Derin kuyu ilçemizin kadın yazarlarından Dilek Nazlıoğlu’nun kaleme aldığı bir roman. Roman; Oymapınar, Manavgat, Side üçgeninde geçmekte. Yer yer Antalya saptamaları da var ama asıl kurgu Oymapınar, Manavgat, Side üçgeninde geçmektedir. Yazar çocukluğunun geçtiği Oymapınar’ı öylesine kaleme almış ki, yüzyıllar önce buradan Antik Side’ye su taşınmasından dolayı çok eski bir yerleşim yeri olan Oymapınar kültürünü, babaannesinin dilinden ve dedesinin bakış açısından genç kızların çeyiz işlemesi gibi işlemiş. Büyük çiftliklerden öğretmenlere, öğrencilerden işçilere kadar birçok sosyolojik olguyu kaleme alan yazar, insan ilişkilerinin en karmaşık olgusu olan AŞK’ı, işlerken sanki biraz yavan bırakmış gibi. Aşk gelince insanlarda akla ilkbahar gelir. Oysa yazarımız aşkı ilkbahar gibi değil de, ulaşılması zor bir hedef gibi işlemiş. Elbette bunda öğretmen kızımız Nisan’ın zor geçen çocukluğu sonrasındaki yaşantısı ve idealist kimliğinin etkisi çok fazladır. Bunun yanında aşkın erkek karakteri ülkemizin varsıl ailelerinin erkek çocuklarının tipik özelliklerini yansıtmaktadır. Bütün bu olgular ilçemiz edebiyatına farklı pencereler açarken değişik tatlar katmaktadır.
Derin kuyu bir aşk hikâyesinin etrafında örülürken toplumumuzun değişik katmanlarına da saptamalar yapmaktadır. İdealist öğretmen Nisan Türk toplumundaki genç kızların gizemli duyguları ile yaşarken bu duyguları dışa vurmamakta öylesine başarılı ki, sanki bütün bu özelliğini Manavgat ırmağının turkuaz renklerindeki suyun gizeminden almış.
Kent romanları ya da kent edebiyatı yaratılırken farklı kimliklerdeki yazarların yapıtları çok önem taşımaktadır. Bu yapıtlar bir döneme ışık tutmaktadır. Derin kuyu da ilçemizin sahil kesimindeki turizm hareketliliği ile sahilden uzaklaştıkça insanları farklı duygulara iten bir yapı ile karşılaşmaktadır. Sahil bandında halkın geçimi turizm ve yan kolları olurken, şehir merkezinde bürokrasi ile ticaret, şehirden uzaklaştıkça kırsala doğru çıktıkça tarım, seracılık ve hayvancılığa evrilmektedir. Yazarımız bütün bunları turizm çiftlik ve öğretmenlik (memurluk) üçgeninde ele alıp hikâyeleştirmiş. Turizmde kazanılan kolay paranın insanları nasıl etkilediğinin ince ince ipuçlarını verirken, idealist öğretmenin insan ilişkilerine vermiş olduğu değer ahde vefanın önemine vurgulamaktadır.
Derin Kuyu ile Manavgat Türk edebiyat tarihinin bir parçası olmuştur. Elbette bu yapıtların ilçemiz edebiyatı ile ülkemiz edebiyatındaki yerini de hiç kuşkusuz gelecek zaman gösterecektir. Ama en azından Derin kuyu adlı bir Manavgat romanımız bulunmaktadır.
“Köye giden yolda ilerlerken değirmenden dönerim diye kafamdan plan yapmıştım. Mustafa dayanın arsasından geçerken ektiği nar fidanları dikkatime çekti. Her zaman muntazam iş yapar, eğri büğrü ağaç dikmezdi bahçesine. Alt tarafı portakal bahçesi üst tarafı nar ağaçları değirmenin sağı solu üstü komple asma dolu. En üst mandaldaki tarlasında da zeytin ağaçları mevcuttu. Arada kalan bir parsel tarlada da mevsimlik sebze ekerdi. Kendisi okumamış ama benim gibi ziraat mühendisi kızından çok daha iyi bilirdi bu işleri.” (Derin kuyu Sayfa 168 )
Kentleri kent kimliğine sokan kesinlikle yazılı metinlerdir. Bizler kentimizi yazacağız ki kentimizin bir belleği olsun. Derin Kuyu kent kimliğine konulan tuğlalardan birisidir. Teşekkürler Dilek Nazlıoğlu.
