadar acıya dayanamayıp intihar etmiş
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan; ‘Bu felaketi de bana yüklerler, buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım şimdi’ demiş.”
Evet, bizler bütün felaketleri ‘şeytana’ yıkmaya bayılırız. Tamam, kötülüklerin arkasında şeytanın parmağı vardır. Ama şöyle de bir sözümüz vardır. ‘Tedbir kaderi bozar’ diye. Sen hiçbir tedbir alma sonra da başına gelen bütün felaketlerden Şeytan’ı sorumlu tut. Olmaz, olmamalı. Bizler olayları beynimizle süzüp yorumlamadıktan sonra zaten şeytanın yoluna girmiş sayılırız. O sadece buzağının ipini gevşetir sonrasını da uzaktan keyifle izler. Fırsat vermeyin bu keyifli anlara. Gerekli tedbirleri alın, sonrasında bırakın şeytan sinirlensin, kudursun.