Huzur gürültü patırtı içinde yakalanıyorsa değerlidir
Yazının Giriş Tarihi: 27.04.2021 16:18
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.09.2023 13:05
Yüzyıllar önce mağaralara çivi yazısı ile yazılmış bir anıt vardı patırtı gürültünün ortasında huzur içinde yaşa diye başlayıp giden. Eğer insan bu karmaşık dünyada patırtı gürültü içinde huzur içinde yaşayabiliyorsa yaşamın gizlerini çözmüş demektir. Yirmi birinci yüzyıl insanı karmaşık, çetrefilli dünyada huzuru bulmak için neler yapmıyor ki? Kentlilerin en kolay huzur buldukları yerler tedavi merkezleri olmakta. İş ve yaşam çıkmazları insanları öylesine sıkıştırmış. Buinsanlar bir nebze olsun huzur için neler yapmıyorlar. Teknolojik gelişmeler insanlarımızı öylesinebir sıkıştırmış elini, kolunu bağlanmıştır. Terapi merkezlerinden sonra spor alanları, sahaları, sanat atölyeleri dolup taşmaktadır. Hafta sonlarındaki doğa yürüyüşleri hep bir eksiklikten doğmaktadır.
Huzur dalgasız denizde sakin sakin seyreden bir yatın rahatlığında değil dalgalı denizde teknesini kurtarmaya çalışan kaptanın emeğinde saklıdır. Mücadele etmeden, çalışıp yorulmadan huzur, sükûnet, güzellik bulunmaz, yakalanmaz.
“Bir gün halkı tarafından çok sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar birbirinden güzel resimler yaparlar. Sonunda eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir. Resimlerden birisinde sükûnetli bir göl vardır. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslüyorlardı. Resme kim baktı ise onun mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşünüyordu. Diğer resimde de dağlar vardı. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Üst tarafta ise kara bulutlar ve öfkeli bir gökyüzü, yağmurlar boşanıyor ve şimşek çakıyordu. Dağın eteklerinde ise köpüklü bir şelale çağıldıyordu. Kısaca resim hiç de huzurlu gözükmüyordu. Fakat kral resme bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık gördü. Çalılığın üstünde ise anne bir kuşun örttüğü bir kuş yuvası görünüyordu. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuş yuvasını kuruyordu. Harika bir huzur ve sükûn örneği, ödülü kim kazandı dersiniz? Tabi ki ikinci resim. Kralın açıklaması şöyle idi:Huzur hiçbir gürültünün sıkıntının yada zorluğun bulunmaması ve sıkıntının olmadığı yer demek değildir. Huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükûn bulabilmesidir.” Karmakarışık dünyada huzuru yakalamak öyle kolay iş değildir tam yakaladım bundan sonra zor günler geride kaldı dediğimiz anda bir başka huzursuzluk gelip insanın omzuna çöreklenir. İşte bütün bu olumsuzlukları omuzlayıp gülümseyebiliyorsak, yuvamıza evimize ekmek götürebiliyorsak huzurlu bir uykuyu hak etmiş oluruz. Huzurlu yatan huzurlu kalkar. Bu döngü sürüp gider ne zaman ki bu döngüye birisi çomak soktu işte o zaman bizler huzurumuzu bozan çomağı çekip çıkarmalıyız ki biz de çevremize huzursuzluk çomakları sokmayalım. Unutmayın, çoğu huzursuzluk çomakları isteyerek sokulmaz. İstemeden söylediğimiz bir söz, bir bakış olur bazen bu huzursuzluk çomakları. Aman dikkat!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hidayet Oktay
Huzur gürültü patırtı içinde yakalanıyorsa değerlidir
Yüzyıllar önce mağaralara çivi yazısı ile yazılmış bir anıt vardı patırtı gürültünün ortasında huzur içinde yaşa diye başlayıp giden. Eğer insan bu karmaşık dünyada patırtı gürültü içinde huzur içinde yaşayabiliyorsa yaşamın gizlerini çözmüş demektir. Yirmi birinci yüzyıl insanı karmaşık, çetrefilli dünyada huzuru bulmak için neler yapmıyor ki? Kentlilerin en kolay huzur buldukları yerler tedavi merkezleri olmakta. İş ve yaşam çıkmazları insanları öylesine sıkıştırmış. Buinsanlar bir nebze olsun huzur için neler yapmıyorlar. Teknolojik gelişmeler insanlarımızı öylesinebir sıkıştırmış elini, kolunu bağlanmıştır. Terapi merkezlerinden sonra spor alanları, sahaları, sanat atölyeleri dolup taşmaktadır. Hafta sonlarındaki doğa yürüyüşleri hep bir eksiklikten doğmaktadır.
Huzur dalgasız denizde sakin sakin seyreden bir yatın rahatlığında değil dalgalı denizde teknesini kurtarmaya çalışan kaptanın emeğinde saklıdır. Mücadele etmeden, çalışıp yorulmadan huzur, sükûnet, güzellik bulunmaz, yakalanmaz.
“Bir gün halkı tarafından çok sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder.
Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar birbirinden güzel resimler yaparlar.
Sonunda eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir.
Resimlerden birisinde sükûnetli bir göl vardır. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslüyorlardı. Resme kim baktı ise onun mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşünüyordu.
Diğer resimde de dağlar vardı. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Üst tarafta ise kara bulutlar ve öfkeli bir gökyüzü, yağmurlar boşanıyor ve şimşek çakıyordu. Dağın eteklerinde ise köpüklü bir şelale çağıldıyordu. Kısaca resim hiç de huzurlu gözükmüyordu.
Fakat kral resme bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık gördü. Çalılığın üstünde ise anne bir kuşun örttüğü bir kuş yuvası görünüyordu. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuş yuvasını kuruyordu. Harika bir huzur ve sükûn örneği, ödülü kim kazandı dersiniz?
Tabi ki ikinci resim. Kralın açıklaması şöyle idi:Huzur hiçbir gürültünün sıkıntının yada zorluğun bulunmaması ve sıkıntının olmadığı yer demek değildir. Huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükûn bulabilmesidir.”
Karmakarışık dünyada huzuru yakalamak öyle kolay iş değildir tam yakaladım bundan sonra zor günler geride kaldı dediğimiz anda bir başka huzursuzluk gelip insanın omzuna çöreklenir. İşte bütün bu olumsuzlukları omuzlayıp gülümseyebiliyorsak, yuvamıza evimize ekmek götürebiliyorsak huzurlu bir uykuyu hak etmiş oluruz. Huzurlu yatan huzurlu kalkar. Bu döngü sürüp gider ne zaman ki bu döngüye birisi çomak soktu işte o zaman bizler huzurumuzu bozan çomağı çekip çıkarmalıyız ki biz de çevremize huzursuzluk çomakları sokmayalım. Unutmayın, çoğu huzursuzluk çomakları isteyerek sokulmaz. İstemeden söylediğimiz bir söz, bir bakış olur bazen bu huzursuzluk çomakları.
Aman dikkat!