Mutluluk biraz da zamansız gelen tesadüflere tutunmuş hayatların birbiriyle kesiştiği anda ortaya çıkar.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hidayet Oktay
Derin Kuyu ve Manavgat
Derin kuyu ilçemizin kadın yazarlarından Dilek Nazlıoğlu’nun kaleme aldığı bir roman. Roman; Oymapınar, Manavgat, Side üçgeninde geçmekte. Yer yer Antalya saptamaları da var ama asıl kurgu Oymapınar, Manavgat, Side üçgeninde geçmektedir. Yazar çocukluğunun geçtiği Oymapınar’ı öylesine kaleme almış ki, yüzyıllar önce buradan Antik Side’ye su taşınmasından dolayı çok eski bir yerleşim yeri olan Oymapınar kültürünü, babaannesinin dilinden ve dedesinin bakış açısından genç kızların çeyiz işlemesi gibi işlemiş. Büyük çiftliklerden öğretmenlere, öğrencilerden işçilere kadar birçok sosyolojik olguyu kaleme alan yazar, insan ilişkilerinin en karmaşık olgusu olan AŞK’ı, işlerken sanki biraz yavan bırakmış gibi. Aşk gelince insanlarda akla ilkbahar gelir. Oysa yazarımız aşkı ilkbahar gibi değil de, ulaşılması zor bir hedef gibi işlemiş. Elbette bunda öğretmen kızımız Nisan’ın zor geçen çocukluğu sonrasındaki yaşantısı ve idealist kimliğinin etkisi çok fazladır. Bunun yanında aşkın erkek karakteri ülkemizin varsıl ailelerinin erkek çocuklarının tipik özelliklerini yansıtmaktadır. Bütün bu olgular ilçemiz edebiyatına farklı pencereler açarken değişik tatlar katmaktadır.
Derin kuyu bir aşk hikâyesinin etrafında örülürken toplumumuzun değişik katmanlarına da saptamalar yapmaktadır. İdealist öğretmen Nisan Türk toplumundaki genç kızların gizemli duyguları ile yaşarken bu duyguları dışa vurmamakta öylesine başarılı ki, sanki bütün bu özelliğini Manavgat ırmağının turkuaz renklerindeki suyun gizeminden almış.
Kent romanları ya da kent edebiyatı yaratılırken farklı kimliklerdeki yazarların yapıtları çok önem taşımaktadır. Bu yapıtlar bir döneme ışık tutmaktadır. Derin kuyu da ilçemizin sahil kesimindeki turizm hareketliliği ile sahilden uzaklaştıkça insanları farklı duygulara iten bir yapı ile karşılaşmaktadır. Sahil bandında halkın geçimi turizm ve yan kolları olurken, şehir merkezinde bürokrasi ile ticaret, şehirden uzaklaştıkça kırsala doğru çıktıkça tarım, seracılık ve hayvancılığa evrilmektedir. Yazarımız bütün bunları turizm çiftlik ve öğretmenlik (memurluk) üçgeninde ele alıp hikâyeleştirmiş. Turizmde kazanılan kolay paranın insanları nasıl etkilediğinin ince ince ipuçlarını verirken, idealist öğretmenin insan ilişkilerine vermiş olduğu değer ahde vefanın önemine vurgulamaktadır.
Derin Kuyu ile Manavgat Türk edebiyat tarihinin bir parçası olmuştur. Elbette bu yapıtların ilçemiz edebiyatı ile ülkemiz edebiyatındaki yerini de hiç kuşkusuz gelecek zaman gösterecektir. Ama en azından Derin kuyu adlı bir Manavgat romanımız bulunmaktadır.
Kentleri kent kimliğine sokan kesinlikle yazılı metinlerdir. Bizler kentimizi yazacağız ki kentimizin bir belleği olsun. Derin Kuyu kent kimliğine konulan tuğlalardan birisidir. Teşekkürler Dilek Nazlıoğlu.
Mutluluk biraz da zamansız gelen tesadüflere tutunmuş hayatların birbiriyle kesiştiği anda ortaya çıkar.